{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1697 <br>KARAR NO: 2024/337 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ : 11/11/2020 <br>DOSYA NUMARASI : 2014/282 Esas - 2020/664 Karar <br>DAVA: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 22/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile ... A.Ş. Arasında 17/06/2013 tarihinde Otogaz Bayilik Anlaşması imzalandığını, müvekkili firmanın ise anlaşmaya halefiyet yoluyla taraf olduğunu, davalı tarafın geçerli bir gerekçesi olmaksızın kusurlu davranışıyla anlaşmayı haksız olarak feshettiğini, davalı tarafın anlaşmayı haksız olarak feshetmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zarar ve ziyanı tazmin ile ceza-i şart, cari hesap borcu, kar mahrumiyet zararı ile demirbaşların bedellerinin tazmini ve iade edilmediği her gün için ceza-i şart ödeme yükümlülüğü doğduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 116.013,71 TL bedelin davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/09/2020 havale tarihli beyan dilekçesi ile dava değerini ıslah ederek  harcını yatırdığı tespit edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletmekte olduğu akaryakıt istasyonunun mülkiyeti Yeşilova İlçe Belediyesini ait olduğunu, ... firması ile intifa sözleşmesi imzalanarak istasyonun 10 yıl süre ile kullanım hakkının verildiğini, ... A.Ş. Kullanım hakkını devredebilir olması sebebiyle istasyonu taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 5 yıllığına müvekkiline kiraladığını, müvekkili ile davacı arasındaki müvekkilinin yapmış olduğu sözleşmenin müvekkilinin yapmış olduğu sözleşme kapsamında peşin olarak sona ereceğinin kabul edilmiş olduğundan sona erdiğini savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/11/2020 tarih ve 2014/282 Esas - 2020/664 Karar sayılı kararı ile; \" Tarafların iddia ve savunmaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla hukukçu, mali müşavir ile akaryakıt uzmanı bilirkişi heyetine tevdii edilen dosyaya 15/11/2017 tarihinde tanzim olunan raporda özetle; mahkemece davalının sözleşmeye aykırı davrandığı takdir edilecek olursa davacının bir zararı olmasa da 17.06.2013 t. sözleşme ile (50.000 USD) ve bila tarihli davalı imzasını havi Ariyet Demirbaş Belgesi ile kararlaştırılan (7.200 USD) olmak üzere toplam (50.000+7.200=) 57.200 USD tutarında cezai şartı talep edebileceği, davacının (50.000+100=) 50.100 USD tutarındaki talebi ile bağlı bulunduğu, talep edilen 57.200 USD tutarındaki ceza-i şart bedelinin 43.389,05 USD tutarında özvarlığa sahip davalı firmanın ticari mahfına sebebiyet verebilecek boyutta olduğu, ancak TTK. 24. md. hükmüne karşın tacirler açısından da ceza-i şartın tenkisine belli koşullarda imkân veren yüce Yargıtay uygulamasının somut olayda tatbikinin mümkün olup olmadığının yüce mahkemenin münhasır takdiri içinde kaldığı, mahkemece tayin ve takdir edilecek ceza-i şart tutarına temerrüt tarihinden (30.05.2014) itibaren 3095 s.K.m.4/a hükmüne göre faiz uygulanması gerektiği, davalının haklı feshe sebep olduğu takdir edilecek olursa ve sözleşme ile cezai şartın dışında her türlü zararın tahsilinin de talep edebileceğinin benimsenmesi halinde, davacının sözleşmenin (6). maddesine istinaden sözleşmenin nihayetine kadar (30.05.2014-17.06.2018) arasında kalan (1479) günlük süre için şimdilik kaydıyla 5.000,00TL olarak talep ettiği kar mahrumiyeti tutarının ispata muhtaç bulunduğu, ticari defter kayıtlarına göre davacının 30.05.2014 t. itibariyle davalıdan 453,71 TL tutarında cari hesap alacağı bulunduğu, işbu alacağını temerrüt tarihinden (30.05.2014) itibaren sözleşme m.6/a da belirli yıllık %14,40 akdi faiz oranının tatbiki suretiyle hesaplanacak akdi faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.  Akaryakıt uzmanı bilirkişinin 15/11/2017 tarihli ayrık raporunda özetle; sektörel inceleme ve değerlendirmelerim doğrultusunda, davalının taraflar arasında bulunan sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği doğrultusunda hüküm kurması halinde; davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talep edemeyeceği, ariyet olarak teslim edilen malzemelerin aynen iade alınması gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla hukukçu bilirkişinin yerine yeni mali müşavir ile akaryakıt uzmanı bilirkişi heyetine tevdii edilen dosyaya 15/02/2019 tarihinde tanzim olunan raporda özetle; davacının sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle 50.000 USD cezai şart tazminatı, 453,71 TL cari hesap alacağı, 5.000,00 TL kar kaybından kaynaklanan cezai şart tazminatı ve ariyat alınan malların iade edilmemesi nedeniyle de 100 USD cezai şart tazminatı talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, dolayısıyla davacının sözleşmeden kaynaklanan cezai şart tazminatı taleplerinin ve cari hesaptan kaynaklanan alacağının ödenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6/c hükmü uyarınca davacının 50.000-USD cezai şart tazminatı talep edebileceği, davacının ayrıca 453,71 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davacının kar mahrumiyeti de talep edebileceği, ancak dosya içerisinde alım tonaj bilgileri ve satış fiyatları mevcut olmadığından kar mahrumiyetinin hesaplanamadığı, yapılacak hesaplamanın üç aylık makul bir süreyle sınırlı tutulması gerektiği, davacının ayrıca ariyet alınan malların iade edilmemesi nedeniyle de cezai şart tazminatı talep edebileceği, bu yüzden isteyebileceği tazminat tutarının dava tarihi itibariyle 2.700 USD olarak belirlendiği, belirlenen cezai şart tazminatlarının tahsil edilmesi halinde davalının sermayesinin üçte ikisinin kaybına yol açacağı ve davalının mahvına sebebiyet vereceği, bu nedenle cezai şart tazminatının tenkis edilmesi gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetine tevdii edilen dosyaya 25/10/2019 tarihinde tanzim olunan ek raporda özetle; Mahkeme ara kararı kapsamında gelen amortisman hesap kayıtları uyarınca yapılan hesaplama neticesinde 07.08.2014 tarihi itibariye net değerinin 24.545,71 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetine tevdii edilen dosyaya 14/07/2020 tarihinde tanzim olunan ek raporda özetle; 3 aylık kar kaybının 29.456,56 TL olduğu, ariyete konusu hesaplamalardaki itirazlar neticesinde 14.336,93 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davalı tarafın bayilik sözleşmesini haksız olarak fesih etmesi nedeniyle davacı tarafın cezai şart, kar mahrumiyeti, cari hesap alacağı, ariyet olarak verilen malzemelerin bedeli ile teslim edilmeyen ariyet malzemeleri için kararlaştırılan cezai şart alacağının davalıdan tahsiline ilişkindir.  