{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/100 - 2024/67<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br>ESAS NO\t: 2023/100 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2024/67<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/12/2019<br>ESAS-KARAR NO\t: 2008/272 E -  2019/979 K <br><br>ASIL DAVA\t\t: <br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 12/02/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/03/2024<br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Asıl dava davacı vekili, müvekkilinin davalıda bulunan ve haksız bir şekilde tutulan 8 ayrı teminat mektubunun toplam tutarının 492.000.00 USD olduğunu, dâhilde işleme izin belgeleri ve davalı ile yapılan sözleşmeler kapsamında üstlendiği edimler gereği Çankırı'daki fabrikasında üretime ve ürettiği ürünleri ihracata devam ederken, müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı, şirket yöneticileri ve şirket çalışanlarının bir kısmının 07/12/2000 tarihinde dahilde işleme izin belgeleri kapsamında ihraç kaydıyla ... alınan şekerin iç piyasada satıldığını, süresinde ihracatların gerçekleştirilmediği ve süresinde belgelerin kapatılmadığı vs. gerekçelerle  tutuklandıklarını ve fabrikanın kapatıldığını,  müvekkiline ait 09/03/2000 tarihli 2000/D1 817 sayılı dâhilde işleme izin belgesinde öngörülen ihracat süresinin 12 ay olduğunu ve 09/03/2001 tarihinde dolduğunu, taahhüdü kapatma süresi dolmadan 3 ay önce şirket yetkililerinin tamamının ve çalışanlarının önemli bir kısmının süresinin dolmasına 3 aylık bir zamanın bulunmasına rağmen süresinde taahhüdü kapatmadıkları temel gerekçesine dayanılarak tutuklanıp fabrikasının kapatılması nedeniyle müvekkilinin imalat ve ihracat imkân ve kabiliyetinden yoksun bırakıldığını belirterek davalının haksız bir şekilde elinde tuttuğu müvekkili şirkete ait teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini, fazlaya  ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı nezdinde bulunan teminat mektuplarının  müvekkiline iadesine, teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesi halinde yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutulması kaydıyla teminat mektuplarının tutarı olan 492.000.00 USD'nin Türk Lirası karşılığında reeskont faizi ile birlikte tahsiline  karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili, işleme izin belgesi kapsamında teslim alınan şekerleri ihraç edilen mamuller  bünyesinde bulunmadığından borçlu davalı aleyhine Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8630  esas sayılı dosyasında 1.747.340,57 TL'lik ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı vekilince borca ve faiz miktarına itiraz edilip takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davalı vekili, yapılan araştırma sonucunda firmanın 1596 sayılı belge için ibraz ettiği 131.000 ton, 817 sayılı belge için ibraz ettiği 722.500 ton şekerli mamül ihracatına ait belgenin sahte olduğunun anlaşılması üzerine Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri 05.12.2000/6407 ve 31.01.2001/638  sayılı yazıları ile taahhüt kapama işlemlerinin iptal edildiğini, iade edilen teminatların geri alınması  gerektiğinin bildirildiğini, davacının mücbir sebep hallerinden  yararlanabilmesi için belge süresinin bitim tarihinden itibaren 3 ay içinde ilgili ihracatçı birliklerine müracaat etmesi gerektiğini,  davacının bu yönde bir müracaatının olmadığını, 1596 ve 817 sayılı belgelerin sahte belgelere istinaden kapatılması sonucu bir kısım teminat mektubu iade edildikten sonra  müvekilinin kalan teminat mektubu tutarı 492.000,00 USD olduğunu, bu teminat mektuplarının Orta Anadolu İhracatçı Birliklerinin 23.01.2008/1074 sayılı yazılarında 1596   sayılı belge kapsamında alınan 400.000 ton  şekerden 124.450 tonunun gerçeği yansıtmayan ihracatla ilgili olduğunun anlaşıldığını, 11.03.2008/3665 sayılı yazılarında 817 sayılı belgeye kayden alınan 2.117,000 ton şekerden 2.089,175 tonunun ihraç edilen mamuller bünyesinde