{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1290 Esas<br>KARAR NO: 2024/468<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2021<br>NUMARASI: 2017/580 Esas - 2021/663 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 08/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında 16.12.2004 tarihli ve sonrasında 31.01.2007 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu ilişkinin 18.09.2010 tarihinde sonlanması üzerine davalı yanca İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/22 Esas sayılı dosyasından cezai şarta ilişkin müvekkili aleyhine dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda 05.03.2013 tarihli kararla 20.000,00 USD'nin dava tarihinden ve 24.443,50 USD'nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a m. hükmü uyarınca işleyecek faizine hükmedildiği, davalının anılan mahkeme kararına atfen İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilama dayalı icra takibi açtığı, işbu takibin  kesinleştiğini, icra baskısı altında 11.07.2013 tarihinde 4.000,00 TL, 17.07.2013 tarihinde 2.500,00 TL 17.01.2014 tarihinde 118.300,00 TL olmak üzere toplamda 124.800,00 TL ödeme yapıldığını,  bu meyanda anilan mahkeme kararı temyiz edildiği, Yargıtay 19.HD. kararı ile onandığı, akabinde karar düzeltme yoluna gidildiği ve müvekkilinin talepleri kabul edilip yerel mahkeme kararının bozulduğunu, daha sonra yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin sadece 15.958,20 USD ödemesine hükmedildiği, davalıya yapılan ödemeler  icra dosyası harici olduğu için icra müdürlüğünce ödeme muhtırası gönderilemeyeceğini belirttiği, davalının müvekkiline 22.07.2016 tarihinde 64.795,10 TL geri ödeme yaptığı, ödeme tarihi itibariyle kur 3,0573 TL olduğu dikkate alındığında 21.193,56 USD (64.795,10/3,0573-) iade etmiş olduğu, davalıya 44.443,50 USD asıl alacak üzerinden fazla faiz, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti ödendiğini, nihai yargılamada asıl alacak tutarı 15.928,20 USD'ye düştüğü için fazla ödenen kısmın iade edilmesi gerektiğini,  yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından 17.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, fazla ödenen 28.485,30 USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a m. göre işleyecek faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00 TL'sinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı vekili 02.06.2021 Tarihli ıslah dilekçesi ile 1000TL olan talebini 26.414,20TL artırarak 27.414,20TL nin tahsilini talep etmiş, ıslah harcını yatırmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesi gereğince İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, mahkeme kararı kesinleşmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, bozmadan sonradan verilerek kesinleşen bir ilama dayanarak icranın tamamen yada kısmen iadesi İcra Müdürlüğünden talep edilebileceğinden davacının ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından esasa girilmeden davanın reddine karar verilmesine, davanın kısmı belirsiz alacak davacı olarak açılmasının mümkün olmadığını, İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/22 Esas sayılı dosyasından verilen 44.443,50 USD asıl alacak kararının bozulduğu, yeniden İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/668 Esas sayılı dosyası ile yeniden yapılan yargılama sonucunda cezai şart bedelinin 15.928,00 USD olduğuna karar verildiği, bu karar Yargıtay'ca onandığı, ancak henüz karar düzeltme safahatının devam ettiği, davacı tehiri İcra kararı almadığı için haciz işlemleri başlatıldığı ve haciz konulan taşınmazın satışa çıkarıldığını, bu meyanda bir kısım masrafların yapıldığı, davacı taşınmazın satışını durdurmak için icra dosyasına borcunu ödeyeceğini bildirdiğini, 14.01.2014 tarihinde yaptırılan kapak hesabında 142.036,51 TL olarak alacak hesaplandığı, davacı belirttiği gibi toplam haricen 124 800,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemeler icra dosyasına bildirildiği ve harç yatırıldığı, müvekkil tarafından icra dosyasına tebligat, haciz, kıymet takdiri vesaire için toplam 5.229,05 TL masraf