{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/526 <br>KARAR NO: 2024/254<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/11/2019<br>NUMARASI: 2017/111 E. - 2019/1075 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul ili, ...  ilçesinde bulunan, ... ada, ... parselde kayıtlı, çarşı blokta 2.bodrum katta bulunan  5, 6, 7 nolu bağımsız bölüm olan işyeri vasıflı taşınmazların, toplamda 1.570.000,00 TL  bedel karşılığında satılması için dava dışı ... Ltd.Şti ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin  Kadıköy .... Noterliğinin 14.02.2012 tarih ve  ... yevmiye nolu vekâletname ile vekil kılındığını, bu bağımsız bölümlerin vekillerden ... Ltd. Şti. yetkilisi olan ... tarafından  Esenyurt Tapu Sicil Müdürlüğünde 20.02.2012 tarihli, ... yevmiye nolu işlem ile davalı şirkete satıldığını, ancak satış bedellerinin taşınmazları alan şirket tarafından ödenmediğini, davalı tarafından müvekkiline hiç bir surette ödeme yapılmadığı hususunun gerek müvekkil şirketin kayıtlarından gerekse davalı şirketin kayıtlarından görüleceğini, satışı icra eden vekalet sahibi şirket yetkilisine Kadıköy .... Noterliğinin 26.03.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek  taşınmaz bedellerinin derhal ödemesinin yapılması hususunun bildirildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, Kadıköy ... Noterliğinin 16.03.2012 tarihli ve ... yevmiye nolu azilname ile vekillerin azledildiğini, şirket alacağının tahsili amacı ile davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı  dosyası ile takip başlatıldığını, takibe itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın itirazdan bir yıl geçtikten sonra açıldığını, davalının adresinin Zeytinburnu/İstanbul olması sebebiyle takip ve açılacak davalarda yetkili mahkemelerin İstanbul Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin  ... ili, ... ilçesi, ... Sokağı, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazı işyeri niteliği, ... Arsa payı ile ... Bodrum katı ..., ... ve ... numaralı bağımsız bölümleri satın aldığını,  taşınmazlara ilişkin satış işleminin 20.02.2012 tarihinde Esenyurt Tapu Müdürlüğünde gerçekleştiğini, tapu da gerçekleşen işlemlerin davalı adına vekaleten Av. ...,  davacı şirket adına ... tarafından  gerçekleştirildiğini, satış öncesinde satış bedelinin nakden alıcı taraf yetkilisine ödendiğini, bu hususun tapuda yer alan resmi senette de açıkça görüldüğünü, resmi senette taşınmazların satış yetkisinin  satış bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ettiğini, şirket Esenyurt Tapu Müdürlüğünde bulunan tüm kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde gerçeğin ortaya çıkabileceğini, tapular teslim edilmiş ise de müvekkilinin uzun bir süre taşınmazların inşaatının tamamlanarak kendisine teslimini beklediğini, vaat edilen sürelerde taşınmazları alıcılara teslim etmeyen davacı tarafın birçok kişiyi aynı şkelide benzer yöntemlerle mağdur ettiğini,  satış işlemi öncesinde davacı tarafa satış bedelinin ödendiğini, bununla birlikte yine satıcı -davacı şirket müvekkil şirkete taşınmazlar üzerinde bulunan hak ve kısıtlayıcı şerhlerin 90 gün içerisinde kaldırılacağına dair kaşeli ve imzalı bir belge verdiğini, bu durumun dahi hayatın olağan akışına aykırı bir hal olduğunu, davacı şirketin taşınmazın bedelini dahi almadan sattığını iddia etmesine rağmen davalıya hak kısıtlayıcı şerhlerin kaldırılacağına ilişkin belge vermekten çekinmediğini,  satış işlemi sonrasında müvekkilinin  davacı şirkete gönderdiği ihtarname ile satış işlemi sonrasında davalıya fatura düzenlemesi gerektiğini bildirdiğini, ancak bu talebe olumlu cevap alamadığını, satış işlemi 20.02.2012 tarihinde gerçekleştirilmiş olmasına rağmen müvekkili aleyhine satış bedelinin ödenmediği iddiasıyla icra takibini 22.01.2016 tarihinde başlatmasının da davacı tarafın kötü niyetinin açık bir ispatı niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini  istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı şirketin alacaklı, davalı şirketin borçlu olarak yer aldığı, takibin ilamsız takip olduğu, takip tutarının 1.570.000,00 TL asıl alacak ve 777.051,07 TL işlemiş faize ilişkin olduğu, takip sebebinin ise  ....Tic.A.Ş'i vekili ... Tic.Ltd.Şti'yi temsilen ...  tarafından ... ilçesi ... ada ... parselde ... Bodrum ... nolu bağımsız bölüm 223.000 TL, ... ilçesi ... ada ... parselde çarşı 2 bodrum 6 nolu bağımsız bölüm 227.000 TL , ... ilçesi ... ada ... parselde çarşı 2 bodrum 7 nolu bağımsız bölüm 1.120.000 TL ye 20/02/2012 tarihinde ... yevmiye nolu borçlu ... A.