{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1263 <br>KARAR NO\t\t: 2024/491<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.10.2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/713 Esas 2020/489 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t\t: 19.06.2018<br>KARAR TARİHİ\t: 07.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.03.2024<br><br>\tİzmir 4. Asliye  Ticaret Mahkemesinin 09.10.2020 tarih 2018/713 Esas 2020/489 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının ve karar almanın usulüne aykırı olduğunu, genel kurul öncesinde ilgili belgelerin incelenmesine imkan tanınmadığını, davacıların alınan kararlara karşı olumsuz oy kullanarak muhalefetlerini tutanağa geçirdiklerini, genel kurul toplantısında merkez değişikliğine karar verildiğini, faaliyet raporları ile bilanço ve gelir giderler üzerinde inceleme yapılamadığını, özel denetçi atanması gerektiğini, toplantıda faaliyet raporunun, bilanço ve gelir gider raporlarının ibra edildiğine karar verildiğini, müdürün kendi ibrasında oy kullandığını, belirterek; kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t CEVAP : Davalı vekili, iki ortaklı şirketin  % 40 hissesine sahip olan ... vefat etmesi nedeniyle davacıların miras payları oranında şirkete ortak olduklarını, diğer ortak ... ile birlikte ...’ın şirketi birlikte yönettiklerini,  ...’ın ölümünden sonra şirket müdürü olarak kalan ...’ün fiziki şartların  kötü olması nedeniyle genel kurul toplantısını kendisine ait “... Mah, ... Sokak, No:... D:..., ...-...” adresinde yapmayı uygun bulduğunu, davacıların toplantıda herhangi bir inceleme isteğinde bulunmadıklarını, ibra oylamasının 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarını kapsadığını, ...’ın 2017 yılında vefat etmiş olması dikkate alındığında bu yıllarla ilgili olarak mirasçıların da ibra oylamasında oy kullanmaması gerektiğini; belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, Davanın yasal 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, 30/04/2018 tarihli genel kurul toplantısının “... Mah. ... Sk. N:... ...-...” adresinde yapıldığı,  toplantıda 51 pay asaleten, 12 pay vekaleten temsil edildiği, davacıların  genel kurul toplantısının 4, 5, 7 ve 10 numaralı gündem maddesinde görüşülen kararlara  muhalif kaldıkları, davalı şirketin ortak sayısının 14 olduğu, sermayesinin 10.000,00-TL olduğu, karşılığının 80 pay olduğu, 48 payın müdür ...'e ait olduğu, davalı şirketin adresinin “... Sk N:... ...-...” olduğu, şirket müdürü tarafından alınan müdür kurulu kararı ile gündem oluşturulduğu,  gündemde şirketin  genel kurul toplantısının ... Mah. ... Sk. N:... D:... ...-... adresinde yapılmasına, karar verildiği, 4 ve 5 numaralı maddelerde şirket müdürünün de oy kullandığını, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılığın bulunmadığını, Şirket yönetiminde olanların ibra oylamasına katılamayacakları, davalı şirkette 48 payın sahibi olan şirket müdürü ...'ün ibraya ilişkin 4 ve 5 numaralı kararlarda oy kullandığı, diğer kararlar yönünden yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılığın bulunmadığı, belirtilerek; davanın kısmen kabulüne şirket genel kurulunun 4  ve 5 nolu kararlarının iptaline, falazya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davacıların şirket ortağı olduğunu, şirket finansal tabloların toplantı öncesinden en az on beş gün önce şirket merkezinde hazır bulundurulmadığı, şirket genel kurul toplantısının şirket merkezi dışında bir başka yerde yapıdlığını, anonim şirketler bakımından genel kurul toplantısının şirket merkezinde yapılmamasının iptal ve butlan sebebi olacağı göz önüne alındığında açık kıyas hükmü doğrultusunda limited şirketler bakımından da genel kurul toplantılarının şirket merkezinde yapılması gerektiğini, genel kurul toplantısına çağrıda finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu ve kar dağıtım önerisi genel kurul toplantısından en az onbeş gün önce şirket merkezinde incelemesine hazır bulundurulacağı belirtilmiş olmasına rağmen şirket merkezi olarak geçen bina tahliye edildiğinden genel kurul öncesi finansal tabloların incelenmesi de mümkün olmadığını,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili, iki ortaklı davalı şirketin % 40 hissesine sahip müteveffa ... ile ortak ... ile birlikte şirket müdürü olarak yönetildiğini, davacılar ...’