kullanılmadığının tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine borçlarından mahsup edilmek üzere nakde çevrildiğini, teminat mektupları nakde çevrilmeden önce firmadan borcunu ödemesinin  talep edildiğini, ödenmediğinden teminat mektuplarının nakde çevrildiğini,  nakde çevrilen teminat mektuplarının sözleşme esasları dahilinde hesaplanan firma borcunun tamamını karşılamadığından kalan 1.747.340,57 YTL alacaklarını hukuki yollardan tahsili yoluna gidildiğini bildirilerek davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada davalı vekili, üretim ve ihraç  işlemleri devam ederken 07/10/2000 tarihinde müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin tutuklandığını, bu nedenle şirketin imalat ve ihracat kabiliyetinden yoksun kaldığını, yöneticiler cezaevinde tutuklu iken ürettiği malların ihraç edilmek  üzere depolandığı ... adresinde 05/01/2001  tarihinde soyulup talan edildiğini, Büyükçekmece  Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/877  soruşturma ve 2006/848 karar sayılı dosyası ve Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/195 D.iş dosyasında bulunan belge ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, dahilde işleme rejimi 2005/1 tebliğinin \"mücbir sebep ile fevkalade hallerin değerlendirilmesi\" başlığını taşıyan 27.maddesine göre mücbir sebep ve fevkalade hallerin varlığı halinde belge kapsamında eşyanın yerine konulamayacak şekilde telef veya kaybının mahkeme kararı ile tespit edilmesi durumunda ihracatın gerçekleşmesi aranmaksızın ihracat taahhüdünün kapatılacağı ve teminatın iade edileceğinin düzenlendiğini, gerek  izin belgesinde öngörülen ihracat süresinin dolmasından 3 ay önce şirket yetkililerinin tutuklanmaları gerekse de malların telef ve yağma olması nedeniyle ihracat koşullarının yerine getirilemediğini, bu nedenle davacının müvekkiline ait teminat mektuplarını nakde çevirerek iade etmediği gibi ayrıca faizler yönünden de icra takibi yaptıklarını, yapılan takibin haksız olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, ceza dosyası kapsamında Yargıtay'ca kaçakçılık fiilinin tespiti yönünden bir bozma yapılmadığı, teşekkül oluşturan diğer  sanıkların yaptığı tüm usulsüz işlemlerden haberdar olup olmadıkları ve Yasanın 5/2 maddesi uyarınca verilen cezalarda 5/1 maddesi kapsamında cezanın ayrıca arttırılamayacağı yönünden bozulduğu, mahkemece bozmadan sonra zaman aşımı nedeniyle davanın düştüğü, bu suretle fiilin işlendiğinin sabit olduğu, şirket yöneticilerinin tutuklanması dava konusu dahilde işleme belge ve sözleşmesine istinaden yapılan ihracat işleminin sahte belgelerle yapılmasından kaynaklanmış olup mevzuat ve sözleşme kapsamında edimlerin usulüne uygun yapılmaması nedenine dayandığı,  dolayısıyla davacının kendi fiillerinden kaynaklanan tutuklama işleminin mücbir sebep olduğu iddiasına dayanamayacağı, davacının iddia ettiği ürünleri üretecek bazı makinelerin davacının fabrikasında bulunmadığı gibi ürünlerin sevk edildiğine  dair sevk irsaliyeleri, nakliye ve teslim belgelerinin bulunmadığı, yağma ve hırsızlık iddiasının ispatına yönelik delillerin bulunmadığı, davacı fevkalade hal ve mücbir sebebe dayandığı, bu husus dahilinde işleme rejimi kararının 11. maddesinin b bendinde  düzenlenmiş olup buna göre deprem,  sel, don, fırtına, kasırga, yangın  vb.tabi afetler haklı mücbir sebepler ile fevkalade hal olarak sayılmış olup bu halde firmanın bu maddeden faydalanabilmesi için en geç belge süresi sonundan itibaren 3 ay içerisinde müsteşarlığa müracaat etmesi gerektiği, ayrıca belge kapsamında ithal edilen eşyanın yerine konulamayacak şekilde  telef veya kaybının  mahkeme kararıyla tespit edilmesi gerektiği, davacının böyle bir mahkeme kararını sunmadığı gibi belirtilen 3 aylık sürede herhangi bir müracaatta da bulunmadığı, asıl davada davacı dahilde işleme  izin belgesi ve davalı ile yapılan sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmediğinden davalı tarafın dava konusu teminat mektuplarını