yapıldığı, 4.772,00 TL tahsil harcı ile 24,30 TL başvuru harcı yatırıldığı, davacı borcun süresi içinde ödemediği için yapılan masraf tutarı 5.229,05 TL mahsup edilmesi gerektiği İcra Müdürlüğü dosyasında tahsil harcı alınarak hacizlerin fek edildiği ve dosyanın kapatıldığını, müvekkili tarafından iade edilecek tutar borçludan alınan ana para olup, faizin söz konusu olamayacağını, bir mahkeme kararına göre takip yapılarak borçludan tahsil edildiğinden alacaklıdan faiz talebinde bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığı, mahkeme kararına dayalı olarak paranın tahsil edilmesi ve mahkeme kararının bozulması halinde bozma üzerine verilen kararın kesinleştiği ve hatta İcra Dairesi tarafından kendine çıkarılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar parayı elinde tutma yetkisine sahip olup, muhtırada verilen sürenin sonunda temerrüde düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulabileceğini bu nedenle davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... Tüm dosya kapsamından davacı tarafından İstanbul 20 ATM'nin 2012/22 Esas, 2013/54 Karar sayılı ilamının icrasının istinaden davalıya ödeme yapılmış olduğu, mahkemece verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/3667 esas, 2014/6398 Karar sayılı ilamı ile bozulması ve İstanbul 14.ATM'nin 2014/668 Esas, 2015/261 Karar sayılı kararı ile verilen kararın kesinleşmiş olması neticesinde davacının hüküm kurmaya elverişli bulunan 10/05/2021 tarihli raporda yapılan hesaplama nazara alınarak davacının davacıya yapılan kısmi ödeme  tarihi olan 22/07/2016 tarihi itibari ile 27.414,20TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. \" şeklindeki  gerekçe ile neticeten;\"1-Davanın KABULÜ İle 27.414,20-TL nin 22/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava tarihi itibarı ile İstanbul  14 ATM 2014/668 E. VE 2015/261 K. Sayılı ilamının karar düzeltme aşamasında olup  kararın kesinleşmediğini, öncelikle dava şartı yönünden davanın reddi gerektiğini, ilgili kararın  21.09.2017 tarihinde kesinleştiğini,  davacı, İİK 40.madde göredeğil sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunmuş ise de kesin hüküm bulunmadığını,Yargıtay 3. HD., E. 2017/6463 K. 2019/2992 T. 4.4.2019 Kararında sebepsiz zenginleşmenin ve dolayısıyla iade borcunun, yapılan ödemenin dayanağı ilamın bozulmakla ortadan kalkması sonrası aksi yönde yeni verilen hükmün kesinleştiği tarihte doğduğuna karar verildiğini, Yargıtay 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/13261K. 2015/19642T.4.11.2015 tarihli, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2014/9545K. 2015/10006 T. 5.5.2015 kararında özetle;“İİK'nun 40/2. maddesine göre \"Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulduğunda, aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat'i bir ilamla belirlenirse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hale iade olunur. Maddeden de anlaşılacağı üzere yapılan ödemenin geri alınabilmesi, dayanak ilamın kesinleşmesi koşuluna bağlıdır.\"  denilmek sureti ile bozmadan sonra verilecek kararın kesinleşmesinin zorunlu olduğunu açıkça kabul ettiğini,Bozmadan sonra verilerek kesinleşen bir ilama dayanarak icranın tamamen ya da kısmen iadesi icra müdürlüğünden talep edilebileceğinden davacının ayrı bir dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığından davanın bu yönden de hukuki yarar yönünden reddi gerektiğini, Yargıtay 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/10381 K. 2016/127662.5.2016 Tarihli kararın bu yönde olduğunu, Kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacının talepte bulunabileceği düşünülmesi halinde dahi icra müdürlüğünden talepte bulunması gerektiğini, 10.05.2021 tarihli bilirkişi raporun hüküm kurmaya elverişli olmayan hatalı bir rapor olduğunu, diğer raporlar ile çelişkinin giderilmediğini, farklı bir rapor ortaya çıktığını, 03.01.2020 tarihli ek rapora karşı; \"iade edilmesi gereken tutarın usd olarak belirlenmesi gerektiği, bunun yanı sıra iadesi gereken tutar için faiz hesaplanmaması gerektiği yönünde itirazlar ileri sürüldüğünü\" önceki