ın vefatından sonra payları oranında şirkete ortak olduklarını, şirketin 30.04.2018 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile ilgili açılan bu dava sonucunda (4) ve (5) no’lu gündem maddelerinin iptaline karar verilmiş olmasının doğru olmadığını,  genel kurul toplantısında şekil şartlarına uyulduğu, bilanço ve gelir gider hesaplarının ibra oylamasında şirket müdürü ...’ün oylamaya katılmış olmasının iptal nedeni olamayacağını, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>2.\tDava ve toplantı tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 622/1. maddesi gereğince anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı düzenlenmişse de aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde genel kurul, şirket merkezinin bulunduğu  yerde yapılacağına dair TTK'nın 409/3. hükmün limited şirketler hakkında da uygulanacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı şirket ana sözleşmesinde de toplantı yeri hakkında bir hükme yer verilmemiştir. Bu durumda toplantının şirket merkezi dışında yapılması tek başına iptal sebebi olarak kabul edilemeyecek olup alınan kararların afaki iyi niyet kurallarına aykırılığı ileri sürülerek iptali istenebilirse de somut olayda bu hususda ispat edilememiştir. ( Yargıtay 11. HD'nin 08.02.2016 tarih ve  2015/6677 E. -  2016/1097 K. )<br>3. Davalı şirket tarafından ticaret sicil gazetesinde yapılan ilanda olağan genel kurul toplantısının 19.04.2018, yeterli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ise 30.04.2018 tarihinde belirtilen adreste yapılacağı ilan edilmiş ve şirkete ait finansal tablolar ile yıllık faaliyet raporu ve kar dağıtım önerisinin genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirket merkezinde incelemeye hazır bulunacağı belirtilmiş olup, yeterli çoğunluk sağlanamadığından ilk toplantının yapılamadığı, yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından söz konusu belgelerin şirket tarafından ilk toplantı tarihinden önce inceleme imkanı tanındığını, davacılar tarafından söz konu belgelerin incelenmesinin davalı şirket tarafından engellendiğine ilişkin somut herhangi bir neden ileri sürülüp ispatlanamadığının  anlaşılması karşısında kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmadığın kabulü gerekir.<br>4.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalı şirket genel kurul toplantısının şirket merkezi dışında yapılmasının iptal sebebi olmamasına, şirkete ait finansal tabloların incelenmesinin davalı şirket tarafından engellendiğine dair somut herhangi bir neden ileri sürülüp ispatlamamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacıların tüm, davalının ise aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>5. “Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği amirdir. Bir başka ifade ile  genel kurul kararlarının iptali istemli davada yokluk ve butlan hallerinin bulunup bulunmadığı resen incelenmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK’nun 12.03.2008 tarih ve 2008/11-246 E. -  2008/239 K., 11.HD'nin 26.09.2019 tarih ve 2018/835 E. - 2019/5869 K, 22.10.2020 tarih ve  2019/1366 E -  2020/4391 K.).<br>6.\t6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerin genel kurul kararlarına ilişkin 620. maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde ve Kanun’da ibraya ilişkin kararlarda özel bir nisap öngörülmemiştir. Bu durumda ibraya ilişkin kararlarda da toplantıya katılanların salt çoğunlu ile karar alınması yeterlidir. Yine aynı Kanun’un genel kurulda oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesi uyarınca şirket yönetimine katılmış bulunanların ibraya ilişkin kararlarda oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Dava konusu genel kurul toplantısına katılan ortaklardan, ...'ün iş bu genel kurulda ibra edilen şirket müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda ifade edildiği üzere aynı zamanda ortak olan müdürün kendi ibrasında oy kullanamayacağı hükmünü amirdir. Bu bakımdan, uyuşmazlığın anılan madde kapsamında değerlendirilerek, her bir dönem için  müdür olan ortağın oyu hariç tutularak ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı değerlendirilmek ibra kararının yok hükmünde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. HD'nin 05.06.2018 tarih ve 2016/12535 E. - 2018/4317 K. ) Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesinde bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda şirket müdürlerinin oy hakkından yoksun olacağı belirtilmemiştir. Dolayısıyla müdürlerin de bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda oy hakkı bulunduğun kabul edilmelidir. ( Yargıtay 11. HD'nin 11.12.2019 tarih ve  2019/1317 E. -  2019/8061 K. )<br>7.