Davalının, dava dışı ... A.Ş’nin akaryakıt istasyon işleticisi/bayisi olduğu, dava dışı ... A.Ş ile davacı... A.Ş arasında sektörel uygulama olarak ...’in bayilerinde satılacak Otogaz LPG satışına yönelik bir Partnerlik Sözleşmesi bulunduğu, taraflar arasında 17.06.2013 tarihinde akdedilmiş bulunan “Otogaz LPG Bayilik Anlaşmasının” ... ile ... arasında akdedilen partnerlik anlaşması kapsamında yapıldığı, dava dışı ...  A.Ş ile malik “Yeşilova Belediyesi” arasında yapılan intifa tesisi kapsamında dava konusu istasyonun kullanım hakkının 10 yıl süre ile ...'in tasarrufu altında olduğunun tapu kaydından anlaşıldığı, davalının alt kiracı sıfatıyla imzalamış bulunduğu kira sözleşmesinin “Sözleşmenin Süresi” başlığı altında “… alt kiracı, akaryakıt servis ve satış işlemini ..., LPG satış ve servis işlemini ... olarak yapmayı kabul ve taahhüt etmiştir.” şeklinde düzenlenmeye yer verildiğinden ... akaryakıt dağıtım A.Ş hisselerinin  ...  A.Ş'ye satışına ilişkin 14.10.2013 tarih ve 8425 sayılı Türkiye Ticaret Sicili kaydındaki tespit kapsamında dava dışı ... A.ş ile Davacı ... A.Ş arasındaki sözleşme’nin sona erme başlıklı 14. Maddesi \"... sermayedarları ileride bir lpg dağıtım şirketi kurup/satın alıp faaliyet göstermeye başlaması durumunda ya da ... şirketinin satılması durumunda ...'in tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlarla ilgili olarak ... ile yapılan otogaz bayilik sözleşmeleri bitiş tarihleri beklemeksizin altı ay içinde sona erer.” hükmü gereğince lehine tesis edilen 10 yıllık intifa kapsamında ilgili akaryakıt istasyonunun, dava dışı ...   A.Ş’nin tasarruf hakkına sahip olduğu, bu kapsamda taraflar arasında akdedilen Otogaz Bayilik Sözleşmesinin davalı tarafından 30.05.2014 tarihinde Yeşilova Noterliği'nin ... yevmiye no’lu ihtarnamesiyle feshinin ...’in satımından kaynaklı olarak haklı nedene dayalı olarak yapılmış bir fesih ihbarı olduğu şeklinde kök raporda akaryakıt bayii sektör uzmanı tarafından görüş belirtilmiş ise  de bu görüşe itibar edilmemiştir. Şöyle ki, taraflar tacir olup sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince taraf arasındaki sözleşme haricindeki dava dışı ... firmasıyla davalının yaptığı sözleşmenin 14. maddesine dayanılarak sektörel uygulamadaki partnerlik anlaşması uygulaması gerekçe gösterilerek davanın tarafları arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshine dayanak teşkil edemez. Davacı şirketin onayının olmadığı başka bir sözleşmedeki hüküm haklı nedenle feshin bir gerekçesi olamayacaktır. Davanın tarafları arasındaki sözleşmenin incelenmesinde, bu sözleşmenin geçerliliğinin dava dışı ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmenin geçerliliğine bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm de bulunmadığından davalının fesih bildiriminin haksız olduğu kanaatine mahkememizce varılmıştır.Davacı şirket, 17.06.2013 tarihli sözleşmenin 6. maddesi hükmüne dayanarak cezai şart ile birlikte kar mahrumiyeti alacağını talep etmektedir. Tarafların anlaşması halinde hem müspet zarar hem de cezai şart talep edilebilecektir. Bu durumda davacı tarafından sözleşmenin 6. maddesinin b bendi ile kararlaştırılmış 50.000 USD cezai şart ile bila tarihli davalı imzasını havi Ariyet Demirbaş Belgesi mucibi 72 günlük gecikmeye ait ceza-i şart tutarı 7.200 USD olmak üzere toplam 57.200 USD talep edilmesi mümkündür.Talep edilen 57.200 USD tutarındaki ceza-i şart bedelinin, mali bilirkişi tespitine  göre 43.389,05 USD tutarında özvarlığa sahip davalı firmanın ticari mahvına sebebiyet verebilecek boyutta olduğu, dava konusu belirlenen cezai şart miktarının tahsil edilmesi halinde davalının sermayesinin üçte ikisinin kaybına yol açacağı ve davalının mahvına sebebiyet vereceği tespit edilmekle ceza-i şartın tenkisine karar verilmesi kanaatine varılmakla davalı öz varlığı miktarı itibariyle belirlenen cezai şart miktarının fahiş olacağı dikkate alınarak cezai şart miktarlarında %80 oranında takdiren mahkememizce indirim yapılmıştır.  Mali incelemeler neticesinde, ticari defter kayıtlarına göre davacının 30.05.2014 tarihi itibariyle davalıdan 453,71 TL tutarında cari hesap alacağı bulunduğu, bu alacağa ilişkin olarak dava tarihinden sözleşmenin m. 6/a hükmü gereğince yıllık %14,40 akdi faiz oranının uygulanması gerekeceğinden 453,71 TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 14,40 faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Ariyet bedellerine ilişkin mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı taraf, davalı firmaya ariyet olarak teslim ettiği (80) kalem emtiaya ait alış faturalarını veya Burdur Mahkemeleri tarafından tayin edilmiş bilirkişi marifetiyle (80) kalem emtianın durumunu ve rayiç bedellerini gösteren herhangi bir tespit raporunu dosyaya sunmadığından davacının davalıya ariyet olarak teslim etmiş bulunduğu (80) kalem malzemenin TL ve/veya USD cinsinden bedelinin tespitinin ispata muhtaç olduğunun teknik heyetçe tespit edilmesinden sonra mahkememiz ara kararı gereğince ... A.