{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       \t: 2022/37 <br>KARAR NO\t: 2024/359<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...          ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                      MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/128 E.  -  2021/167 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: 2020-M-2108 Sayılı YİDK Kararı İptali- Hükümsüzlük <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2021 tarih ve 2020/128 Esas - 2021/167 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin ürünlerini “...” ve “...” markaları ile pazara sunduğunu, \"...\" markasının tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın 2018/116615 sayılı \"... şekil\" ibareli marka başvurusuna itirazlarının reddedildiğini, davalı tarafın markası ile müvekkili markalarının karıştırılma ihtimali doğuracak düzeyde benzer olduğunu, müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde SMK'nın 6/3 ve 6/6.maddeleri anlamında hak sahibi olduğunu, davalı tarafın marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu iddia ederek, 2020-M-2108 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2018/116615 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı gerçek kişilerce davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının  \"...+Şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\", \"...\"   ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın \"...+Şekil\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan \" haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği \" kanıtlanmadığı ), davacı tarafın \"...+Şekil\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve dava konusu  marka açısından  SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetin kanıtlanmadığı, YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığı adına tescilli \"...\" ibareli markaların tanınmış marka haline geldiğini,  \"...\" ibareli ve \"...\" esas unsurlu markaları ilk defa kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıranın müvekkili olması sebebiyle öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu,  davalı tarafa ait “...” ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkili markalarından haksız yarar sağlayabileceği hususlarının göz ardı edildiğini, başvuru ile müvekkili adına tescilli “...” ibareli ve esas unsurlu markalar arasında yalnızca “...\" ibaresini işaret eden “...” ön ekinin bulunmasının markaları farklılaştırmanın aksine müvekkili markalarının esas unsuruna işaret ettiğini, her iki markanın gerek yazılış ve gerekse de okunuş bakımından 6769 Sayılı SMK md. 6/1 anlamında çok benzer olduğunu,  müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu 29., 30. sınıfta yer alan mallar ile davaya konu markanın tescil edilmek istendiği 29., 30., 43. sınıflardaki mal ve hizmetlerin aynı/ilişkili olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalılar ... ve ...'nun \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının “...” esas ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği,  itirazların önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tAçıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalıların  başvurusuna konu ibarenin \"...+şekil\" olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da \"...\" ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markasının davalıların başvurusunda bütün olarak yer aldığı, davaya konu başvuru markasının tüketiciler tarafından bir bütün olarak \"...\" şeklinde algılanacağı, başvuru markasındaki esaslı unsurun “...” kelimesi olduğu, başvuruya eklenen “...” ibaresinin ve şekil unsurunun markaya yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, yeterli ayırt edicilik bulunmadığı için \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük  olduğundan da söz edilemeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, \"... - ...\" markalarına yönelik olarak verdiği  2019/1582 Esas, 2019/8225 Karar ve 16/12/2019 tarihli kararı ile \"... - ...\" markalarına yönelik verdiği 2019/1760 Esas, 2019/7960 Karar ve 09/12/2019 tarihli ve \"...- ...\" markalarına yönelik olarak verdiği 2022/1197 Esas,  2023/5059 Karar sayılı ve 18/09/2023 tarihli kararlarında da söz konusu ibarelerin benzer bulunduğu, bu bağlamda SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tDiğer yandan 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa tatbik edilebilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekir. Bu kapsamda yapılan incelemede, davalıların başvurusu kapsamında 29 ve 30.sınıf gıda malları ile 43.sınıfın 1.,2., 3., 4. alt sınıflarındaki hizmetler yer almaktadır. Davacının, itiraza mesnet çok sayıda \"...\" asli unsurlu markası da 29.ve 30.sınıf mallarda tescilli olduğundan, bu sınıflar yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Davalılar her ne kadar YİDK sürecinde davacının itiraza mesnet markaları yönünden kullanım ispatı talep etmiş ise de, davacının tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan 29. ve 30.sınıfta tescilli markaları da mevcuttur. (Örn. 2017/09171) Davacının 43.sınıfta tescilli markası bulunmuyar ise de,  dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıf mallar ile 43.1.sınıf \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" benzerdir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde/ mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekir. Davacının itiraza dayanak markalarının kapsamındaki 29 ve 30. sınıfta yer alan gıda malları ile davalının başvurusu kapsamındaki 43/1. sınıf \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" de benzer ihtiyaçları karşıladığından, benzer kabul edilmelidir. Sonuçta dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30.sınıf mallar ile 43.1.sınıf hizmetler (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) yönünden, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>\tDiğer yandan, davacı tarafından SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, davacı markalarının tanınmış olduğu ve bu  tanınmışlık nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğine dair somut delil sunulmadığı, davacının sunduğu kullanım delillerinin önceye dayalı hak sahipliğini ispat eder nitelikte bulunmadığı, davacının ticaret unvanının dava konusu başvuru ile benzer olmadığı, sırf benzer marka başvurusu yapılmasının başvuranın kötü niyetini göstermediği, davacının kötü niyete dayalı iddialarının ispatlanamadığı anlaşıldığından,  anılan tescil engelleri yönünden yasal şartların gerçekleşmediği kabul edilmiştir.<br> \tBu itibarla yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine dair hüküm kurulmuş bulunması doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/05/2021 gün ve 2020/128 Esas - 2021/167 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile TPMK YİDK'in 17/03/2020 tarih, 2020-M-2108 sayılı kararının, 29. ve 30.sınıftaki malların tamamı ile 43. sınıftaki  \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.\" yönünden KISMEN İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>\t3-Davalılar ... ve ... adına tescilli 2018/116615 sayılı \"...+şekil\" ibareli markanın, 29. ve 30.sınıftaki malların tamamı ile 43. sınıftaki  \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.\" yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>\t4-Alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,2‬0 TL'nin davalı ..., ... ile davalı ... alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ..., ... ile davalı ... alınarak anılan davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacının açtığı dava kısmen reddedildiğinden ve davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 253,50 TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 184,50 TL posta gideri, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.400,1‬0 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2'si olan 1.200,05‬ TL'ye TL'ye, 54,40 TL peşin harç, 54,540 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.308,85‬ TL'nin  davalı ..., ... ile davalı ... alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı ..., ... ile davalı ... tarafından ilk derece yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d8eddc127f464d1","SID":"f23482b3c0302668"}}