{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1814 <br>KARAR NO: 2024/138<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2018<br>NUMARASI: 2016/844 Esas -  2018/1168 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>Dairemizden verilen 12/10/2021 tarih ve 2020/418 Esas 2021/1165 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/06/2023 Tarih ve 2022/977 Esas 2023/3986 Karar sayılı ilamıyla dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin, ilişkinin başlangıçta öngörülen süre kadar devam edeceğini nazara alarak yapmış olduğu intifa bedeli ödemesinin geçersiz ve müvekkili şirket tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen 76.944,09-TL nin + K.DV si ile birlikte ödeme tarihi olan 24.07.2018 tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesi dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... şirketi arasındaki 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi 18 Eylül 2015 tarihinde sona erdiğini, davacı tarafın dava dışı ... şirketi ile yeni beş yıllık bayilik sözleşmesinin imzalamamasının davalı müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını,  bu ve açıklanan sebeplerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, delillerin tetkikiyle sabit olacağı üzere, husumet ve zamanaşımı itirazları ile haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ilk derece Mahkemesince dava hakkında, \"4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesi çerçevesinde Rekabet Kurulu’nca 2002/2 (2007/2 Rekabet Kurulu Tebliği ile değişik ) ve 2003/3 sayılı Tebliğler ile yapılan düzenleme neticesinde bayilik sözleşmelerinde süre 5 yıl ile sınırlanmıştır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkındaki Kanun ile Rekabet Kurulu'nun 2002/2 ve 2003/3 sayılı tebliğlerine göre dikey anlaşmalara ilişkin tebliği, sözleşmelerdeki sürenin 5 yılı geçemeyeceği, bu süreyi aşan sözleşmelerin tebliğ hükümlerine göre en geç 18.09.2005 tarihine kadar düzeltilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla sözleşmelerin sürelerinin revize edilmesi, uyumlaştırılması öngörülmüştür. Davacının dava konusu intifa bedelini ödediği tartışmasızdır. Nitekim Borçlar Kanunun 61. maddesine göre zenginleşen, başkası aleyhine haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi iade etmek zorundadır. İade borcunun konusu ve kapsamı, BK. 63 ve 64.maddelerinde (TBK 79 vd. maddelerinde) aynen iade ilkesine göre düzenlenmiştir. Aynı zamanda BK 63 ve 64. maddeler hükümleri, iade borcunun kapsamını zenginleşenin iyi veya kötü niyetli olmasına göre farklı bir çözüme tabi tutmuştur. Borçlar Kanunu 63/2. madde hükmüne göre zenginleşen, zenginleşmeyi kötüniyetle elden çıkarmış ise, sadece iade zamanında malvarlığında mevcut zenginleşmeyi değil, elden çıkardığı zenginleşmenin tamamını iade etmekle yükümlüdür. Zenginleşmeyi iade edeceğini ve dolayısıyla zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını bilen veya bilmesi gereken kimse, kötü niyetli zenginleşendir. Davalı taraf, dava konusu bedeli taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden aldığından ve bu sözleşmenin bir kısmının ifası, daha sonra tarafların herhangi bir kusuru olmaksızın, imkansız hale geldiğinden; davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemez. BK 63/1.maddesine göre, iyi niyetli zenginleşenin iade borcunun kapsamı, fiilen elde ettiği değil, fakat geri isteme anında malvarlığında mevcut bulunan, henüz elden çıkarmadığı zenginleşme ile sınırlıdır. İyi niyetli zenginleşenin iade borcunun ve dolayısıyla zenginleşmenin hesaplanacağı tarih, zenginleşmenin fiilen gerçekleştiği tarih olmayıp, alacaklının bu zenginleşmeyi geri istediği tarihtir. Alacaklı bunu dava dışı bir yolla talep etmişse, o tarih; sebepsiz zenginleşme davasıyla talep etmişse, davanın açıldığı tarih esas alınmalıdır. Bu nedenlerle, davalının sebepsiz zenginleştiği ve almış olduğu intifa bedelii kullanılmayan süresine denk gelen kısım itibari ile iade etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda intifa hakkının tesis tarihi ile normal bitiş tarihi  tarihine göre intifa hakkı süresinin 5.478 gün olarak hesaplandığı ve kalan süreye isabet eden tutarın 829.921,50-TL olduğu hesaplanmıştır. HMK'nın 26. maddesi delaletiyle taleple bağlılık ilkesi gereğince anılı gerekçelerle davacı tarafın 76.944,09-TL alacak isteminin yerinde olduğu, yine davacı tarafça keşide edilen Üsküdar  ... Noterliğinin 