{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/108 <br>KARAR NO: 2024/301<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2017/625 E. - 2020/150 K.<br>DAVANIN KONUSU:  Markaya Tecavüzün Tespiti, Markanın Hükümsüzlüğü, Endüstriyel  Tasarıma Tecavüzün Tespiti ve Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ticaret unvanı ile ticari faaliyetini sürdürdüğü gibi, aynı zamanda ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin yetkilisi ve ortağı sıfatıyla adına ... tescil nolu \"...\" markasını ve 2016/07139 tescil numaralı endüstriyel tasarım tescilli ürünün üretici ve satıcısı sıfatıyla ticari faaliyetinde kullanmakta olduğunu, söz konusu marka ve endüstriyel tasarıma büyük yatırım yaptığını, müvekkiline ait ... tescil nolu \"...\" markası ve Türk Patent Enstitüsünden takibi yapılabilecek \"...\" esas unsurlu 11 marka tescili bulunduğunu, markaların 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca müvekkili adına 03,05,29,30,32 ve 35.sınıflarda tescilli olduğunu, hukuki koruma altında olduğunu, yine marka tescili yapılan aynı ürün için 03/11/2016 tarihinde Türk Patent Enstitüsü nezdinde Endüstriyel Tasarım Tescili talebinde bulunulduğunu, ... numaralı \"...\" endüstriyel tasarım tescilinin tamamlandığını, müvekkilinin ... tescil nolu marka ve ... tescil nolu endüstriyel tasarım ile uzun yıllardır hem üretim, hem de pazarlama faaliyetini sürdürmekte olduğunu, kendisine sektörü içinde iyi bir pazar payı oluşturduğunu, bilinir ve tanınırlığı her geçen gün katlanarak artarken davalı yanın haksız tecavüzünün muhatabı olduğunu, davalı şirketin sundukları etiket fotokopisinde görüldüğü gibi ... tescil nolu \"...\" markası ile 2017 yılı başlarında müvekkiline ait gerek markaya, gerekse endüstriyel tasarıma açıkça tecavüz teşkil eden ürünlerini haksız rekabet yaratacak bir biçimde üretmeye ve müvekkili ile aynı sektörde( özellikle eczane ürünü olarak lanse edilen ürün grubu içinde yer alındığından) satış ve pazarlamasını yapmaya başladığını, davalı şirkete ait dava konusu ... tescil nolu \"...\" markasının kullanıldığı ekte görseli yer alan dava konusu ürünün müvekkiline ait ... tescil numaralı endüstriyel tasarım tescil ile iltibas yaratacak ölçüde benzer olduğunu, öncelikle mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacı ile ... kod numarası ile davalı yan adına tescilli bulunan \"...\" ibareli markanın TPE nezdinde tutulan sicil kaydına, 556 sayılı KHK'nun 16 ve 76. maddeleri uyarınca, dava sonuçlanıncaya dek 3. kişilere devri önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasını, davalının ...  numaralı \"...\" markasının tescilli olduğu 05. ve 30 sınıflar için davacının ...  numaralı \"...\" markası ve diğer alt markalarına 30. ve 05. sınıflar bakımından benzer olduğunun tespitine, davalıya ait ürün görsellerinin üzerinde bulunan etiketin ve ürün ambalajının açıkça davacı adına tescilli ...  numaralı \"...\" markası ve  ... numaralı endüstriyel tasarıma açıkça benzer olduğunun tespitine, davacının marka haklarına ve tasarım haklarına tecavüzün tespitine ve menine, davalının markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıya ait tüm ürünlerin ve reklam malzemelerinin toplatılmasına, davalının cirosu üzerinden tespit edilecek şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, kararın masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazetede yayın ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı tarafın markasına yönelik bir tecavüzünün bulunmadığını, davacı taraf adına tescili marka ile müvekkiline ait marka arasında söyleyiş ve yazım olarak bir benzerliğin bulunmadığını, iki markanın okunuşlarının, telaffuzlarının, yazılışlarının ve yazım şekillerinin tüketici nezdinde karışıklığa neden olabilecek bir benzerlik içermediklerini, etiket