{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/178 <br>KARAR NO\t: 2024/546<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 01/11/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2023/470 Esas,  2023/790 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08/.../2020 tarihinde davalı ile anlaşma yaparak ...ile ... marka araçları satın aldığını ve davalı ile anlaşma yaptıklarını, araçların Eylül Ekim ayında müvekkiline teslim edileceğine dair taahhüt verildiğini, araçlar için müvekkilinden kapora istenildiğini ve her bir araç için 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL kaporanın 08/.../2020 tarihinde davalıya gönderildiğini, araçların her birinin satış bedelinin 698.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davalının tek taraflı, kusurlu ve hukuka aykırı olarak araçları satmaktan vazgeçtiğini, araçlar için yatırılan 100.000,00 TL kaporanın müvekkiline iade edildiğini, aradan geçen 3 aylık süre içerisinde araç fiyatlarının yükseldiğini, Temmuz ayında anlaştıkları fiyatın çok üstünde bir fiyat farkının meydana geldiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla Mahkemece taraflarına verilecek süre içerisinde 08....2020 tarihinde müvekkili ile davalının anlaşması çerçevesinde araçlar için belirlenen ücretin mahkemeye depo edilerek ...marka araç ile ... Marka araçların müvekkili adına tesciline, bu talebin mümkün olmaması halinde dava tarihindeki araçların fiyatı ve  08....2020 tarihinde müvekkili ile davalının anlaşması çerçevesinde araçlar için belirlenen ücret arasındaki araçların fiyat farklarının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak müvekkilinin uğradığı zararın fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının asılsız ve eksik olduğunu, müvekkilinin dava konusu araçları davacıya satmamasının en temel sebebinin davacının tekrarlı satıcı olduğunu, sonradan teslim edilecek araçlarda hiç bir şekilde fiyat garantisi verilmediğini, aracın teslim anındaki fiyatın baz alındığını, davacının belirttiği gibi 698.000,00 TL üzerinden fiyatın opsiyonlanmadığını, müvekkilinden sipariş edilen araçların internet görseli kullanılarak ....com sitesinde davacı tarafından satışa çıkarıldığını, davacının araçları kullanım amaçlı değil galericilik alanında faaliyet gösteren firmalar üzerinden üstüne kar koyarak yeniden satma amaçlı satın aldığının anlaşıldığını, durumun... Türkiye'ye bildirilerek ve onay alınarak davacının siparişlerinin iptal edildiğini, bu hususta davacının hem telefon ile hem de mail ile bilgilendirildiğini, müvekkili ile Volvo arasında yapılan bayilik sözleşmesine göre yeniden satış amaçlı araç satın almak isteyen hiç bir şahıs yada şirkete araç satamayacağını, bu yasaklayıcı hükmün 2017/3 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 6/b maddesine dayandığını, müvekkilinin araçları davacıya satmamakta haklı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen rakamlar üzerinden araçların satışının yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Tüm dosya kapsamı ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde; davacı vekili davalı şirketin müvekkiline 08/.../2020 tarihinde ...ile ... marka iki adet araç sattığını, bu araçlar için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL ödeme yaptıklarını,  araçların teslim tarihinin Eylül ya da Ekim ayı olarak kararlaştırıldığını ancak davalının bu süreçte ödenen 100.000,00 TL'yi iade ederek satış işleminden vazgeçtiğini bu nedenle iki adet aracın tescilini bu talebin reddilmesi halinde araçların fiyatlarında meydana gelen farkın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin iki araç için toplamda 100.000,00 TL ödeme aldığını ancak bu ödemeler nedeniyle davacıya fiyat garantisi verilmediğini, kaldı ki araçların satılmasından davacının \"tekrarlı satıcı\" olması nedeniyle vazgeçildiğini beyan etmiştir. <br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/1264 Esas, 2018/11620 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesine göre, trafiğe kayıtlı araçların satış ve devrine ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, noterce re'sen düzenleme biçiminde yapılması zorunludur. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler. Somut olayda taraflar arasında KTK'nin 20/d maddesi doğrultusunda bir sözleşme yapılmadığından, davacının araç tescillerine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.<br>Davacının terditli olarak açtığı davadaki ikincil talebi ise, araçların harici sözleşme tarihi olan 08....2020 tarihi ile teslim edileceği tarih arasında oluşan fiyat farkının tahsili istemidir. TTK'nin 5/A-1.maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ya da tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davacı vekili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4240 Esas 2022/6367 Karar sayılı ilamını gerekçe göstererek arabuluculuk yoluna başvurmak için süre talep etmiştir. Ancak söz konusu ilam incelendiğinde Arabulucluk Kanunu'nun 18/A maddesine atıfta bulunulduğu ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, temyiz başvurusu yapılan dosyada görevsizlik kararı kesinleşmeden arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve görevli olan asliye ticaret mahkemesinde dava açılmadan önce son tutanağın sunulduğu anlaşıldığından arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kanaatine varılmıştır. Eldeki dosyada tazminat talebi yönünden görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gelmeden önce arabulucluk son tutanağı sunulmadığından ve davadan önce arabulucuya başvurulmadığı anlaşıldığından, tazminat davasının arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının araç tesciline ilişkin davasının reddine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terditli dava şeklinde açılan dosyalarda dava dosyasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı terditli yapılan taleplerin ilkine göre değerlendirilmesi gerektiği, çünkü terditli olarak açılan davalarda arabuluculuk dava şartının ilk talebe göre değerlendirilmesi gerektiğini, satıcının taahhüt ettiği araçları müvekkile kapora yatırılmasına rağmen teslim etmemesi ve kaporayı tek taraflı olarak hiçbir sebep göstermeden iade etmesinin müvekkilde büyük bir mağduriyete sebep olduğunu, yerel mahkemece dosyada araştırma yapılmadan ve bilirkişi raporu dahi alınmadan tescil talebinin esastan reddedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddedilmesi ve aleyhe vekalet ücreti hükmedilmesinin kabul etmemekle birlikte dava değeri 9.000,00-TL olduğundan mahkemece karşı vekalet ücreti olarak 9.000,00-TL hükmedilmesi gerekirken mahkemece haksız bir şekilde 17.900,00-TL vekalet ücretine hukuka aykırı olarak hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılması ve davanın tamamen kabulü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava, trafik siciline kayıtlı aracın tescili ikinci kademe de tazminat istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Davacı öncelikle satın aldığı ancak kendisine teslim edilmeyen araçlar için birinci kademede aracın adına tescilini, ikinci kademede aracın teslim edilmemesi nedeniyle davacı ile davalının anlaşması çerçevesinde araçlar için belirlenen ücret arasındaki araçların fiyat farklarının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacının uğradığı zararın fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>Mahkemece birinci kademe talebinin reddine karar verilmesi ve gerekçesi yerindedir, ancak ikinci kademede tazminat talebi yönünden ise terditli davalarda arabuluculuk dava şartı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Terditli olarak açılan davalarda arabuluculuk dava şartının ilk talebe göre değerlendirilmesi gerekmekte olup davacının esas ilk talebi aracın tescil talebi olmakla bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacağın tahsili talebi bulunmadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Bu nedenle davada arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığından mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek yargılamaya devamla ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekir. <br> Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ........ tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13e0763e3e10ff64","SID":"ef4b4c1d206674ae"}}