{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/435 <br>KARAR NO: 2024/249<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/10/2020<br>NUMARASI: 2016/1205 E. -  2020/628 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin sürüc kursu işlettiğini, kursiyerlerine direksiyon eğitimi verebilmek için davalıdan Kartal ... Noterliğinin 15/07/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı araç satım sözleşmesi ile 48.900,00 TL'ye  dava konusu aracın satın alındığını, müvekkilinin aracı devralmadan önce aracın herhangi bir ayıbının var olup olmadığını anlamak için aracı servise götürmek istediğini, fakat davalının aracı inceletmediğini, davalının 15/07/2016 tarihinde noterden aracı devretmesine rağmen aracı 23/07/2016 tarihinde teslim ettiğini, ayrıca devir tarihindeki kilometresi 118.000 civarı olan aracın müvekkiline teslim edildiği tarihteki kilometresinin 121.000 civarında olduğunu, müvekkilinin 23/07/2016 tarihinde aracı teslim aldıktan sonra aynı gün içinde aracı servis ustasına gösterdiğini, servis ustasının aracı inceledikten sonra aracın motorunda üfleme olduğunu söylediğini, bunun üzerine aracın yine 23/07/2016 tarihinde davalı tarafa götürülerek  aracın motorunda üfleme olduğunun belirtildiğini, davalının aracı tamir edeceğini, araca segmen atacağını söyleyerek aracı 28/07/2016 tarihine kadar kendilerinde tutarak müvekkiline ait aracı 29/07/2016 tarihinde teslim ettiğini, müvekkiline aracı teslim etmelerine rağmen motordaki arızanın giderilemediğini, bu durumun ekspertiz raporlarında mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı tarafa aracın arızasından dolayı aracı  geri vermek istediğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, müvekkilinin davalıdan aldıktan sonra 01/08/2016 tarihinde ... şirketine götürerek aracın görsel ve fonksiyonel durumuna baktırdığını, ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkiline satılan araçta 13/05/2015 tarihinde kaza kaydı olduğunu, motordaki arızanın devam ettiğini, DSG şanzımanda vuruntu olduğunu, aracın ön, arka tamponda ve bagaj kısmında boya olduğunu, yan kapılarda ise ezik olduğunu, süspansıyan ve frenler arasındaki dengenin olmadığını, fren balataları ve lastiklerin değişmesi gerektiğini, karter koruma plastiğinin yırtık olduğuna dair rapor çıkartıldığını, aracın ancak 8.000 - 9.000 TL gibi bir fiyata onarılacağını belirttiklerini, ayrıca ... AŞ tarafından yapılan muayene raporunda da aracın ağır kusurlu olduğunun belirtildiğini, istasyon işletmesinin onay vermediğini, müvekkilinin kursiyerlerine direksiyon eğitimi verebilmek için Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden aracın çift pedallı olduğuna ve ders verileceğine dair izni almasına rağmen aracın ağır kusurlu olmasından, aracın kullanımının trafik güvenliğini tehlikeye sokabileceğinden bu durumun da suç oluşturması ve yasak olması nedeniyle müvekkilinin aracın kendilerine tescil tarihinden itibaren kursiyerlerine direksiyon eğitimi veremediğini, İstanbul Valiliği'nin 2016 yılı için sürücü kurslarına belirlediği direksiyon ders ücret saatinin 70,62 TL olduğunu, bir araç ile günlük 4 öğrenciye ikişer saatten 8 saat direksiyon eğitimi verildiğini, müvekkilinin aracın tescil tarihinden itibaren kursiyerlere otomatik araç direksiyon eğitim dersi veremediğini, otomatik direksiyon eğitim kaydına gelen yeni öğrencilerin de davalıdan alınan aracın arızalı olmasından dolayı kursa kayıt yaptıramadığını, araçta birçok arıza olmasına rağmen davalının aracın temiz olduğuna yönelik beyanlarda bulunup ayıplarını söylemediğini, hem gizli hem de açık ayıp olan aracı müvekkiline sattığını, davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, davalının aracın ayıbından sorumlu olduğunu, tüm bu nedenlerle Kartal ... Noterliğinin 15/07/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesinden dönüldüğünü ileri  sürerek, araç satış bedeli olan 48.900,00 TL'nin işleyecek faiz ile birlikte geri