tasarımlarının kullanılmakta olduğu şişelerin birçok ürün tarafından ortak olarak kullanılmakta olduğunu, etiket renklerinin birbirlerinden farklı olduklarını, davacı tarafın kullandığı renklerin başkası tarafından da kullanabileceğini belirterek, davacı tarafın tüm taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince;\" davalının ürün ambalajlarında kullandığı etiket tasarımı ile davacının tescilli etiket tasarımı karşılaştırıldığında, her iki etiketin de dış kontürlerinin benzer formda olduğu, yan kenarları düz, alt ve üst uzun kenarlarını yay biçiminde olduğu, her iki tasarımın üst ve alt yay bölümlerinde ofset biçimli renkli kısımların yer aldığı, davacıya ait tasarımda bu bölümün mor ve yan kenarlara kadar iken, davalıya ait tasarımda yeşil renkli olup, yan kenara azalan biçimde geldiği, renkli bölümlerin kalınlıklarının birbirinden farklı oldukları, davacıya ait tasarımda beyaz renkli ikinci bir kısım varken , davalıya ait etikette bu bölümün bulunmadığı, her iki etiketin arka fonu benzer sarı parlak renkli olup, üzerilerinde geometrik otantik desenlerin yer aldığı, etiket üzerinde yer alan ögeler incelendiğinde, dikey olarak üç bölüme ayrıldıkları ve konumlandırıldıkları, sağ ve sol bölümde ürün içeriğiyle ilgili küçük fontlu ibareler yer alırken, orta bölümde daha büyük fontla yazılmış marka ismi, içerik ibaresi ve ikonların yer aldığı, marka isimlerinin konumunu aynı olduğu, dışı beyaz kontürlü, içi yeşil renkte yazıldığı, hemen altında içi mor, kontürleri  beyaz şekilde \"...\" ile ilgili ibare ve siyah renkli \"...\" ibaresinin bulunduğu, etiketlerin alt bölümünde ürün içeriğini anlatan ikonların yer aldığı, etiketlerin ham şişe üzerinde leke çalışmaları incelendiğinde, leke kısımlarının biçimleri, dış kontürleri, oranları, şişe üzerindeki konumu ve yerleşimlerinin çok yakın ve benzer olduğu, tüketicilerin ürünleri ilk bu şekilde algıladıkları, yapılan bu değerlendirmeye göre, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait etiket tasarımı arasında tüketiciler tarafından algılanan ana ögeler (dış kontür, arka fon rengi, logo ve içerik bölüm başlıkları ile bu ögelerin kullanım biçimleri ve konumları) açısından benzerlik gösterdikleri, etiket üzerindeki farklılıkların küçük ayrıntılar olduğu, davacı tarafa ait ...  numaralı tasarım ile davalı tarafa ait etiket tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, benzer olarak algılandıkları, bu nedenle davalının etiket kullanımının davacının tecsilli tasarımından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, her ne kadar davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşü ile mahkememizce alınan 24/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda tasarım benzerliği bulunmadığına dair görüş bildirilmişse de, bu görüşlerin gerekçelerine ve mahkememizce yapılan incelemeye göre, davalı tarafın etiket tasarımında hiç bir zorunluluk bulunmamasına rağmen davacının tasarımında yer alan renklerin kullanılmış olması, etiketin şekli ve üzerindeki yazıların yerleşim ve yazım şekillerinin davacının tasarımına benzetilmeye çalışıldığı, bu nedenle uzman görüşüne ve 24/12/2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği, davacının SMK'nun 150/1. maddesi uyarınca zararının giderilmesini talep edebileceği, davacının maddi tazminat talebini SMK'nun 151/2-b maddesinde belirlenen şekilde davalının elde ettiği gelire göre hesaplanmasını istediği, alınan bilirkişi raporu ile tecavüzün söz konusu olduğu dönemde davalının tecavüz teşkil eden etiket tasarımıyla sattığı ürünlerden 11.914,74 TL gelir elde ettiğinin tespit edildiği, davacının SMK'nun 149/1-g maddesi uyarınca kararının ilanını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu,\" gerekçeleriyle,Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalının davacıya ait 2016 07139 tescil  numaralı endüstriyel tasarımı ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olan \"...