{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1793 Esas<br>KARAR NO: 2024/334<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>NUMARASI: 2021/431 E, 2023/104K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... şekil eserine ait telif haklarının ve 5. sınıfta tescilli ... ve ... numaralı \"...+şekil\"  markalarının sahibi olduğunu, davalının \"...+ şekil\" markasını ... numara ile 39. sınıfda tescil ettirdiğini, davalının bu kullanımının KHK'nın 8/5 ve 4. maddelerine aykırı olduğunu, FSEK kapsamında eser olarak korunan güzel sanat eserinin 01/12/1989 yılında ilk kez müvekkili tarafından umuma arz edildiğini,müvekkilinin marka koruması yanında telif korumasından da faydalanmasını  gerektiğini,müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, davalı adına TPE nezdinde tescilli ... numaralı \"...+şekil\" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/l-b ve 8/1-b maddeleri kapsamında iltibas bulunmadığını, davacı tarafın ... ve ... numaralı 5. sınıfla tescilli olan markalarının tanınmış markalar olmadığını, davacının markalarının tanınmış marka olduğunu ispat etmesi halinde dahi 556 sayılı KHK’nın 8/4. fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen koşullar gerçekleşmediğinden markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, markalar arasında işitsel, görsel ve telaffuz açısından hiçbir benzerliğin bulunmadığını ve tescilli oldukları sınıfların iltibasa mahal vermeyeceğini, bu nedenle  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/342 E. 2018/15 K. ve 16/01/2018 tarihli kararı ile; \"...toplanan deliller, TPE kayıtları, davacının şekil markasının özgün ve FSEK 4. maddesi kapsamında güzel sanat eseri olduğunun ve  davacı markasının tanınmış marka olduğunun bilirkişi raporu kapsamından anlaşıldığı, mahkemenin kabulüne göre davalının tacir olması nedeniyle markasında asli unsur olarak kullandığı üçgen şekil logosunun /eserinin ( mali haklarının davacıya ait olup, logonun birebir aynısının davalı yanca hiçbir hakkı olmadan markalarında aynen kullanıldığı) tesadüfen yaratıldığının ileri sürülemeyeceği, buradaki amacın farklı sektör dahi olsa davacının yarattığı haklı ün ve tanınmışlıktan faydalanma amacıyla tescil edildiği, bu duruma davacının katlanma yükümlüğününün bulunmadığı gibi, aksinin kabulü halinde , kötüniyetin korunduğu, iyiniyetin himaye edilmeyeceği sonucuna ulaşıldığı ve bu durumu hukuk düzeninin asla himaye etmeyeceği, dolayısıyla davalı kullanımının 556 sayılı KHK’nın 8/4.maddesinde yer alan tanınmış markanın ayırt edicilik gücüne veya tanınmış markanın itibarına zarar vereceği,  tanınmış markanın( fsek kapsamında korunan logonun )  aynısını  tescil ettirmek suretiyle tanınmışlıktan haksız yarar sağlama amacı taşıdığı,  tescilde davalının tacir olması nedeniyle iyiniyetli olmadığı , toplanan deliller kapsamına göre  davalı markasının hükümsüzlük koşullarının tüm şartları ile oluştuğu\"  gerekçesiyle;davanın  kabulüne, davalı adına  TPE nezdinde tescilli 2010/16744  BONDED SERVICES şekil markasının hükümsüzlüğüne,  karar kesinleştiğinde kesinleşen kararın Türk Patent ve Marka Kurumuna  bildirilmesine,  karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI:  İstanbul BAM 16. H.D'nin 2018/1740 E. 2021/715 K. ve 02/04/2021 tarihli ilamı ile: \"...Mahkemece hukukçu, grafik tasarımcı ve doktor bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınmış, kararın gerekçesinde bilirkişi raporundaki tanınmışlık değerlendirmesi ve davacı logosunun eser olduğunun tespitine yönelik tespitin mahkemece kabul edildiği, marka hukukuna ilişkin değerlendirmelerin ise kabul edilmediği, mahkemece değerlendirildiği açıklanmıştır. Bilirkişi raporundaki tanınmışlık tespitine