verilmesine, kursiyerlere ders verilememesinden dolayı aracın devir tarihinden itibaren doğan zararların hesaplanarak  hesaplanacak bu miktarın davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının yasal ihbar sürelerine uymadığını ve iddia ettiği ayıbı süresi içerisinde davalıya bildirmediğini, davalın tüm bunlardan dava dilekçesi ile haberdar olduğunu, davacının aracın alımından önce aracın bir ayıbı olup olmadığı yönünde başka bir yere baktırmak istediği ve müvekkili şirketin bunu engellediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 14/06/2016 tarihli oto satış sözleşmesine bakıldığında aracın 119.996 km de olduğunun davacıya bildirildiğini ve aracın davacıya teslim edildiğini, davacının aracı ... firmasına götürdüğünde dahi bu şirketin kayıtlarına göre aracın 01/08/2016 tarihinde 120.581 km de olduğunu, yine aracın davacı tarafından 06/08/2016 tarihinde ...'e götürüldüğünde aracın 120.981 km de olduğunu, hal böyle iken davacının aracın teslim anında kilometresinin 121.00 km olduğu yönündeki iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, ... ve ... arasındaki 5 günde dahi aracın 400 km yaptığı göz önüne alındığında davacının aracı kullanamadıkları yönündeki iddialarının da gerçekten uzak olduğunu, 14/07/2016 tarihli oto satış sözleşmesinde aracın markası, plakası, motor şasi bilgileri, alıcı ve satıcıya ait bilgiler, satış bedeli ve ödeme şekline ilişkin bilgilerle birlikte araçta var olan sıkıntılara ilişkin not alındığını, bu sıkıntıların davacıya bildirildiğini ve karşılıklı olarak oto satış sözleşmesinin imza altına alındığını, bir nüshasının da kendilerine verildiğini, satış sözleşmesinde de görüleceği üzere aracın motorunda üfleme, şanzımanında vuruntu, tamponlarında boya, aracın muhtelif yerlerinde ezikler olduğunun davacıya bildirildiğini, davacının bilerek ve kabul ederek aldığı araca ilişkin müvekkilinin bu bilgileri kendisinden sakladığı yönündeki iddiasını anlayamadıklarını, aracın davacıda kaldığı süre ve balataların tek frende dahi ciddi bir aşınmaya uğrayabileceği göz önüne alındığında davacının iddia ettiği bazı sıkıntıların araç kendisindeyken de meydana gelmiş olabileceğini, yine aynı şekilde karter yırtığının da tek seferde olabilecek bir hasar olduğunu, davacının aracın ... muayenesinde ağır kusurlu olduğu ve bu ayıbın müvekkili firmadan kaynaklandığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, ... muayenesinde araca ilişkin tek ağır kusur olarak rot başı gösterildiğini, rot başının döküm bir malzeme olup sert bir kasiste tek seferde dahi bozulmasının ya da kırılmasının söz konusu olabileceğini, aracın alındıktan 20 gün sonra ...'e götürüldüğünü, bu süreç içerisinde arızanın meydana gelmiş olabileceğini, kaldi ki rot başının çok ucuz bir parça olduğu göz önünde bulundurulduğunda müvekkili firmanın böylesine bir maaliyetten kaçarak ayıplı bir araç teslim etmesinin mümkün olmadığını, aracın ağır kusurlu olmasından dolayı direksiyon derslerinde kullanılmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının aracın ağır kusurlu olmasından dolayı trafiğe çıkartılamadığından bahisle bir ticari kaybı  olduğunu iddia etmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, oto satış sözleşmesinde araçta var olan sıkıntıların davacıya bildirildiğini ve davacının bunları bilerek ve kabul ederek aracı satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Dava, satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin iadesi ile maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, sözleşmeler, ceza dosyası, mahkememizce alınan kök ve ek  bilirkişi raporları ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir. Mahkememizce Gramofoloji uzmanı bilirkişiden alınan 25/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... Tic Ltd Şti ile .... Tic .Ltd Şti arasında ... plakalı oto ile ilgili olarak düzenlenmiş, 14/07/2016 tarihli 002153 sıra nolu oto satış sözleşmesi sarı renkli fotokopili nüshasındaki el yazılarından;Sözleşmenin \"Ruhsat Sahibi\" ve \"Adresi\" kısmında yazılı beyanların sayfanın diğer bölümlerindeki yazılara nispetle çok düşük fulaj izi gösterdiklerini, bu itibarla adres bölümündeki \"Not: Aracın motorunda üfleme, şanzımanda vuruntu, tamponlarda boya, muhtelif yerlerinde ezik olduğu, yürür aksamı ile ilgili şikayet kabul edilmeyeceği alıcıya söylenmiştir.