\" ibarelerinin yer aldığı etiketi ürün ambalajları üzerinde kullanmak suretiyle davacının endüstriyel tasarım haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, davalının endüstriyel tasarım haklarına tecavüz teşkil eden ürün etiketlerini kullanmaktan MEN EDİLMESİNE, tecavüz teşkil eden etiketlerin yer aldığı ürün ambalajlarının ve tanıtım malzemelerinin TOPLATILMASINA, etiketlerin ürün ambalajlarından ayrıştırılması mümkünse yalnızca etiketlerin, bu mümkün değilse ürünlerin ve tanıtım malzemelerinin karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHASINA, 11.914,74 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek 3 gazeteden birinden yayınlanmasına, davalının markasının hükümsüzlüğü talebi ile davacının markasına davalı tarafça tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesi taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Davalının istinaf isteminin yerinde olmadığını, mahkemece kısmen kabul edilen kararın tümden kabul edilmesi gerektiğini, mahkeme kararda, davalının ürün ambalajında kullandığı etiket tasarımı ile davacının tescilli etiket tasarımı karşılaştırıldığında her iki etiketin de dış kontörlerinin benzer forma olduğunu, yan kenarları düz,......, etiketlerin ham şişe üzerinde leke çalışmaları incelendiğinde leke kısımlarının biçimleri, dış kontörleri, oranları, şişe üzerindeki konumu ve yerleşimlerinin çok yakın ve benzer olduğunu, tüketicilerin ürünleri ilk bu şekilde algıladıklarını, yapılan bu değerlendirmeye göre davacı tarafa ait 2016 07139 numaralı tasarım ile davalı tarafa ait etiket tasarımı arasında tüketiciler tarafından algılanan ana ögeler açısından benzerlik gösterdiklerini, davalının etiket kullanımının davacının tescilli tasarımından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda tasarım benzerliği bulunmadığına dair görüş bildirildiğini,  davacının tasarımında yer alan renklerin kullanılmış olması, etiketin şekli ve üzerindeki yazıların yerleşim ve yazım şekillerinin davacının tasarımına benzetilmeye çalışıldığını  bu nedenle uzman görüşüne ve 24/12/2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini, davacının SMK'nun 150/1. maddesi uyarınca zararının giderilmesini talep edebileceğini gerekçesinde açıkladığını, mahkemenin bilirkişi raporunu esas almamasının hukuka aykırı bir olay olmadığını, davalının istinaf istemlerinin biride soruşturma dosyasının akıbetinin takipsizlik olmasına karşın işbu kararın göz ardı edilmesi olduğunu,  savcılık dosyasında verilen karar bir maddi olayın varlığı veya yokluğu hususunda bir netice ve tespit içermediğini, savcılık dosyasının mahkeme kararının bağlamayacağını, davalının istinaf isteminde kötü niyetli olduğunu,Davalıya ait \"...\" isimli markanın, müvekkili adına tescilli ... nolu ... markasına tesavüzünün tespiti gerektiğini, müvekkiline ait ... tescil no.lu “...” markasının 03,05,29,30,32 ve 35. sınıflarda tescilli olduğundan hukuki koruma altında olduğunu, müvekkilinin ...  tescil no.lu  marka ve ... tescil no.lu endüstriyel tasarımı ile uzun yıllardır hem üretim  hem de pazarlama  faaliyetini sürdürdüğünü, sektörü içinde  iyi bir pazar payı oluşturduğunu, bilinir ve tanınırlığı her geçen gün katlanarak artırdığından davalı yanın haksız tecavüzünün muhatabı olduğunu,  davalı müvekkiline ait markaya ve tasarıma haksız rekabet ve tecavüz teşkil ettiğini,  ... markaları arasında okunuş, işitsel, görünüş olarak benzerlikler olduğunu, mahkemece müvekkili markası ile davacının markası ile benzer bir kullanımı bulunmadığı yönündeki hükmünün hatalı olduğunu, markalar arasında en başta sınıfsal benzerlik olmasına rağmen böyle bir karara varılması