raporlarda dahi hesaplamaya dahil edilen alacak kalemlerinin bir kısmının  da yapılan hesaplamaya dahil edilmeyerek hatalı ve eksik bir rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporunda,  hesaplamaya dahil edilmesi gereken tahsil harcının   mahsup edilemeyeceği  diğer masraf kalemlerinin de hesaplamaya dahil edilemeyeceği   belirtmiş ise de;  müvekkiline ödenen 124.800.00 TL tutarındaki ödemeden icra dosyasına yapılan masraflar ile ödenen harçların  düşülmemesinin hatalı olduğunu, Hükme esas alınan son raporda;  alacaklı bulunulan tutarın hesabında da 17.01.2014 tarihine göre USD cinsinden bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranının uygulanması sureti ile alacağın tespiti edilmesi gerektiği belirtmiş olup bu tespit isabetli olmakla birlikte 15.958,20 USD alacaklı bulunan tutara 26.01.2012-26.01.2013 tarihi arasına ilişkin 5,00 faiz oranı 26.01.2013-08.04.2013 tarihi arsında ilişkin de 3,75 faiz  oranı dikkate alınmak sureti ile bir hesaplama yapıldığını, faizin işletileceği tarihler itibari ile en yüksek faiz oranı uygulanacağı belirtilmesine karşın faiz oranı hatalı olarak dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, en yüksek faiz oranının esas alınmadığını,  ... tarafından düzenlenen  KÖK raporda  26.01.2012-26.01.2013 tarihi arasına ilişkin 5,25 faiz oranı 26.01.2013-08.04.2013 tarihi arsında ilişkin de 4,00 faiz oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı görülmekteyken  ... tarafından yapılan hesaplamaya göre alacaklı olunan tutara işletilen faiz oranı ile birlikte 16.875,80 USD alacak hesabı yapılmış iken ... tarafından düzenlenen  kök raporda ise, 16.924,22 USD alacak hesabı yapıldığını,Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada;  İstanbul 14 ATM ‘nin 2014/668E.-2015/261K. 07.04.2015 tarihli ilamın kesinleşme tarihi olan  15/06/2017 tarihinden önce müvekkilinin iade borcu doğmadığı halde 17.01.2014-22.07.2016 tarihleri arasında 19.930,60 TL faiz hesaplanmasının hatalı olduğunu,Ödemenin mahkeme kararına dayandığını, sebepsiz zenginleşme olmadığını,  dava tarihi anında sebepsiz bir zenginleşmenin  söz konusu olmadığını,11.05.2017 ) tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilemeyeceğini, 01.2014-22.07.2016tarihleri arasında 19.930,60 TL faiz hesaplanması  ve iade edilecek tutara eklenmesi hatalı olduğunu,  Bir  mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma yetkisine sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda temerrüde düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olabileceğini, dosyaya kararlar sunulduğunu,  ( Yargıtay 11. HD., E. 2013/17082 K. 2014/18522 T. 27.11.2014,Yargıtay 8. HD., E. 2014/24506 K. 2016/6107 T. 6.4.2016, Yargıtay 8. HD., E. 2014/15009 K. 2015/17008 T. 30.9.2015  sayılı kararları,) Tahsil harcının mahsup edilmesi gerektiğini,  kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, YARGITAY 12. Hukuk Dairesinin 12.11.2015 tarih, 2015/14210 E. Ve 2015/27809 sayılı kararının bu yönde olduğunu,  davacı yan tarafından toplamda yapılan 124.800.000 TL tutarın içerisinde icra dairesine yatırılan tahsil harcı tutarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ödenen tutardan 4.772.00 TL tutarlı  tahsil harcının düşülmesi gerektiğini, kıymet takdir masraflarının mahsubu gerektiğini,  her ne kadar iş bu raporda müvekkilinin alacaklı olduğu toplan tutar 52.521,30 TL olarak belirlenmiş ise de; hesaplamada en yüksek mevduat faizi belirlenirken hatalı rakamın dikkate alındığı esasen bir önceki 02.09.2021 tarihli bilirkişi raporundaki 17.01.2014 tarihi itibari ile 53.440,30 TL alacaklı (bu tutarın ortaya çıkarılmasında kıymet takdiri masrafı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı)  bulunduğumuz yönündeki değerlendirmeye katılarak bu tutarın dikkate alınması gerektiğini,124.800,00 TL den 4.772.00 TL  icra dosyasına ödenen tahsil harcının mahsubu ile 120.028.00 TL iadeye esas tutar olduğunu, 53.400,30 TL 17.01.2014 tarihi itibariyle toplam alacak tutarı olduğunu,   66.627,70 TL iade edilmesi gereken tutar olduğunu, 64.795,10 TL 22.07.2016 tarihinde iade edilen tutar olmakla bakiye 1.832,60 TL 22.07.2016 tarihinde iadesi gereken bakiye alacak tutarı  hesaplanabileceğini,  borçlunun kendi ihtiyariyle borcunu ödememesi sebebiyle alacağın tahsili amacıyla talimatla Beyşehir İcra Müdürlüğü’nün ... Tal.Sayılı dosyası ile yapılan haciz sebebiyle yapmış olduğumuz  harici masrafları( ulaşım,yemek,konaklama vs..) da dahil edildiğinde davacıya iadesi gereken bir tutar kalmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.