{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/452 <br>KARAR NO: 2024/251<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2020<br>NUMARASI: 2018/416  E. - 2020/485 K.  <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, sözleşme konusu malları teslim ettiğini, hizmetleri ifa ederek davacının kendisine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalı tarafın 19.724,16.-TL tutarındaki faturaların vade tarihi geçtiği halde bedelini ödemediğini, bu nedenle icra takibine başlanıldığını, icra takibine davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, alacağın ödenmemesi sebebiyle eldeki alacak davasının açıldığını, gönderilen faturaları davalı tarafça kötü niyetli olarak  kabul edilmeyerek itiraz ve iade edildiğini, bunun üzerine davalı tarafın iade edilen faturaları ... AŞ adına Büyükçekmce .... Noterliğinin 04/10/2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile keşide ederek davacı tarafa ikinci kez gönderdiğini, bunun üzerine davacı tarafında Beyoğlu ... Noterliğinin 09/11/2017 tarih  ... yevmiye numarası ile ile ihtarname gönderilerek faturalara ve vade farkına itiraz edildiğini, faturaların iade edildiğini, davalının vade farkı faturası kesmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetten kaynaklandığını, 11/12/2017 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri tarihinin aynı zamanda temerrüt tarihi olduğunu, bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek, 19.724,16-TL'nin her bir fatura bedeli için ayrı ayrı 11.12.2017 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesindeki davacı taleplerinin tamamının zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin geçmiş olması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini,  davacı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takibine, davalı tarafça itiraz edildiğini, yetkiye yapılan itiraz üzerine Büyükçekmece ... İcra  Müdürlüğüne dosyanın sevk edildiğini, bu icra takibine de \"yetkiye, takibe, borca,işlemiş ve işletilecek faize, faiz oranlarına ve borcun tüm ferilerine\" şeklinde itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, fakat yetkiye itirazın Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünce dikkate alınmadığını davacı tarafça bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davasının açılabileceğini, huzurdaki ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının öncelikle bu durumdan dolayı reddi gerektiğini,  ... ve ...Hastanesinin ... üyesi olduğunu, ... üyesi hastaneler ile davacı şirket arasında bila tarihli imzalanan protokoller gereği davacı ve davalı taraflar arasında ticari ilişkinin gerçekleştiğini, davacı şirketin protokoller gereği ... üyesi şirketlere tıbbi gaz sattığını, daha önceki yıllarda fiyat değişikliklerinin karşılıklı varılan mutabakatla yapıldığını, 2017 yılı başında aniden herhangi bir anlaşma yapılmadan ürün birim fiyatlarında fahiş miktarlarda artışlar yapıldığını, faturaların düzenlendiğini, davacı tarafın 12/01/2017 tarihi yazısında gaz fiyatlarında artış uygulandığı bilgisinin verildiği fakat gaz birim fiyatlarının verilmediğini, karşılıklı mutabakata varılmadan emrivaki yapılarak keyfi olarak belirlenen fiyatlar üzerinden davacı tarafça faturaların düzenlediğini, ... üyesi adına görüşme yapılarak fazla fiyatlandırma yapılan kısım için fark faturaları tanzim edilmesi konusunda sözlü mutabakata varıldığını, davalı tarafça düzenlenen fiyat farkı faturalarının kargo ile iade edildiğini, TTK 21/2 maddesine göre faturaların iadesi için sekiz günlük yasal sürenin aşıldığını, davalının davacıya hiçbir borcu olmadığını, davacının dava dilekçesindeki 11/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine şeklinde talebe itiraz edildiğini,  faiz başlangıç tarihi ve oranına ilişkin davacı taleplerinin hiçbir haklı hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Davadaki uyuşmazlık;  cari hesap ve faturadan kaynaklı alacak davasında, faturaya konu hizmetin yerine getirilip getirilmediği, davacının fatura alacağının bulunup bulunmadığınun belirlenmesi hususlarında  toplandığı  görülmüştür. Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, Beyoğlu ... Noterliğince gönderilen fatura içerikli ihtarnameler, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası , bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.Alacak, faturaya dayanmakta olup, taraflar tacir olduğundan ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor alınması cihetine gidilmiştir. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunu, davacı alacaklarının davalı borçluya tıbbi gaz satışı ve servis hizmeti verdiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmamakla birlikte taraflarca karşılıklı olarak imzalanmış protokollerin mevcut olduğunu davacı ve davalı şirketlerden sözleşme istenmiş olup aralarında yapılmış bir sözleşmenin bulunmadığının taraflarca sözlü olarak kendisine beyan edildiğini, dava dosyasında da sözleşmenin bulunmadığını, tarafların karşılıklı olarak imzaladıkları protokollerde; protokolün yapıldığı tarih bilgisi protokolün kapsadığı dönem bilgisi, hizmet karşılığında ödenecek bedel bilgisi , tıbbi gazların birim satış fiyatları bilgisi , fiyat artışlarının neye göre yapılacağının bilgisinin bulunmadığının tespit edildiği, davacı alacaklı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı borçlu .... A.Ş. 'ye 2017 yılında düzenlenen faturalar hakkında detaylı bilgilerin tablo halinde mahkemeye sunulduğunu, tüm yapılan incelemeler neticesinde davacı alacaklının ödenmemiş 19.724,17.-TL davalı borçludan alacağının bulunduğu, her bir fatura için ayrı ayrı en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek ödenmesine ilişkin  görüş ve kanaat bildirmiştir.Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, taraf iddia ve savunmaları,  alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre, davacı  ...Tic. Ltd. Şti'nin  davalı borçlu .... A.Ş.'ye tıbbi gazlar ve servis hizmetleri satışı yaptığı, dava konusu ve dosya kapsamında mevcut faturalardaki tıbbi gazların, davalı şirkete teslim edildiğinin sevk irsaliyelerinden görüldüğü, VUK 231/5 md uygun olarak faturaların, malın teslim edildiği tarihten itibaren yedi günlük süre içinde düzenlendiğinin tespit edildiği, dosya kapsamında bulunan 151.929,71.-TL  24 adet faturanın davacı alacaklı ve davalı borçlu şirketlerin yevmiye defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kestiği faturaların ... Tic. Ltd. Şti'nin sattığı tıbbi gazlar ve servis için kestiği faturalar olduğu ve böylelikle alacağın ticari bir ilişki sonucunda doğduğu, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin davalı ve davacı taraflarca sunulan defterler ve belgeler ile davalı tarafın beyanlarında dosya kapsamındaki faturalara 6102 sayılı TTK'nın 21/2 md göre itiraz edildiği yönünde dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacı ve davalı tarafın kayıt zamanı başlıklı VUK 219 md uygun olarak satış faturalarını, fatura tarihinden itibaren on günlük yasal süresi içinde yevmiye defterlerine kaydettikleri,  taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılı öncesine kadar dayandığı, 01/01/2017-28/05/2017 tarihleri arasında düzenlenen yirmi dört adet faturanın toplam 151.929,71.-TL olduğu,davacının 01/01/2017-11/07/2017 tarihleri arasında davalı borçludan 191.818,00.-TL tutarında tahsilat yaptığı  ve 11/07/2017 tarihi itibariyle de 19.724,17.-TL alacağının bulunduğu hususu dosya kapsamıyla sabit olup, kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 19.724,16.-TL alacağın 11/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, davacı tarafça aynı konuda başlatılan icra takibi varlığını devam ettirirken açıldığını, davanın açıldığı 21.12.2018 tarihi itibariyle icra dosyasının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünde olduğunu, bu dosyaya 02.02.2018 tarihinde itiraz ettiklerini,  yetkiye ilişkin itirazları konusunda herhangi bir işlem yapılmadığını, alacak iddiası ile Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen alacak iddiasının  aynı olduğunu, söz konusu icra takibi varlığını devam ettirirken iş bu davanın açıldığını, her ne kadar anılan icra takibi itiraz üzerine durmuş ise de davacı tarafça bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açılabilecek durumda olduğunu, bu edenle huzurdaki davanın öncelikle bu durum gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiğini, delilleri toplanmadan bilirkişi incelemesi yaptırıldığı gibi, alınan raporun kendilerine tebliğ edilmediğini, tebliğ edilmeden nihai karar verildiğini, ancak mahkemece anlaşılamayan bir sebeple 28.09.2020 tarihli duruşmada \"Bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği görüldü\" denilerek nihai karar verildiğini,  HMK'nın 281.maddesine aykırı davranıldığını,  rapora itiraz dilekçesi sunma imkanı