{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1085 <br>KARAR NO\t: 2024/514<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 24/02/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/154 Esas,  2022/138 Karar<br>DAVA\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30/05/2001 tarihinde ...Ticaret Sicilinde ilanı yapılan ... Petrol Tic.Ltd.Şti.'nde hisse sahibi olduğu söz konusu şirketin 28/10/2014 tarihinde Ticaret Sicilinden re'sen silindiğini,müvekkilinin hisse sahibi olduğu şirket olan ... Petrol Tic Ltd.Şti ile Türkiye... Bankası T.A.O arasında 03/09/2004 tarihinde 150.000,00 TL'lik Kredi Genel sözleşmesi imzaladığını (1 nolu GKS) ve ilgili sözleşmede ... ve müvekkili ...'ın kefil  konumunda olduğunu,... Petrol Tic.Ltd Şti Ortaklar Kurulu 04/04/2015 tarih .. karar sıra numarası ile hisse devri kararı almış olduklarını,...'e ait hissenin ...a devri işlemine yönelik ...Noterliği'nde işlem yapıldığını, Akabinde müvekkili ...'a ait hissenin tamamının da 09/12/2005 tarihinde ...a devredildiğini müvekkilinin söz konusu  şirketle herhangi  bir bağı kalmadığını,3 Mayıs 2005 tarihinde ilgili şirket ile davalı arasında 150.000,00 TL 'lik kredi sözleşmesinden bağımsız olarak 750.000,00 TL'lik bir kredi genel sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki ikinci  kredi sözleşmesine müvekkilinin herhangi bir şekilde taraf ya da kefil olarak katılmadığını söz konusu sözleşmeye şirket yetkili olan ... imza attığını ,ancak anılan tarihte ... şirket yetkilisi  olmadığını, bu yönüyle taraflarca imza altına alınan Kredi genel sözleşmesinin kendisinin de aslında hüküm ifade etmediğinin açık olduğunu ... Petrol  Tic.Ltd.Şti 04/01/2006 tarihinde şirket sermayesini 100.000,00 TL'ye artırdığını akabinde 750.000,00 TL'lik kredi sözleşmesindeki limit 25/04/2007 tarihinde 900.000,00 TL'ye yükseltildiğini müvekkilinin 2.kredi sözleşmesinde kefaletinin olmamasının yanında limit artırımı hususunda da herhangi bir taahhüdü bulunmadığı ,anılan tarih itibari ile şirket ortağı da olmadığının son  derece açık olduğunu,davalı banka tarafından 10/03/2008 tarih ve ...yevmiye numaraları ile Ankara ...Noterliği kanalıyla müvekkilinin,... Petrol Tic.Ltd Şti ve kredi sözleşmesinde imzası olan diğer kişilere iki ayrı ihtarname gönderilmiş olduğunu 21/02/2008 tarihi itibariyle 11.011.87 TL ve 204.835,59 TL borcla tahakkuk ettirildiğini,davalı banka ,kişilerin sorumlu tutabildiği miktarları belirtmeksizin bu işlemi yaptıklarını,bu durumda müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmadığı 900.000,00 TL'lik ikinci kredi sözleşmesinden  dolayı sorumlu tutulmuş olduğunu,davaya konu takip sebebiyle her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulünü ,kötüniyetle açılan takibin durdurulmasını akabinde iptalini, taraflar arasında yapılmış lan ikinci kredi  sözleşmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığının tespitini,müvekkilinin de kefil oduğu Genel kredi sözleşmesi'nden kalan borcun 11.011,00 TL olduğu 8.401,00 TL'nin de müvekillerinden tahsil edildiğini ve bakiye borcun 2.610,00 TL olduğunun tespiti ve net borcun yeniden hesaplanarak icra kesintilerinin bu borca mahsup edilmesi ,artan miktarın iade edilmesini, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi  yapmış olması nedeni ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere ve 17/04/2008'den itibaren işleyecek faiziyle birlikte kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüktelimesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 16/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 78.368,33‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görev ve yetkisiz olduğunu, ...Mahkemelerinde açılması gerektiğini ayrıca zamaaşımı itirazında bulunduklarını  dava dilekçesinde  iddia edildiği şekilde davacının ... Ltd Şti'ye  kefaletinin bulunmadığı iddiasının kabul etmediklerini müvekkili bankadan sözleşmeler istenildiği zaman  görüleceğini  davacının kredi sözleşmelerine kefalet imzasının mevcut olduğunu  dava dilekçesindeki ,davacının  kefalet dosyasında ve kredi genel  sözleşmelerinde imzalarının tam olduğunu, davanın reddini  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin  karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Davalı banka tarafından başlatılan icra takibine konu edilen 10.03.