ve taraf markalarındaki şekil unsurluğunun benzer olduğuna dair bilirkişi görüşüne davalı vekilinin itiraz ettiği, mahkemece ek rapor yada yeniden rapor alınmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tanınmışlık tespitinin WIPO kriterlerine göre yapıldığını beyan etmişse de; markanın sadece birçok ülkede tescil edilmesi tek başına markanın tanınmış olduğunu göstermez. Davalı markasının 15/03/2010 başvuru tarihli olduğu, davalı markasının başvuru tarihinde davacı markasının tanınmış olup olmadığının tespiti gerektiği, davacı tarafça sunulan kongre, toplantı, ödül ve araştırma fonu sponsorlukları başlıklı belgelerin 2012-2013-2014 yıllarına ait olduğu, gazete haberlerinin bir kısmının 2010 yılı öncesine ait olduğu, bir kısmının ise 2010 yılı sonrası tarihini taşıdığı, yabancı ülkelerde de markanın kullanıldığına dair internet sitesi görsellerinin tarih içermediği, bilirkişi heyeti tarafından da denetlenmediği, ilaç kutuları üzerindeki kullanımların tarih içermediği anlaşılmakla, bilirkişi raporunda, davalı markasının tescil başvuru tarihinde, davacı markasının tanınmış olup olmadığının tespitinin usulüne uygun olarak yapılmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında ve istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporundaki, davacının sembolünün aynalanmış görüntüsünün kullanıldığına yönelik itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinde grafik tasarımcı bilirkişi bulunduğu ve sembollerin benzer olduğu görüşüne yer verildiği anlaşılıyorsa da,  güzel sanat eseri olduğu beyan edilen davacının logosunda, sol üstte yıldız bulunması ve çizgi sayılarının farklı olmasının, davalı kullanımında farklılık yaratıp yaratmadığı değerlendirilmemiş, davalı vekilinin itirazları yönünden ek rapor alınmadan karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK 266. Madde  de; \"Mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve  hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan  konularda bilirkişiye başvurulmaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin dava konusu ihtilafın çözümünün teknik bilgi gerektirdiğinden bahisle, bilirkişi görüşüne başvurduktan sonra, teknik konuda itirazları gidermeden, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile karar verdiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın davacı tarafın iştigal konusu ve markaların tescil sınıfları gözetilerek, marka uzmanı bilirkişi, eczacı bilirkişi ve grafik tasarım uzmanı bilirkişinin bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak, davacı markalarının davalı markasının tescil tarihi itibarıyla tanınmış olup olmadığı, taraf markalarındaki logonun karşılaştırılarak,  telif hakkına konu logonun davalı markasında kullanılıp kullanılmadığı, markaların tescil sınıflarının farklılığının etkisi konusunda rapor alınarak ve FSEK 8/4-5 maddelerine göre hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirildikten sonra karar verilmek üzere  mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir....\" gerekçesi ile kaldırılmıştır.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...Davacının \"...\" ibareli logosunun; hususiyet taşıyan, estetik grafik tasarımı olup FSEK 4/6 maddesi hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğu kanaatine varılmıştır.Sunulan bilgi/belgelerden: Davacının, davaya konu eserin FSEK 18 maddesi çerçevesinde mali hak sahibi olduğu ve FSEK 11 maddedeki karine çerçevesinde bu gerekçeye dayalı hükümsüzlük talebinde bulunabileceği anlaşılmıştır. Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere: Davalının \"Kayıt ve Saklama Yönetimi Güvende ve elinizin altında\" ibareli barkod görselli markası ve üst kısımdaki logonun bütün olarak davacının logosu ile kıyaslanması neticesinde; tasarımcının, tasarımı gerçekleştirirken sahip olduğu sonsuz seçenek özgürlüğü gözetilerek yapılan inceleme kapsamında davalının markasının, davacı markasından ayrışmak yerine benzeme çabası içinde olduğu ve markayı oluşturacak logoyu tasarlarken yaptığı değişikliklerin genel görünümde farklılık yaratmaktan uzak olduğu, her iki markanın görsel olarak bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, dolayısıyla davacı logosunun, davalı logosunda kullanıldığı ve benzer olarak algılandıkları kanaatine varılmıştır.Davacının hak sahibi olduğu eser vasfındaki logonun; ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas yaratacak derecede benzerinin davalının ... tescil numaralı markasında asıl unsur niteliğinde şekil unsuru olarak kullanılması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Sunulan  bilgi ve belgelerden; davacının \"...+şekil\" markasının tanınmış marka olduğu kanaatine varılmıştır. TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli ... numaralı \"... KAYIT SAKLAMA VE YÖNETİMİ Güvende ve elinizin altında + şekil\" markası; davacı adına tescilli ... ve ... numaralı markalarının tescilli olduğu 5. sınıfta değil, 39. sınıfta yani farklı bir mal ve hizmet sınıfında tescillidir. 556 sayılı KHK'nın 8/4.maddesi anlamında tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği bir durumun varlığı gereklidir. Davacı markasının benzerinin, davalı tarafından kullanılmasının ilgili sektörde davacı ile ilişkilendirilerek haksız yarara sebebiyet vereceği gibi, işaretin tek bir kaynağa işaret etme fonksiyonu ile özgünlüğünü ortadan kaldıracağı, bu sebeple 556 sayılı KHK 8/4.maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından davanın kabulüne; TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli ... numaralı \"... KAYIT SAKLAMA VE YÖNETİMİ Güvende ve elinizin altında + şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçeleri ile;\"DAVANIN KABULÜNE, 1-TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli ... numaralı \"... KAYIT SAKLAMA VE YÖNETİMİ Güvende ve elinizin altında + şekil\" ibareli markanın  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2-Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstinaf kararında belirtildiği üzere davalı markasının tescil tarihi itibarı ile davacı markalarının tanınmış olup olmadığının irdelenmediğini, Bam kararındaki eksikliklerin giderilmediğini, yalnızca eczacı bilirkişisinin hangi tarih, dönem ve kapsama ilişkin olduğu bilinmeyen 'markanın sektörde bilinen tanınan markalardan olduğu' beyanatı baz alınarak rapor tanzim edildiğini,  Hükme esas alınan raporlarında bilirkişilerce ifadelerin yanlış değerlendirilerek müvekkilinin de sağlık sektöründe çalıştığı görüş ve kanaati dosyaya sunulduğunu, Oysaki müvekkili şirketin esas iştigal konusunu kayıt saklama ve yönetimi oluşturmakta ve bu alandaki faaliyetlerini sağlık alanında çalışan şirketler, kuruluşlar vb. oluşumlara sunmakta olduğunu, Davacının markaları \"tanınmış marka\" statüsünde olmadığını, bu iddianın ispatlanamadığını, 556 sayılı KHK 8/4 ve 8/5 maddelerine göre müvekkile ait markanı hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkün olmadığını, Yine bu  yönde değerlendirmelerde bulunurken; markanın ne kadar tanınmış olduğu, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derece yüksek olduğu, farklı sınıftaki mal ve/veya hizmetin tanınmış markanı asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğu hususları da irdelenmediğini,  Yargıtay'ın yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulmadığını, bir kısım kararların sunulduğunu,Müvekkili şirkete ait markanın yalnızca iddia konusu şekilden ibaret sayılarak