\tSomut olayda, davalı limited şirketin 30.04.2018 tarihli genel kuru toplantı tutanağının incelenmesinde; şirketin toplam 80 hisseden müteşekkil olup şirket müdürü ...'ün 48 hisseye sahip olduğu, geri kalan 32 hissenin müteveffa ortak ... mirasçılarına ait olduğu, genel kurul toplantısına şirket müdürü dahil 51 hissenin asaleten 12 hissenin ise vekaleten katıldığı, genel kurul tutanağının 4. maddesinde şirket faaliyet raporları, gelir gider tablosu ve bilançonun 12 ret oya karşılık 51 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, 5. maddesinde ise şirket müdürünün 12 ret oya karşılık 51 kabul oyu ile oy çokluğuyla ibra edildiği, her iki oylamaya da 48 hisse sahibi şirket müdürünün katılarak kabul yönünde oy kullandığı anlaşılmaktadır.<br>8.\tAz yukarıda açıklandığı üzere ibra oylamasında müdür olan ortak oy yoksunudur. Bu sebeple müdür olan ortağın oyu, nisabın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde hesaba katılmaz. Bu durumda müdür olan ortağın oyu hariç tutulduğunda hazır bulunan 15 hissenin  salt çoğunluğu ile karar alınması gerekli olup somut olayda müdür sıfatı olmayan 15 hisseye sahip ortaklardan 12 sinin ret yönünde oy kullanmış olması nedeni ile ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlanmadığı, faaliyet raporları, gelir gider tablosu ve bilançonun onaylanması için alınan kararda ise oy yoksunluğu söz konusu olmadığından gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı anlaşılmaktadır.<br>9.\tMüdürlerin ibrası için yeterli nisabın bulunmaması yokluk olup bu husus mahkemece resen gözetilebilecek nitelikte olduğundan dava konusu genel kurulun şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 nolu genel kurul kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, faaliyet raporları, gelir gider tablosu ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 4. nolu genel kurul kararın iptal isteminin ise reddine, karar verilmesi gerekirken her iki kararın da iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD.'nin 21.11.2019 tarih ve 2017/3488 E. - 2019/549 K.,31.05.2023 tarih ve 2022/668 E. -  2023/3398 K. )<br>10. O halde; İDM tarafından davalı şirketin dava konusu şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 nolu genel kurul kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, faaliyet raporları, gelir gider tablosu ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 4. nolu genel kurul kararın iptal isteminin ise reddine, karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla, davalının istinaf talebi yerindedir.<br>Bu durumda, davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.10.2020 tarih 2018/713 E. 2020/489 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>3-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE Davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi.'nin 17.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan beş ( 5 ) numaralı kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile eksik olan 391,70 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan  AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>Davacılar tarafından yapılan 35,90-TL başvuru harcı,146,90-TL posta masrafı ve 600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 782,80-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 391,40-TL olarak davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,<br>3-Davalının yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>4-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından istinaf yargılaması nedeniyle yapılan  162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 22,00-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 184,10-TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>7-İstinaf başvurusu nedeni ile davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c3a64d851b0fd0e","SID":"201f050ef83d94ce"}}