Ş.ye yazılan müzekkere cevap yazısı ile müzekkere ekinde gönderilen \"Ariyet Demirbaş Belgesi\" dikkate alınarak ariyet amortisman değerlerine ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde ariyetlerin amortisman değerlerine ilişkin sunulan kayıt dökümleri uyarınca ...’a devir tarihinde net değerin 31.739,67 TL olduğu, kısmi bölünme ile ...’a 31.01.2013 tarihinde geçen  iktisadi kıymetlerin net değerinin 31.739,67 TL olduğu, kısmi bölünme tescil tarihi olan 31.01.2013 tarihinden ariyet malların iadesinin davacı tarafından talep edildiği 07.08.2014 tarihine kadar olan amortisman bedellerinin düşümü neticesinde net değerin  07.08.2014 tarihi itibariyle 24.545,71 TL olduğu teknik heyet tarafından belirlenmiş ise de davalının bu bedele itirazı haklı bulunmuş olup davacı kayıtlarında sunulan ariyete ilişkin kayıtlar kapsamında yapılan hesaplamalara itirazların değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki sözleşmenin 3/4. sayfanın c maddesi ve 3. paragrafı ile devamında yer aldığı şekilde madde kapsamında olmayan hususlarda hesaplamaya dahil edildiği anlaşılmakla sözleşmeye göre yapılan hesaplama neticesinde ariyet bedeli hükme elverişli teknik heyet raporunda 14.336,93TL olarak tespit edilmekle 1.000 TL ariyet bedelinin dava tarihinden itibaren olmak üzere ve 13.336,93 TL ariyet bedelinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 14.336,93 TL ariyet bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı şirketin, davalıya ariyet olarak teslim ettiği (80) kalem malzemenin aynen iadesi davacı tarafından ilk defa 23.06.2014/11542 yevmiye nolu ihtarname ile talep edilmekle 23.06.2014-03.09.2014 (dava tarihi) arasında geçen gün sayısı (72 gün) olmakla davacının ariyet malzemelerinin iade edilmemesi nedeniyle taraflar arasında bu konuya ilişkin cezai şart kararlaştırıldığından davacının talep edebileceği ceza-i şart tutarının (100 USDx72 gün=) 7.200 USD olduğu tespit edilmekle birlikte cezai şartın tenkisine ilişkin yukarıda belirtilen gerekçelerle %80 oranında indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmakla 460,57 USD ceza-i şart bedeline dava tarihinden itibaren olmak üzere ve 79,43 USD cezai şart bedeline ise ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın feshinin yukarıda belirtilen gerekçelerle haksız olması nedeniyle sözleşme ile cezai şartın dışında her türlü zararın tahsilinin de talep edebileceği kararlaştırılmış olduğundan davacının sözleşmenin 6. maddesine istinaden sözleşmenin sona ermesine kadar (30.05.2014-17.06.2018) arasında kalan (1479) günlük süre için şimdilik kaydıyla 5.000 TL  talep ettiği kar mahrumiyeti bedeli talebinin değerlendirilmesinde, davacı tarafından kar kaybına ilişkin tazminatın sözleşme süresinin sonuna kadar hesaplanması gerektiği belirtilmiş ise de bu yönde sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığından yapılacak kar mahrumiyetine ilişkin hesaplamanın makul bir süreyle sınırlı tutulması gerekeceğinden teknik heyetçe belirlenen 3 aylık makul süre  mahkememizce de yerinde bulunmuştur. Davacının kayıtlamış olduğu  Otogaz Satış Maliyetlerinin ton başına birim maliyetleri ile ...’ın Mahkemeye sunmuş olduğu Rafineri Satış fiyatları karşılaştırıldığında, davalının ... rafineri alım fiyatlarının uyumlu olduğu, ... fiyatlarının üzerine diğer maliyetleri ile yüklemelerin yapıldığı, sözleşmenin 6/d maddesi uyarınca davacının sunmuş olduğu satış ve maliyet verileri ve ...’ın mahkemeye sunmuş olduğu  rafineri fiyatları kapsamında davacının sözleşmenin ayakta kaldığı süre içinde otogaz satışından ortalama 1 aylık brüt karının 9.818,85 TL olduğu, 30.05.2014 fesih tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar kar mahrumiyetinin 484.069,43 TL olacağı ancak 3 aylık makul süre için kar mahrumiyetinin 29.456,56 TL olacağı teknik heyet bilirkişi son raporundan anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000 TL kar kaybının dava tarihinden olmak üzere ve 19.456,56 TL kar kaybının ise ıslah tarihinden olmak üzere işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 24.456,56 TL kar kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı taraf en son 07/08/2014 tarihli Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cezai şart bedellerini, cari hesap alacağını açıkça miktar belirterek ve kar mahrumiyeti bedeli ile ariyet bedelini ise miktar belirtmeyerek talep etmiş ise de bu ihtarnamenin davalıya ne zaman tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosyada bulunmaması nedeniyle dava tarihi olan 03/09/2014 tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü mahkememizce tespit edildiğinden yukarıda belirlenen bedellerden cezai şarta ilişkin yabancı para alacaklarına 3095 S. Kanun 4-a maddesi gereğince, cari hesap alacağına sözleşmede kararlaştırılan oran gereğince, kar kaybı bedeli ile ariyet bedeline ise tarafların tacir olduğu gözetilerek taleple bağlılık ilkesi gereğince reeskont faiz oranı uygulanması gerekeceğinden hükümde açıklanan temerrüd tarihi ve faiz oranları bu gerekçelerle esas alınmıştır. \" gerekçeleri ile; \" 1-10.000 USD ceza-i şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-453,71 TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 14,40 faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-5.000 TL kar kaybının dava tarihinden olmak üzere ve 19.456,56 TL kar kaybının ise ıslah tarihinden olmak üzere işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 24.456,56 TL kar kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-1.000 TL ariyet bedelinin dava tarihinden itibaren olmak üzere ve 13.336,93 TL ariyet bedeline ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 14.336,93TL ariyet bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-460,57 USD ceza-i şartın dava tarihinden itibaren olmak üzere ve 79,43 USD ceza-i şart bedeline ise ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... \" karar verilmiş olup; davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davalı ile ... A.Ş. arasında 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere 17.06.2013 tarihinde \"Otogaz Bayilik Anlaşması\" akdedildiğini, ... A.Ş.'nin kısmi bölünme işlemi çerçevesinde taraflar arasında münakit işbu anlaşmadan kaynaklanan hak ve borçların ...  A.