değerlendirmelerde bulunulmasının hatalı olduğunu,  markada davacının iddialarına dayanak ve benzerlik iddiasına konu şeklin bir parça niteliğinde kullanıldığını, müvekkilinin markasının bütününü oluşturmadığını, asli unsurunun \"3 adet sağ tarafa bakan çizgi, 3 adet sol tarafa bakan çizgi\" şekli olduğunun kabulü hakkaniyete aykırı olduğunu, herhangi bir iltibasın ya da bağlantının kurulamayacağını, sol üstte yıldız bulunması ve çizgi sayılarının farklı olmasının, davalı kullanımında farklılık yaratıp yaratmadığı da irdelenmediğini, İşaretlerin yanı sıra kelime anlamının halkta/tüketici/müşteri nezdindeki çağrışım ve ifadesi de irdelenmediğini,  \"Services\" \"Servier\" kelimeleri de hizmet ile ilintili olarak farklı dillerde kullanılmakta olup, hizmet veya bu yöndeki bir kelimenin tek bir kişiye tahsisi, tek bir marka kanalı ile kullanımı ise açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 21.06.2011 tarih 2009/12972 E. 2011/7528 K. numaralı ilamının dikkate alınması gerektiğini,  uyuşmazlık konusu logonun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmekle beraber parçalara bölünerek değerlendirilmesi hatalı olduğunu,Davacının iştigal konusu sektör ile müvekkilinin iştigal konusu sektörü birbirinden uzak sektörler olduğunu, bu nedenle de haksız yarar sağlama, davacının markasının itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterini zedeleme gibi sonuçların doğmayacağını,Müvekkilinin ... A.Ş. (“...”) ise 1930'larda Amerika'da kurulmuş ...’ın Türkiye’deki oluşumu olduğunu, “...” 80 yılı aşkın süredir dünya çapında kayıt saklama ve yönetimi konusunda hizmet verdiğini, Amerika’da Kurulu bulunan ...’ın logosu halihazırda Müvekkili adına tescil edilmiş logo olduğunu, Bu nedenle de faaliyet alanına uygun olarak markasını 39.sınıfta tescili yapıldığını, Müvekkili şirketin esas iştigal konusunu kayıt saklama ve yönetimi oluşturmakta iken davacı şirketin iştigal konusunu sağlık sektörü oluşturduğunu, Davacı şirkete ait olan ... ile ... sayılı markaların 5. Sınıfta -İspençiyarilerden kardiyovasküler, antidiyabetik oburluğa karşı, nefes alma ve sitostatik müstahzarlar ve merkezi sinir sistemi üzerinde hareket eden ürünler.- tescilli olduğunu, müvekkilinin sağlık sektörü ile birebir ilişkisinin olduğu değerlendirmesi ve bu yönde hüküm kurulması hatalı olduğunu, hitap ettiği müşteri kitlesi gerekse de tüketicilerde bıraktığı algı tamamen farklı olduğunu,Davacı şirketin sağlık sektöründe tanınmış bir firma olduğu belirtilmiş olsa da Müvekkilinin farklı sektörde olmasından kıyasla davacının itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar verilmesi ya da tanınmışlığından haksız yarar sağlanması hallerinin ne olduğu veya olabileceği ihtimalleri belirtilmeden müvekkilinin haksız yarar sağladığı sonucuna ulaşıldığını, Yargıtay ilamından da görüleceği üzere; önce tescil eden şirketin, farklı bir sektörde olması halinde, sonra tescil edenin tescilinin onu etkileyebiliyor olması şart olduğunu, Davacının hali hazırda kullanımında bulunmayan, kariyer ve gelecek hedeflerinde varlığı söz konusu olmayan bir işaretin uyuşmazlık konusu olduğunu, davacı şirketin kullanım görselinin sunulduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İNCELEME -Dava konusu TPMK (TPE) nezdinde ... numaralı \"... KAYIT SAKLAMA VE YÖNETİMİ ... altında + şekil\" markasının, davalı ...TİC. A.Ş.  adına, 15.03.2010 tairhli başvuruya istinaden 22.03.2011 de 39. sınıfta tescil edildiği  tescilli olduğu 39.sınıfın; “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” kapsadığı anlaşılmaktadır.-Davacı markaları ise, ... nolu 27.07.1995 tarihindeki başvuruya istinaden 17.06.1996 de 5.sınıfta  tescil edilen \"...