{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1078 - 2024/268<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>(Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1)<br>DOSYA NO\t: 2022/1078  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/268<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/478 Esas-2022/495 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/03/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan  İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında  mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>\t\t\t\t\t\t\tDavacı vekili; Davalı ... İnşaat Şirketi'nin, İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde yapmakta olduğu, iş sahibi dava dışı ...'e ait, inşaat işlerindeki çelik konstrüksiyon işlerini müvekkiline taşere ederek tamamlamış olduğunu, taraflarca, müvekkilinin davalıya imal ve montajını üstlendiği çelik konstrüksiyon in sözleşme imzalandıktan sonra, davalının daha önce başlamış olduğu inşaatta kaçak imalatlar olduğu gerekçesiyle, ilgili belediye tarafından inşaatın durdurulduğunu ve şantiyenin mühürlendiğini, bu süreçte müvekkilinin, davalının kusurundan kaynaklı olarak çalışamadığını, sözleşme ile üstlendiği işin ileri bir tarihe ertelendiğini, ilerleyen süreçte imara aykırılıkların giderilip şantiye mührü kaldırıldıktan sonra çalışmaya başlayan müvekkilinin, davalı ile aralarındaki sözleşme ve revize sözleşmelere uygun bir şekilde hiçbir eksik ve kusura yer vermeden üstlendiği işi tamamlamış olduğunu ve Kabul Heyeti onayının dilekçeleri ekinde olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşme gereğince, ilk başta anlaşmaya varılan imalat miktarının, müvekkilinin yapmış olduğu işin tarafların mutabakatı çerçevesinde arttırıldığını, taraflarca imzalanan ilk sözleşmede her ne kadar 2.213.529,40 TL* KDV üzerinden anlaşmaya varılmış ise de müvekkilinin bu işi tamamladıktan sonra da davalı şirketin müvekkilden ek imalatlar yapmasını istediğini ve bu çerçevede müvekkilinin davalı için bedeli mukabilinde ek imalatlar da yaptığını,Müvekkilinin sözleşme gereğince yapmış olduğu imalatlara dair hakediş kontrol ve kabullerinin yapılmasını müteakiben hak ettiği alacak miktarınca fatura düzenleyip tebliğ ettiğini, davalıya kesilen tüm faturaların e-fatura olarak düzenlendiğini, e- fatura olarak düzenlenen faturaların elektronik ortamda davalıya tebliğ edildiğinin tespit edileceğini, anılan faturalara karşı herhangi bir itiraz veya iade fatura düzenlenmediğini, faturaya konu alacakların kesinleşmiş olduğunu, müvekkilinin, üstlendiği tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir biçimde yerine getirerek hakedişleri doğrultusunda faturalarını düzenleyerek davalıya teslim ettiğini ve yine sözleşme çerçevesinde geçici kabul onayı alarak, tüm işlerinin bitimi sonunda SGK kaydındaki taşeronluk dosyasını kapatarak kapanış bilgisini davalıya bildirdiğini, müvekkilinin sözleşme çerçevesinde üstlendiği işleri eksiksiz olarak tamamladığına dair davalı şirket yetkililerince 26.12.2019 tarihinde şantiye ve iş sahasında denetimler yapıldığını ve Kabul Heyeti tarafından müvekkilin tamamlamış olduğu tüm işlerin kabul edilerek onaylandığını, davalı tarafından imalat aşamasında bir kısım ödemeler yapılmış ise de 30.11.2019 son tarihli cari hesap ekstresinde yer alan 447.830,31TL alacağın davalı tarafından ödenmedi; davalı borçluya ihtarname keşide edildiğini, başvuruda bulunulduğunu, cevap verilmediği gibi bakiye borcunda ödenmediğini, Müvekkilinin kesinleşmiş alacaklarının tahsili için hakkında başlatılan icra takiplerine davalı tarafından itiraz edildiğini, borcunu ödemeyen davalı hakkında İstanbul 9. İcra Dairesi 2020/15565 Esas sayılı dosyasında fatura alacağına dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun anılan takibin yetkisine itiraz ettiğini, Ankara 10 İcra Dairesinin 2020/6756 Esasına kaydedilerek davalıya yeniden ödeme emri ve dayanak belge suretlerinin tebliğ edildiğini, davalının, takibe itiraz ederek icra takibini durdurduğunu