Ş.'ye temlik edildiği hususunun davalıya bildirildiğini, taraflar arasında münakit anlaşma gereği davalının \"... Mah. ... Cad. No:... Yalova/Burdur\" adresinde mukim otogaz istasyonunda sözleşme süresi içerisinde münhasıran Şirket adına tescilli marka adı altında otogaz LPG satışı yapmayı yükümlendiğini, davalının Yeşilova Noterliği'nin 30.05.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile dava konusu sözleşmeden bağımsız \".... A.Ş.\" ile ... A.Ş. arasında imzalanan ve daha sonra Şirkete intikal eden sözleşmenin feshi nedeniyle, kendisi ile olan sözleşmenin de sona erdiğini\" bildirdiğini, Buna karşılık Şirket tarafından davalı yana Kadıköy .... Noterliği'nin 26.06.2014 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek davalının tarafı olmadığı bir hukuki ilişkiye dayanarak anlaşmayı sonlandırmasının sözleşmeye aykırı olacağı ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi hususlarının ihtar edildiğini, ancak davalı tarafın yeni bir ihtarname keşide ederek sözleşmeyi haksız olarak feshetme konusunda ısrarcı davrandığını, bunun üzerine davalı tarafa Kadıköy ... Noterliği'nin 07.08.2014 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek sözleşmeyi haksız olarak feshetmesinden dolayı Şirkete ödemesi gereken borçları ifa etmesi hususunun ihtar edildiğini,İşbu ihtarnamenin semeresiz kalmasının akabinde cezai şart, cari hesap alacağı, kar mahrumiyeti alacağı ve davalıya sözleşme ile verilen ariyetlerin tahsili ile iade edilmeyen her gün için belirlenecek cezai şart talepleriyle işbu davanın ikame edildiğini, Yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle talepleri bakımından istinaf yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, Sözleşmenin davalı tarafça haksız sebeple feshi sonucu müvekkil şirketin sözleşme ile hüküm altına alınan 50.000 USD cezai şart tutarını davalılardan talep edebileceği hususunun mutlak olup cezai şartın tenkisinin mümkün olmadığını, Aynı şekilde ariyetlerin teslim edilmemesine ilişkin cezai şarttan da tenkis yapılmasının mümkün olmadığını, Dava konusu Bayilik Sözleşmesinin 6/c. maddesinde davalının;  “..Bayinin herhangi bir sebep göstermeksizin işbu anlaşmayı süresinden önce sona erdirmesi veya bu sonucu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde; ...'ın diğer tüm cezai şart ve kar mahrumiyeti hakları saklı kalmak üzere; c- ...  kar mahrumiyeti ve diğer haklarına halel gelmeksizin ...  fesih tarihinde USD 50.000,00 tutarından cezai şartı, ifa tarihinde uygulanmakta olan T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak ödemeyi” kabul ve taahhüt ettiğini, Taraflar arasında münakid sözleşmenin davalının haksız sebeple feshi sonucu müvekkil şirket’in yukarıda zikredildiği üzere sözleşme ile hüküm altına alınan 50.000 USD cezai şart tutarını davalılardan talep edebileceği hususunun mutlak olduğunu, Müvekkil şirketin davalı taraf ile yaptığı sözleşmesi ile üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu kapsamda davalıya bayilik hakkı verilerek tanınmış marka imkânından yararlanması, ürün, malzeme ve maddi destek verilmesinin sağlandığını, bunun karşılığında müvekkilin olası risklere ve zararına davranışlara karşı basiretli bir tacir olarak kendini koruma altına alması gerektiğini, aynı şekilde davalının da basiretli bir tacir gibi hareket ederek, şayet sözleşmesel hükümler aleyhine ise bunları kabul etmemek ve bu sözleşmeyi imzalamamak hakkına sahip olduğunu, buna karşın davacının sözleşmesel ilişkiyi ve yükümlülüklerini açıkça kabul etmiş olduğunu, Cezai şart kapsamında, sözleşmeler hukukunun temelini oluşturan sözleşme özgürlüğü (serbestisi) ilkesi gereğince tarafların sözleşmede istedikleri kadar cezai şart belirleyebileceklerini, nitekim bu hususun TBK m 182/1’de açıkça vurgulanmış olduğunu, dolayısıyla cezai şartın miktarının belirlenmesinde tarafların kural olarak serbest olduklarını, bu şekilde bir cezai şartın, artık sözleşmenin bir parçası haline geldiğinden, cezai şart olarak belirlenen tutarı ödemenin borçlu bakımından yerine getirilmesi zorunlu olan bir edim borcu haline geleceğini, kanun koyucunun tacir borçlular bakımından özel bir düzenleme getirdiğini, Konuyu düzenleyen TTK. M.22' nin, “Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” hükmünü taşımakta olduğunu, kanun koyucunun fahiş (aşırı) olması sebebiyle borçlunun cezai şartın indirilmesini isteme hakkına sahip olduğunu düzenleyen yasal hükümlerin, tacir sıfatına sahip borçlular bakımından uygulanamayacağını kararlaştırdığını ve böylece TBK m.182/3’e istisna (istisnanın istisnasını) getirerek tacir borçlular bakımından sözleşme özgürlüğü ilkesine geri döndüğünü, aynı şekilde cezai şart borçlusunun tacir olduğu durumlarda hâkim de cezai şartın aşırı olduğunu görse dahi herhangi bir indirime hükmedemeyeceğini, Davalının, basiretli bir tacir olarak ticari işletmesiyle ilgili hukuki işlemlere girişirken, özellikle sözleşme yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermek zorunda olduğunu, bu kapsamda davalının açıkça kabul ettiği cezai şart tutarlarının tamamından sorumlu olacağını, Davalı tarafın tacir sıfatına haiz olduğu, sözleşmenin taraflar arasında serbest iradeleri ile akdedildiği ve sözleşmesel ilişkinin kurulması veya devamı sırasında davalının belirlenen şartlara herhangi bir itirazının olmadığı hususlarının göz ardı edileceğini, bu sebeple cezai şarttan indirim yapılmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, Mahkemece kar mahrumiyetinin süre sonuna kadar hesaplanması hususunun sözleşmede yer almadığı belirtilse de sözleşmenin 6/D maddesinde yer almakta olduğunu, buna göre kar mahrumiyetinin sözleşme süresinin sonuna kadar esas alınması gerektiğini, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesinde; \"BAYİ, işbu anlaşma hükümlerini kısmen veya tamamen ihla etmesi, anlaşmayı süre sonundan önce veya bu sonucu doğuracak şekilde hareket etmesi veya ...'ın haklı nedenle işbu sanlaşmayı feshetmesi durumunda ...'