\" ibaresi ile bu ibarenin sağ üst köşesine doğru meyilli olarak yazılmış \"işlendi\" ibaresinin sözleşmedeki diğer metinlerle verdiği fulaj izleri itibariyle aynı şartlar altında ve aynı zamanda yazılmamış olduğunu tespit etmiştir.Mahkememizce makine mühendisi bilirkişi ... alınan 02/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu ... plakalı 2012 model  ... marka otomobilin 14/07/2016 satış tarihinde 119.996 km de ve yaklaşık 3,8 yaşında olan kullanılmış otomobilde o tarihte görülen ve hemen giderilen motorda üfleme ve DSG şanzımanda vuruntu var şeklindeki bazı sorunların ayıp niteliğinde olmadığı, dava konusu ... plakalı otomobilin kaportasında herhangi bir hasar olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine dosya yeni bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek rapor düzenlenmesi istenmiştir.Mahkememizce makine mühendisi bilirkişi ...den alınan 09/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu 15/07/2016 tarihinde düzenlenen ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesinde ... plakalı 2012 model ... marka ... aracın ... motor numaralı ... şasi numaralı aracın satın alınmasından hemen sonra ortaya çıkan, motor, şanzıman ve rot arızalarının zamanla ve aracın kullanılması ile ortaya çıkacağı, aynı zamanda normal ortalama bir alıcı tarafından satın alma esnasında fark edilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle dava konusu araçta ortaya çıkan ve de sürüş konforunu, sürüş güvenliğini ve araçtan beklenen performansı önemli ölçüde azaltan arızaların gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği, aynı zamanda tahkikat evrakına ibraz edilen ... ve ekspertiz raporunun incelenmesinde aracın gerekli onarımlar yapılmaksızın trafiğe çıkmasının dahi uygun olmadığı gibi aracın onarılmış hali ile sürücü kursu otomatik vites eğitim aracı olarak da kullanılmaması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce alınan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi ve dosya kapsamına ilişkin olarak rapor düzenlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Mahkememizce bilirkişi ...'den alınan 28/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyada bulunan ekspertiz raporu, ... Muayene Raporu, 02/02/2018 ve 09/11/2018 tarihli bilirkişi raporları ve dava konusu ... plakalı aracın onarım faturaları birlikte değerlendirildiğinde ; dava konusu aracın 2.el olarak satın alındığı tarihten yerinde incelemenin yapıldığı tarihe kadar 24.881 km kullanılmış olduğu, yerinde inceleme ve test sürüşü esnasında dava konusu araçta motor üflemesi ve DGS şanzıman vuruntusunun tespit edilmediği, onarım faturaları içeriğinin motor üflemesi arızası sonucunda değişmesi gereken parçalardan ve onarım içeriğinden oluşması nedeniyle dava konusu ... plakalı araçta olduğu belirtilen arızanın ayıp niteliğinde olmadığı ve ayıplı mal olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; 15/07/2016 tarih ... yevmiye nolu  araç satış sözleşmesi ile satın alınan ... plakalı aracın  ayıplı olması sebebiyle  sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi ve  tazminat talebine ilişkindir.Türk Borçlar Kanunu 219. maddesi uyarınca genel olarak ayıptan sorumluluk; \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklinde düzenlenmiştir.  