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı yanca dosyaya sunulamadığı, davalı banka tarafından gönderilen müzekkere cevabında davacının kefil olduğu 03.09.2004 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin herhangi bir  kayda rastlanılmadığı, 03.05.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davacının imzasının ve sorumluluğunun  bulunmadığı gözetildiğinde davacının Erzurum... İcra Dairesi 2016/... sayılı takip dosyasından ötürü  borçlu olmadığı, iş bu icra takibi dosyasına davacının maaşından yapılan kesinti neticesinde ödenen bedellerin davacıya istirdatına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ancak mahkememizce davacı tarafından uyap üzerinden dosyaya sunulan 16.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi sehven gözden kaçırılarak davacının ilk ıslah dilekçesinde yer alan 30.610,19TL üzerinden karar verilmiş, her ne kadar davacı tarafından tavzih dilekçesi sunulmuşsa da mahkememizce tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki yaratmamak adına ve herkes açık olan duruşmada tefhim edilen bir karara aykırı gerekçeli kararın yazılması aleniyet ilkesine de uygun olmayacağından  tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin de hükmün tavzih edilmesi yoluyla giderilemeyeceği kanaatiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş, ayrıca davalı bankanın kötüniyeti ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın kısmen kabulü ile, davacının Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı dosyasına borçlu olmadığının tespiti ile, iş bu dosyaya ödenen 30.610,19-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, Davacının iş bu icra dosyası nedeniyle maaşından yapılan haczin kaldırılmasına, Davacının kötü niyet tazminatının ispatlayamadığından reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ... Petrol Ticaret Sanayi Ltd. Şti.'nin kullanmış olduğu kredilerden 03/09/2004 tarihli kredi genel sözleşmesinde yer alan 150.000,00-TL kefalet limiti uyarınca müşterek/müteselsil sorumlu olduğunu, kullandırılan kredi ve kredi kartlarına ilişkin ödemelerdeki gecikme nedeniyle ilgili risklerin takip hesaplarına aktarıldığını, akabinde tüm borçlulara Ankara ... Noterliğinin 10/03/2008 tarih ...ve .... sayılı ihtarnamelerinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden tüm borçlular hakkında icra takibin başlatıldığını, davacının hakkındaki icra takibine itiraz etmediğini ve takibin kesinleşmesi ile birlikte hakkında icra işlemleri uygulandığını, 150.000,00-TL kefalet limitinden sorumluluğunu kabul eden davacının 2017 yılında menfi tespit davası açmasının hakkın kötüye kullanımı olduğu gibi, zaman aşımı nedeniyle dinlenemeyeceğini, takip hesaplarına intikal eden kredilerin birbiri ile bağlantılı sözleşmeler uyarınca kullandırıldığını, 03/09/2004 tarihli kredi genel sözleşmesinin süresiz sözleşme olduğunu, kefilin asıl borçlunun müvekkil bankadan kullandığı ve kullanacağı tüm kredilerden kefalet limiti uyarınca sorumlu olduğunu, sözleşmenin süresiz olarak düzenlenmiş olması nedeniyle kapsadığı borçluluk ve kefaletin de süresiz olduğunu, bu nedenle borcun tamamen tahsiline kadar sorumluluğun devam edeceğini, dava dışı asıl borçluya kullandırılan tüm krediler için davacının kefalet limiti kadar sorumlu olduğunu, davacının imzası olan sözleşmenin kefalet şerhi bölümünün 3. maddesi uyarınca dava dışı borçluya kullandırılan tüm kredilerden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, davacının kefaletten ibra edilmediğini, müvekkil bankanın kefaletten vazgeçmediğini, 03/09/2004 tarihli sözleşmenin feshedilmediğini, mahkemece borç teşkil eden alacak rakamlarının başlangıç tarihlerine atıf