{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/682 <br>KARAR NO: 2024/242<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2018/1422 Esas<br>KARAR NO: 2020/680<br>KARAR TARİHİ: 10/11/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  huzurdaki davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, taraflarınca mükerrer takibin yapıldığına ilişkin iddianın, mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirketten 20.142,23 USD alacağının bulunduğunu, davalı yanın haksız ve kötü niyetli olarak mezkur takibe itiraz ettiğini belirterek takibin devamını, alacaklarının tahsilini, % 20 den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu icra takibi İİK ve HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri gözetilmeksizin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını,. İİK md 50 ve HMK md 6’ye göre; takibe yetkili icra müdürlüğü borçlu görünen müvekkilinin adresinin bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Müdürlükleri olduğunu, davacı tarafın alacaklarının para borcu olduğu bahisle TBK’nın 89. Maddesine göre yetki itirazınınn reddi talepleri yerinde olmadığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinde alacağın Türk Lirası cinsinden karşılığı belirtilmediğini, müvekkilin alacaklı olduğunu iddia eden davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını,  davanın reddine, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli takibi ve davası nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"  Gerçekleşen bu maddi hasarlı trafik kazasında kusur durumunun irdelenmesi ile; davalı sigorta şirketinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın trafikte seyir halindeyken gereken dikkatini yola vermediği ve manevra esnasında aynalar vasıtası ile çevreyi kontrol etmemesi nedeni ile ... plakalı araca çarparak kazaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle %100 oranında kusurlu olduğu tespit edildiği, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın ve değer kaybının tespiti noktasında konunun teknik uzmanlık gerektiren bir alan olması sebebiyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunup hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 9.097,82 TL hasar miktarının oluştuğu fakat değer kaybının oluşmadığı mütalaa olunmuş davacı lehine hükmedilen tutara sigortaya başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası hesaplanarak  23/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve ekspertiz ücreti alacağının yerleşik yargıtay kararları doğrultusunda yargılama giderlerinde değerlendirilmesi \" gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 18.010,28 USD üzerinden iptaline, davacı lehine hükmedilen alacağa 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, davacı lehine hükmedilen alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yazılan gerekçeli kararın \"hukuki değerlendirme ve gerekçe\" bölümünde yer alan gerekçe, iş bu davayla alakalı olmayıp dosya kapsamına uygun olmayan bir gerekçeye dayanarak verilen karar hukuka aykırı olduğunu, öte yandan yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan usulsüz takibe ilişkin olarak yapmış olduğumuz itirazın kabulüne, dolayısıyla huzurdaki hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi  gerektiğini, ayrıca müvekkil şirkete gönderilen ödeme emrinde talep edilen alacağın Türk Lirası cinsinden tutarı belirtilmeyerek kanunun yukarıda belirttiğimiz amir hükümlerine uyulmadığını, bununla birlikte davacı yanın dava dilekçesinde dahi alacağın hangi tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrildiği belirtilmediğini, verilen kararda da bu hususların üzerinde durulmadığını, dolayısıyla yerel mahkeme tarafından verilen karar bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili  yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemenin vermiş olduğu karar incelendiğinde, \"Talep\", \"Savunma\", \"Deliller\" ve \"Hüküm\" kısımlarının usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçeli kararın kısa kararla aynı doğrultuda olduğu görüldüğü, ancak gerekçeli kararın \"Hukuki Değerlendirme ve Gerekçe\" kısmında, sehven, dosya ile alakası olmayan başka bir davaya ilişkin açıklamalar bulunduğu tespit edildiğini, 10.11.2020 tarihli gerekçeli karardaki sehven yapılan hataların düzeltilmesi ile hükmün tavzih ve tashihi 08.01.2021 tarihli dilekçemiz ile talep edildiğini, ancak Yerel Mahkemece işbu talebimiz kabul edilmediğini,  22.01.2021 tarihli ara kararı ile  tavzih ve tashih talebimiz usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, belirterek