Türk Ticaret Kanunu 23. maddesinde  \" Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\"  şeklinde düzenlenmiştir.Dava konusu ... plaka sayılı aracın davacı tarafından 15/07/2016 tarihinde 119.996 km'de davalı şirketten 48.900,00 TL bedel karşılığı 2. el satın alındığı, davacı tarafından yaptırılan 01/08/2016 tarihindeki ekspertiz incelemesinde 120.581 km'de, davacı tarafından yaptırılan 06/08/2016 tarihindeki ... araç muayenesinde 120.981 km'de ve 12/12.2017 tarihindeki bilirkişi incelemesinde de 144.877 km'de olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Mahkememizce alınan 28.04.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, aracın asıl probleminin motor üflemesi ve DSG şanzımandaki vuruntu problemi ile ilgili olduğunun anlaşıldığını, motor içerisinde bulunan pistonların, segmanların, silindirler ve yatakların zaman içerisinde aşındığını, segman aşınmasının asıl etkenlerinin araçların yağ değişim periyodik bakımlarına riayet edilmemesi, araçların motor performans kriterleri üzerinde zorlanarak kullanılması ve yakıt kalitesizlikleri olarak sıralanabileceğini, araçta meydana gelen segman aşınması ve motor üflemesi problemleri neticesinde araçta güç kaybı, motor verim düşüklükleri yaşandığını, 01.08.2016 tarihindeki ekspertiz raporundaki ... test grafikleri incelendiğinde motor gücünün 77,9 kw olarak ölçülmüş olduğunu, aktarma organlarındaki kayıp gücü 36,8 kw olduğu ve tekerlek gücü/motor gücü kaybının ise %53 olduğunun görüldüğünü, dosya kapsamındaki ruhsat bilgilerinden dava konusu aracın maksimum gücünün 66 kw olduğunun anlaşıldığının, DSGK şanzuman vuruntusunun şanzuman sistemi içerisinde vites geçişleri esnasında kavrama problemi nedeniyle oluşan sarsıntılı çalışma olduğunu, bu problemin asıl etkeninin ise aracın kullanımı süresince ani kalkış ve aracın performans kriterleri üzerinde kullanılması olduğunu, ... araç muayene istasyonlarında motorlu araçlardaki güç/performans ölçümleri yapılmadığını ve bu testlerin yapıldığı teknik ekipmanlarında bulunmadığını, bu nedenle dava konusu aracın 06.08.2012 tarihindeki ... muayenesi esnasında kontrol kriterleri içerisinde yer almayan motor üfleme problemi ile DGS şanzıman vuruntusunun belirtilmemiş olmasının normal olduğunu, ... muayene raporunda belirtilen rot başı probleminin ise, aracın güvenli sürüşü ile ilgili bir problem olduğunu, parça değişimi ile giderilebilecek ve kısa süreli çözümü olduğunu, dava konusu aracın 12.12.2017 tarihinde yerinde incelemesinde düzenlenen 02.02.2018 tarihli bilikrişi raporunda dava konusu aracın yapılan incelemesinde ve test sürüşünde motorunda üfleme görülmediği ve DGS şanzımanında vuruntu duyulmadığının belirtildiğini, dosya kapsamında yer alan onarım faturalarında ise silindir kapağında taşlama yapıldığı, yakıt pompası ve enjektör revizyonlarının yapılmış olduğu, triger seti ile devir daim değişimlerinin yapılmış olduğunun görüldüğü, onarım faturalarında yer alan parça değişimlerinin dava konusu araçta var olduğu belirtilen motor üflemesi sonucunda değişimi yapılması gereken segman, piston vb parçalar olmadığının görüldüğünü, değişimi yapılan parçaların yakıt sistemi ve yakıt sistemine bağlı arızalar sonucunda değiştirilmiş olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını, dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporundaki tespitler ile onarım faturaları arasında arızanın tanımı ile onarım ve değişimi yapılan parçalar arasında teknik bir bağlantı kurulamadığını, dava konusu aracın 2. El olarak satın alındığı tarihten yerinde inceleme yapılan tarihe kadar 24.881 km kullanılmış olduğu, yerinde inceleme ve test sürüşü esnasında dava konusu araçta güç ve çekiş güçlüğü ile ilgili bulgulardan bahsedilmeyerek motor üflemesi ve DGS şanzıman vuruntusunun tespit edilmediği, onarım faturaları içeriğinin motor üflemesi arızası sonucunda değişmesi gereken parçalardan ve onarım içeriğinden olmaması nedeniyle dava konusu araçta olduğu belirtilen arızaların ayıp niteliğinde olmadığı ve ayıplı mal olarak değerlendirilemeyeceğinin tespit edildiği, bu hali ile  6098 sayılı TBK'nın 219 ve devamı maddeleri gereğince davacı tarafça davaya konu araçta davalı satıcı tarafından bildirilen niteliklerin araçta bulunmadığı, aracın