hukuka aykırı olduğunu, markaların tescilli bulunduğu mal ve hizmet sınıflarının aynı veya benzer olmasının iltibas ihtimalini arttırdığının Yargıtay içtihatleri ile de sabit olduğunu, mahkemece bunun değerlendirilmeye alınmadığını, dava konusu markalar arasında mevcut olan marka ibare benzerliği, sınıf benzerliği ve ortalama tüketicinin bakış açısı dikkate alındığında markalar arasın tüketiciler nezdinde ilişki kurulacağını, tüm be nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, kısmen kabul edilen kararın tümden kabulünü, talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin sadece 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporuna değindiğini, diğer iki rapora değinmediğini; ... ve ... markaları arasında işitsel, okunuş, görsel ve anlamsal olarak farklılıklar bulunduğunu bu sebeple davanın reddedilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/199252 soruşturma numaralı dosyadan verilmiş bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı varken yerel mahkemenin davanın reddi yönünde karar vermesi gerekirken kısmen kabul yönünden hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının beyanlarının asılsız olduğunu, piyasadaki yüzlerce ürünün dış kontörlerinin aynı şekilde olduğunu yerel mahkemeye de ürün görselleri ile birlikte sunmuş olmalarına karşın mahkemenin bu delillere  itibar etmediğini, bilirkişi raporlarının ve beyanlarının görmezden gelindiğini, bunun hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, etiket tasarımının benzerlik ve ayırt edicilik unsuru olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, söz konusu  iki markanın karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ürünlerin ambalajlarının logolarını oluşturan harflerin karakterleri birbirinden farklı olduğunu,  davacının \"...\" adlı markasının küçük harflerle yazıldığını \"ü\" harfi üstünde harfin noktaları üçgen oluşturduğunu ve bu noktalara bitişik bir yaprak yer aldığını,  Müvekkil şirketin adına kayıtlı olan \"...\" adlı markanın ise küçük harflerle farklı bir yazı karakteri uygulanarak yazıldığını. yazının üstünde ve altında harflerin karakterlerine uygun olarak birer beyaz çizgi yer aldığını, davacının \"...\" logosu altında \"...\" ibaresi ile beraber sunulduğunu, \"...\" adlı logo oransal olarak daha büyük ve yalnız olarak sunulduğunu, logolarda sadece  renk benzerliği ancak ton farklılığı olduğunu, müvekkili şirketin logosunda üretici firmanın yani kendi adı ve işareti (amblemi)  varken davacı tarafın ambalajında üretici firmanın amblemi bulunmadığını, tasarımda algıyı oluşturan ve incelenen bir diğer grafik tasarım ögesi ambalajlarda kullanılan fon/zemini olduğunu,  dava konusu ürünlerde etiket yüzeyi zemin rengi üzerinde yer alan çizgisel bir desen ile oluşturulduğunu, zemin renkleri ortalama tüketici tarafından bakıldığında birbirinden farklı olduğu  ayırt edilebilecek nitelikte olduğunu,  Müvekkili şirkete ait olan tasarımda ürün içeriği yazısı \"...\" ve \"vitamin içeren\" ve  \"...\" ibarelerinden oluşmakta olup üç satırda ve aynı büyüklükte olduğunu, davacı tarafa ait olan tasarım ise dört satırdan oluşmakta olup \"...\" birinci ve ikinci satırda diğer kelimelerden yani \"...\" ve \"...\" ibarelerinden daha büyük karakterde yazıldığını,  iki tasarımda da yer alan \"...\" ibareleri benzer olduğunu, bu görsellerin sıralanış biçimleri birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafın iddiası olan endüstriyel tasarımın tecavüzü söz konusu olmadığının ortada olduğunu, tüm bu nedenle mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılarak haksız ve yersiz davanın tümden reddi yönünde karar verilmesi talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacıya ait tescilli marka ve endüstriyel tasarıma davalı tarafça tecavüz edildiği iddiasıyla açılan tecavüzün tespiti ve men'i, maddi tazminat ile davalıya ait ... başvuru nolu \"...