{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/04/2023<br>NUMARASI\t\t: Esas -  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN <br>DAVACILAR\t: 1-... - (T.C Kimlik No: ...)<br>\t\t2-... - (T.C Kimlik No: ...)\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t : Genel Kurul Kararının İptali <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/03/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 13/03/2024<br>Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan Genel Kurul Kararının İptali davasında 26/04/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacılar dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin bir paya müşterek olarak üyesi olduklarını, davalının 09.02.2020 tarihinde olağan genel kurul yaptığını öğrendiklerini, bu kararın iptal edilmesini istediklerini, arabulucuya müracaat etmelerine rağmen anlaşamadıklarını, davalının usul ve yasalara aykırı bir çok faaliyet yürüttüğünü, 2018 yılı genel kurulu 2019 yılında yapılması gerekirken yapmadığını, üyelerden toplanan paraların kooperatifin resmi hesaplarına yatırılması gerekirken kendi hesaplarına yatırdıklarını, kooperatifin bütün parasal işlemlerinin kooperatif banka hesapları üzerinden değil kooperatif yönetiminin şahsi hesapları üzerinden yürütüldüğünü, kooperatif üyesi olmalarına rağmen 09.02.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısına, toplantıya çağrı hakkındaki hükümlere uyulmayarak çağırılmadıklarını ve bu sebeple genel kurula katılamadıklarını, 09.02.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektiğini, sebebinin; 2018 ve 2019 yıllarına ait yönetim kurulu raporları ve denetim kurulu raporlarının gerçek olmayıp tamamen hayali olması olduğunu, yönetim ve denetim kurulu raporlarının kooperatif ticari defterlerinde kayıt ve karşılıkları olmadığını, davalının aralık 2019 tarihinde yapmaya çalıştığı genel kurul toplantısının “yönetim kurulu ve denetim kurulu raporlarının mevcut olmamasından dolayı” bakanlık temsilcisi tarafından tutanakla iptal edildiğini, 09.02.2020 tarihli olağan genel kurulda ise sahte raporlar ile genel kurul yapıldığını, bu durumun genel kurul kararlarının tamamının iptalini gerektirdiğini belirterek; davalı Kooperatifin 09.02.2020 tarihli olağan genel kurul kararlarının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine arar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını beyan etmiş ve iddiaların doğru olmadığını da beyan ederek, davanın esastan da reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"…Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 22/04/2022 tarihli rapor ve 27/01/2023 tarihli ek raporuna göre; davacıların 1/2'şer hisse ile davalı kooperatifin ortağı (üyesi) oldukları, üyeliklerinin peşin ödemeli değil normal üyelik olduğu, davalı kooperatifin 87 üyesinin bulunup, dava konusu genel kurul toplantısı yönünden 21 üyesine tebligat yapılamadığı, 36 üyenin asaleten ve vekaleten katılımı ile ve 1/4'lük nisap sağlanmak suretiyle toplantının yapıldığı, 09/02/2020 tarihli genel kurula katılmayan üyelerin sayısının toplantıda alınan kararların nisabını etkileyecek düzeyde olmadığı, davalı kooperatifin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmadığı, davalı kooperatif başkanı ...'ın şahsi hesabına kooperatif üyelerinden .... tarafından 25/08/2020 tarihinde (davadan sonra) yatırılan paranın kooperatifin 2020 yılı defterine kaydedildiği ancak makbuzu kesilmiş diğer ödemelerin kooperatif defterlerinde yer almadığı, kooperatif hesaplarına yapılması gereken ödemelerin kooperatif başkanının şahsi hesabına yapılmış olduğu belirlenmiştir. <br>Davacıların usulüne uygun olarak genel kurul toplantısına çağrılmamalarının Yargıtay 23. HD.nin 03.06.2015 gün ve 2014/7930 E. 2015/4184 K. sayılı emsal içtihadın da belirtildiği üzere, toplantıya katılmayanların sayısının toplantıda alınan kararların nisabını etkilemediği durumlarda tek başına iptal sebebi sayılamayacağı anlaşılmıştır.  <br>1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 53/1-1. maddesine göre ise, \"Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri, kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere 1 ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler.\"<br>Dava konusu genel kurul toplantısının 09/02/2020 tarihinde yapıldığı, davanın ise 27/07/2020 tarihinde 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, hak düşürücü süre gözetilmeksizin alınan kararların yoklukla malul veya batıl olmasını gerektiren kararların bulunmadığı anlaşıldığından, davacının 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra davayı açtığı sonucuna varılmıştır. <br>Her ne kadar kooperatif başkanının bir kısım ödemeleri kooperatif hesapları yerine şahsi hesabına aldığı veya makbuzu kesilen paraların kooperatif hesaplarına zamanında aktarılmasını sağlamadığı belirlenmiş ve toplantıda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiş ise de; bu kararın genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu veya batıl sayılması gerektiğini gösteren kararların olmadığı, iptali mümkün kararlardan olduğu ve iptalin de 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde istenilmesi gerektiği belirlenmiştir. <br><br>Davacıların ve diğer ilgililerin yönetim kurulu başkanının sorumluluğu yönünden, kanun ve anasözleşmenin kendilerine tanıdığı yetkileri kullanma hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu genel kurul kararının iptaline ilişkin bu davanın 1 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacılar tarafından, dava açılmadan önce Arabulucu'ya başvurulmuş ve Arabulucu tarafından, bu başvuru dava şartı olan arabuluculuk kabul edilerek 23/07/2020 tarihli anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak düzenlenmiş ise de; <br>Bu dava zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından Mahkememizce 23/07/2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk tutanağı olarak değerlendirilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu, kaldı ki davanın reddine de karar verildiği görülmüş, arabuluculuk masrafların tamamından davacıların sorumlu olduğu sonucuna varılmış…\" gerekçesiyle; davacıların davasının 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesindeki 1 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin işlediğini, ...dosya numarasıyla arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, gerek müvekkillerinin arabulucuya müracaatları, gerekse arabuluculuk sürecinin tamamlanmasından sonra dava açmalarının yasal hak düşürücü süre içerisinde olduğunu, dolayısıyla “hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle” davanın reddinin hukuka uygun olmadığını, iptalini istedikleri kooperatif genel kurulundaki hukuka aykırılıklar ve kurulda alınan kararların iptalinin gerektiği hususunun her türlü delille taraflarından ortaya konulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kooperatif  genel kurul kararının iptali talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda;  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre davanın Kooperatifler Kanunu'nun 53. Maddesinde belirtilen bir yıllık hakdüşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, buna göre mahkemece davanın hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı taraf dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğunu, bu nedenle hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini ileri sürmekte ise de davanın zorunlu arabulucuğa tabi olmadığı, zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan davalarda ihtiyari arabuluculuğa başvurmaya herhangi bir  engel bulunmamakta ise de ihtiyari arabulucuya başvurmanın hakdüşürücü süreyi kesmeyeceği (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15338 Esas, 2022/937 Karar sayılı kararı) buna göre davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece  delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından  davacıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,<br><br>2- Davacılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL harçtan, her iki davacı tarafından ayrı ayrı yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70'şer TL karar ve ilam harcının davacılar ... ve ...'den tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 12/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cd79aee03fcfa98","SID":"f554512a5dde2d85"}}