{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2550 - 2024/221<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/2550 <br>KARAR NO\t: 2024/221<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/656 Esas 2021/548 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 15/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15/03/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 06.08.2017 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacı ...'ın kalıcı şekilde iş göremez hale geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağında belirtildiğini, davalı sigorta şirketine tüm belgelerle yapılan başvurunun 22.08.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafça heyet raporu almadan oran belirlemesi yapıldığını beyan ettiğini, başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiğini, taleplerinde tüm denkleştirme nedenlerinin dikkate alındığını ve davalının sigortalısının tam kusuruna dayanıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.500,00 TL iş göremezlik tazminatının 20.10.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 09.03.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 163.736,08 TL'ye, 15.07.2021 tarihli dilekçe ile 191.039,67 TL'ye artırmıştır. <br>\tDavalı vekili, kaza ile davacının sakatlığı arasında illiyet bağının ve Genel Şartlar uyarınca maluliyetin belirlenmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını,, davalı sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, maluliyet oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasını, geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunmadığından hüküm kurulmamasını,  aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde aktüer bilirkişi tarafından yapılmasını, kaza tarihi itibariyle TRH 2010 yaşam tablosunun ve 1,8 teknik faiz esas alınması gerektiğini, kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilerek iş kazası olması halinde SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tenzili gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanmasını, hesaplanan tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur sebebi ile indirim yapılmasını, eksik evrak ile başvuru yapılıp temerrüd iddiasının asılsız olduğunu, avans faizi talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 30.11.2020 tarihli raporda davacının engellilik oranının %10 olduğunun belirtildiği ve bu raporun hükme esas alındığı, kusura ilişkin olarak ibraz edilen 29.01.2021 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'ın tamamen kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 13.07.2021 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiği, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığına dair herhangi bir tespit bulunmadığından davacının müterafik kusurunun bulunduğu yönündeki iddianın davalı tarafça ispatlanamadığı, ayrıca davacının içinde bulunduğu aracın sürücüsünün babası olması nedeniyle hatır taşımasının söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile toplam 191.039,67 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının 20.10.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kararın haksız ve hukuka aykırı olup poliçe tanzim tarihi itibariyle yeni Genel Şartlar’a tabi olduğu halde TRH 2010 tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen maddelerin iş bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, öncelikle davanın reddine karar verilmesi, aksi halde TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, tazminat hesaplamasında Genel Şartlar’da belirtilen usul ve esasların dikkate alınması gerektiğini, mahkemece yargılama sırasında alınan maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini ve kararın hatalı olduğunu, AÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28.08.2019 tarihli raporda davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığının belirtildiğini, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 30.11.2020 tarihli raporunda ise %10 oranında maluliyet tespit edildiğini ve bu durumun çelişkili olduğunu, HMK 176. maddesine aykırı olarak ikinci kez ıslah yasağına aykırı şekilde karar verildiğini ve kararın kaldırılması gerektiğini, davacı vekili tarafından önce kök rapora göre dava tutarının artırıldığını, ardından ek rapor üzerinden tekrar ıslah edildiğini ve bu tutar üzerinden karar verildiğini, ikinci kez ıslah işlemine itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili, 06.08.2017 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacı ...'ın kalıcı şekilde iş göremez hale geldiğini belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 29.01.2021 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 30.11.2020 tarihli raporda davacının engellilik oranının %10 olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Dosya içeriğinden, 06.08.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 28.08.2019 tarihli raporda davacıya ait tıbbi belgeler incelenmek suretiyle  düzenlenen 22.08.2017 tarihli epikriz raporuna göre, opere yerinde ağrı yanma şişkinlik, sırta vuran ağrı şikayeti olan hastanın plevral efüzyon ve kaburga kırığı olduğu, ağrı şikayeti ile başvurduğu, batında palpasyonla hassasiyet olduğu, opere yeri temiz olduğu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü tarafından düzenlenen adli rapora göre solunum sistemi muayenesinde belirgin patolojik bulgu saptanmadığı, PAAG ekspiriumda çekildiği, belirgin kot fraktörü veya ek patoloji saptanmadığı, sol yan grafide belirgin patoloji saptanmadığı, solunum fonksiyon testi sonuçları belirtilerek hafif restriktif bozukluk ile uyumlu olduğu, hastada saptanan hafif restriktif solunum bozukluğunun gögüs travmasına bağlı olabileceği gibi obeziteye de bağlı olabileceği, göğüs cerrahisi tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağını belirtildiği ifade edildikten sonra davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca özür oranının % 0 (sıfır) olduğu, erişkin olması halinde 2 ay süreyle iş göremezlik halinde kalacağının belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan ve Adli Tıp Kurumu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 30.11.2020 tarihli raporda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniğinin düzenlediği 09.09.2020 tarihli raporda, batın ultrasongrafide karaciğer yaralanması iyileşmiş, ancak sağ böbrekte atrofi olarak değerlendirildiği, böbrek fonksiyonlarında kayıp açısından Çocuk Nefroloji Uzman değerlendirmesinin uygun olduğu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği tarafından düzenlenen rapor da; çekilen böbrek sintigrafisinde afonksiyone sağ böbrek tespit edildiği sağ böbreğin fonksiyonel olmadığı, dosyaya ekli grafilerin incelemesinde 06.08.2017 traihli tomografide sol L1-2-3-4 transvers proces kırıkları, sağ perirenal hemoraji, sol 11-12 kot kırıkları izlendiği BBT de intrakaraniyal patoloji izlenmediği, ürogenital sistem-nefrektomi- diğer böbrek tamamen normal olduğu belirtildikten sonra davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca vücut engel oranının %10 (yüzdeon) olduğu, iyileşme süresinin 2 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, hükme esas alınan bu rapor ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28.08.2019 tarihli rapor arasında aynı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen  davacının trafik kazasındaki yaralanmasına ilişkin tespitler ve maluliyet oranı arasında farklılıklar bulunduğu, mahkemece her iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.<br>\tBu durumda davacının 06.08.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı maluliyetinin tespiti ile maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve davacı hakkında düzenlenmiş maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan  rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilmiş olması doğru değildir. <br>\t2-Kabule göre de 6100 sayılı HMK'nın  belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesinde \"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklıdır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır.<br>\tKanun'un Kısmi dava başlıklı 109/1. maddesinde ise \"Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.\" hükmüne yer verilmiş, ıslaha ilişkin 176. maddesinde, \"Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.\" düzenlemelerine yer verilmiştir. <br>\tSomut olayda dava dilekçesinde fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı tutulduğu  belirtildikten sonra 3.500,00 TL tazminatın tahsilinin talep edildiği, yargılama sırasında ibraz edilen 09.03.2021 tarihli dilekçe ile belirsiz alacak davası mahiyetindeki davadaki talebin, bilirkişi raporu doğrultusunda artırılarak 163.736,08 TL olarak kabul edilmesinin talep edildiği, 15.07.2021 tarihli dilekçede ise müddeabihin arttırılması talebinin kabulü ile 191.039,67 TL tazminat talebinde bulunulduğu, mahkemece dava dilekçesi ve yargılama sırasında verilen dilekçelerin yukarıda belirtilen Kanun hükümleri uyarınca değerlendirilerek davanın niteliğinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2021/14290 esasına yatırılan 350.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a56366a19be2bca","SID":"b0ba99f910edd64b"}}