yapılarak yeni sözleşme ile kullandırıldığı dolayısı ile davacının sorumluluğunun olmadığının bildirildiğini, ancak yeni kredi sözleşmesi düzenlenmesinin eski kredi sözleşmesini ortadan kaldırmadığı gibi sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri de bertaraf etmediğini, yeni sözleşmenin imzalanmasının tek sebebinin ek kefillerin ihdası olduğunu, hiçbir koşulda alacağın yenilenmesinin söz konusu olmadığını, müvekkil bankanın 03/09/2004 tarihli sözleşmeden kaynaklanan haklarından feragat etmediğini, asıl borçlu ya da kefillerine 03/09/2004 tarihli sözleşmenin feshedildiğine dair herhangi bir ibraname vermediğini, alacağın yenilenmediğini, eski sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmenin feshedildiğinin iddia ve ispat edilmediğini, dava konusu sözleşmeye ilişkin kefaletin tecdit ile sona erdiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, somut olayda ikale sonucunu çıkaracak bir hukuki işlem de olmadığını, kredi sözleşmeleri feshedilmeden borcun bir noktada sıfırlanmasının davacıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, davacının iş bu dava dosyasına ilişkin ilk olarak 23/05/2018 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğunu, davacının ikinci kez ıslah dilekçesi ile dava değerini artırdığını, bu ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmediğini, aynı davada iki kez ıslah yapılması mümkün olmadığından ikinci ıslah dilekçesinin reddedilmesi gerektiğini, şayet kabul edilecek ise zaman aşımı ve hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan reddedilmesi gerektiğini, MHK'nın 178. maddesi gereğince hiçbir teminat yatırmamış olan davacının ıslan talebinin reddini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 16/02/2021 tarihinde ıslah dilekçesi sunduklarını, mahkemece ıslah dilekçelerinin dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, ıslah dilekçesi ile dava değerini 78.368,33-TL olarak ıslah ettiklerini, mahkemece 30.610,19-TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, mahkemece gerekçeli kararda sunmuş oldukları 16/02/2021 tarihli ıslah dilekçesinin sehven gözden kaçırılarak sunmuş oldukları ilk ıslah dilekçesi uyarınca karar verildiğinin belirtildiğini, dosya münderecatı incelendiğinde üç farklı kredi sözleşmesi olduğunun görüldüğünü, 03/09/2004 tarihli genel kredi sözleşmesinin 150.000,00-TL limit ile açıldığını, müvekkilinin bu sözleşmede şahsi kefaletinin söz konusu olduğunu, kendi el yazısı ile adını ve adres bilgilerini yazıp imzaladığını, ancak 03/09/2004 tarihli genel kredi sözleşmesine ait bir borç bulunmadığının mahkeme safahatı ile ortaya çıktığını ve gerekçeli kararda ayrıntılı olarak açıklandığını, 03/05/2005 tarihli genel kredi sözleşmesinin 750.000,00-TL limitle açıldığını, 150.000,00-TL limit artırımı ile toplam limitinin 900.000,00-TL olduğunu, müvekkil davacının adı, imzası, parafı, taahhüdünün olmadığını, 2004 tarihli kredi ile bağlantısı olduğuna dair bir ibare yazılmadığını, 2004 tarihli genel kredi sözleşmesi ile bir ilişkisi bulunmadığını, 10/03/2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin ise bu dosyanın konusu olmayıp 17/04/2008 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri evrakı düzenlenirken borcun sebebi kısmına sehven yazıldığını düşündüklerini, davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde müvekkiline yapılan tebligatın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tebligatın 2004 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan ikametgah adresine yahut mernis adresine ya da şirketin ana sözleşmesinde yer alan adresine değil başka bir adrese gönderildiğini, yaklaşık 6 yıldır süre iş bu davada davalı bankanın borçlar ve borcun kaynağı hakkında bilgi vermekten imtina ettiğinin görüldüğünü, bunun iki sebebi olduğunu, birincisi davacının zaten borçlu olmadığı bir borç sebebiyle cebren, hukuksuz ve kötü niyetli olarak temerrüte düşürülmek suretiyle tarafı olmadığı bir borcu ödemeye mecbur edilmesi olduğunu, ikincisinin ise