{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/208 <br>KARAR NO: 2024/195<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2023<br>NUMARASI: 2023/365  (D. İş) -  2023/368 Karar<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili özetle; davacı şirketin, Pakistan ülkesinde kurulduğunu, deri ihracatı yaptığını, kurucusunun sonradan Türk vatandaşı olan Pakistan kökenli ... olduğunu, ... Ticaret Ltd. Şti firması ile davacı şirket arasında deri alımı konusunda ticari bir anlaşmaya varıldığını, davacı şirketin ilk parti malı ... Numaralı faturaya istinaden 03.01.2020 Tarihinde gönderdiğini, fatura kapsamında davacı şirket tarafından 16.000 USD indirip yapıldığını ve davacı şirkete 50.000 USD ödendiğini, ödenmeyen bakiye olarak tutar 13.000 USD olduğunu, davacı şirketin, ikinci parti malı ... Numaralı faturaya istinaden 25.04.2020 Tarihinde gönderdiğini,  bu fatura kapsamında borçlu tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödenmeyen bakiye tutarın 151.188,24 USD olduğunu, üçüncü parti malın ... Numaralı faturaya istinaden 15.12.2020 tarihinde gönderildiğini ve bu malın 16.01.2021 tarihinde Türkiye'ye ulaştığını, bu fatura kapsamında borçlu tarafın davacıya 116.000,00 USD değerinde malı fiziki olarak iade etiğini, ödenmeyen bakiye tutarın 24.000,00 USD olduğunu, ayrıca malların davacı şirkete iadesi sebebiyle 12.000,00 USD taşıma masrafı yapmak zorunda kaldıklarını, şirketin borçlu taraftan alması gereken alacak miktarının toplamda 189.000 USD'ye ulaştığını, en geç son teslimle tüm bedellerin ödenmesi gerekirken günümüze kadar bir ödeme yapılmadığını, borçlu şirketin malları gümrükten teslim aldığına dair evrakların bir kısmının Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nden temin edildiğini, davacı şirketin 15.05.2020 tarihinde kestiği ... numaralı fatura ile borçlu tarafa 154.899,28 USD değerinde deri gönderdiğini, malların Türkiye'ye ulaşmasından sonra borçlu şirketin gümrük masraflarının çok arttığı gerekçesiyle malları gümrükten almayacağını ifade ettiğini, bu malları Türkiye'deki gümrükten Pakistan'a geri göndermek için ayrıca 8.580,00 USD taşıma masrafı yapmak zorunda kaldıklarını, iş bu başvuruya konu malların gümrükten borçlu şirket tarafından çekildiğini ve teslim alındığını,  borçlu şirketin malları teslim almasına rağmen, teslim aldığı mallara ilişkin ödemesi gereken bedellerinin ödenmediğini, davacı şirketin yetkilisi ile borçlu şirket arasında sürecin en başında anlaşılan tutarların, sonrasından ödenmeyen bedellere ilişkin yazışmaların da mevcut olduğunu,  bu yazışmalarda borçlu şirketin malları teslim aldığını, ödemeleri yapacağını ancak maddi durumunun şu an uygun olmadığını vb. beyanlarda bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği alacak miktarının 188.188,24 USD (ödenmeyen fatura bedeli) + 12.000,00 USD (iade masrafı) + 8.580,00 USD (iade masrafı) olmak üzere toplam 208.768,24 USD (yaklaşık 6.100.000,00 TL) gibi oldukça yüksek bir meblağ olması, borçlu tarafın maddi durumunun iyi olmadığına dair davacıya şirkete açık beyanları, mal kaçırma şüphesinin yüksek olması, davacı şirketin iyi niyetle uzun süredir beklemesine karşın borçlu tarafın borcunu ödeme niyetinin olmaması, borçlunun malları teslim aldığının ve fatura bedellerini ödemediğinin yazışma ve e-postalar ile açık olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, taraflar arasında ticari alacak ilişkisi de ispatlandığından aşağıda detaylı açıklandığı üzere ihtiyati haciz şartları oluştuğunu beyanla alacağının alınabilmesi için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...ihtiyati haciz talep eden vekili; her ne kadar  UYAP üzerinden fatura sureleri, kargo-taşıma evrakı suretleri, gümrük alındı suretleri, konşimento sureti, whatsapp konuşmaları ve e-posta yazışmaları sureti sunmuş, alacaklarının tahsil edilemediğini, borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunduğunu beyan ederek  borçlu adına kayıtlı gayrimenkul ve menkul mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiş ise de; talep sahibi