+şekil\" şeklindeki markadır. (Emtia sınıfı \"İspençiyarilerden kardiyovasküler, antidiyabetik oburluğa karşı, nefes alma ve sitostatik müstahzarlar ve merkezi sinir sistemi üzerinde hareket eden ürünler\") Davacının ... numaralı şekil markası (logoyu yıldızla birlikte içerir şekilde)  ise 20.12.1990 tarihli başvuruya istinaden 01.08.19991 de 05 nolu emtia sınıfında  \"İspençiyari ve veterinerlikle ilgili müstahzarlar ve sağlık bakımına mahsus müstahzarlar; tıbbi amaçlı dietetikmaddeler, bebek mamaları; flasterler, bandaj malzemeleri; diş dolgu maddesi ve diş hekimliği ile ilgili kalıp çıkarma maddeleri; dezenfektanlar; zararlı hayvanların imhasına mahsus maddeler fungisidler, herbisidler\" emtialarında tescillidir. Mahkemece hukukçu, grafik tasarımcısı ve Tıp Doktoru bilirkişilerden alınan 15/09/2017 tarihli heyet raporunda; davalının marka şeklinde yer alan geometrik sembolün, davacının marka şeklinde yer alan geometrik sembolün aynalanmış birer aynısı olduğunu, davacının sembolündeki dokuz kenarlı yıldız sembolünün davalının sembolünde bulunmadığını, davacı markalarının birçok yabancı ülkede tescilli olduğunu, Fransa da 01/01/2003 tarihinden itibaren ...'un tüm üyeleri, acente, franchise yada lisans alan tarafından kullanılmasının zorunlu olduğuna dair metin, markanın 17/09/1993 tarihinde Türkiye'de kullanıldığını gösterir yazışma, uluslararası internet görselleri, ...  A.Ş.'ye ait internet sitesi görselleri, Türkçe ve İngilizce tanıtım katalogları, markanın tıp ve eczacılık alanındaki yayınlarından alınan haber ve reklam içerikli belgeler, marka sponsorluğunda gerçekleştirilen kongre, bilimsel ödül ve araştırmaları içeren belgelerden davacı markasının Türkiye ve pek çok ülkede uzun zamandan beri ilaç sektöründe kullanıldığını, ilaç sektöründeki kimseler tarafından bilindiğini, sektördeki bilinirliğin tanınmışlık seviyesine ulaştığını, davalı markasının tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık dava açma süresinin geçirilmediğini,  davacı 556 Sayılı KHK 8/4 hükmüne göre hükümsüzlük talep ettiğini, davacı ve davalı markalarının benzer olduğunu ancak taraf markalarının sektörlerinin birbirinden uzak olduğunu,  davacı markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterini zedeleme sonuçlarını doğurmayacağını, davalı markasının KHK 8/4 maddesi kapsamında hükümsüz kılınamayacağını, davaya konu şeklin estetik değere sahip güzel sanat eseri olduğunu, ancak gerçek kişinin eser sahibi olacağını, davacının eserin mali haklarına sahip olduğunun tespit edilemeyeceği için KHK 8/5 hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmadığını beyan etmiştir. Dairemiz kararından sonra alınan FSEK uzmanı ..., grafik tasarım, fotoğraf, reklamcılık uzmanı Dr Öğr üyesi ..., eczacı biyokimya uzmanı ... 07/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; Davacının logosunun hususiyet taşıyan estetik grafik tasarım olup FSEK 4/6 md gereğince güzel sanat eseri olduğunu,556 sayılı KHK 8/5 maddeye dayalı hükümsüzlük talebi yönünden; davacının hak sahibi olduğu eser vasfındaki logonun ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas yaratacak derecede benzerinin davalının ... markasında asıl unsur niteliğinde  şekil unsuru olarak kullanılması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, buna mukabil hükümsüzlüğün sadece davacı logosu ile iltibas yaratan şekil unsuru yönünden söz konusu olması nedeniyle iltibas yaratan şeklin markadan çıkartılması şeklinde kısmi hükümsüzlüğe hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin  Mahkemeye ait olacağı,  556 sayılı KHK 8/5 maddeye dayalı hükümsüzlük talebi yönünden; davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalı markasının farklı mal ve hizmet sınıfında