belirterek, Ankara 10 İcra Dairesinin 2020/6756 E sayılı dosyasına vaki davalı itirazının ile anılan takibin takip talebindeki şartları ile devamına, müvekkili lehine davalının, dava konusu takip ile talep olunan alacağın yüzde 40 ı oranında inkar ve kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı  vekili; Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında; müvekkilin ana yüklenici olduğu \"... Parsel \" sayılı taşınmazda yapımı gerçekleştirilecek, ... Projesinin Muhtelif Çelik İşlerinin Sözleşme ve Eklerine ve İşveren talimatlarına uygun şekilde yapımı konusunda 15.02.2018 tarihinde Taşeron Sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme bedelinin 2.213.529,40 TL ve  KDV olduğunu, aynı taraflar arasında malzeme ve işçilik fiyatlarındaki artışlar sebebiyle 01.09.2018 tarihinde ise Taşeronluk Sözleşmesine Ek Zeyilname akdedildiğini ve sözleşme bedelinin  552.902,00 TL arttırılarak 2.766.431,80 TL olduğunu, Zeyilname akabinde de müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılan yazışmalar ile söz konusu proje kapsamında ek işler olması, birim fiyat artışları ve keşif miktarı imalat miktarı arasında fark olması sebebiyle sözleşme bedelinin yeniden arttırılarak 3.094.910,00 TL olduğunu, taraflar arasında yaşanan iş bu dava konusu uyuşmazlığın Taşeronluk Sözleşmesi ve Zeyilnameden kaynaklandığını, Davacı tarafın müvekkili şirketten muaccel hakediş alacağı ve nakit teminat alacağı bulunduğuna ilişkin taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerince davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğundan, hakediş alacaklarının ödenmemiş ve nakit teminatın iade edilmemiş olduğunu, davacının iş bu dava konusu taleplerinin; Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında düzenlenen 6 nolu hakedişe ilişkin 31.08.2019 tarih ve KZY2019000000071 numaralı 369.384,10 TL bedelli fatura, Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında düzenlenen 7 nolu hakedişe ilişkin 30.11.2019 tarih ve KZY2019000000123numaralı 37.992,59 TL bedelli fatura, Bakiye nakit teminat bedeli olan 40.453,62 TL Olmak üzere toplam 447.830,31 TL olduğunu, dava konusu taleplerin Taşeron Sözleşmesi kapsamında düzenlenen hakkedişler ile kesilen nakit teminattan kaynaklandığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirketten 407.376,69 TL hakediş ve 40.453,62 TL nakit teminat alacağı olduğunu ve bu alacaklarının muaccel olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddialarının taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, zira taraflar arasında akdedilen sözleşmede sözleşme kapsamında verilmesi gereken nakit teminatın düzenlenmiş olduğunu, Taşeronluk Sözleşmesinin \"Hakkedişlerin Tanzimi ve Ödemeler\" başlıklı 12.5. maddesinde; \"Kesin Teminat Mektubu dışında, TAŞERON'un hakkedişlerinden, işlerin tutarından Özel Şartlar madde 12.5'de yer verilen oran nakit teminat kesilecektir. Hakkedişlerden yapılan nakdi kesintiler, geçici kabulü müteakip, SGK'dan kayıt tetkik raporu ve herhangi bir borcu olmadığına dair ilişkisiz belgesi getirmesi ve yukarıdaki madde 11.5 (f) altında düzenlenmiş olan koşulların bulunmaması halinde 30 gün içerisinde TAŞERON'a geri ödenecektir. \" şeklinde olduğunu, Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca hakedişlerden yapılan nakit teminat kesintisinin, Yüklenicinin SGK'dan bu sözleşmeye konu işlerde görevli işçiler bakımından herhangi bir sigorta primi vs borcu olmadığına dair ilişiksiz belgesi ve SGK'dan kayıt tetkik raporu getirilmesi halinde ve geçici kabulü müteakip 30 gün içerinde nakden ödeneceğinin kabul edildiğini, anılan madde kapsamında davacının hak ediş alacaklarından nakit teminat kesintisi yapıldığını, ancak ilgili madde kapsamındaki şartlar davacı tarafından yerine getirilmediğinden bakiye nakit teminat kesintisinin iade edilemediğini, aynı şekilde Taşeronluk Sözleşmesinin 12.6. maddesinde ise; \"TAŞERON'un hakediş raporunun İŞVEREN tarafından onaylanmasından itibaren 60 gün içerisinde TAŞERON'a ödeme yapılır. Her hakediş ödemesinden önce TAŞERON, işçi alacağına dair o tarihe kadarki imzalı ücret bordrosu veya ücretlerin bankaya yatırıldığına dair banka talimatını İŞVEREN'e ibraz edecektir. Bu bilgile jbraz edilmediği sürece TAŞERON'a hiçbir şekilde ödeme yapılmayacaktır.