usul ve yasaya aykırı  olarak verilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.11.2020 tarih ve 2018/1422 Esas, 2020/680 Karar sayılı kararı ile  22.01.2021 tarihli ara kararının Sayın Başkanlığınızca yapılacak inceleme sonucunda kaldırılmasına ve davaya uygun gerekçe kısmının yazılarak gerekçeli karara eklenmesine, neticeten davamızın tümden kabulü ile Döviz alacağımızın fiili ödeme günündeki türk lirası karşılığı olarak bankaların dövize uyguladığı en yüksek banka faizi ile birlikte ödenmek üzere Bakırköy ... İcra Müdürlüğü nezdindeki ... Esas Sayılı icra takibindeki tüm alacak kalemlerimiz yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve bu miktar üzerinden davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap bakiyesi alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 08/01/2021 tarihli tavzih dilekçesi ile; gerekçeli kararın \"Hukuki Değerlendirme ve Gerekçe\" kısmında, sehven, dosya ile alakası olmayan başka bir davaya ilişkin açıklamalar bulunduğu tespit edildiğini,  HMK'nın 304 ve 305. Maddeleri hükmün tavzih ve tashihi halini işbu dava dosyasına ilişkin 2020/680 K. Sayılı gerekçeli karardaki sehven yapılan yanlışlığın, hükmün tashih ve tavzihi yoluyla düzeltilmesini, gerekçeli kararın usul ve yasaya uygun şekilde hazırlanarak taraflara tebliğ edilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 22/01/2021 tarihli ara kararı ile, mahkemenin 10/11/2020 tarihli gerekçeli kararın \"Hukuki Değerlendirme ve Gerekçe\" kısmının sehven yazıldığı anlaşılmış ise de; söz konusu hatanın HMK 304 ve 305. Maddelerinin dayanılarak tashih ve tavzih yolu ile düzeltilemeyeceği, mahkememizin kararına karşı yapılacak itirazlarda sadece istinaf yoluna gidilebileceğinden davacı vekilinin talebinin reddine karar erilmiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari ilişkiden bakiye cari hesap alacağına ilişkin olmasına rağmen mahkemenin gerekçeli kararın \"Hukuki Değerlendirme ve Gerekçe\" kısmında,  dosya ile alakası olmayan başka bir davaya ilişkin açıklamalar bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesinde, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. HMK'nun 298/2. Maddesi \"Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.\" hükmünü içermektedir.  Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 E ve 2010/108 K sayılı kararında da belirtildiği üzere \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya  koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir ... Kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.\" Özetle; gerekçeli karar  tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olması halinde, yasaya uygun biçimde gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemeyeceğinden  HMK'nun 297. maddesinde düzenlenen yasal şartları taşımayan bir hükmün kanun yolunda denetlenmesi de mümkün olmayacaktır. Zira ortada gerçek anlamda bir hüküm bulunmamaktadır. Anılan tüm bu düzenlemelerin kamu düzenine dair emredici düzenlemeler olduğu açıktır. Öte yandan, davacı vekilince,  gerekçeli kararın düzeltilmesi talebine ilişkin tavzih ve tashih talebinin reddine ilişkin mahkemenin ek kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurmuş ise de mahkemenin ek kararında belirtildiği gibi HMK 304 ve 305. Maddelerinin dayanılarak tashih ve tavzih yolu ile   söz konusu hatanın düzeltilmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin,  gerekçeli kararın düzeltilmesi talebine ilişkin tavzih ve tashih talebinin reddine ilişkin mahkemenin ek kararına karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar  şimdilik incelenmeksizin  kabulü ile  ilk derece mahkeme kararının açıklanan gerekçeler doğrultusunda HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, HMK'nın 297 ile 298/2 maddelerine uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu şekilde yargısal denetime elverişli, hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde ve yukarıda belirtilen hususlara riayet edilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar  şimdilik incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2018/1422 Esas, 2020/680 Karar sayılı ve 10/11/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davacı ile davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 255,67 TL'nin mahsubu ile bakiye 171,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,6-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/02/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04f4766dc478c0e8","SID":"67c0fe8b53521ff0"}}