{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/415 <br>KARAR NO: 2024/232<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/12/2022<br>NUMARASI: 2020/561Esas - 2022/732 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, et toptancısı olan müvekkilinin, kasap olan davalıya et sattığını, bu satım ilişkisi kapsamında davalının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile fatura cari hesap ekstresi borcu sebebiyle 52.000-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, asıl alacak 52.000-TL üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının dava dilekçesinden alacağın kaynağının anlaşılamadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının ne miktarda ödeme almadığı, hangi malları veya etleri, kaç kilo verdiği, alacağını hangi faturalara dayandırdığının dava dilekçesinden anlaşılamadığını, bu hususun ispatının davacıya ait olduğunu, müvekkili ve eşinin kasaplık yaptığını, davacının ... bank A.Ş. Biga Şubesi ... Şube kodu, ...  nolu hesabına banka ATMlerinden müvekkili ..., müvekkilinin eşi ...ve müvekkilinin eşinin kardeşi  ... tarafından ödemeler yapıldığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece, ilk olarak 2016/970 esas, 2018/671 karar sayılı ve 04/06/2018 tarihli kararla, davacı tarafça düzenlenen faturalarda malın teslim edildiği, üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin davalı adına yapıldığının ispatlanamadığı, davacı alacağının 47.374,69-TL'lik kısmının davalı kayıtlarında yer aldığı, kalan kısma ilişkin olmak üzere ödemeye dair davalı tarafça belge sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin ... esas, 2020/866 karar sayılı ve 22/09/2020 tarihli ilamıyla,\"Faturalarda yazılı malların teslimi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı,uyuşmazlığın 34 adet fatura bedellerinin ödenmesi ile ilgili olduğu, davalının cevap dilekçesiyle taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar etmediği ayrıca, ödeme iddiasında bulunduğu, bu nedenle ispat külfeti yer değiştirdiğinden davalının, ödeme iddiasını kanıtlaması gerektiği, davalı ...'nın ödemeleri, ... (T.C. No: ...), ... (T.C. No: ...) ve ... (T.C. No: ...) tarafından yapıldığını iddia ettiği, davacıya, davalı adına ödeme gönderen dava dışı eşi ve eşinin kardeşinin mahkemeye yazılı beyanda bulunarak ödemeleri ...'ın borcuna karşılık yaptıklarını beyan ettikleri, ancak davacı tarafın ödemelerin davalının borcuna  karşılık yapılmadığını beyan etmiş ise de davadışı şahısların ödemelerine dayanak bir ticari ilişkinin varlığını ileri sürmediği; davacı, ödemeleri kabul etmediğinden ispat yükü yeniden davacıya düşmekte olup, ödeme yapan dava dışı  ...ve  ... ile arasında başka bir ticari borç ilişkisini ve varlığını ispat etmesi gerektiği, davacıdan bu konuda delil bildirmesinin istenmesi, celp edilen banka ekstresinde yer alan kayıtsız ödemelerin bilirkişi raporunda davalı ile ne şekilde ilişkilendirildiği, ödemelerin kimin adına kim/kimler tarafından yapıldığı dekont örnekleri getirtilerek bankalardan yeterince araştırılmadan, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra Mahkemece, karar doğrultusunda incelenen ticari defter kayıtlarına göre, davacının 2015 yılından önce davalıdan alacağı kalmadığından uyuşmazlığın 2015 yılı sonrasına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, bu tarihten önceki kayıtların uyuşmazlığa etkisinin bulunmadığı, banka kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcı olduğu anlaşılan 2014 yılından çok önce davalının eşinin kardeşi ... ile 2011 yılından beri devam eden ticari ilişkisi bulunduğu, bu şahıs tarafından yapılan ödemelerde bir açıklama bulunmadığına, dava konusu uyuşmazlıktan önce de davacı ile ticari ilişkisi bulunduğuna göre ödemelerin davalı adına borç kapatma amaçlı yapıldığına kanaat edilmediği; davacı ve eşi ...in 2015 yılına ilişkin ödeme kayıtları birlikte gözetildiğinde 2014 ve 2015 yılı için toplam 92.160-TL ödeme yapıldığı, davalı ve diğer iki şahsın 2015 yılı için ödediği toplam bedelin 63.050-TL olduğu, 2015 yılı faturaları için toplam borcun (yaklaşık olarak) 110.344,29-TL olarak hesaplandığı, bu hesapta dahi 2015 yılı için davalının 47.294,29-TL borçlu olduğunun görüldüğü, 2015 yılından önceki ödemelerin avans olarak yapıldığına ilişkin davalı