tarafından ibraz edilen bilgi ve belgeler göz önüne alındığında, HMK 389. Maddesi de dikkate alınarak, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin borçlu şirkete ne kadar fatura kestiğini belirlediğini, Türkiye'ye gönderilen derilerin borçlu şirket tarafından gümrükten çekildiğini, buna ilişkin Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nden temin edilen malların çekildiğine dair belgeler dosyada mübrez olduğunu, borçlu şirketin sipariş verdikten sonra keyfi olarak malları gümrükten çekmediğini ve sonrasında şirketin Türkiye'ye gönderdiği malları tekrar Pakistan'a geri çekmek için yaptığı işlemler gümrük kayıtlarında açık olduğunu, buna ilişkin masraflar belgeli ve bu kapsamda dosyaya sunulan, faturalar ve tercümeler, whatsapp yazışmaları, ambarlı gümrük müdürlüğünden alınan belgeler bir bütün olarak düşünüldüğünde alacağın gerçek bir ticari ilişkiye dayandığı, fatura bedelleri, yapılan ödemeler, gümrükten malların çekilmesi hususlarının objektif şekilde belirlenebilir olduğu anlaşıldığını, hal böyleyken 'yaklaşık ispat' koşulunun oluşmadığından bahsedilmesi hatalı bir değerlendiğini, ayrıca ifade etmek gerekir ki, müvekkil şirket Pakistan merkezli olup borçlu şirketten 208.768,24 USD gibi yüklü meblağda alacağını, borçlu şirketin sahipleri de Pakistan uyruklu olup sonradan Türk vatandaşı olmuş kişiler olduğunu, borçlu şirketin uzun süredir maddi durumunun kötü olduğu, ödeme güçlüğü yaşadığı bilindiğini, İhtiyati haciz yapılmaması durumunda borçlunun yüklü meblağlı bu borcu ödemeyerek mal kaçırma riski oldukça yüksek olduğunu, bu sebeple müvekkil şirketin ihtiyati haciz dışında alacağını tahsil etme imkanı oldukça zayıf olmasına karşın mahkeme tarafından yapılan hatalı değerlendirme sonucu ihtiyati haciz başvurusunun reddine karar verildiğini, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini ve Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/365 D.İş sayı ve 01.12.2023 tarihli kararının kaldırılmasına ve borçlunun toplam alacak miktarı 208.768,24 USD için borca yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İcra İflas Kanunun 258. maddesi gereğince işin aciliyetine binaen karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep  İİK nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca borçlunun mal varlığı üzerine  ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haczin hukuki niteliği gerek doktrin, gerekse uygulamada tartışma konusu olup Yargıtay içtihatlarında ihtiyati haczin geçici bir haciz, dava veya icra takiplerine takaddüm eden emniyet tedbiri olduğu, bir icra takip işlemi olmadığı belirtilmekte, doktrinde ise muhafaza ve emniyet tedbiri, ihtiyati tedbirin özel bir nevi, koruma tedbiri, teminat tedbiri olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalara göre ihtiyati haciz olağan haciz yolları dışında bir haciz yoludur. İhtiyati hacze karar vermenin ön koşulu İİK 258(1) maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının istekçi tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulmasıdır. Bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmaz. İstekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki  delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunması zorunludur. Nitekim yasanın 260 (3) maddesinde de ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır. Somut olayda; Alacaklı borçlu ile ticari ilişkisi bulunduğunu, borçluya satılan ürünlerin bedellerinin ödenmediğini belirterek borçlu hakkında ihtiyati haciz talep etmiştir. Satışa konu malların tarafların anlaşmalarına uygun olup olmadığı, iddia edilen alacağın miktarı ve muacceliyeti ve miktarı  gibi tüm hususların  varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç durumdadır. Bu durumda olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre dosyaya ibraz edilen deliller, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu durumda yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz  talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f19bde55bd4e61a","SID":"23d60b66ce6a8a6e"}}