<br>GEREKÇE Dava, alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, taraflar arasındaki İstanbul 20 ATM'nin 2012/22 esas sayılı dosyasında verilen ilk kararın icraya konulması nedeni ile toplam 124.800TL'nin haricen ödendiğini, ancak karara karşı karar düzeltme isteğinin kabul edilmesi ile kararın bozulduğunu, mahkemenin ikinci kararında daha az tutara hükmettiğini, müvekkilinin fazla ödediği tutarın iadesi gerektiğini iddia etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili, İİK 40 maddesi gereğince icranın geri iadesi için icra müdürlüğüne başvuru gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı yanca ilama istinaden ödendiği ihtilafsız olan ödemeler icra dosyasına açıkça bildirilmemiş olup dosya feragat beyanı ile kapatılmış olmakla davacının dava açmakta hukuki yararı mevcuttur. Her ne kadar, karar düzeltme aşaması kesinleşmeden iş bu dava açılmış ise de; davacı yanca ilk karara istinaden ödeme yapıldığı, ilk kararın bozulması sonrasında mahkemece bozmaya uyularak yeniden karar verilmesi ile fazla ödenen bedel yönünden ödemenin sebebini yitirdiği, ödemeyi haklı kılan nedenin ortadan kalktığı dikkate alındığında davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığından bu yöndeki istinafın reddi gerekmiştir. (Bknz. Y.3HD, 2022/5457Esas, 2023/1087 Karar sayılı, 11.04.2023 Tarihli ilamı) Ancak fazla ödenen bedel yönünden davacının son ödeme tarihinden dava tarihine değin  avans faizi işletilmiş ise de; faizin talep edilebilmesi için TBK 117. maddesi gereğince temerrüdün koşullarının oluşması gereklidir.  Davalıya yapılan bu ödemenin, davalı tarafından açılan davada verilmiş olan mahkeme kararına dayandığı, kararın da davadan sonra kesinleştiği dikkate alındığında mahkemece işlemiş faiz alacağının davacı alacağına dahil edilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Dosyada aşamalarda 3 ayrı bilirkişiden rapor alındığı, davacının son rapor doğrultusunda davasını ıslah ettiği, davalının işlemiş faiz dışındaki itirazlarının dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmakla neticeten kararın kaldırılarak; raporda yer verilen 124.800TL'lik ilk ödemeden 52.521,30TL'nin mahsubu ile bakiye 72.278,70TL olarak hesaplanan alacaktan davalı yanca 22.07.2016'da iade edilen 64.795,10TL'nin mahsubu ile bakiye; 7.483,60TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinafının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi  06/10/2021 gün ve 2017/580 Esas,  2021/663 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın KISMEN KABULÜ ile 7.483,60TL'nin 22/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  fazla istemin reddine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 511,20-TL harçtan peşin alınan 481,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 30,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Davacı taraftan alınan 481,20-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan, 58,40-TL ilk gider, 995,00-TL tebligat ve müzekkere gideri ile 1.350,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.403,40-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre 660,90TL'sinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/2.md uyarınca hesap ve takdir olunan  7.483,60TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisi vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 17.900TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 71-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 291,70-TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 08/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65e4c217e5e24cd5","SID":"903da0df9cdb5670"}}