tanınmadığını,  savunma haklarının kısıtlandığını, bu nedenle öncelikle usule ilişkin istinaf sebepleri uyarınca kararın kaldırılarak  davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,01.06.2019 tarihli dilekçe ile sunulan delillerinin toplanmadığını, taraflar arasında geçmişten beri süre gelen mutad uygulamaya ilişkin dinletmek istedikleri  tanıklarının dinlenmediğini,  tanıklarının dinlenmesi konusunda olumlu olumsuz bir karar dahi verilmediğini, kargo şirketlerine müzekkere yazılmadığını, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1291 Esas sayılı dosyasından verilmiş olan davacının davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin beyan ve savunmalarını ispat için örnek karar sunduklarını ancak dikkate alınmadığını, kendilerine tebliğ edilmeyen bilirkişi raporunun yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının gerekçesi olamayacağını,  kararın tebliği ile birlikte varlığından haberdar oldukları bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı hazırlanmış,  hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren, karar vermeye yeterli olmayan bir  rapor olduğunu, davacı tarafından daha önceki yıllarda gönderilen 03.02.2015 ve 01.04.2015 tarihli yazılarla  her yeni yıl başında fiyat değişikliklerinin karşılıklı varılan mutabakatla yapıldığının belirtildiğini,  taraflar arasında imzalanan \"Protokol\"erin nazara alınmadığını,  raporun  8.sayfasında tablo yapılmasına rağmen bu tablodaki fiyat artışlarının yüksekliğine dair hiçbir değerlendirme yapılmadığını, 2017 yılı başından itibaren bir emrivaki ile tamamen keyfi olarak belirlenen ,hiçbir somut ekonomik veriye dayalı olmayan birim fiyatlar esas alınmak suretiyle fahiş miktarlı faturalar düzenlediğini ve söz konusu fatura bedellerinin haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını,  raporda davacı cari hesabına yer verilirken müvekkilinin cari hesabına yer verilmemesi ve aradaki farkın sebebinin ne olduğu konusunda hiçbir belirleme yapılmamış olmasının raporun objektif kriterlere istinaden düzenlenmediğini açıkça gösterdiğini, davacı lehine 11.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı müvekkili tarafından süresi içerisinde itiraz edilerek durdurulan bir icra takibi tarihinin temerrüt başlangıç tarihi olarak kabul edilemeyeceğini,  avans faizi istenemeyeceğini, mahkeme kararındaki davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturadan doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 280.maddesinde bilirkişi raporunun duruşma gününden önce taraflar tebliğ edileceği hükme bağlanmıştır.  Aynı Yasanın 281/1 maddesinde ise tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/05/2015 Tarihli ve 2013/8-2201 Esas, 2015/1326 Karar sayılı kararı).Mahkemece, 12.11.2019 havale tarihli Mali Müşavir bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ancak bu bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğine ilişkin tebliğ evrakına UYAP sistemi üzerinde ve dava  dosyası kapsamında rastlanmamış olup hükme esas alınan bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edilmeden, ve  bilirkişi raporuna beyanda bulunma hakkı verilmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın 36. maddesi ile HMK'nın 27. maddesi uyarınca, taraflar dinlenilmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Aksi halde savunma hakkı kısıtlanmış olur. Adil yargılanma hakkı HMK’nın 27. maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır ve hukuk devletinin bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı; kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma, makul süre içinde yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarını kapsar. Hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. HMK’nın 27. maddesine göre, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olması, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi, mahkemenin tüm iddia ve delilleri dikkate alarak kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re'sen dikkat alınır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince, savunma hakkı kısıtlanarak, tebliğ edilmeyen ve davalıya itiraz hakkı tanınmayan bilirkişi raporu  esas alınarak  şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davalı tarafından yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.22.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b75097aefefb45b5","SID":"a2a83ed1777c5ff6"}}