nakde  çevirmesinde haklı olduğu, birleşen dosya yönünden davalı dahilde işleme rejimi kararları kapsamında aldığı dahilde işleme belgesine istinaden davacı ile yaptığı sözleşmeler uyarınca davacıdan dahilde işlemek suretiyle ihraç edilmek üzere aldığı şekerleri belirlenen sürede ihraç etmediğinden ve ihraç ettiğini bildirdiklerine dair fatura ve belgelerinin sahte olduğu anlaşıldığından mevzuat ve sözleşme kapsamında fiyat farkından dolayı teminat olarak alınan ve nakde çevrilen teminat mektupları farkı karşılamadığından sözleşme uyarınca hesaplanan ve teminat mektupları bedelinden eksik kalan kısmı davacının davalıdan talep etme hakkının olduğu, takip tarihi  itibariyle takibe konulan miktar kadar alacağın bulunduğu ve talep edilen faiz miktarı da mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğu, alacağın likit olduğu belirtilerek asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ <br>İstinaf eden-asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından;<br>Mahkemece dosya kapsamına sunulan delillerin değerlendirilmediği, bir kısmının ise hatalı değerlendirildiği ve müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, yönetim kurulu başkanının ve şirket yöneticilerinin tutuklanması, fabrikalara el konulmasınin mücbir sebep ve fevkalade hal olarak kabul edilmesi gerektiği, yine üretilen ve çalınan malların bulunduğu hususunun mahkeme kararı ile tespit edildiği dikkate alınarak teminatın iade edilmesi ve taahhüdün kapatılması gerektiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, birleşen dava bakımında da aleyhe icra inkar tazminatı kararının da doğru olmadığı bildirilerek  başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında teminat mektubunun paraya çevrilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı, bakiye alacağın var olup olmadığı ve icra inkar tazminatı talepleri noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava, davacı şirketin dahilde işleme izin belgesi kapsamında davalı şirketten satın aldığı şekerleri yapacağı imalatlar sonucunda yurt dışına ihraç ettiği halde verilen teminat mektuplarının iade edilmediği iddiasıyla teminat mektuplarından dolayı borçlu olmadığının tespiti ve teminat mektuplarının iadesi talebinden ibarettir.<br>Birleşen dava ise dahilde işleme izin belgesi kapsamında davacıya dünya borsa fiyatları üzerinden satılan şekerlerin belge ve sözleşme uyarınca imalatta kullanılarak imal edilecek ürünlerin belirtilen sürede yurt dışına ihraç edilmesi gerekirken ihraç edilmediği iddiasıyla belge ve sözleşme kapsamında  dünya piyasası ile iç piyasadaki fiyat farkı kadar alacağın davalının verdiği teminat mektuplarından karşılamadığından karşılanmayan kısmının  tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali talebinde ibarettir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tAnkara 14. İcra Müdürülüğü'nün 2008/8630  esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı  ... A.Ş.  tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine toplam 1.747.340,57 TL yönünden icra takibi yapıldığı, borçlunun  itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının bir yıllık yasal süre içinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>\tDosyaya sunulan sözleşmenin yapılan incelemesinden, satıcının ... A.Ş., alıcının ... A.Ş.olduğu, 08/06/1999 tarih 1999/D1 1596 sayılı dahilde işleme izin belgesi ile ilgili imalatçı-ihracatçı firmalara ait şeker sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre 130 ton şekerin Paris ve Londra beyaz şeker borsalarında oluşan spot (peşin) fiyatlar üzerinden satıldığı, %20'si oranında teminat mektubu alındığı, alıcının ihracat taahhüdünü yerine getirdiğine dair ve taahhüdünü kapattığına ilişkin yazının satıcıya gönderilmesinden sonra teminatın iade edileceği, 6. maddeye göre taahhüt kapama işlemi gerçekleştirilmez ise veya şekeri iç piyasada sattığı  tespit edilirse fiyat farkı ile bu farka ait KDV ve gecikme cezalarının teminat nakde çevrilmek suretiyle tahsil edileceğinin belirtildiği, 7. madde de harp, abluka, yangın, sel, deprem, grev ve lokavt gibi olayların forsmajör olarak kabul edildiği belirtmiş olup sözleşme tarihinin 10/06/1999 olduğu anlaşılmıştır.