ın maruz kaldığı zarar, ziyan tutarı ile anlaşma süresi sonuna kadar hesap edilmek üzere mahrum kaldığı kar karşılığı tazminatın ve yukarıdaki cezai şartın ... tarafından  birlikte talep edileceğini, anılan tutarları ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.\" hükmünün yer almakta olup hesaplamanın sözleşme süresi sonuna kadar yapılacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, bunun yanı sıra davalının haksız davranışları nedeniyle müvekkilin mahrumiyete sebep olan davalının  “Tazminat ve Sözleşmeler Hukukunun Genel Prensipleri” gereğince bu zararın tazmini ile mükellef olduğunun da kabul edilmesi gerektiğini, Öte yandan davalının Ariyet Demirbaş belgesinde belirtildiği üzere, anlaşmanın feshi ile iareten verilen demirbaşları iade yükümlülüğü ve iade etmediği her gün için 100 USD'nin ifa tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak üzere TL karşılığını cezai şart olarak ödeme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, Müvekkil şirketin bir bayiliğin kurulması sırasında, bu bayiye çeşitli imtiyazlar ve destekler sağlayarak bayinin ticari faaliyetine başlamasını sağlamakta ve uzun vadede bu sağladığı yardımlardan kaynaklanan zararını, elde edilecek kar ile geri kazanmayı amaçlamakta olduğunu, aksi halde kar ve fayda elde edemeyeceği bir yatırım içerisine girmesinin basiretli tacir ilkesi ile bağdaşmayacağı hususunun tartışmasız olduğunu, yapılan destek ve yatırım nedeniyle kötü niyetli kişilerden kaynaklanacak zararlarını önlemek adına hukuki koruma sağlamaya çalışan müvekkilin, yasaların tanıdığı hakları kullanarak sözleşme akdetmekte ve yasalar önünde iyi niyetli ticari girişimlerini korunmasını beklemekte olduğunu, ancak yapılan tüm destek ve yatırımlara karşın taraflar arasında kabul edilen şartlarla ve vaad edilen sürelerde yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalının, bu haksız işlemleri karşısında müvekkil zararının giderilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda 3 aylık süreye ilişkin kabulün mümkün olacağının belirtilmiş olup fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ıslah yapılmış olduğunu, halbuki sözleme süresi sonuna kadar yapılacak hesaplamanın kabulü gerektiğini, Hükmedilen faizler ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece hükmedilen alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, ancak faiz başlangıç tarihinin dava tarihi değil akdin feshi tarihi olması gerektiğini, nitekim taleplerinin de \"Yeşilova Noterliği 30.05.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide tarihinden itibaren\" olarak bildirildiğini, mahkemece davalının göndermiş olduğu fesih ihtarnamesi yerine göndermiş oldukları Kadıköy .... Noterliği'nin 07.08.2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin esas alınmak istendiğini, ancak bu ihtarnamede tebliğ şerhi olmadığından dava tarihinin esas alındığının belirtildiğini, Öncelikle işletilmesi gereken faiz başlangıç tarihinin, akdin fesih tarihi yani 30.05.2014 olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile aksi düşünülse dahi tebliğe ilişkin hususun Noterlikten celp edilerek temin edilmesi ya da sunulması için kendilerine süre verilmesi gerektiğini, nitekim Yeşilova Noterliği 30.05.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile ilgili Yeşilova Asliye Hukuk Mahkemelerine talimat yazılarak bilgilerin temin edilmiş olup Kadıköy ... Noterliği ihtarnamesi için \"dosyada yok\" ifadesi kullanılmasının mümkün olmadığını, mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmakta olup bu ilke göz ardı edilerek verilen kararın hatalı olduğunu, önceki beyanlarını tekrarla faizin başlangıç tarihinin Yeşilova Noterliği 30.05.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname gereği 30.05.2014 olması gerektiğini, bu sebeplerle istinaf yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan sebeplerle; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/282 E - 2020/664 K sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama masraf ve vekalet ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Maddi vakıanın özetine ilişkin olarak; ... Tic. A.Ş.'nin bir akaryakıt dağıtım şirketi olup, ... markası ile piyasada faaliyet göstermekte olduğunu, muhtelif illerde akaryakıt satış bayileri ve bu bayilerin işlettiği akaryakıt istasyonları bulunduğunu,  ... bayilik verdiği istasyonlardan bir kısmının kendi mülkü olduğunu, bir kısmının ise intifa hakkı sahibi olduğunu, bu tür istasyonların işbu davada ve sözleşmelerde \"... tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlar\" olarak geçmekte olduğunu, Diğer bir kısım akaryakıt istasyonlarının ise bizzat bayilere ait olduğunu, bu istasyonların konu dışı olduğunu, Davacı ...' ın (eski ünvanı ...) ise otogaz dağıtım şirketi olduğunu, akaryakıt istasyonlarında kendi ünvanı ile otogaz pompası koyarak otogaz satışı yapmakta olduğunu, istasyonun da tali durumda olduğunu, istasyonda egemen olanın bayrağın akaryakıt dağıtım şirketi bayrağı olduğunu, Davacı ... A.Ş. ile ihbar olunan ... A.Ş.'nin yolunun bir noktada kesiştiğini ve aralarında şöyle bir anlaşma yapıldığını: Otogaz dağıtım faaliyeti olmayan ..., kendi bayrağını  taşıyan akaryakıt istasyonlarına  ... girmesine ve otogaz olarak ... otogazının satışına izin vereceğini, bayileri ile ... arasında BAYİLİK ANLAŞMALARI imzalanmasını sağlayacağını; buna mukabil ..., ... satış karından komisyon ödeyeceğini, yani karı paylaşacaklarını, Şu kadar ki, ... olası satılması halinde ...'ın, ŞU KADAR Kİ,  ...'in  olası satılması  halinde  ..., \"... tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlar\" ile imzalamış olduğu sözleşmelerin, satılma sürecini takiben sona ereceğini, Bu şartın  amacının şu olduğunu: aynı zamanda Otogaz dağıtım faaliyeti de olan akaryakıt dağıtım şirketlerinin, istasyonlarında   bir başka marka bayrağının  dalgalanmasını istemeyecek ve kendi akaryakıt markaları ile otogaz satışı yapacak olduklarını, Dolayısı ile ...' e ait istasyonlarda ... bayrağını  gören ve bu bayrağı indiremeyeceğini anlayan  alıcının, alımdan vazgeçeceğini, işte bu \" vazgeçmeyi \" önlemek üzere ... ile davacı arasında imzalanan sözleşmeye bu şartın konmuş olduğunu, 02.11.2010  tarihli davacı ile  ihbar olunan ... arasındaki bu \"çatı\"  sözleşme incelenirse: AMAÇ ve  KONU Madde 2 - İşbu sözleşme, .. akaryakıt istasyonlarında KURULACAK ... otogaz istasyonları ile ilgili olarak ... ile ... arasında uygulanacak esasları kapsa- maktadır.