yanca ileri sürülen bir iddia veya bu yönde yazılı delil bulunmadığı; davacı defterlerine göre, 2014 yıl sonu itibariyle davalıdan alacağı kalmadığı, 2015 yılı ve sonrasında 110.580,03-TL değerinde davalıya satış kaydı yapıldığı, ödenen 42.548,82-TL mahsup edildiğinde kalan borcun 68.031,21-TL olduğu, davacının talebinin ise daha az olduğu; davalı defterlerine göre 105.658,61-TL davacı lehine borç kaydından 58.283,92-TLnin ödendiği ve 47.374,69-TL borç kaldığı; tarafların ticari defterleri birbirini teyit etmese de davacının bakiye 68.031,21-TL'lik alacak kaydının, davalının ise davacıya 47.374,69-TL'lik borç kaydı kapsamında az olan davalı borç kaydı tutarında miktarların örtüştüğü, ödeme iddiası kapsamında tüm borcun ödeme ile sona erdiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı,davalının dava dışı eşinin açıklama içermeyen havalelerinin davalı borcuna mahsuben yapıldığı kabul edilse dahi borcu karşılar yeterlikte olmadığı, bakiye borcun davalı kayıtlarından dahi anlaşıldığı,her üç şahsın 2015 yılındaki ödemeleri gözetilse dahi toplamının 63.050-TL olduğu, bu miktarın tamamı çıkıldığında davalının bakiye borcu bulunduğu, davalının kendi ticari defterlerinde 3. kişi ödemelerinin yazılı olmadığı, alacağın likit olduğu,itirazın kısmen iptaline, takibin 47.374,69-TL asıl alacak üzerinden devamına,takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazla talebin reddine,icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, ispat külfetinin davacıya ait olmasına rağmen ödeme yapılmadığına hükmedildiğini, müvekkilinin eşinin SGK'lı çalışan olduğu hususunun değerlendirilmediğini; mahkemenin kaldırılması kararına göre davacıyla ödeme yapmış üçüncü kişiler arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının ticari defterlerle ispatlanması gerektiğini, davacının bile 3. kişiler ... ve... 'le ticari ilişkisi olduğuna dair iddiada bulunmadığını; ... ve ...'in dosyaya sundukları yazılı beyanlarının dikkate alınmadığını; davacının ...'dan aldığını iddia ettiği çeklerdeki ciro zincirlerinin bozuk olduğunu, bir ödeme aracı olan çekin ticari ilişkiyi ispatlamayacağını ve bilirkişinin raporunda yalnızca 4.981,21-TL'lik kısmın ödeme tarihlerinin birbirini teyit etmediği gerekçesiyle dikkate alınmamasını belirttiğini ve mahkemece 47.374,69-TL'ye hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davanın dayanağını teşkil eden 27/06/2016 tarihinde başlatılmış icra takibinde davacı 26/07/2016 tarihi itibariyle cari hesap ekstresine dayanmış olup, söz konusu belgenin incelenmesinde 10/03/2015-30/12/2015 tarihleri arasındaki borç-alacak kayıtlarının bulunduğu, 31/12/2015 itibariyle davacının 68.031,21-TL alacağının bulunduğu ancak davacının icra takibinde 52.000-TL asıl alacak talep ettiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında tarafların incelenen kayıtlarında davalının davacıya 2014 yılından kalan borcu bulunmadığı belirlenmiştir.Buna göre mahkemece tespit edildiği üzere, davaya konu alacağın 2015 yılında davacının davalıya sattığı ürünlerden kaynaklandığı tespit edilmiş olup, 2015 yılında davacıya, davalı ve 3. kişiler davalının eşi ... ve davalının eşinin kardeşi ... tarafından yapılmış olan ödemeler üzerinde durulması gerekmektedir. Dairemizin kaldırma kararında, davacının kendisine ödeme yapmış olan dava dışı ... ve ... arasındaki ticari borç ilişkisini ispat etmesi gerektiği ve ödemelerin kimler tarafından yapıldığının bankalardan araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bu hususta delilerini sunması için davacıya verilen 2 haftalık kesin süre içinde, davacı vekili süresinde sunduğu 20/11/2020 tarihli dilekçesinde aralarındaki ticari ilişkiye istinaden dava dışı ...'