\" markasının davacıya ait \"...\" markası ile benzer olduğu iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kayıtlarına göre; ...  tescil numaralı \"...\" markasının 26/11/2014 tarihinde 03, 05, 29, 30, 32 ve 35. Sınıflarda davacı adın tescil edildiği, davacının ayrıca \"...\" ibaresini içeren benzer sınıflarda tescilli, ... numaralı markalarının tescilli oldukları, ayrıca ... numaralı endüstriyel tasarımın 03/11/2016 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davalının ise ... tescil numaralı \"...\" markasının 05 ve 30 sınıflarda 19/10/2017 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.  18/05/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacı tarafa ait ... başvuru nolu \"...\" sözcük ve şekil markasının ve gene davacı tarafa ait ... başvuru nolu \"...\" ve alt ibarelerinden oluşan markalar ile davalı taraf ... Limited Şirketine ait ... başvuru nolu \"...\" sözcük markası arasında davalı tarafından \"...\" markasının tescil edildiği hali ile kullanılması durumunda ve şartıyla karıştırılma/ilişkilendirme ihtimalinden söz edilemeyeceğini, diğer yandan tescilli markalara sağlanan korumanın; markaların TPMK nezdinde usulüne uygun olarak tescil edilmiş olmaları ve tescil edildiği şekilde kullanılmaları koşuluna bağlı olduğu ve bu kapsamda; dava konusu markaların ortalama tüketicisinin \"gıda takviyeli ürünlerden özellikle keçiboynuzu barından ürünleri talep eden kişiler oldukları\", bu grup kişilerin ise eczane personeli kadar eğitimli ve dikkatli olamayacakları, davalı markasının \"kısmen işitsel\" ve \"kavramsal\" olarak da benzer olduğu dikkate alındığında;  \"gıda takviyeli ürünlerden özellikle keçiboynuzu barından ürünleri talep eden kişiler\"in, davalının fiili kullanımları ile davacı markasının aynı kişiye ait bulunduğunu sanmaları, yahut da bu malları üreten işletmeler veya hizmeti sunanlar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmalarının pek muhtemel olduğunu ve sonuç olarak davalının fiili kullanımları nedeniyle davacı yeşil renkli \"...\" ibareli markaları ile \"karıştırılma ihtimali\"ne sebebiyet verdiğine; davacı tarafa ait ... tescil numaralı etiket tasarımı ile davalı taraf ... Limited Şirketinin kullanmakta olduğu etiket tasarımlarının iltibas bırakacak derecede benzer olarak algılandıklarını beyan etmişlerdir. Davalı tarafından sunulan ... ait  06/06/2018 tarihli uzman görüşünde; davacıya ait ... numaralı tasarım tescili davalının kullandığı etiket tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcılar üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılandıklarının bildirildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı'nın 2017/199252 soruşturma dosyasında .... Tic. Ltd. Şti. hakkında aynı olayla ilgili ...  tarafından yapılan şikayet üzerine soruşturma yapıldığı, alınan 26/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda şüphelinin ürünü üzerindeki etiket tasarımının şikayetçinin ... tescil numaralı tasarımı ile benzer olduğuna dair rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. 24/12/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı tarafından dosyada mesnet gösterdiği \"...\" ibareli markanın tek başına 05. Sınıf kapsamındaki \"gıda (besin) takviyeleri\" emtialarında tescilli olmadığına, davacı tarafından 05. Sınıf kapsamındaki \"gıda (besin) takviyeleri\" emtialarında \"...+Şekil\", \"... +Şekil\", \"...\", \"... \", \"...\" ve \" ...\" markalarının tescilli olduğuna, davalı tarafa ait \"...\" markasının 5. Sınıf kapsamındaki \"gıda (besin) takviyeleri\" emtialarında tescilli olduğuna, davacı ve davalı markalarının karşılıklı incelenmesi neticesinde; davalı \"...