Ş ye satışlarından dolayı ödenmeyen satış bedellerinin tahsili  olarak açıklandığı davalıların takibe süresinde itiraz ettikleri ve iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekilince cevap dilekçesinde davanın, itirazlarının üzerinden 1 yıl geçtikten sonra açıldığını bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını ayrıca takip ve dava yönünden Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuş ise de; davalı tarafça zamanaşımı olarak ifade edilmekle birlikte, anlatımından İİK.'nun 67/1 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürdüğünün anlaşıldığı, ne var ki davalı/borçlunun  itirazının davacı/alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir kayda rastlanmaması nedeniyle işbu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde ikame edildiği değerlendirilmiştir. Davaya konu alacağın da sözleşmeden kaynaklı bir para alacağına ilişkin olması nedeniyle ve HMK 10, İİK 50 ve TBK 89/1 maddesi hükümleri gereğince İstanbul Anadolu İcra Daireleri ve Mahkemelerinin de yetkili bulunduğu değerlendirilmekle davalı taraf savunmaları bu yönünden yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça, ... ilçesi ... ada ... parsel ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin davalı şirkete devredildiği  halde ödenmeyen satış bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazen işbu davanın açıldığı görülmüştür.Mahkememizce, anılan taşınmalara ilişkin tapu kayıtları celp edilmiş ve incelenmiştir. Esenyurt Tapu Müdürlüğünün 20/02/2012 tarih ve ... yevmiye nolu resmi senedinin tetkikinden; davacı şirket tarafından verilen vekalete istinaden işlem tarafı bulunan ... tarafından  , takip ve davaya konu taşınmazların davalı şirkete satıldığı, satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının resmi senede dercedildiği görülmüştür.Davacı tarafça anılan resmi senedin aksi iddia olunarak, taşınmazların satım bedelinin davalı tarafça kendilerine ödenmediği ileri sürülmekle, aynı güçteki bir delille ispatı zorunludur.Davacı tarafça resmi senedin aksi ispat olunamamış olmakla ve açıkça yemin deliline de dayanmadıkları belirlenmekle ispat olunamayan davanın reddine dair karar verilmiş, davacı tarafın takibinde kötüniyetli olduğuna dair kanaat mahkememizde hasıl olmamakla davalı lehine tamzinata hükmedilmemiştir. ...\" gerekçesiyle, sübut bulmayan davanın reddine, takibin kötüniyetli olduğuna dair kanaat hasıl olmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ..., ... ve ... nolu taşınmazların davalıya satıldığını, satış bedelinin satıştan hemen sonra ödeneceği belirtildiğinden resmi senette bedelin nakden alındığı belirtilmiş ise de, satıştan sonra bu bedelin yetkili kişiye verilmediği gibi müvekkiline de ödenmediğini, müvekkilinin satış konusunda yetkili kıldığı ... ile davalının her üç taşınmazın  bedeli olan 1.570,00 TL üzerinden satılması konusunda anlaştığını, davalının hileli davranışlarla satış bedelini resmi senet imzaladıktan sonra nakden ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, ne var ki, tapuda satış işlemi gerçekleştirildikten sonra davalının  tüm çaba ve uğraşlara rağmen satış bedelini ödemediğini, böylece davalı şirketin hileli davranışlarla her üç taşınmazın mülkiyetini üzerine geçirdiğinin anlaşıldığını, tarafların tacir  olduğunu ve  ticari defterlerin  her iki taraf için kesin delil olduğunu, 05/02/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, müvekkilinin defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğunu,  raporda müvekkili  ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye ait kayıtların ticari defterlerde bulunmadığının  tespit edildiğini, bu durum karşısında müvekkilince üç adet bağımsız bölümün davalıya satıldığı ancak davalı şirketçe herhangi bir ödeme yapılmadığından müvekkilinin ticari defterlerinde bu konuda herhangi bir kaydın oluşturulmadığının net bir şekilde anlaşıldığını, diğer bir değişle tapuda satış yapıldığı ancak satıştan hemen sonra ödenmesi kararlaştırılan meblağın ödenmediğinden bu konun da doğal olarak ticari defterlere yansımadığını, davalı şirkete ait yevmiye defterinin 30. sayfasında dava dilekçesinde belirttikleri bağımsız bölümlerin de için de bulunduğu 6. ve  7. bağımsız bölümleri için tapu harç bedelinin/ tediye makbuzu adı altında  ödemenin yapıldığının tespit edildiğini, bu durum karşısında, davalı şirketin ticari defterlerinde bağımsız bölümlerin satın alındığı, bunun için ödenmesi gereken tapu harç bedelinin alıcı/davalı şirketçe ödendiği, bu ödemenin de ticari defterlere yansıtıldığı, ancak davalı tarafça satış bedeli/tapu bedeli olan 1.570.000,00 TL'nin ödenmediği için bu yönde herhangi bir para çıkışı yada ödemenin yapılmadığının  anlaşıldığını, yani davalı taraf tacir olduğuna göre yapmış olduğu ödemenin de şirket kayıt ve defterlerinde bulunması gerektiğini, ancak davalı şirketin ticari defterlerinde bu yönde herhangi bir para çıkışı görülmediğini, davalı tarafa yapılan ihtar ile HMK'nın 222. maddesi göz önüne alındığında ticari defterler üzerinde yapılacak olan incelemenin sonucu, hem davacı hem de davalı açısından bağlayıcı olup yapılacak olan tespitlerin her iki taraf açısından kesin delil niteliğinde olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı tarafın ödeme yaptığına dair herhangi bir delil bulunamadığından davalı şirketin üzerine düşen ödemeyi yapmadığının açıkça ortaya çıktığını,  ticari defterler kesin bir delil olduğundan davalının dayandığı resmi senedin aksinin yine kesin bir delille ispat edildiğini, bu nedenle davanın  ispat edildiğini, davanın reddinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşınmaz satım sözleşmesi kapsamında ödenmediği iddia olunan satış bedelinin tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, ... ili, ...  