{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/38 <br>KARAR NO\t\t: 2024/497<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/861 E.<br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 07.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.03.2024<br><br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2023 tarih 2023/861 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tTALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu aracın karıştığı ölümlü trafik kazasını nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, alacağın tahsili için davalı işleten ... adına kayıtlı kazaya karışan araca bunun mümkün olmaması halinde davalının  başkaca araç ve taşınmazı bulunması halinde bunlar üzerine  ihityati tedbir konulmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, tedbir talebinin yasal koşullarının oluşmadığı, belirtilerek; ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davacıların müşterek çocuklarının davalıların maliki ve ZMM sigortacısı aracın karıştığı kaza neticesinde hayatını kaybettiğini, kaza anında aracın hızının 85 km olduğunu, sanık hakkında yapılan yargılamada müsnet suçun yasal unsurları ile oluşmadığından beraat kararı verildiğini, istinaf yargılaması neticesinde kazanın oluş nedeninin kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçen yayanın asli kusurundan kaynaklandığı belirtilerek beraat kararının kesinleştiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kalıdığını, ölüm olayında müteveffanın kusurunun tazminat belirlemesine esas alınamayacağını, talebin para alacağının güvence altına alınmasına ilişkin olduğundan ihtiyati tedbir değil aksine ihtiyati haciz koşulları yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini,  dava konusunun muaccel (vadesi gelmiş) ve rehinle de temin edilmemiş alacak niteliğinde olduğunu,  dava dosyasına sunulan delil durumu dikkate alındığında dava konusu alacak için ihtiyati haciz sebepleri oluştuğunu, alacağın muaccel olduğu ve rehinle teminat altına alınmadığını kazaya karışan ... plakalı araca, bunun mümkün olmaması halinde davalının başkaca araç ve taşınmazı bulunması halinde tespit edilen araç ve taşınmazlarına dava konusu miktarla sınırlı olarak teminatsız olarak ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir uygulanmasına, karar verilmesi geteriğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Talep  ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>\t3.\tİhtiyati  tedbirde asıl olan  ihtiyati  tedbire esas  olan  bir  hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Madde de bu iki  hususa  yer  verilmiş  ihtiyati  tedbire ilişkin  hak ve özellikle  ihtiyati  tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir  talebinin  kabulü  ve ya reddi  bir kısım genel ilkeler konularak hakime  bırakılmış, ancak ihtiyati  tedbirin  uyuşmazlık  konusu hakkında  verileceği  düzenlenmiştir . <br>\t4.\tGeçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Açıklandığı üzere ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır.<br>\t5.\tİhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. Bir alacağın güvence altına alınması için öngörülen geçici hukuki himaye yolu  ihtiyati haciz olup, bununla mal üzerinde bir ayni hak iddiası ileri sürülmemekte, malın üçüncü kişiye devrine engel olunmamakta, bunun yerine alacağın o malın satış bedelinden karşılanması ve malın devri halinde haczin, devralana karşı da dermeyan edilebilmesi imkânı sağlanmaktadır.<br>\t6.\tDavacının talebi alacak davası niteliğinde olup, dava konusu malvarlığının aynına ilişkin bir dava olmadığı gibi  taşınır taşınmaz mal varlığı da davanın konusunu oluşturmamaktadır.<br>\t7.\tİhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz iki ayrı koruma tedbiri olup amaçları, konuları ve sonuçları bakımından birbirinden farklıdır. Biri diğerinin yerine geçmek üzere karar verilmez. Nitekim 6100 Sayılı HMK'nun 406/2. fıkrasında \"İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara iliskin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.\" denmiştir. Bu fıkranın gerekçesinde \"özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta -ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi- gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.\" denmiştir. Bu nedenle, ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesi mümkün değildir.<br>\t8.\tBunun ötesinde, davacının davası trafik kazası nedeni ile ölüm nedeni ile maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.  Somut olayda, poliçe ve kaza tarihinde yürürlükte olan  01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince  destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır. Bu çerçevede davaya konu olay nedeni ile davalıların sorumlulukları 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK hükümleri ile ZMMS poliçesi kapsamında sürücünün kusuru oranındadır. Davacının ileri sürdüğü zarardan davalıların sorumlu tutulabilmesi için kazaya karışan sigortalı araç sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışı bulunması, davacıların bir zararın oluşması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının varlığı gerekli olup, dava konusu maddi olaya ilişkin yapılan ceza yargılaması neticesinde davalı sürücünün kusursuz olduğu belirtilmek sureti ile beraatine karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması karşısında İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, kusurun varılığının yargılamayı gerektirdiği, anlaşılmakla ihtiyati hacze itirazın yaşal koşulları da oluşmadığından talebin reddine dair kararda isabetsizlik bulunmamakla, davalı istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve İİK'nın 257. maddesindeki şartların somut olayda bulunmamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 704,50-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 434,65-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89b5abc7015b0a5c","SID":"5fb89a8b7307e7b3"}}