{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/66 <br>KARAR NO\t: 2024/318<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/453 E.  -  2021/125 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/03/2021 tarih ve 2019/453 E. - 2021/125 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...+şekil” ibareli marka başvurusunun davalı şirketin \"şekil+...\" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının birbirine hiç benzemediğini, ayrıca davalı firmanın markalarının 43. sınıf hariç, müvekkilinin markasını tescil ettirmek istediği sınıflara giren emtialar açısından tescilli olmadığını, davacının davaya konu markasında geçen “...” kelimesinin tanımlayıcı olması nedeniyle markanın esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, davalı şirketin markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğunu ve bu ibareler çok farklı olduğundan taraf markalarının birbirlerine benzediğinin söylenemeyeceğini, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin markaları karıştırmasının söz konusu olmadığını, davalı müşterilerinin \"...\" yerine müvekkilinin kafesine gideceğinin ileri sürülemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin “...” ibareli seri markalarının bulunduğunu ve bu markalardan doğan kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, davalının ticari rekabetin önüne geçmek ve bu alandaki konumunun sarsılmasını engellemek amacıyla en ufak yerel markaları dahi agresif bir biçimde engellemeye çalıştığını ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-9042 sayılı kararının iptalini ve müvekkilinin 2018/79743 sayılı marka başvurusunun  tescilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkili markalarının Türkiye’de de tescilli olduğunu, markalarının yoğun kullanım sonucu özellikle yiyecek- içecek ürünleri ve bunların sağlanması hizmetleri açısından davalı ile özdeşleştiğini, davacı şahsın davalının bu tescilli-tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka başvurusunda bulunduğunu, üstelik bu markanın davalının markalarının tescilli olduğu ve kullanıldığı emtiaları kapsadığını, karşılaştırılan markaların iç içe geçmiş halkaları, ortasına yerleştirilmiş şekil unsuru, yıldız ve kahve çekirdeği şekillerinin ortaklığı, iç içe geçmiş halkaların arasında üstte ve altta yeşil üzerine beyaz fontla yazılan kelime unsurları itibariyle son derece benzer olduklarını, davacı şahsın müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarının ise bu şekil unsurundan yoksun kelime markaları olduğunu, davacının huzurdaki davaya konu markasında ise davalının markasında geçen kompozisyonu ve konsepti birebir taklit ettiğini, müvekkilinin markalarının yüksek tanınmışlık derecesinin de davacının markasının davalı markalarını çağrıştırma ihtimalini arttırdığını, zira tüketicilerin markalarda yer alan detay nitelikteki kelimeleri değil, ilk bakışta hafızalarında kalan kompozisyonları hatırladıklarını, markaların benzerlik değerlendirmesinde markaların bütünü itibarıyla bıraktığı izlenimin çok önemli olduğunu, davalı ...’in davalının markalarındaki bu kompozisyonu taklit eden markalarla ilgili vermiş olduğu pek çok emsal kararının bulunduğunu, taraf markalarının birebir aynı mal ve hizmetlerde kullanılacağını, bu durumun davalının piyasada yıllarca emek sarf ederek meydana getirdiği haklı ün ve tüketicilerde oluşturduğu kalite imajını da sarsacağını, davacının marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığını, zira aynı kompozisyonun tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulmasının mümkün olmadığını, davacı şahsın amacının davalının markalarının itibar ve şöhretinden yararlanmak olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler ile redde mesnet 200378, 201414, 2001/08707, 2001/12519, 2002/29384, 2012/80211, 2012/80212, 2018/71108 sayılı markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür, benzer oldukları; görsel açıdan dava konusu marka ile davalı şirketin redde mesnet markaları karşılaştırıldığında; her iki markanın bir bütün olarak görsel hafızada bırakacağı izin benzer olduğu, markalar arasında işitsel ve kavramsal benzerliğin ise bulunmadığı; davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç düzeyi ve karşılaştırılan markaların özellikle görsel olarak bir bütün halinde benzer olmaları dikkat alındığında; dava konusu markanın 5. sınıftaki mallar ile 35. sınıfta yer alan “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” açısından redde mesnet markalarla karıştırılma ihtimalinin çok düşük olmakla birlikte ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, diğer mal ve hizmetler açısından (29, 30, 31, 32, 35/05 ve 43. sınıflar) redde mesnet markalarla karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6/1. hükmü koşulunun oluştuğu; davacının müktesep hak iddiasına mesnet önceki tarihli 2017/11241, 2017/11223, 2015/10857 ve 2014/60002 sayılı markalarının uzun süreli kullanım kriteri açısından değerlendirildiğinde, davacının dava konusu marka başvurusunun 06.09.2018 tarihinde yapıldığı, davacının davacının önceki tarihli markalarının uzun süreden beri kullanılmış ve çekişme konusu olmak çıkmış olma kriterinin somut olayda bulunmadığı, önceki markaların asli unsurunun korunması kriterinin de somut olayda bulunmadığı, açıklanan nedenlerle dava konusu marka başvurusu  açısından davacının müktesep hakkının mevcut olmadığı; dosyada mevcut deliller kapsamında, davalı şirketin \"şekil+...\" markasının uzun yıllardan beri piyasada olduğu, dünya çapında çok sayıda ülkede tescilli olduğu ve yaygın olarak kullanıldığı, sürekli tanıtım ve reklam faaliyetleri neticesinde bu markanın davalı şirket ile özdeşleştiği ve içecek-cafe sektöründe tanınmış hale geldiği, bu nedenle davalı şirketin \"şekil+...\" markasının dünya çapında tanınmış/çok bilinen, özgün, ayırt edici niteliği yüksek, kullanıldığı mal ve hizmetlerinin yüksek kalitesi ile de bilinen bir marka olduğu, tanınmış olduğu sektörün toplumun her kesimine hitap eden niteliğinin bulunduğu, bu nedenle içecek-cafe sektörü haricinde kalan diğer mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin de davalı şirkete ait bu markayı iyi bildiği ve tanıdığı, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait tanınmış bu markanın bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim ve kompozisyon açısından yüksek benzerliği ve çok kolaylıkla davalı şirket ile ilişkilendirilebileceği düşünüldüğünde davacı markasının davaya konu  mal ve hizmetlerde kullanılması halinde davalı şirket markasının tanınmışlığından haksız bir yararın sağlanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu nedenle SMK'nın 6/5. maddesi hükmü koşulunun somut olayda oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının benzer olmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin eski tarihli markalarının müktesep hak teşkil ettiğini, bu markalar ile dava konusu başvurunun esas unsurlarının aynı olduğunu, dosyaya sundukları mütalaa ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan hukuki mütalaada da belirtildiği gibi taraf markalarının şekil unsurlarının benzer olduğu, taraf markalarının genel kompozisyonlarının benzer olması nedeniyle markaların görsel olarak ve bütünü itibariyle bıraktıkları genel izlenim açısından benzedikleri, markalarda şekil unsurunun ön planda olması nedeniyle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dosya kapsamında iki farklı heyetten rapor alındığı, her iki bilirkişi raporunda da başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşacağı sonucuna varıldığı, öte yandan davacı başvuru sahibinin eski tarihli markalarının müktesep hak koşullarını sağlamadıkları anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 16/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br><br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfa886ae02d800ad","SID":"09754b14e7a8fdcd"}}