\" \" Bu sözleşme ile ....   LPG satışı yönünden ... bayisi olan ... bayilerinin OTOGAZ BAYİLİK SÖZLEŞMELERİNİN KURULMASI, otogaz ikmalinin sağlanması... LPG satışı nedeniyle ... kar payı ödenmesi ... gibi hususlar düzenlenmiştir.\" <br>KAPSAM  Madde -3. İşbu sözleşme ... tarafından bayilik verilecek ... BAYİLERİNİ KAPSAMAKTADIR... ... Gaz'ın zaman içinde başka bayiler ile bu sözleşme kapsamında bayilik sözleşmesi imzalaması durumunda, yeni bayiler de bu sözleşme kapsamına sokulacaktır.\"  \"SONA ERME” Madde-14- “... sermayedarlarının ileride bir LPG dağıtım şirketi kurup/satın alıp faaliyete başlaması durumunda ya da ... şirketinin satılması durumunda ... ’in tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlarla ilgili olarak ... gaz ile yapılan otogaz bayilik sözleşmeleri bitiş tarihini beklemeksizin altı  ay içinde sona erer.” ..., ... markasının sahibi ...'ya satıldığını ve bozucu koşulun gerçekleştiğini ( TBK m .173) Buradaki \"sona erme\" ile kastedilenin, davacı ile ... arasındaki sözleşmenin sona ermesi değil, davacının \"... tasarruf hakkına sahip olduğu\" istasyonlarla imzaladığı sözleşmeler olduğunu, İşte, müvekkili ile davacı arasında imzalanan Otogaz Bayilik Sözleşmesi'ne ihbar olunan ...'in aracılık ettiğini, yine ihbar olunan ... ile müvekkili arasında imzalanan kira sözleşmesine ve \"... İLE OTOGAZ SÖZLEŞMESİ  İMZALANMASI\"nın şart olarak yazıldığını,  Akaryakıt istasyonunun Yeşilova Belediyesi'ne ait olup, üzerinde ...'in intifa hakkı bulunduğunu, bu nedenle \"... tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlar \" tanımlaması içinde yer almakta olduğunu, bu hususların dava aşamasında izah edildiğini, Dosyaya, ... ile davalı - müvekkil arasında imzalanmış olan  KİRA SÖZLEŞMESİ' ni vaktiyle sunmuş olduklarını, bu sözleşmenin SÜRE başlıklı maddesinin 2.paragrafın- da  aşağıdaki ŞARTın bulunduğunu: \"...Alt kiracı ( müvekkil)  .... LPG servis ve satış işletimini ... OLARAK YAPMAYI KABUL VE TAAHHÜT ETMİŞTİR...\" ... satıldığını, alıcının davacıya ihtar göndererek müvekkille arasında imzalanmış olan OTOGAZ  sözleşmenin \"SATINALMA NEDENİYLE\"  sona erdiğini bildirdiğini, davacının bu ihtara bir itirazı olmadığını ve fesih sürecine girildiğini, bu sürecin dava aşamalarında ayrıntılı olarak açıklandığını, davacının ... ile imzaladığı sözleşme şartlarına riayetle yükümlü olduğunu, ... satılması ile bozucu koşul gerçekleşmiş olduğunu, İstinaf nedenlerine ilişkin olarak; Davacının müvekkili ile imzaladığı sözleşmenin, davacının ... ile imzalamış olduğu çatı sözleşme gereği olduğunu, davacının ... ile imzaladığı sözleşme şartı ile bağlı olduğunu, feshin bu şart gereği yapıldığını, bu nedenle haksız fesih söz konusu olmadığını, feshin sözleşme gereği olduğunu, müvekkil şirket hakkında haksız fesih cezai şartının hüküm altına alınmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, kararın bu noktadan bozulmasını talep ettiklerini, Feshin haklı nedenle ve sözleşme şartı olarak yapılmış olduğunu, sözleşmenin bakiye süresi için kar kaybı istenemeyeceğini, kararın bu noktadan bozulması gerektiğini, öte yandan davacının yoksun kaldığı kar belirlenirken ... ödemek durumunda olduğu bedellerin düşülmediğini, kar mahrumiyeti istenemeyeceği gibi, hesaplanan karın dahi yanlış olduğunu,  “...   tarafından 30.06.2013 tarihinden itibaren başlamak üzere 31.05.2014 tarihine kadar, ... FİRMASINA OTOGAZ KAR PAYI BEDELİ açıklamalı faturalar tanzim edilerek ... borcu olarak kayıtlara almış olduğu ve KARŞILIĞINDA ... TARAFINDAN HAVALE ÖDEMELERİ YAPILDIĞI MEVCUTTUR.” Öte yandan, aynı anda hem haksız fesih cezai şartı, hem de kar kaybı istenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Ariyet demirbaş listesinde olan kalemleri kabul etmediklerini ve itiraz edildiğini, bu kalemlerden pek çoğunun geri alınması mümkün olmayan harcamalar /(onarım bedeli, müteahhit karı, nakliye bedeli ... gibi) kalemlerden oluştuğu gibi, bir çoğunun da işin niteliği gereği davacının ürününün satışı için montajı ve kurulması zorunlu malzemeden oluşmakta olduğunu, bu konuda Yargıtay'ın yerleşik kararları olduğunu, bunların rapora itirazda dile getirilmiş olup, geri alınması söz konusu olmayan malzeme olduğunu, bedellerinin iade hesabına dahil edilemeyeceğini, kararın bu noktadan da bozulması gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29. maddesinin \"Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.\" hükmünü amir olduğunu,  \"Doğru Vakıa\"nın, davacının ... olan ilişkisinin, müvekkili ile davacı arasındaki ilişikide belirleyici olduğunun ve müvekkilinin sözleşmeye uygun davranmış olduğunun kabulü olduğunu, Nitekim sektör bilirkişisinin, çatı sözleşmelerin teamül olarak sektörde var olduğunu ve hükümlerine riayet edildiğini belirttiğini, ticari teamüllerin, ticaret hukuku kaynaklarından biri olduğunu, sektörde yer alan aktörlerin bu kurallara riayetinin karşılıklı saygı gereği olarak değerlendirilmekte olduğunu beyanla; Yerel mahkemenin davacı ile ihbar olunan ... arasındaki sözleşmeyi yok saydığını, bu durumun delillerin takdirinde vahim hata yapıldığının kanıtı olduğunu, davacının imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğunu ve bu hükümlere riayetle yükümlü olduğunu, riayeti zorunlu hükümlerden birinin de \"satılması durumunda ...'in tasarrufu altında bulunan istasyon işleticileri ile imzalamış olduğu sözleşmelerin sona ereceği\" hükmü olduğunu, davacının imzasını, yerel mahkemenin ise sözleşmeyi yok saydığını, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkemenin 2014/282 E - 2020/664 K sayılı ve 11.11.2020 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 17/06/2013 tarihli otogaz bayilik anlaşmasının davalı tarafından süresinden önce haksız olarak feshedildiği iddiası ile cezai şart, cari hesap, kar kaybı, davalıya iade edilmek üzere teslim edilen malzeme ve teçhizatın iade edilmemesi sebebiyle bedellerinin ve iade edilmeyen her gün için cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında 17/06/2013 tarihinde beş yıl süreli otogaz bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalının kendisinin tarafı olmadığı, davacı (kısmi bölünme öncesi ... A.