ilçesi, ... ada, ... parselde,  çarşı blokta 2.bodrum katta bulunan  iş yeri  niteliğindeki 5, 6, 7 nolu bağımsız bölümlerin  toplam 1.570.000,00 TL  bedel karşılığında davalıya satılıp tapuda devrinin yapıldığını, ancak davalının bedeli ödemediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, taşınmazların bedelinin satış öncesinde davacının yetkilisine ödendiğini, bu durumun resmi senette ve ''satış bedelini nakten ve tamamen aldım'' şeklinde belirtildiğini savunmuştur.  Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.570.000,00 TL asıl alacak, 777.051,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.347.051,07 TL alacak yönünden 22.01.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Kadıköy ....Noterliğinin 14.02.2012 tarih ... yevmiye nolu vekaletnamesi, 5,6,7 no'lu bağımsız bölümler tapusu, ... imza sirkülerinin gösterildiği, ödeme emrinin 27.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.01.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile yetkiye, borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Tapu kayıtlarına göre;  ... ili, ...  ilçesi, ... ada, ... parselde,  çarşı blokta 2.bodrum katta bulunan  iş yeri  niteliğindeki 5, 6, 7 nolu bağımsız bölümlerin   toplam 1.570.000,00TL bedelle, 20.02.2012 tarihinde davacı  tarafından davalıya satılıp devredildiği, satış işleminin  davacının vekili olan ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi ... tarafından davacı adına yapıldığı,  tapu satış senedinde '' satış bedelini nakden ve tamamen aldım'' ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, tarafların ticari defterleri incelenmiş olup ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,  davacının ticari defterlerinde bu satışlara ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davalının defterlerinde ise davalının vekili ... adına 13.10.2011 tarihli ve 204 nolu tediye makbuzu ile tapu harç bedeli adlı bir kaydın bulunduğu, dava konusu taşınmazlara ilişkin bir bilginin bulunmadığı tespit edilmiştir.Uyuşmazlık, taşınmazların devri öncesinde davalının ödeme yapıp yapmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf bu bedelin devirden önce davacı yetkilisine nakden ödendiğini savunmakta,  davacı taraf ise hiç bir ödeme yapılmadığını iddia etmektedir.  Dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tapu resmi senedinde ''satış bedelini nakden ve tamamen aldım'' ibaresinin bulunduğu, davalı taraf tapu resmi senedi ile taşınmaz bedellerini ödediğini senetle ispat kuralı gereği ispat ettiği, satış akit tablosunda nakden ödendiği belirtilen satış bedelinin ödenmediğinin ancak yazılı ve kesin delillerle ispat edebileceği, davacının yazılı ve kesin delille satış bedelinin ödenmediğini ispatlayamadığı ve yemin deliline de dayanmadığı nazara alındığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının hileli davranışlarla taşınmazların mülkiyetini üzerine geçirdiğini ileri sürmüş ise de, HMK'nın 357/1 maddesinde yer verildiği üzere ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz hükmü  gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, davacı ticari defterlerinde taşınmaz satımına ilişkin kayıt olmamasının bedelin ödenmediğini gösterdiğini ileri sürmüş ise de, davacının defterlerine kayıt yapmış olması veya yapmamış olması davacının ispat yükünü ortadan kaldırmadığından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Davacı vekili, davalının ticari defterlerinde taşınmazlara ilişkin tapu harç bedeline ilişkin tediye makbuzunun  bulunduğunu, ayrıca davalının kayıtlarında dava konusu taşınmaz bedellerine ilişkin bir para çıkış kaydı bulunmamasının bedelin ödenmediğini kanıtladığını  belirtmiş ise de; tapu harç bedeli ödemesi kayıtlarının bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazlara ilişkin olmadığı, 13.10.2011 tarihli olduğu  görülmektedir. Davalı defterlerinde para çıkış kaydının olmaması resmi tapu senedinin aksini iddia  eden ve ispat yükü üzerinde olan davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağından davasınını ispat edemeyen davacı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 22.02.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7669820291e025e3","SID":"d41be5e9a7103c8b"}}