nitelik veya niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan nitelikte aracın ayıplı olduğunun usulen kanıtlanmaması sebebiyle aracın satışına ilişkin sözleşmeden dönülmesi için öngörülen şartların gerçekleşmediği kabul edildiğinden davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. \"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  ... tescil plakalı aracın, satış sözleşmesi müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında davalı  tarafından sonradan değiştirilerek  sözleşmeye  sonradan eklemeler yapılarak araçta bulunan ayıpların sanki müvekkiline önceden bildirilmiş ve bu şekilde kabul ettirilmiş gibi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının sonradan sözleşmeyi değiştirmesi ve sonradan eklemeler yaptığının  dosyadaki bilirkişi raporuyla da belli olduğunu, bu olay sebebi ile davalı şirket çalışanları aleyhine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinde 2018/723 esas sayısı ile kamu davası açıldığını, bu davanın halen  derdest olduğunu, bu sözleşmenin hukuka aykırılığı tespit olursa, mahkemece  hukuka aykırı olarak tanzim edilen bir satış sözleşmeyi nazara alarak karar verilmiş olacağını, sözleşmenin hukuka uygun mu yoksa aykırı mı olduğunun tespiti için  ceza davasını bekletici mesele yapılıp ceza kovuşturması bittikten sonra nihai kararın  verilmesinin  daha uygun olacağını, bekletici mesele yapmadan verilen  kararın hukuka aykırı olduğunu,  mahkemece, yargılamaya konu ... tescil plakalı araçta gizli ayıp olmadığından bahisle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, son bilirkişi raporunda araçtaki arızalar ve ayıba ilişkin aracın verimi düşürecek ve kendisinden beklenen performansı düşürecek sıkıntıların tam olarak tespit edilemediğini, bilirkişilerin, kendilerinin sunduğu ve ''...13.05.2015 tarihinde kaza olduğunu, motorda üflemenin devam ettiğini, DSG şanzımanda vuruntu olduğunu, aracın ön, arka tamponda ve bagaj kısmında boya olduğunu, yan kapılarda ise ezik olduğunu, süspansiyon ve frenler arasındaki dengenin olmadığını, fren balataları ve lastiklerin değiştirilmesi gerektiği, karter koruma plastiğinin yırtık oluğuna dair rapor çıkartılmış olup, aracın ancak 8.000,00-9.000,00 TL gibi bir fiyata onarılacağı'' şeklindeki tespitlerin yer aldığı ... raporunu, gözardı ettiklerini, araçta bulunan bu muhtelif arızaların ortalama bir satıcının   anlamasının mümkün olmadığını, ayrıca aracın sıkıntılarının bir anda ortaya çıkamayacağını, motorda üflemenin devam ettiğini, DSG şanzımanda vuruntu olduğunu, aracın ön, ortalama bir araç alıcısı motor üflemesini veya şanzıman kısmının vuruntulu veya teklemeli olduğunu  bilemeyeceğini, bunların  gözle görülebilecek bir sıkıntı olmadığını, bahse konu aracın otomatik şanzımanı (vitesi) normal kullanım haricinde çeşitli nedenlerden dolayı bozulmasında müvekkiline  kusur atfedilemeyeceğini, raporda aracın müvekkili tarafından 23-24 bin kilometre aracı kullanıldığından aracın çalışır bir vaziyette olduğunun belirtildiğini, takdir edileceği üzere bütün araçların aksamı yürür ve çalışır vaziyette olduğunu, fakat araç kullanım esnasında sürücüye gerekli konforu sağlamayabileceğini, araçtan beklenen performansın düşmüş olabileceğini, bu sebeple de aracın 23-24 bin kilometre yapmış olmasının aracın ayıplı olmadığı manasına gelmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ikinci el satım konusu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak satım bedelinin iadesi ile maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıdan 15/07/2016 tarihli noter sözleşmesi ile  dava konusu aracı satın aldığını, 01/08/2016 tarihinde ... şirketine götürerek aracın görsel ve fonksiyonel durumuna baktırdığını, ekspertiz raporunda araçta 13/05/2015 tarihinde kaza kaydı olduğu, motordaki arızanın devam ettiği, DSG şanzımanda vuruntu olduğu,  aracın ön, arka tamponda ve bagaj kısmında boya olduğu,  yan kapılarda ise ezik olduğu,  süspansiyon ve frenler arasındaki dengenin olmadığı,  fren balataları ve lastiklerin değişmesi gerektiği, karter koruma plastiğinin yırtık olduğu hususlarının tespit edildiğini, aracın ayıplı olduğunu, bu haliyle kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, sözleşmeden dönerek satım bedelinin iadesini istemiştir. Davalı ise, davacının ihbar süresine uymadığını, aracın ayıplı olmadığını savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen Kartal ... Noterliğinin 15.07.