{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/73 <br>KARAR NO\t\t: 2024/526<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06.11.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/150 Esas<br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir <br>KARAR TARİHİ\t: 13.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13.04.2024<br><br>\tİzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.11.2023 tarih  2023/150 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t\t\t\t<br>\tTALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, 03/03/2023 tarihli ihtiyati tedbir isteminin ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde dava dosyasına sunulan delil, bilgi ve belgelerin yeter nitelikte olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bu karardan sonraki yargılama aşamalarında toplanan kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde davalı ... Şti.'nce, diğer davalı ... AŞ'ne yolsuz biçimde devri yapılan taşınmazlar bakımından, davalı ... AŞ'nin ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki tüm edimlerini yerine getirmesi ile hak kazanacağı taşınmazların arsa payının % 72'sinin, sözleşmeye, yaşamın olağan akışına aykırı biçimde avans niteliğinde denilerek, hatta yüklenicinin gerçek hak sahibi olmadığı, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki aşamalara göre hak sahibi olacağının hükme bağlanarak davalı ... AŞ'ne devredilmiş olması, davalı ... AŞ yetkilisi ...'in, bu devirler ile ilgili \"devrin satış olmadığını, kat karşılığı inşaat hakkının peşinen verilmesi olduğunu söyleyerek tüm iddialarını doğrulamış olması, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ( davalı ...ir AŞ lehine ipotek verileceği taahhüt edilen taşınmazların, davalı ... AŞ'ne alacak gerekçe gösterilerek devrinin, lex commissoria yasağı (MK MD. 873/2) olarak bilinen, \"borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir\" hükmüne aykırı olması,\tbiçim koşulları bakımından geçersiz biçimde düzenlenen adi yazılı bir fesih sözleşmesinde; taşınmazların davalı ... AŞ'ne devredileceğinin taahhüt edilmiş olması, fesih sözleşmesinin doğal, hukuksal ve yasal sonucu olarak, tarafların sözleşme gereği elde ettikleri edimleri karşılıklı olarak birbirlerine iade etmeleri gerekirken; davalı ... Ltd.Şti.’nin, diğer davalı ... AŞ’ne olan 5.269.812 Usd borcu gerekçe gösterilerek, dava konusu taşınmazların % 68’nin diğer davalı ... AŞ’ne ait olmasının kararlaştırılmış olmasının yaşamın olağan akışına aykırı olması,  taşınmaz devri borç ödeme amacıyla kullanılamayacağından, bu konuda İİK’na özgü iptal davalarını düzenleyen İİK md. 278/2’de özel hüküm dahi bulunduğundan, davalı ... Ltd.Şti.’nin varsa borcunu ödemek amacıyla, iddia edilen borç miktarından da çok yüksek değerde taşınmazını diğer davalı ... AŞ’ne devretmiş olması, devir işlemleri ile ilgili; diğer şirket ortağı ...'in, aynı biçimde muvazaa nedeniyle İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/681 esas sayılı dosyada tapu iptali-tescil davası açmış olması olgularının net biçimde sabit olduğunu, dayanak-borçlandırıcı işlemi biçim eksikliği nedeniyle geçersiz, esasen tapuda gösterilen işlem ile tarafların gerçek iradeleri uyumlu olmadığından muvazaa ile sakatlanmış ve davacı da dahil ... Ltd.Şti. ortaklarına zarar verici-onlardan mal kaçırma amacı güden işlem/işlemler ile, İzmir-Gaziemir'deki taşınmazların arsa payının % 68’sinin diğer davalı ... AŞ’ye devredildiğini, bu devir işleminin hukuken geçersiz olduğunun net biçimde ortaya çıkmış durumda olduğunu, bu işlemlerin sonucuna bakıldığında, ana sözleşmedeki müteahhidinin ediminin 7.500.000 TL nakit ödemeden sonra, yaklaşık 40.000 m2 inşaat olmasına rağmen, müteahhidin alacağı değerlere karşılık ediminin 40.000 m2 inşaat olarak belirlenmişken, daha bu inşaatın 1 m2’si bile yapılmamışken, inşaatın yapılmasına ve aşamalarına bağlanmış arsa payının tamamının yüklenici davalı ... AŞ’ne devrinin, davalı ... Ltd.Şti. ve ortakları açısından kabul edilemez, muvazaalı ve geçersiz olduğunun çok açık olduğunu, davalı ... Ltd.