davalı banka ile ... Petrol arasında imzalanan 03/05/2005 tarihli kredi sözleşmesinin yetkisi olmayan ... tarafından imzalanmış olduğu gerçeğinin ve bu şirket üzerinden banka ile kurulan ticari ilişkilerin hukuka aykırı özellikler taşıdığı ve bu itibarla kamu kurumu olan... Bankasının içinin boşaltıldığı gerçeğinin saklanması çabası olduğunu, davalı bankanın daha sonra dosyaya göndermiş olduğu evraklardan müvekkilinin borcunun olmadığı, dava konusu alacağın 2004 tarihli genel kredi sözleşmesi ile hiçbir ilgisinin olmadığının açıkça görüldüğünü, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında müvekkilinin maaşından icra yoluyla kesilen tüm kesintilerin, tarafı olmadığı kredilerden kaynaklandığı, takibe konu kredilerin müvekkilinin kefaletinin bulunmadığı sözleşmelere istinaden kullandırıldığı dikkate alınarak müvekkilinin takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunun ispatlandığını, bu durumun mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği halde mahkemece kötü niyet tazminatı taleplerinin ispat edilemediği iddiası ile reddedildiğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunun ispatlandığını, davalı bankanın müvekkilinin maaşından cebri icra yoluyla tarafı olmadığı bir borçtan dolayı kesinti yapılmasına sebep olduğunu ve iki adet aracı üzerine de haciz konulmasına sebep olduğunu, bu haliyle davalı bankanın kötü niyetli olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, maaşından yapılan kesinti nedeniyle müvekkilinin şahsı kredilerini ödemekte güçlük çektiğini, usulüne uygun ihbar ve tebliğ yapılmadığını, müvekkilinin borçtan haberdar olmasının engellendiğini, davalı bankanın ısrarlı bir şekilde takibi sürdürmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının hukuki yarardan yoksun istinaf taleplerinin reddini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kısmen red kararı yönünden kaldırılarak, davanın tümden kabulüne, davalı hakkında alacak miktarının %40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, Genel kredi sözleşmesi kapsamında kefilin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili ...'a ait hissenin tamamının 09/12/2005 tarihinde ...a devredildiğini müvekkilinin söz konusu  şirketle herhangi  bir bağı kalmadığını, 3 Mayıs 2005 tarihinde ilgili şirket ile davalı arasında 150.000,00 TL 'lik kredi sözleşmesinden bağımsız olarak 750.000,00 TL'lik bir kredi genel sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki ikinci  kredi sözleşmesine müvekkilinin herhangi bir şekilde taraf ya da kefil olarak katılmadığını söz konusu sözleşmeye şirket yetkili olan ... imza attığını, müvekkilinin 2. kredi sözleşmesinde kefaletinin olmamasının yanında limit artırımı hususunda da herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, anılan tarih itibari ile şirket ortağı da olmadığını, davalı banka tarafından ... Petrol Tic.Ltd Şti ve kredi sözleşmesinde imzası olan diğer kişilere iki ayrı ihtarname gönderilmiş olduğunu müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmadığı 900.000,00 TL'lik ikinci kredi sözleşmesinden  dolayı sorumlu tutulmuş olduğunu, iddia ederek ikinci kredi  sözleşmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığının tespitini, net borcun yeniden hesaplanarak icra kesintilerinin bu borca mahsup edilmesi, artan miktarın iade edilmesini talep ettiği, ve 16/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 78.368,33‬-TL  olarak ıslah ettiği,  davalı vekili cevap dilekçesinde davacının kredi sözleşmelerine kefalet imzasının mevcut olduğunu  ileri sürerek davanın reddini reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin kötüniyet tazminatı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri kapsamında yapılan incelemede; <br>Davalı banka, genel kredi sözleşmesini huzurda imzalatması ve bu konuda basiretli davranması gerekirken bu yöndeki yükümlülüklerine uymayarak basiretsiz davranıp davacının imzasını taşımayan genel kredi sözleşmesine dayanarak davacı aleyhine icra takibi yapmasında kötüniyetli olduğunun kabulü ile davacı yararına İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin ve davacı vekilinin ıslaha yönelik olarak ileri sürdükleri istinaf sebepleri kapsamında yapılan incelemede; <br>   6100 sayılı  HMK’nın 176/2. maddesine göre, aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.  (T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1410 E. 2022/5524 K.) Somut olayda davacının 23/05/2018  tarihli dilekçesi  ıslah niteliğinde olup  talebini  ıslah etmiştir. Sonrasında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine mahkemesince Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Görevli mahkemece yargılama sırasında  davacı 16.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ikinci  defa ıslah etmiştir. <br>Mahkemece her ne kadar gerekçesinde \"davacının 16.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi sehven gözden kaçırılarak davacının ilk ıslah dilekçesinde yer alan 30.610,19 TL üzerinden karar verildiği, davacı tarafından tavzih dilekçesi sunulmuşsa da mahkemece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki yaratmamak adına ve tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin de hükmün tavzih edilmesi yoluyla giderilemeyeceği kanaatiyle tavzih talebinin reddine\" karar verilmiş ise de ıslah işlemi Kanun gereği ikinci kez yapılamayacağından, Kanun'un getirdiği sınırlamaya aykırı şekilde Dairemizin kaldırma kararından 16.02/2021 tarihli  ıslah işleminin yok hükmünde sayılması gerekmektedir. Yok sayılan işlem hüküm ve sonuç doğurmadığından bu işleme dayalı olarak karar verilmesi imkanı da bulunmamaktadır. (T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1410 E. 2022/5524 K.) Bu itibarla; mahkemece ikinci kez yapılan 16/02/2021 tarihli ıslah işlemi yok sayılarak 23.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerekirken, yok hükmünde olan ıslah işlemine değer verilerek gerekçe oluşturulması usul ve kanuna aykırı olup kaldırma nedenidir.<br>Dairemizce kamu düzeni yönünden re'sen yapılan değerlendirmede; <br>Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde davacının talebinin ikinci kredi sözleşmesinden sorumlu olmadığının tespiti, kefil oduğu Genel kredi sözleşmesi'nden kalan borcun 11.011,00 TL olduğu 8.401,00 TL'nin de davacıdan tahsil edildiği ve bakiye borcun 2.610,00 TL olduğunun tespitine ilişkindir. Dava dilekçesinde de dava değeri 11.011,00 TL olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden peşin harç alınmıştır. Davacı tarafça yukarıda da belirtildiği üzere dairemizin kaldırma kararı önce davasını 30.610,19 TL üzerinden 23.05.2018 tarihinde ıslah etmiştir. Mahkemece gerekçede hangi sebeple davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmemiş ancak hüküm kısmında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece davacının dava dilekçesinde belirtilen toplam değerden daha fazlasına karar verdiği halde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu sebeplerle yukarıda belirtildiği üzere davacının ikinci ıslah dilekçesine değer verilmeyerek 23.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerekmektedir. Aksine bir uygulama usul ve yasaya aykırı olup hükmün kendi içerisinde çelişmesine sebebiyet verilmektedir. Bu haliyle hüküm kendi içerisinde çelişkili bulunduğundan, Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/.. Esas, 1992/.. karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de yerinde görülmemiştir. <br>O halde mahkemece, davacının dava dilekçesi ve 23.05.2018 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen miktarın tamamı üzerinden karar verildiği halde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve davacının kötüniyet tazminat talebinin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulü ile HMK'nın 355 ve 353/1-a-6. Maddeleri gereğince İlk Derece  Mahkeme kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ...... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef2f7149d846860e","SID":"89bf2a71470194a2"}}