\" markasının davacıya ait 5. Sınıf kapsamındaki \"gıda (besin) takviyeleri\" emtialarında tescilli olan \"... +Şekil\", \"... +Şekil\", \" ...  \", \"...\", \" ...  \" ve \"... \" markalarından ayırt edici olarak algılandığına ve ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açmayacağına, davacının tescilli etiket tasarımı ile davalı etiket kullanımı arasında tasarım bütünlüğü açısından ayırt edicilik bulunduğuna ve ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açmayacağına, davalının 11/10/2017-22/11/2017 dönemindeki faaliyet karının 11.911,74 TL olduğuna dair görüş bildirmişlerdir. Raporlar arasındaki mübayenin giderilmesi için dosyanın tek bilirkişiye tevdi edildiği,  09/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; davacı tarafa ait 2016/07139 tescil numaralı etiket tasarımı ile davalı tarafa ait etiket tasarımları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığını, bu sebeple benzer olarak algılandıklarını beyan etmiştir.Davacı vekilinin 01/10/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 5.000,00 TL olan  maddi tazminat talebini 11.914,74-TL olarak ıslah ettiğini bildirmiştir. Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Alınan bilirkişi raporları ve marka tescil kayıtlarına göre davalı adına tescilli  ... başvuru nolu \"...\" markasının davacıya ait \"...\" markası ile işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı, tarafların markalarının hitap ettiği ortalama tüketiciler tarafından markalar arasında doğrudan veya dolaylı bir karıştırılma ihtimali bulunmadığı, marka hükümsüzlüğü koşullarını düzenleyen SMK'nun 6/ maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalının marka kullanımının da tescilli markası ile aynı olduğu, davacının markası ile benzer bir kullanımın bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece anılan gerekçelerle davalının markasının hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davalarının reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.Davalı tarafça dosyaya sunulan Cumhuriyet savcılığınca soruşturma esnasında alınan bilirkişi raporunda, markaya tecavüz yönünden inceleme yapıldığı, etiket tasarımı yönünden inceleme yapılmadığından dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır. Davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait etiket tasarımı arasında tüketiciler tarafından algılanan ana ögeler (dış kontür, arka fon rengi, logo ve içerik bölüm başlıkları ile bu ögelerin kullanım biçimleri ve konumları) açısından benzerlik gösterdikleri, etiket üzerindeki farklılıkların küçük ayrıntılar olduğu, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait etiket tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, benzer olarak algılandıkları, bu nedenle davalının etiket kullanımının davacının tescilli tasarımından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, her ne kadar davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşü ile mahkemece alınan 24/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda tasarım benzerliği bulunmadığına dair görüşe mahkemece  davalı tarafın etiket tasarımında hiç bir zorunluluk bulunmamasına rağmen davacının tasarımında yer alan renklerin kullanılmış olması, etiketin şekli ve üzerindeki yazıların yerleşim ve yazım şekillerinin davacının tasarımına benzetilmeye çalışıldığı gerekçesi ile itibar edilmemesi isabetlidir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunun ve davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/09/2020 tarih ve 2017/625 E., 2020/150 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  813,89  TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 203,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 610,41 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80fe10faeb6b160e","SID":"667a4e8d2247e344"}}