tescilli olmakla birlikte davacının markasının davalı markasının benzerinin kullanılmasının ilgili sektörde davacı ile ilişkilendirilerek haksız yarara sebebiyet vereceği gibi işaretin tek bir kaynağa işaret etme fonksiyonu ile özgünlüğünü ortadan kaldıracağı, bu sebeple de takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla 556 sayılı KHK 8/4 anlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, buna mukabil raporda da belirtildiği üzere hükümsüzlüğün sadece davacı logosu ile iltibas yaratan şekil unsuru yönünden söz konusu olması nedeniyle iltibas yaratan şeklin markadan çıkartılması şeklinde kısmi hükümsüzlüğe hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı bildirilmiştir.23/12/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporda özetle;  556 sayılı KHK 8/5 maddesine dayalı hükümsüzlük talebi yönünden; davacının hak sahibi olduğu eser vasfındaki logonun ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas yaratacak derecede benzerinin davalının ... markasında asıl unsur niteliğinde  şekil unsuru olarak kullanılması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, buna mukabil hükümsüzlüğün sadece davacı logosu ile iltibas yaratan şekil unsuru yönünden söz konusu olması nedeniyle iltbas yaratan şeklin markadan çıkartılması şeklinde kısmi hükümsüzlüğe hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin  Mahkemeye ait olacağı,  556 sayılı KHK 8/5'e dayalı hükümsüzlük talebi yönünden; davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalı markasının farklı mal ve hizmet sınıfında tescilli olmakla birlikte davacının markasının davalı markasının benzerinin kullanılmasının ilgili sektörde davacı ile ilişkilendirilerek haksız yarara sebebiyet vereceği gibi işaretin tek bir kaynağa işaret etme fonksiyonu ile özgünlüğünü ortadan kaldıracağı, bu sebeple de takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla 556 sayılı KHK 8/4 anlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, buna mukabil raporda da belirtildiği üzere hükümsüzlüğün sadece davacı logosu ile iltbas yaratan şekil unsuru yönünden söz konusu olması nedeniyle iltibas yaratan şeklin markadan çıkartılması şeklinde kısmi hükümsüzlüğe hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı,Markanın  pek çok ülkede tescili olduğu, davalının marka başvurusundan önceki delillere göre (örneğin 30.09.2007 tarihli, 9 Haziran 2002 tarihli, 5 Kasım 2006 tarihli gazete reklamları, 17.9.1993 tarihli yazışmaya göre markanın o tarihten beri kullanıldığı, çalışan sayısı cirosuna ilişkin deliller, ilaç ambalajlarında kullanılması, tıp eczacılık kongrelerinde kullanılmasına ilişkin belgelere göre eczacı bilirkişi markanın sektörde çok tanınan bilinen markalardan olduğunu, değerlendirmiş, markanın tanınmış marka olduğu kanaati oluştuğu belirtilmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda; davacının markalarındaki logonun grafik eser olup FSEK 4/6.md maddesi gereğince güzel sanat eseri olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, davacının \"...+şekil\" markasının tanınmış marka olduğu, markanın benzerinin, davalı tarafından kullanılmasının ilgili sektörde davacı ile ilişkilendirilerek haksız yarara sebebiyet vereceği gibi, işaretin tek bir kaynağa işaret etme fonksiyonu ile özgünlüğünü ortadan kaldıracağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Ancak Dairemizin kaldırma kararında tanınmışlık tespiti yönünden raporun hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu belirtilmiş ve \"...Bilirkişi heyeti tanınmışlık tespitinin WIPO kriterlerine göre yapıldığını beyan etmişse de; markanın sadece birçok ülkede tescil edilmesi tek başına markanın tanınmış olduğunu göstermez. Davalı markasının 