Şti. tarafından, davalı ...'e yolsuz biçimde devri yapılan taşınmazlar bakımından; taşınmazların evveliyatında ve gerçekte ...'e ait olması ve bu taşınmazların ...'e devredilmek yerine, davalı ... AŞ'nin yetkilisi davalı ...'e devredilmiş olmasının, İzmir-Gaziemir'deki taşınmazların devir işleminin tarafının, davalı ... AŞ,,  Konak-Alsancak'taki taşınmazların devir işleminin tarafının davalı ... ile davalı ... Ltd. Şti. yetkilileri ... ve  ... ile arasında muvazaalı ve mal kaçırıcı işlemler yapmak konusunda bir irade uyuşmasının, işbirliği ve organik bağ olduğunun belirgin biçimde ortaya çıkmış olması, taşınmazların tapuda gösterilen devir bedellerinin, taşınmazların gerçek değerinin katlarca altında olması, Konak-Alsancak'taki taşınmazlardan, ... Mh., ... ada, ... parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümün devir işleminde ... A.Ş yetkilisi ... adına ...'in yeğeni ...’nun vekaleten işlem yapması ve ...'in ... Ltd.Şti.'ndeki %25 hissesinini ...'ya devretmesi, İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/134 esas sayılı dosyasında polis memurları tarafından düzenlenmiş tutanağa göre; davalı ...'in tapu kaydına sahip olduğu Konak-Alsancak'taki taşınmazları herhangi bir gelir elde etmeden kendisine devri yapan .... Ltd.Şti. ile ... ailesi bireylerine bedelsiz biçimde kullandırmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, ...'in muvazaa nedeniyle İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/155 esas sayılı dosyada tapu iptali-tescil davası açmış olması olgularının net biçimde sabit olduğunu, Konak-Alsancak'taki taşınmazların tapuda satış işlemi gösterilmesine karşın gerçekte ... Ltd.Şti. ortaklarına zarar verme ve ortaklardan mal kaçırma amacıyla muvaazalı biçimde yolsuz olarak ... AŞ yetkilisi diğer davalı ... adına kaydedildiğin net biçimde ortaya çıkmış durumda olduğunu,  davalı ... Ltd.Şti.'nce, diğer davalı ... Ltd.Şti.'ne devri yapılan taşınmazlar bakımından; davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı...'nun yukarıda açıklanan muvazaalı işlemler konusunda tam bir işbirliği içinde olan ... ile davalı ... arasındaki para transferinde ... Ltd.Şti. genel kurulunda yediemin olarak seçilen kişi olması,...'nun, yukarıda Konak-Alsancak'taki taşınmazların ikisinde de muvazaalı biçimde ...'e devri işlemlerinde ... adına vekaleten işlem yapan kişi olması olgularının net biçimde sabit olduğunu, bu taşınmazların tapuda satış işlemi gösterilmesine karşın gerçekte ... Ltd.Şti. ortaklarına zarar verme ve ortaklardan mal kaçırma amacıyla muvaazalı biçimde yolsuz olarak ... Ltd.Şti. adına kaydedildiğinin net biçimde ortaya çıktığını, dava konusu taşınmazlar ile ilgili davacıya zarar vermeye yönelik ve davacıdan mal kaçırmak amacıyla birçok muvazaalı ve kötü niyetli işlem yapıldığını, bu nitelikteki muvazaalı ve kötü niyetli işlemlerin önlenmesi ve davacının bu dava ile elde etmeye çalıştığı haklarına kavuşabilmesinin, tüm taşınmazların tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve ortaklığın giderilmesi suretiyle ve icra daireleri aracılığıyla yapılacak satışlar da dahil olmak üzere tüm devir ve tasarruf işlemlerinin kısıtlanması konusunda HMK md. 389 gereğince teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, ayrıca davalı ... Ltd.Şti. tarafından davalı ... AŞ'ne devredilen taşınmazlar ile ilgili devam eden İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/28 Satış sayılı dosyasındaki satış işlemlerinin tedbiren durdurulması gerektiğini, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan, ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel,... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı  taşınmazların 17/25 payları üzerine  ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan  ... ada, ... parselde bulunan 13 nolu, ... ada, ... parselde bulunan 1 ve 7 nolu bağımsız bölümlerin, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve ortaklığın giderilmesi suretiyle ve icra daireleri aracılığıyla yapılacak satışlar da dahil olmak üzere tüm devir ve tasarruf işlemlerinin kısıtlanması konusunda ihtiyati tedbir konulmasına, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel, ... ada .... parsel, ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar ile İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/28 satış sayılı dosyasındaki satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı ....Şti vekili, daha önce dava dilekçesi ile talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilip, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından verilen 05/05/2023 tarihli kararla ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, dosyanın geldiği aşamada durum ve koşullarda bir değişiklik olmadığını, iddiaların haklılığını gösterir bir yaklaşık ispat sağlanamadığını, halen delillerin toplanmasına devam edildiğini, tanıkların dinlenmediğini, dava dilekçesindeki neredeyse aynı açıklamalarla yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebinin mahkemelerce verilmiş olan hükümleri etkisiz kılacak ya da devam eden yargılamaların seyrine tesir edecek nitelikte olduğunu, davacının imzaladığı 11/04/2016 tarihli aile içi kesin protokol ile  daha önceden şirket durumunu, borçlarını, genel olarak yaşanan tüm gelişmeleri bilerek protokol içeriğini hür ve özgür iradesiyle kabul ettiğini,  ... A.Ş. tarafından yapılacak proje sonucunda davalı ... Ltd. Şti.'nin hissesine düşecek % 28'lik paya isabet eden bağımsız bölümlerin şirket ortakları arasında paylaşılacağını, bu hususta ... A.Ş. sahibi davalı ...'in hakem olarak belirlendiğini kabul ettiğini ve tüm bu hususlara hiçbir itirazda bulunmadan ya da çekince ve ihtirazi kayıt ileri sürmeden muvafakat ettiğini, protokolden 2 ay sonra davacının, davalı şirkette sahip olduğu %6 nispetindeki hissesini, 10.06.2016 tarihinde daha fazla hisse satın alarak %25'e yükseltiğini, davacının tüm süreçlerin içerisinde bizzat yer alıp, durum hakkında birebir bilgi sahibi olduğunu, bunlardan sonra bunlar sanki hiç yaşanmamış ya da kendisinin zararına işlemler yapılmış ve şirket zarara uğratılmış gibi hukuki ve fiili mesnedden yoksun iddialarla dava açmasının  iyi niyetten yoksun bir davranış olup açıkça hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiğini ve hukuken hiçbir şekilde korunmaması gerektiğini bildirmiş, istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... ve ..Şirketi vekili, 2023/220 esas sayılı dosyada  8 adet vekillikten çekilme dilekçesi olup,  davacı ile kardeşi olan  davalı şirket yetkilisi   arasındaki iç ilişkiden doğan ihtilaf sebebiyle davalı şirketin İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi  satış memurluğunda  devam eden ortaklığın giderilmesine ilişkin  hükmünün güne kadar icra edilemediğini, davacının tek amacının davalı şirketin hissedarı olduğu taşınmazın ortaklığın giderilmesi hakkını engellemek olduğunu, sözleşmenin tarafı olan şirketin ortakları arasındaki  belki de muvazaalı davaların sonucuna kadar davalı şirketin bekletilmesinin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacağını, bu durumun başta Anayasada teminat alınmış olan mülkiyet haklarının ve hak arama hürriyetinin ihlali sonucunu doğuracağını,  davalı şirket ile davalı şirket arasında bir ticari sözleşme gerçekleştiğini, ortaklar arasındaki ihtilafın tazminat hükümlerine göre sonuçlandırılması gerektiğini bildirmiş istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafça dava dilekçesinde aynı talepte bulunulduğu, 03/03/2023 tarihli kararda gösterilen gerekçelerle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, davacı tarafın kararı istinaf etmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli kararı ile mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle başvurunun esastan reddine karar verildiği, 03/03/2023 tarihli karara dayanak gösterilen gerekçelerin, ikinci talep tarihinde de varlığını koruduğu, davanın açıldığı tarih ile ikinci kez ihtiyati tedbir talebinde bulunulan dilekçe arasında dava dosyasında reddedilen ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kabulünü sağlayacak hiçbir delil ve belge toplanmadığı gibi 31/10/2023 tarihli ikinci talep dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaların ve dayanılan belgelerin tekrarlandığı, dosyada toplanan delil ve belge örneklerinin dava tarihinde de varlıkları bilinen ve iki  dilekçe arasında içerikleri değişmeyen nitelikte belgeler oldukları, toplanan delil ve belge örnekleri içinde ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirecek nitelikte bir belge bulunmadığı gibi  durum ve koşullarda bir değişiklik olduğuna ilişkin hiçbir iddiada bulunulmaksızın ve bir değişiklik meydana gelmeksizin yeniden aynı gerekçelerle ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması gibi tahkikat aşamasına ilişkin