Ş.) ile ihbar olunan ... A.Ş.  (eski ünvan ... Tic. A.Ş.) arasında akdedilen 02/11/2010 tarihli sözleşmenin sona ermesi sebebiyle sözleşme maddesine dayalı olarak süresinden önce sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davalının tarafı olmadığı sözleşmeye dayalı olarak aralarındaki sözleşmeyi feshedemeyeceğini, haksız fesih sebebiyle cezai şart, cari hesap, kar kaybı, davalıya iade edilmek üzere teslim edilen  malzeme ve teçhizatın iade edilmemesi sebebiyle bedellerinin ve iade edilmeyen her gün için cezai şart alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davalı ile ihbar olunan ... A.Ş.  (eski ünvan ... Tic. A.Ş.) arasında ihbar olunanın intifa hakkına sahip olduğu yerde faaliyette bulunmak üzere akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ihbar olunan tarafından söz konusu yerin davalıya kira sözleşmesi ile kiralandığını ve kira sözleşmesinde davalının davacı ile otogaz bayilik anlaşması yapılması hususunda taahhütte bulunduğu ve buna istinaden davacı ile dava konusu sözleşmesinin akdedildiğini, davacı ile ihbar olunan arasında akdedilen 02/11/2010 tarihli sözleşmenin 14. Maddesindeki \"... sermayedarları ileride bir LPG dağıtım şirketi kurup/satın alıp faaliyete başlaması durumunda ya da ... şirketinin satılması durumunda ...'in tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlarla ilgili olarak ... ile yapılan otogaz bayilik sözleşmeleri bitiş tarihi beklenmeksizin alt ay içinde sona erer.\" düzenleme uyarınca maddedeki şartın gerçekleştiğini ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu sebeple davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, talep edilen cezai şart miktarının fahiş olduğunu ve genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacının külli halefi olduğu ... A.Ş. ile ihbar olunan ... A.Ş.  (eski ünvan ... Tic. A.Ş.) arasında akdedilen 02/11/2010 tarihli sözleşmenin \"Taraflar\" başlıklı 1. Maddesinde; ...  A.Ş. ve ... Tic. A.Ş.nin taraflar olarak, iş bu sözleşmenin sözleşme olarak, ... istasyonlarında, sözleşmeden önce ve sonrasında ... ile otogaz bayilik sözleşmesi akdederek otogaz satışı yapan ... bayilerinin de Bayi olarak anılacağı, \"Amaç ve konu\" başlıklı 2. maddesinin 2. paragrafında \"sözleşmeyle, LPG yatırımları ... ya da ... tarafından karşılanan ve akaryakıt satışı itibariyle ... bayisi, LPG satışı yönünden ... bayisi olan ... bayilerinin, otogaz bayilik sözleşmesinin kurulması, otogaz ikmalinin sağlanması, Bayi'ye ait istasyonun işletilme esasları, LPG satışı nedeniyle ... kar payı ödenmesi gibi hususlar düzenlenmiştir.\" \"Kapsam\" başlıklı 3. Maddesinde \"iş bu sözleşme, ... tarafından otogaz bayiliği verilecek olan ... Bayilerini kapsamaktadır. Ekli liste ile bu sözleşme kapsamındaki bayiler belirtilmiş olup, ...'ın zaman içinde başka bayiler ile bu sözleşme kapsamında bayilik sözleşmesi imzalaması durumunda, yeni bayilerde bu sözleşme kapsamına dahil edilecektir. \"Uygulama\" başlıklı 6. Maddesinde ;ş bu sözleşmenin kapsadığı ... Bayilerine ait istasyonlar için uygulanacak esasların belirlendiği belirtilmiştir. Yine sözleşmenin \"Sona erme\" başlıklı 14. Maddesinde \"... sermayedarları ileride bir LPG dağıtım şirketi kurup/satın alıp faaliyete başlaması durumunda ya da ... şirketinin satılması durumunda ...'in tasarruf hakkına sahip olduğu istasyonlarla ilgili olarak ... ile yapılan otogaz bayilik sözleşmeleri bitiş tarihi beklenmeksizin alt ay içinde sona erer.\" hükümleri düzenlenmiştir.  Davalının ihbar olunan ile akdettiği kira sözleşmesi uyarınca ihbar olunanın intifa hakkına sahip olduğu akaryakıt istasyonunu 5 yıl süre ile ... markası altında akaryakıt hizmeti ve kira sözleşmesinde belirtilen hizmetleri yerine getirmek için kiraladığı, bunun yanında davacı ile otogaz bayilik sözleşmesi akdedeceği hususunda taahhütte bulunduğu ve davacı ile dava konusu sözleşmenin akdedildiği, ayrıca ihbar olunan ile aralarında 01/02/2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşmeler uyarınca davalının ihbar olunan şirketin bayisi olduğu aşikar olup, davacı ile ihbar olunan arasında akdedilen  02/11/2010 tarihli sözleşme kapsamında belirtilen ... Bayisi olduğu ve söz konusu sözleşme hükümlerinin davalı hakkında da uygulanacağı açıktır. İhbar olunan şirketin tüm hisseleri dava dışı ... A.Ş.'ye satılmıştır. Dolayısıyla ihbar olunanın intifa hakkı sahibi olduğu yerde ihbar olunanın bayi olarak faaliyet gösteren davalı ile davacı arasındaki otogaz bayilik sözleşmesi de 02/11/2010 tarihli sözleşmenin 14. maddesi hükmü uyarınca sözleşmenin bitiş tarihi beklenmeksizin alt ay içinde sona ermiştir. İhbar olunan da bu madde uyarınca her iki tarafa sözleşmenin sona erdiğini ihtar etmiştir. Davacı tacir olup, tüm işlemlerinde basiretli olarak davranmakla yükümlü olduğu, imzalamış olduğu sözleşmenin söz konusu hükmü ile bağlı olup, sözleşme kapsamında olan davalı bayiye karşı sözleşmenin nispiliği ilkesini ileri sürerek sözleşme maddesini uygulamaktan kaçınamayacağı ve bu savunmasının TMK'nın 2. maddesine göre iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, sözleşme maddesi uyarınca davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin zaten kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin feshi ihbarının davacıya bildirim niteliğinde olduğu, anılan