<br>Aynı şekilde 21/06/1999 tarihli taraflar arasında düzenlenen diğer bir sözleşmede 120 ton şekerin satıldığı, 25/06/1999 tarihli sözleşmede 150 ton, 15/05/2000 tarihli sözleşmede 487 ton, 05/06/2000 tarihli sözleşmede 540 ton, 28/08/2000 tarihli sözleşmede 430 ton, 13/04/2000 tarihli sözleşme ile 660 ton  şekerin satıldığı anlaşılmıştır.<br>\tDava konusu fiillerden dolayı davacı ...'in yönetim kurulu  başkanı ... ve diğer şahıslar hakkında açılan  dava sonucunda Ankara 1. Ağır  Ceza Mahkemesi'nin 2001/179 esas 2006/152  karar sayılı ilamı ile şirket sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ... ile şirket çalışanları  hakkında 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 5/1 maddesi uyarınca 2 'şer sene hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2007/4862 esas 2013/22186 karar sayılı ilamıyla dahilde işleme izin belgesine istinaden taahhüdü kapatmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla sanıklar hakkında teşekkül halinde kaçakçılık suçundan açılan davalarda gümrük çıkış beyannamelerine konu sahte özel fatura düzenlendiği, ihracat olmadığı halde sahte belgelere dayalı gümrük çıkış beyannameleri imzalandığı, eksper tarafından gerekli incelemelerin yapılmadığı, limon şekeri yapacak makine olmadığı halde makine varmış gibi rapor düzenlendiği, sanık ...'in verdiği vekaletnameye istinaden gümrük beyannamelerinin imzalanıp imzalanmadığı, gerçek mal alış verişi olup olmadığı hususların irdelenmesi, sanık  ...'nın işlemlere aracılık eden sanık ...'nın yetkililerle görüşüp hediyeler götürerek iş takip ettiği iddiaları nazara alınarak sanıkların teşekkül oluşturan diğer sanıkların yaptığı tüm usulsüz işlemlerden haberdar olup olmadıklarının belirlenmesi, bu sanıklar yönünden 4926 sayılı yasanın 5/2 maddesi uyarınca hükmolunan para cezasının eylem ve kararları ile neden oldukları eşyanın FOB değeri üzerinden tayin  edilecek miktarlardan sorumlu olmaları kaydı ile adı geçen sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken sanıkların olaydaki fonksiyonları yeterince araştırılmadan cezalandırılmalarına karar verilmesi, aynı Yasa'nın 5/1 maddesinde teşekküllü yönetenler hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar ağır hapis cezasına hükmolunur, 5/2 maddesinde de bu kanunun suç saydığı fiillerin teşekkül halinde işlenmesi durumunda birinci fıkrada belirtilen cezaya ilaveten bir kat arttırılarak uygulanır hükmünün öngörüldüğünü, buna ayriyeten değerin fahiş olduğu gerekçesi ile 5/1 fıkra uyarınca   cezanın arttırılamayacağının gözetilmemesi nedeniyle bozulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak 2014/22 esas 2014/210 karar sayılı ilamıyla sanık ... vefat ettiğinden bu sanık hakkında açılan davanın düşmesine, diğer sanıklar hakkında açılan davanın ise zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve Yargıtay tarafından   07/04/2016 tarihinde onandığı  anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle somut olayda fevkalade hal ve mücbir sebebe dair sözleşme maddelerinin uygulanma şartlarının bulunmamasına göre asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-a)Asıl dava yönünden;<br> Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90TL harcın istinaf eden asıl davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>b)Birleşen dava yönünden;<br> Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 119.360,83TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 29.840,20TL harcın mahsubu ile bakiye 89.520,63TL harcın istinaf eden  birleşen davada davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 12/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t\t      \t\t\t<br>Başkan <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ad76fc050173303","SID":"d96a3e75d7541b34"}}