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı  araç satış sözleşmesi ile 2012 model, ... marka ve ... plakalı aracın 48.900,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, davacının bu aracı 01.08.2016 tarihinde Autotam Oto Ekspertiz firmasına götürdüğü, burada yapılan incelemede, aracın motorunda üfleme, DSG şanzımanında vuruntu olduğu, ön fren balata dengesizliği,  motor gücünün 77/9 Kw, motor performansının %53 olduğu,  ön ve arka tamponun boyalı, sol ön kapı, sağ marşbiyel ve sağ arka çamurlukta ezik tespit edildiği, 06.08.2016'da ise ...'de araç muayenesi yapıldığı, muayenede itme-rot başı, sol kafada boşluk nedeniyle aracın ağır kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, alınan iki bilirkişi raporunda çelişki olması sebebiyle  yeniden oluşturulan bir başka bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş ve 28.04.2020 tarihli rapor alınmıştır. Raporda; aracın yerinde incelendiği 12.12.2017 tarihinde bilirkişi tarafından araçta motorda vuruntu ve şanzımanda vuruntu duyulmadığı,  dosyada bulunan onarım faturası içeriklerinin  ve yapılan parça değişimlerinin  motor üflemesi sonunda yapılması gereken segman, piston ve benzeri parçalara ilişkin olmadığı,  bu nedenle aracın ayıplı olmadığı kanaati bildirilmiştir. Mahkemece, araçta oluştuğu belirtilen arızaların ayıp niteliğinde olmadığı ve ayıplı mal olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle  TBK'nın 219 ve devamı maddeleri uyarınca aracın ayıplı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup aracın motordaki üfleme ve şanzımandaki vuruntu sebebiyle  ayıplı olduğunu ispatla yükümlü olan davacının aracın ayıplı olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekili, satış sözleşmesi müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında davalı  tarafından sonradan değiştirilerek  sözleşmeye  sonradan eklemeler yapılarak araçta bulunan ayıpların sanki müvekkiline önceden bildirilmiş ve bu şekilde kabul ettirilmiş gibi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinde 2018/723 esas sayısı ile kamu davasının bekletici mesele yapılmamasının doğru olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Somut olayda dosya kapsamında taraflar arasındaki noter araç satış sözleşmesi  dışında aralarında aynı araca ilişkin tarafların imzasını taşıyan adi yazılı bir sözleşme daha bulunmaktadır. Bu sözleşmede  yer alan bir kısım araca ilişkin yazıların sonradan faklı bir el yazısı ile yazıldığı yönünde alınan Adli Tıp Raporu bulunduğu, buna ilişkin olarak da  davalı yetkilileri hakkında özel belgede sahtecilik suçundan  dolayı ceza davası açıldığı görülmektedir. Ancak gerek bilirkişi heyet raporunda gerekse de ilk derece mahkemesi kararında bu adi yazılı sözleşmeye değil noter araç satış sözleşmesine göre değerlendirme yapılmış olduğu gibi Dairemizce de bu sözleşme kapsamında inceleme yapılmış olup söz konusu ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir etkisi bulunmayacağından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, bilirkişi raporunda  eksper raporundaki  tespitlerin göz ardı edildiğini ileri sürmüş ise de; hükme esas alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda, ekspertiz raporundaki tespitler ile davacının onarım faturaları arasında, arızanın tanımı ve onarımı, değişimi  yapılan parçalar arasında teknik bağlantı bulunmadığı belirtilmiş olduğundan aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aae939c10beb6bb1","SID":"ebf651ade9130bc9"}}