sözleşme hükmü karşısında davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği söylenemeyeceğinden Mahkemece aksinin kabulü isabetli olmamıştır. Davalı tarafından sözleşme haksız olarak feshedilmediğinden davacının davalı ile aralarındaki otogaz bayilik sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı talep etmesi mümkün değildir. Bu sebeple Mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetli olmamış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen otogaz bayilik sözleşmesinin 9. maddesine göre; taraflar arasındaki bu sözleşmeden kaynaklanan borç ve alacak miktarının münhasıran davacının defter ve kayıtlarına göre belirleneceği belirtilmiş ve davacının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 453,71 TL cari hesap alacağının olduğu tespit edildiğinden Mahkemece bu miktarda cari hesap alacağı hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafından da cari hesap alacağına ilişkin istinafa gelinmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin \"Malzeme ve Teçhizat\" başlıklı C maddesinin 3. Paragrafında sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi veya feshedilmesi halinde davalının davacı tarafından kendisine verilen ekipmanı mutad kullanmadan kaynaklanan yıpranmalar ile birlikte derhal kullanılır vaziyette iade edeceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca davalı tarafından davacıya ait ekipmanlar iade edilmediğinden Mahkemece bilirkişi heyeti tarafından usul ve yasaya uygun olarak belirlenen bedeline hükmedilmesi ve iade edilmeyen her gün için belirlenen cezai şartın hüküm altına alınması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak Mahkemece ekipmanların iade edilmemesi sebebiyle belirlenen ariyet cezai şartın fahiş olduğu gerekçesi ile cezai şarttan indirim yapılması, sadece bu cezai şart miktarı yönünden davalının tespit edilen öz varlığı dikkate alındığında ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte olmadığından isabetli olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Bunun yanında davacı dava dilekçesinde ariyet cezai şart bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL talebinde bulunmuş ve ıslah dilekçesi ile 2.700,00 USD tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı dava dilekçesinde tercih hakkını TL üzerinde kullanmıştır. Başka bir deyişle TL üzerinden dava açmakla iradesinin, alacağını TL üzerinden tahsil etmek yönünde olduğunu kabul etmek gerekir. Dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunan davacı, artık bu tercihinden dönerek ıslah yolu ile talebini döviz olarak değiştiremez. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  19.11.2018 tarihli ve 2016/13885 E.,  2018/7128 K. sayılı, 14.05.2018 tarihli ve 2017/4863 E., 2018/3504 K. sayılı kararları) Mahkemece resen gözetilmesi gereken bu husus dikkate alınmadan döviz üzerinden hüküm kurulması da isabetli olmamıştır. Davacı vekili tarafından tüm alacaklara akdin fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TBK'nın 117/1 maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi üzerine davacı tarafından davalıya gönderilen Kadıköy ... Noterliği 07.08.2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava konusu alacaklardan cari hesap alacağının ve sözleşmenin feshi sebebiyle cezai şart alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesi, malzeme ve teçhizatın ihtarnamenin tebliğine müteakiben derhal iade edilmesi, aksi takdirde teslim edilmeyen her gün için cezai şart ödenmesi, kar mahrumiyetinin ihtarnamede belirtilen cezai şart ile birlikte talep edileceği ihtar edilmiştir. Davalının temerrüte düşürüldüğünü ispat yükü davacıda olup, davacı tarafından delillerinin sunulması için yasada belirlenen süre içerisinde ihtarnamenin tebliğine ilişkin tebliğ şerhi sunulmamıştır. Dolayısıyla Mahkemece dava dilekçesinde talep edilen miktar için dava tarihinden itibaren, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2020 tarih ve 2014/282 Esas - 2020/664 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Davacının sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sebebiyle talep edilen cezai şart alacağı ve kar kaybı zararı taleplerinin reddine, -453,71 TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 14,40 faiz oranı ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -1.000 TL ariyet bedeline dava tarihinden itibaren ve 13.336,93 TL ariyet bedeline ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 14.336,93TL ariyet bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacıya ait ekipmanların teslim edilmemesi sebebiyle 1.000,00 TL ariyet cezai şart bedeline dava tarihinden itibaren ve 19.227,05 TL ariyet cezai şart bedeline ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte toplam 20.227,05 TL ariyet cezai şart bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.392,06 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.981,25 TL + 888,38 TL ıslah harcından oluşan toplam 2.869,63‬ TL harçtan mahsubu ile bakiye 477,57‬ TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı taraftan tahsil edilen 2.392,06 TL (1.981,25TL peşin harç + 888,38 TL ıslah harcı) karar ve ilam harcı ile 25,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.417,26‬ TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 4.404,8‬0 TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre (dava % 21 kabul) hesap ve takdir edilen 925,00 TL'sinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 1.610,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre (dava % 79 ret) hesap ve takdir edilen 1.271,9‬0 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT  uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 21.282,65 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, 9-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine, 11-İstinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 12-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c7b92cb98df1549","SID":"bd2c0d9182ef77b4"}}