ın müvekkiline verdiği 25.000-TL ve 50.000 iki adet çekin karşılıksız çıktığını, bu şahsın müvekkiline yaptığı ödemelerin de borcuna ilişkin ödemeler olduğunu belirtmiştir. Söz konusu çeklere bakıldığında, 02/03/20215 keşide tarihli 50.000-TL bedelli çekin lehtarı tarafından dava dışı ...'ya ciro edildiği, ...'nın da davacıya ciro ettiği ve 02/03/2015 tarihinde banka tarafından karşılıksız işlemi yapıldığı; 30/07/2015 keşide tarihli 25.000-TL bedelli çekin lehtarı olan dava dışı ... tarafından davacıya ciro ettiği ve 30/07/2015 tarihinde banka tarafından karşılıksız işlemi yapıldığı görülmüştür. Ayrıca davacının  banka hesap ekstresinde 2011 yılından beri davacıya çeşitli tarihlerde ödemeler yaptığı görülmüştür. Buradan hareketle dava dışı ...'nın davacıya yaptığı ödemelerin kendi aralarındaki ilişki kapsamında olduğunu yani davalı için yapılmış ödemeler olmadığının kabulü gerekir. Davacı taraf 20/11/2020 tarihli dilekçesinde, davalının eşi ...'le aralarında ayrıca  bir ticari ilişki olduğu yolunda iddiada bulunmadığından davalının eşi tarafından davacıya yapılan ödemelerin davalının davacıya olan açık hesap borcu için yapıldığı kabul edilmelidir. Davalı vekili 31/03/2017 tarihli dilekçesi ekinde, ATM'den davacının hesabına yapılmış 14 adet ödeme makbuzu sunmuştur. Makbuzlardaki T.C. Kimlik no bilgisinden 12 tanesinin ..., 2 tanesinin davalı ... tarafından yapılan ödemelere ilişkin olduğu belirlenmektedir.Davalı ...'nın yaptığı ödemelerin davacının defterinde kayıtlı olduğu görülmüştür. ...'in yaptığı 12 adet ödemenin makbuzu ile celp edilen davacının ...'ta bulunan ... nolu vadesiz hesabının bankadan 13/04/2017 tarihinde getirtilen hesap ekstresinin birlikte karşılaştırılarak incelenmesinde; 06/01/2015 tarihinde 2.990-TL, 01/04/2015 tarihinde 1.490, 06/04/2015 tarihinde 3.990, 21/04/2015 tarihinde 3.790, 12/06/2015  tarihinde 10.790, 26/06/2015  tarihinde 6.940,  26/06/2015  tarihinde 1.020, 24/07/2015  tarihinde 5.030-TL, 28/08/2015 tarihinde 4.990, 14/09/2015 tarihinde 1.490, 17/10/2015 tarihinde 4.490, 25/10/2015 tarihinde 4.590, 31/10/2015 tarihinde 5.990, 06/11/2015 tarihinde 4.990,  27/11/2015 tarihinde 8.390 olmak üzere toplam 70.970-TL ödeme yaptığı ancak bu ödemelerin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, fakat belgelenen ödemelerin ticari defterlerde yer almasa da ödenmediği kabul edilemeyeceğinden ödeme olarak mahsubu yapılması gerekir. TBK'nın 83. maddesine göre borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir. Para borcunun da bizzat borçlu tarafından ifası zorunlu olmadığından ve Dairemizin kaldırma kararına istinaden, davalının eşi ...'in davacıya yaptığı toplam 70.970-TL ödemenin davaya konu alacak miktarından düşülmesi gerekmektedir. Takip talebi ekindeki davacının sunduğu cari hesap ekstresine göre davacının davalıdan olan alacağının 68.031,21-TL olduğu ancak davacının icra takibinde 52.000-TL talep ettiğinden, davacının davalıdan bir alacağı kalmadığının kabulü gerekir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı ...'in yaptığı ödemelerden sadece 06/01/2015, 01/04/2015, 06/04/2015, 21/04/2015, 26/06/2015 ve 24/07/2015 tarihli ödemelerin tespit edildiği; yukarıda belirtilen tarihleri içeren (28/08/2015-27/11/2015) davacının bankadan 13/04/2017 tarihinde getirtilen basılı hesap ekstresinin ve davalının dosyaya sunduğu ATM ödeme makbuzlarının bilirkişi tarafından karşılaştırılarak incelenmediği ,bu sebeble belirlenemediği sonucuna varılmıştır. Mahkemece gerekli inceleme içermeyen bilirkişi raporuna göre, kaldırma kararı dikkate alınmadan davacı ile ... arasında bir ticari ilişki bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden onun tarafından davacıya yapılan ödemelerin davalı namına yapılmış sayılacağı  dikkate alınmadan yanılgılı değerlendirmeyle, davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. İİK m. 67/2 '' ... Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ... '' hükmünü haiz olmakla davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının haksız olması yeterli olmayıp, takibi başlatmakta kötü niyetli olması gerekir. Takip tarihi itibariyle, davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, şartları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı istemi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın ve şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2022 Tarih 2020/561 Esas 2022/732 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın reddine, Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından mahkeme veznesine  yatırılan 628,03-TL peşin harçtan mahsubuyla fazla olan 200,43-‬TL'nin davacıya iadesine,  Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 153,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\" Yatırılan 820-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9a2db6ddbdc33f8","SID":"3c18dd13daa1bea6"}}