29/01/2016 tarihli ihtarnamesi ve ihtarnamede verilen 3 günlük süreye ve sürenin son günü olan 06/02/2016 tarihinin tatile denk gelmesi nedeni ile  08/02/2016 temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edebileceği,  KDV Kanunu’nun 24/c maddesinde KDV matrahına dahil olan unsurlar arasında faizin de sayıldığı, anılan yasa hükmüne göre hüküm altına alınan avans faizinin KDV’sine de hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla; davanın kabulüne dair hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya davalı şirket adına davalı tarafından 15 yıllık intifa hakkı tesis edildiğini, davacının bu hakka dayanarak dava dışı ... şirketi ile 5 yıllık Akaryakıt Bayilik sözleşmesi gerçekleştirdiğini, Petrol piyasasında sözleşmelerin Rekabet Kurumu kararları doğrultusunda 5 yıl süre için yapıldığını, fakat davacı ile dava dışı ... şirketi arasındaki bayilik sözleşmesi intifa hakkı bitmeden son bulduğundan davacı tarafından intifa hakkının kullanılamadığı ve söz konusu intifa hakkının kısaltılmış olduğu ileri sürülerek kullanılmamış kısım için intifa bedellerinin geri istenmiş olması, müvekkil şirketin intifa hakkını kullandırmamasından kaynaklanmayıp, dava dışı ... şirketi ile olan sözleşmenin süresi bittikten sonra yenileneceği inancı ile hareket edilip, sonuç istendiği gibi olmamasından kaynaklandığını,  intifa hakkını kullanamaması karşısındaki sorunun davalı şirket olmadığını, davacının kullanılmayan kısım adı altında şirketlerinden herhangi bir şekilde bedel talep etmesinin hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, söz konusu yatırım tutarının, işletme yardım bedellerinin ve sair ödemelerin muhatabının davalı şirket olmadığını, davacının 18/09/2015 tarihi ile hak ve alacağının kalmadığını, yatırım bedellerinin geri istenmesinin sözleşmenini rekabet kurulu kararı ile sona ermesi sebebiyle davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kalan intifa süresine isabet eden intifa ivaz bedelinin istirdatı davasıdır. Tapuda davalı şirket adına kayıtlı olan Karabük İli, Merkez İlçesi ... Mah., ... mevki, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde 15 yıl süreyle ve 1.598.000,00 TL bedel karşılığında davacı  ... lehine  03/07/2008 tarih ve ... YN'lu resmi senet ile intifa hakkı tesis edilmiştir. Sonrasında davalı ... Tic.Ltd.Şti. tarafından 07/07/2008 tarihli ... seri nolu 1.885.640,00-TL lik \"15 Yıllık (180 Ay) İntifa Bedeli\" açıklamalı fatura düzenlenmiş ve davacı şirket tarafından dosyada mevcut ... Bankası dekontuna göre 24/07/2008 tarihinde 1.683.062,00-TL lik tutarın davalı şirkete ödenmiştir. Daha sonra dava dışı ... İnş. Ltd. Şti. tarafından 28/08/2015 tarihinde davacıya gönderilen ihtarname ile 18/09/2010 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin süre maddesine istinaden 18/09/2015 tarihinde bayiliğin sona ereceği, bu tarihten sonra şirketlerinin sözleşmenin yenilemeyeceği ihtar edilmiştir. Süreç içerisinde Rekabet Kurulu’nun 12.3.2009 tarihli duyurusuyla, akaryakıt sektöründe intifa sözleşmesinin muafiyetten yararlanma süresi en fazla beş yıl olarak belirlenmiş olup, beş yılı aşan sözleşmeler bakımından 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde tanınan muafiyet koşulları ortadan kalkacağı belirtilmiştir. Rekabet Kurulu kararında belirtildiği üzere, 18.09.2005 öncesi yapılan sözleşmelerin beş yıllık süresi 18.09.2010 tarihinde son bulmuş, sonraki tarihli sözleşmeler ise imza tarihinden itibaren beş yılın eklenmesiyle bulunacak tarihte sona erecektir. Rekabet Kurulu'nun bu duyurusundan sonra, protokol ile intifa süresinin de bayilik sözleşmesi ile uyumlu hale getirileceği kararlaştırılmış olup en nihayetinde davaya konu Karabük İli, Merkez İlçesi ... Mah., ... mevki, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde Karabük Tapu Müdürlüğünün 03/07/2008 tarih ve ... YN'lu işlem ile 15 yıl süre ile davacı lehine tesis edilen intifa hakkı, 22/12/2015 tarih ve ... YN'lu tescil işlem belgesinde davacı vekilinin \"... Taşınmaz üzerinde bulunan intifa hakkının süresi dolduğundan/kendi isteğim ile terkinini talep ederim.