\" hükmü uyarıncahakediş alacaklarının ödenme şartlarının belirlendiğini, anılan madde kapsamında Taşeron'un her hakediş ödemesinden evvel işçi alacağına dair o tarihe kadarki imzalı ücret bordrosunu veya ücretlerin bankaya yatırıldığına dair banka talimatını işverene ibrazı zorunlu olup, aksi halde ödeme yapılmayacağını, her ne kadar davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında geçici kabulün yapılmış olması, hakedişlerin ödenmesi ve teminatların iadesini gerektiren yegane koşul gibi gösterilmeye çalışılsa da taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin ilgili Maddeleri gereğince sözleşme kapsamında geçici kabulün yapılması hakedişlerin ödenmesi ve nakit teminatın iadesi için gerekli ancak yeterli olmadığını, geçici kabulün yapılması akabinde, nakit teminatın iadesi için davacı tarafından sözleşme kapsamında işçilere ödenen ücret bordrolarının, ödeme makbuzlarının, işçilerden alınan ibranamelerin eksiksiz olarak müvekkili şirkete teslim edilmesi gerektiğini, aksi halde müvekkili şirketin karşı karşıya kalacağı riske binaen teminatı iade etmeme hakkı bulunduğunu, aynı riskin hak ediş alacakları ide söz konusu olduğunu, sözleşmenin yukarıda yer verilen ilgili maddesi kapsamında gerekli şartlar yerine getirilmediğinden ödemelerin yapılamadığını, Dosya kapsamında davacı tarafından sözleşme kapsamında üzerine düşen bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğuna ilişkin herhangi bir delilin de ileri sürülemediğini, bu sebeple davacının hakediş ve nakit teminat alacağının muaccel olduğuna ilişkin taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu iş kapsamında son derece ciddi bir meblağ olan işçilik ücretleri ve borçlarının ödendiğine dair bilgi ve belgelerin kendisine teslim edilmemiş olması sebebiyle, davacı şirkete hak ediş ve nakit teminat ödemesini yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, Sayın Mahkemece bu hususun dikkate alınarak davacının söz konusu taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından yapılan ek işler kapsamında teminat açığı bulunduğundan müvekkili şirketin hakediş ödemelerini bloke etme hakkı bulunduğunu, davacı şirketleakdedilen Taşeron Sözleşmesi ve Zeyilname akabinde söz konusu proje kapsamında hem ek işlerin olması, hem birim fiyat artışları, hem de keşif miktarı imalat miktarı arasında fark olması sebebiyle, sözleşme bedelinin yeniden arttırılarak 3.094.910,00 TL olduğunu, Taşeron Sözleşmesinin \"Kesin Teminat\"' başlıklı 11. Maddesinde; \"Kesin Teminat, keşfin ve Sözleşme'nin dışında kalmış fakat yapılması Sözleşme tarihinden sonra kararlaştırılmış işlerde, artan iş ve/veya ödenecekse fiyat farkı olarak ödenecek bedel oranında arttırılır. Arttırılan teminat miktarı için hakedişlerden nakit teminat kesintisi yapılır ve mevcut teminata ilave edilmek suretiyle kesin teminat tamamlanır. TAŞERON isterse, bu nakit teminat kesintisini banka teminat mektubu ile değiştirebilir. \" hükmü kapsamında sözleşme bedeli artmış olmasına rağmen, kesin teminat açığının tamamlanmadığını, davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve zeyilname kapsamında üstlenmiş olduğu taahhütlerini sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmesi riskini teminen kesin teminat vermesi gerektiğini, sözleşme bedelinin artması sebebiyle risk de artmış olduğundan, bu artış oranında kesin teminatın arttırılması gerektiğini, ancak davacı tarafından bu yükümlülüğünde yerine getirilmediğini, tamamlanan işlerin keşif bedeli uyarınca davacı tarafın kesin teminat açığı bulunduğundan hakediş ödemelerinin yapılamadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip talebinde yer alan geçmiş gün faizi ile takipten sonra işleyen ve işleyecek olan faiz taleplerinin reddi gerektiğini, huzurdaki dava dayanağı