15/03/2010 başvuru tarihli olduğu, davalı markasının başvuru tarihinde davacı markasının tanınmış olup olmadığının tespiti gerektiği, davacı tarafça sunulan kongre, toplantı, ödül ve araştırma fonu sponsorlukları başlıklı belgelerin 2012-2013-2014 yıllarına ait olduğu, gazete haberlerinin bir kısmının 2010 yılı öncesine ait olduğu, bir kısmının ise 2010 yılı sonrası tarihini taşıdığı, yabancı ülkelerde de markanın kullanıldığına dair internet sitesi görsellerinin tarih içermediği, bilirkişi heyeti tarafından da denetlenmediği, ilaç kutuları üzerindeki kullanımların tarih içermediği anlaşılmakla, bilirkişi raporunda, davalı markasının tescil başvuru tarihinde, davacı markasının tanınmış olup olmadığının tespitinin usulüne uygun olarak yapılmadığı...\" gerekçesi ile karar kaldırılmıştır.Dairemizin kararından sonra alınan raporda ise; \"Markanın  pek çok ülkede tescili olduğu, davalının marka başvurusundan önceki delillere göre (örneğin 30.09.2007 tarihli, 9 Haziran 2002 tarihli, 5 Kasım 2006 tarihli gazete reklamları, 17.9.1993 tarihli yazışmaya göre markanın o tarihten beri kullanıldığı, çalışan sayısı cirosuna ilişkin deliller, ilaç ambalajlarında kullanılması, tıp eczacılık kongrelerinde kullanılmasına ilişkin belgelere göre eczacı bilirkişi markanın sektörde çok tanınan bilinen markalardan olduğunu\" yönünde görüş belirtilerek markanın tanınmış marka olduğu belirtilmiştir.Davalının marka başvurusu 15/03/2010 tarihli olup markanın pek çok ülkede tescilli olması yahut davacı yanca sunulan önceki tarihli 3 adet gazete ilanı ve yazışma tek başına tanınmışlığın ispatına yeterli olmadığı gibi, marka başvurusundan sonraki tarihli deliller yahut açıkça bir tarih içermeyen deliller tanınmışlığın ispatı için yeterli değildir. Bu durumda mevcut delil durumuna göre; davacının markasının 15/03/2010 tarihi itibarı ile tanınmış marka olduğunun ispatlandığından söz edilemeyecektir. Bununla birlikte davacının dayandığı markalar 05 nolu emtia sınıfında tescilli ise de, davalının markası ise 39 nolu hizmet sınıfında tescilli olup markaların tescil sınıfları farklıdır. Bilirkişi heyeti; davalının cevap dilekçesine göre kayıt saklama işi ile iştigal ettiği ve sağlık sektöründeki firmalara da hizmet verdiğini beyan ettiği gerekçesi ile markaların tescil sınıfları farklı olsa dahi işletmeler arasında karışıklığa yol açabileceğini belirtmiş iseler de; markaların tescil sınıfları arasında benzerlik değerlendirmesinin genişletici yorumla değerlendirilmesi yerinde görülmemiştir.Davalının marka başvuru tarihinde davacının markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, markaların tescil sınıfının farklı olup benzer sınıf olduğundan da bahsedilemeyeceği dikkate alınarak davacının davasının reddi gerekirken kabulü yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 2-İstanbul 3.Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih, 2021/431 Esas,  2023/104 Karar sayılı kararının HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4- İlk derece yargılaması yönünden harç ve yargılama giderleri;- Alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 29,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, - Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, - Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 20-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, - Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde davalıya iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 410,00-TL bilirkişi, tebligat ve posta gideri olan toplam 1.148,00-TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,-İlk derecede ve istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58660112ef6bf908","SID":"b0a960b0c1ab887f"}}