{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/315 <br>KARAR NO: 2024/276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 07.10.2020<br>NUMARASI: 2018/935 Esas - 2020/679 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne  dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin  yirmi yılı aşkın süredir hizmet veren firmalardan olduğunu,  yaptığı ticari iş çerçevesinde davalıya çeşitli ürünler sattığını, müvekkilinin  bu ticari ilişkiden dolayı davalıdan 10.549,88-TL alacaklı olduğunu, davalının cari ilişki çerçevesinde doğan bu borcunu müvekkiline ödemediğini, davalının itirazında borcun varlığını kabul ettiğini ancak iade faturasının borcu sonlandırdığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından alınan iade mal veya buna ilişkin bir fatura olmadığını, yapılan itirazın haksız olduğunu açıklanan nedenlerle davalının haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, itiraz ile duran İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin devamına, kötü niyetli borçlunun % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili davalı ... ile davacı şirket arasında 01.01.2018 tarihinden bu yana ticari ilişki devam ettiğini, müvekkilinin davacı şirketten birden fazla defa ürün aldığını, taraflar arasındaki bu ilişkinin yazılı bir sözleşmeye dayanmadığını, sözlü taahhütler gereğince müvekkilinin telefondan verdiği ürün siparişlerinin ödemelerini her defasında banka-kredi kartı yolu ile yaptığını, davacı şirketin ödemelerin banka yolu ile yapılması hususunda 01.01.2018 tarihinden bu yana herhangi bir itirazda bulunmadığını, huzurdaki davaya esas teşkil eden icra takibi için İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin değil, müvekkili tarafından ödemelerin yapıldığı ve ikamet yeri olan Bursa İcra Dairelerinin görevli ve yetkili olduğunu, davacı firmanın müvekkiline satışını yaptığı ürünlerin ayıplı ve kullanılamaz durumda olması, müvekkilin bu ürünleri yasal süresi içerisinde iade etmesi sebebi ile müvekkilinin  davacı şirkete herhangi bir borcunun  bulunmadığını, müvekkilinin  borca itiraz dilekçesinde borcun varlığını kabul etmediğini, aksine itiraz dilekçesinde açık bir şekilde alacaklı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirttiğini, müvekkilinin davacı şirketten satın almış olduğu ürünlerin bir kısmının satışını yaptıktan sonra ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile ürünlerin kendisine iade edildiğini, davaya konu ürünlerin ayıplı ürünler olması, müvekkili tarafından ayıplı ürünlerin iadesinin  yasal süresi içerisinde gerçekleştirilmiş olması sebebi ile müvekkili davalının  davacı şirkete herhangi bir borç ödeme yükümlülüğünün olmadığını açıklanan nedenlerle dosyanın yetkili ve görevli Bursa Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesini, haksız davanın tüm talepler yönünden reddine,  davacı tarafın % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda  \"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasında ticari ilişki olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık, davacının cari hesabında yer alan 10.549,86-TL'yi davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Tarafların defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri sonucu, davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların defterlerindeki kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalıdan 10.549,86-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Faturaları defterlerine kaydettiği anlaşılan davalı taraf, davacıdan almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğunu, süresinde ayıp ihbarı yapılarak ürünlerin iade faturasıyla davacıya iade edildiğini iddia etse de, süresinde ayıp ihbarı yaptığına ve ürünleri davacıya iade ettiğine dair bir delil dosyaya sunmamıştır. Bununla birlikte, davalı tarafın defterleri incelenerek tanzim edilen bilirkişi raporundan, davalı tarafın kendi defterlerine göre dahi takip tarihinde davacıya, davacının iddia ettiğinden daha fazla borçlu göründüğü anlaşılmaktadır. Fatura konusu ürünlerin ayıplı olduğu hususunda davalı tarafından davacıya TTK. ve TBK.'da belirtilen süreler içinde ayıp ihbarı yapıldığına dair bir delil sunulmamış olması, her ne kadar ürünlerin davacıya iade edildiği iddia edilse de bu hususun ispatlanmamış olması, davalı tarafın defterlerinde davacıya icra takibine konu edilen tutardan daha fazla borçlu görünmesi birlikte değerlendirildiğinde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan cari hesaba dayalı olarak 10.549,86-TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış, davanın kabulüne, takibin devamına, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşıldığından ve alacak likit olduğundan, kabul edilen 10.549,86-TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi... \" gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, kabul edilen 10.549,88-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle dava konu icra takibinde yetkili icra dairesinin, Bursa İcra Daireleri olduğunu, bu yöndeki itirazların kabul edilmesi gerektiğini, Somut