\" şeklindeki beyanı sonucu terkin edilmiştir. Davacı tarafça, intifa bedelinin kullanılmayan kısmına karşılık gelen kısmının iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, \"avalının sebepsiz zenginleştiği ve almış olduğu intifa bedelii kullanılmayan süresine denk gelen kısım itibari ile iade etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda intifa hakkının tesis tarihi ile normal bitiş tarihi  tarihine göre intifa hakkı süresinin 5.478 gün olarak hesaplandığı ve kalan süreye isabet eden tutarın 829.921,50-TL olduğu hesaplanmıştır. HMK'nın 26. maddesi delaletiyle taleple bağlılık ilkesi gereğince anılı gerekçelerle davacı tarafın 76.944,09-TL alacak isteminin yerinde olduğu\" kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12/10/2021 Tarih ve 2020/418 E. - 2021/1165  K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak; Protokol ile intifa süresinin kısaltılmasından mütevellit ... tarafından ödenmiş bulunan intifa bedellerinin kullanılmayan kısmına karşılık gelen bakiyesini talep hakkı saklı tutulmuş ise de, terkin sırasında bu hak kullanılmadığı gibi, çekincesiz olarak ... A.Ş.'nin talebi ile intifa hakkı bedelsiz olarak terkin edildiğine göre, artık bakiye intifa bedeli istenemeyeceğinin kabulü ile davanın reddine  karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce uyulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/06/2023 Tarih ve 2022/977 E. - 2023/3986 K. sayılı bozma ilamı ile; Davacı tarafın bedelsiz olarak açıkça terkin isteminin olmadığı ve yukarıda belirtilen malik ile bayilik sözleşmesinin taraflarının imzalamış olduğu protokolün 3 üncü maddesi hususları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekçesiyle Dairemiz kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma kararına uyulması halinde, bozma ilamı kapsamında inceleme yapılması ve karar verilmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 796/1. Maddesine göre, intifa hakkı taşınmazlarda tescilin terkini ile sona erer. İntifa hakkı sahibi, süresi dolmadan intifa hakkının terkinini talep edebilir. Bu halde terkin ivazlı veya ivazsız yapılabilir. Somut olayda, davacı lehine 03/07/2008 tarihinde 15 yıl süre ile tesis edilen intifa hakkı, 22/12/2015 tarihinde davacının istemi ile terkin edilmiştir. Her ne kadar tescil işlem belgesinde davacı vekilinin \"... Taşınmaz üzerinde bulunan intifa hakkının süresi dolduğundan/kendi isteğim ile terkinini talep ederim.\" şeklindeki beyanı bulunsa da, esasen henüz intifa süresi dolmamış olup, rekabet kurulu kararı gereğince intifa hakkı terkin edilmiştir. Ayrıca terkin sırasında, terkinin ivaz karşılığında yapıldığına ilişkin bir beyanda bulunulmamıştır. İntifa hakkı terkininin ivaz karşılığında yapılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu‘na bağlı (4) sayılı tarifenin “I- Tapu İşlemleri” başlıklı bölümünün 20’nci maddesinin (e) fıkrası terkin bedeli üzerinden harç alınacağından, bu bedelin terkin sırasında işlemi yapan tapu dairesine bildirilmesi gerekir. Terkin sırasında, bir bedel bildirilmediğinden, intifa hakkının ivazsız terkin edildiği anlaşılmaktadır. 18/09/2010 tarihli protokolün 3. maddesi ile intifa süresinin kısaltılmasından mütevellit ... tarafından ödenmiş bulunan intifa bedellerinin kullanılmayan kısmına karşılık gelen bakiyesini talep hakkı saklı tutulmuş ise de, yukarıda açıklandığı gibi saklı tutulan bu hakkın terkin sırasında bedel gösterilerek kullanılması gerekli olup, terkin sırasında herhangi bir terkin bedeli bildirilmediği, dolayısıyla hakkın kullanılmadığı açıktır. Tekrar etmek gerekirse, diğer sona erme sebeplerinin yanında intifa hakkının terkini ivazlı veya ivazsız yapılabilir. İvazlı olarak terkin yapılması halinde bunun terkin belgesinde yer alması gerekir. Yani ivazsız terkin için değil, ivazlı terkin için açık bir iradenin bulunması gerekir. Bu kapsamda, çekincesiz olarak ... A.Ş.'nin talebi ile intifa hakkının bedelsiz(ivasız) olarak terkin edildiği nazara alındığında, gelinen aşamada artık bakiye intifa bedelinin talep edilmesi mümkün değildir. Yargıtay bozma kararı kapsamında yapılan yargılama ve değerlendirme sonunda, dosyada mevcut deliller, yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının bakiye intifa bedelini talep edemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.314,02 TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 427,60 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 886,42 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 6-İstinaf ve Temyiz Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan posta masrafı 50,00 TL ile istinaf başvuru harcı 121,30 TL toplam 171,30 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c7dd2bb5c8ef890","SID":"52643358a4337558"}}