ilamsız icra takibinde, takip talebi incelendiğinde, davacının yıllık   yüzde 13,5 avans faizi ile toplam 29.437,43 TL Geçmiş gün faizi talep etmekte olduğunun görüldüğünü, davacının iş bu talebi ile takipten sonra işleyen ve işleyecek olan faiz taleplerinin tamamının da reddi gerektiğini, zira taraflar arasında akdedilen Taşeron Sözleşmesinin 12.7.maddesinde; \"Sözleşme'ye göre yapılacak ödemelerde; Hakedişin İŞVEREN tarafından geç onaylanmasından ve/veya MAL SAHİBİ'nce İŞVEREN'e yapılacak geç ödemelerden dolayı gecikecek TAŞERON ödemelerine ilişkin İŞVEREN'in herhangi bir faiz ve benzeri cezai tutar sorumluluğu olmayacaktır.\" hükmü amir olduğunu,Anılan proje kapsamında mal sahibi ... A.Ş. tarafından müvekkili şirketin hak ediş alacaklarının uzun zamandır ödenmediğini,  bu sebeple müvekkili şirket tarafından hak ediş alacaklarının ödenmesi talebiyle İstanbul 28. İcra Müdürlüğü 2020/1858 E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe haksız itiraz üzerine takip durduğunu ve İstanbul 23. İcra Müdürlüğü 2020/136 E. sayılı dosyası ile itirazın kaldırılması davasının ikame edildiğini, iş bu davanın halihazırda derdest olduğunu, söz konusu proje kapsamında mal sahibi tarafından ana yüklenici müvekkile ödeme yapılmadığından, Taşeron Sözleşmesinin 12.7. maddesi kapsamında davacının gerek takip öncesi gerek takip sonrası faiz talepleri mesnetsiz olup bu taleplerinin de reddi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan takip sebebiyle müvekkil şirket lehine alacağın yüzde 20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, huzurdaki dava dayanağı ilamsız icra takibinin konusu olan taleplerin taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında dayanağı bulunmadığını belirterek , davanın reddini, icra takibi nedeniyle davacı aleyhine 9620' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>\t\t\t\t\t\t\tMahkemece;  taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca sözleşme konusu işin yapıldığı ve davacının yükümlülüğünü yerine getirdiği, düzenlenen hakedişlerin taraflarca imzalandığı, hakedişlerde herhangi bir ihtirazi kaydın yer almadığı, sözleşme hükümlerine göre somut olayda SGK ilişiksiz belgesinin bulunduğu, davacının sözleşme konusu işle ilgili muaccel bir borcunun bulunmadığı  görüldüğünden davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, reddolunan kısım yönünden davacının takip yapmaktaki kötü niyeti ispat olunamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı tarafın edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle alacaklarının ödenmediğini, nakit teminatın iade edilmediğini, dava konusu taleplerin davacının hakediş ve kesilen nakit teminat alacağından kaynaklı olduğunu, sözleşmenin 12.5 maddesinde ödemelerin nasıl yapılacağının düzenlendiğini, yine 12.6 maddesinde düzenlemelerin mevcut olduğunu, ek işler kapsamında teminat açığı bulunduğundan müvekkilinin hakediş ödemelerine bloke koyma hakkı bulunduğunu, faiz talebinin de reddinin gerektiğini, sözleşmenin 12.7 maddesinde de böyle bir sorumluluklarının bulunmadığını, müvekkili lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE :<br>\tDava, Eser  Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu,  davalı  vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;                       <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden alınması gereken 32.602,15 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 8.231,23 (8.150,53+80,70) TL harcın mahsubu ile bakiye 24.370,92 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından  yapılan yargılama giderlerinin ve yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, artan avansların karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın  361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  05/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t <br>Başkan <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Katip <br>  ✍e-imzalıdır<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a918d137edc4367","SID":"fd7f388e8003d0a2"}}