olayda müvekkili davalı ... ile davacı şirket arasında 01.01.2018 tarihinden bu yana ticari ilişki devam ettiğini, nitekim davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine esas ödeme emri ekindeki cari hesap dökümünden, müvekkilinin, davacı şirketten birden fazla ürün aldığı anlaşıldığını, taraflar arasındaki bu ilişki yazılı bir sözleşmeye dayanmamakla birlikte, sözlü taahhütler gereğince müvekkili davalı telefondan verdiği ürün siparişlerinin ödemelerini her defasında banka-kredi kartı yoluyla yaptığını, davacı şirket tarafından, ödemelerin banka yoluyla yapılması hususunda 01.01.2018 tarihinden bu yana herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Ayıp ihbarı süresinde yapıldığını ve iade faturası tanzim edilerek karşı tarafa tebliğ edildiğini, buna rağmen eksik inceleme ile  davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, İlk derece mahkemesine bu durumun izah edilmiş olmasına rağmen, iade edilen ve müvekkilinin kullanma durumu dahi bulunmayan malların ücretlerinin müvekkilinden  istenmesinin davacının sebepsiz yere zenginleşmesine ve davalı müvekkilinin yoksullaşmasına neden olacağı göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğunu, <br>15/02/2019 tarihli delil dilekçesinde bildirdikleri tanık...'in müvekkilinin davacı şirketten aldığı malları 3. kişilere satması neticesinde malların ayıplı olduğunu öğrendiğini ve derhal bunu davacı şirkete bildirdiğini ve akabinde de ayıplı malları iade faturasıyla birlikte iade ettiğine tanıklık ettiğini, mahkeme tarafından bu konu üzerinde hiç durulmadığını, eksik ve dosya üzerinden yapılan inceleme ile süresinde ayıp ihbarı yapıldığına dair bir delil dosyaya sunulmadığını belirterek davanın kabulüne dair karar verildiğini, mahkeme tarafından sundukları delillerin dikkate alınmadığını ve mahkeme huzuruna dahi hiç çağrılmadıklarını, Yine mahkeme tarafından ürünleri davacıya iade ettiğine dair delil dosyaya sunulmadığından dolayı davanın kabulüne ilişkin karar verildiğini, ancak 10/07/20168 tarihli iade faturası düzenlendiğini ve aynı tarihte dava dışı ... şirketi ile 19 parça ayıplı mal davacı tarafa gönderildiğine ilişkin belgeler İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulduğunu, Mahkeme tarafından sunmuş oldukları deliller ya hiç toplanmadığını ya da hiç değerlendirilmediğini, dolayısıyla mahkemenin iş bu kararı taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalıya satıp teslim ettiği mallar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davaya dayanak takibin başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile duran takibin devamı için eldeki davayı açmıştır. Davalı ise davacı ile ticari ilişkiyi kabul  edip, davacıdan muhtelif hırdavat malzemeleri aldığını, ancak bir kısım malların ayıplı olması nedeniyle davacıya iade edildiğini, bu nedenle borçlu bulunmadığını ileri sürmüştür.Davalı yanca icra takibine ve mahkemenin yetkisine itiraz edilmiştir. İcra takibine yöneltilen itirazda yetkili icra dairesinin belirtilmeksizin itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişki kabulde olup, davacı para alacağının tahsili için davaya dayanak takibi ve eldeki davayı açmış olmakla, ilk derce mahkemesince de belirlendiği üzere TBK 89 maddesi uyarınca para alacağının ifa yeri kapsamında İİK'nın 50 ve  HMK'nın 10. maddeleri uyarınca  davacı ikametgahı icra daire ve mahkemeleri yetkili olmakla, davalı vekilinin icra dairesi ve mahkemenin yetkisizliğine dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İlk derce mahkemesince yapılan yargılama sürecinde davacı ve davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmış, davacının kendi defter kayıtlarında davalıdan takip tutarı kadar alacağı bulunduğu, davalının da kendi  defter ve kayıtlarında, davacı faturalarının kayıtlı olup,  takip ve dava konusu alacak tutarınca borçlu bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının davalıya bir kısım ürünlerin ayıplı olup iade faturasıyla iade edildiği ileri sürülmüş se de, davalının savunmasında ileri sürdüğü  iade faturasının kendi defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi, iade faturasına ve davacıya kargo ile gönderilen malların davacıdan alınan ürünlere ilişkin olduğu ve ayıplı ürünler olduğu da yasa ve usule uygun şekilde  kanıtlanmamıştır.  TTK’nın 18/3. maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla,  taahhütlü bir mektupla veya  telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Yargıtay 19. HD'nin 2015/5982 E- 2015/15327 K sayılı, 23.11.2015 tarihli karar içeriğinde işaret edildiği üzere, ayıp ve  ihbarının yazılı olarak yapılması gerekir. Davalı yanca ayıp ve ayıbın derhal davacıya bildirildiğinin kanıtlanması yönünden bildirilen tanık ...' in dinlenmemiş olması yerinde olup, davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinafı da yerinde değildir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; bakiye 540,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23.02.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbc5d6b4e4a02a27","SID":"93609f8f014d3a01"}}