hiçbir delilin henüz toplanmadığı, buna göre ilk ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin karardan sonra ikinci talebe kadar olan süre içinde değişen yeni durum ve koşullar bulunduğu iddiası olmaksızın dava dilekçesinde bildirilen belgelerin toplanmasına bağlı olarak ikinci kez tekrarlanan ihtiyati tedbir talebi hakkında yeniden talebin reddine karar verilmesinin bir anlamının bulunmadığı, aynı nitelikteki ihtiyati tedbir talebinin mahkemece daha önce değerlendirildiği, önceki kararda talebin reddine ilişkin gerekçelerin varlığını koruduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın durum ve koşullarda değişen yeni bir durum olmadığı halde 31/10/2023 tarihli dilekçesi ile tekrar ettiği ve dava dilekçesinde talep edilip değerlendirilen ihtiyati tedbir istemi konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalı ... Ltd.Şti.'nce, diğer davalı ... AŞ'ne yolsuz biçimde devri yapılan taşınmazlar bakımından; davalı ... AŞ'nin ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki tüm edimlerini yerine getirmesi ile hak kazanacağı taşınmazların arsa payının % 72'sinin, sözleşmeye, yaşamın olağan akışına aykırı biçimde avans niteliğinde denildiğini, hatta yüklenicinin gerçek hak sahibi olmadığını, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki aşamalara göre hak sahibi olacağı hükme bağlanarak davalı ... AŞ'ne devredilmiş olduğunu, davalı ... A.Ş. yetkilisi ...'in de, bu devirler ile ilgili \"devrin satış olmadığını, kat karşılığı inşaat hakkının peşinen verilmesi olduğunu\" söyleyerek tüm iddiaları doğruladığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde (md. 3.3) davalı ... AŞ lehine ipotek verileceği taahhüt edilen taşınmazların, davalı ... AŞ'ne alacak gerekçe gösterilerek devrinin “Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.” hükmüne aykırı olduğunu, biçim koşulları bakımından geçersiz biçimde düzenlenen adi yazılı bir fesih sözleşmesinde; taşınmazların davalı ... AŞ'ne devredileceğinin taahhüt edilmiş olduğunu, fesih sözleşmesinin doğal, hukuksal ve yasal sonucu olarak, tarafların sözleşme gereği elde ettikleri edimleri karşılıklı olarak birbirlerine iade etmeleri gerekirken; davalı ... Ltd.Şti.’nin, diğer davalı ... AŞ’ne olan 5.269.812 USD borcu gerekçe gösterilerek, dava konusu taşınmazların % 68’nin diğer davalı ... AŞ’ne ait olduğunun kararlaştırılmış olmasının  yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu, \"Taşınmaz devri borç ödeme amacıyla kullanılamayacağından”, bu konuda İİK’na özgü iptal davalarını düzenleyen İİK md. 278/2’de özel hüküm dahi bulunduğundan, davalı ... Ltd.Şti.’nin (varsa) borcunu ödemek amacıyla, iddia edilen borç miktarından da çok yüksek değerde taşınmazını diğer davalı ... AŞ’ne devretmiş olduğunu,  bu devir işlemleri ile ilgili diğer şirket ortağı ...'in de, aynı biçimde muvazaa nedeniyle İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/681 E.sayılı dosyada tapu iptali-tescil davasının olduğunu, tüm bu olguların net biçimde sabit olduğunu, böylece dayanak borçlandırıcı işlemi biçim eksikliği nedeniyle geçersiz, esasen tapuda gösterilen işlem ile tarafların gerçek iradelerinin uyumlu olmadığından muvazaa ile sakatlandığını ve davacı da dahil ... Ltd. Şti ortaklarına zarar verici ve mal kaçırma amacı güden işlemlerle İzmir Gaziemir'deki taşınmazların arsa payının %68'inin diğer davalı ... A.Ş'ye devredildiğini, bu devir işleminin de hukuken geçersiz olduğunun net biçimde ortaya çıkmış olduğunu, bu işlemlerin sonucuna bakıldığında, ana sözleşmedeki müteahhidinin edimi 7.500,00 TL nakit ödemeden sonra yaklaşık 40.000 m2 inşaat olmasına rağmen yani müteahhidin alacağı değerlere karşılık edimi 40.000 m2 inşaat olarak belirlenmişken, daha bu inşaatın 1 m2'sinin bile yapılmadığını, inşaatın yapılmasına ve aşamalarına bağlanmış arsa payının tamamının yüklenici diğer davalı ... A.Ş'ye devrinin davalı ... Ltd. Şti ve ortakların açısından kabul edilemeyeceğini, muvazaalı ve geçersiz olduğunun çok açık olduğunu, davalı ... Ltd.Şti.'nce, diğer davalı ...'e yolsuz biçimde devri yapılan taşınmazlar bakımından; bu taşınmazların dava dilekçesinde ekli belgeden de anlaşılacağı üzere evveliyatında ve gerçekte ... Ltd.Şti. ortaklarından ...'e ait olması ve bu taşınmazların ...'e devredilmek yerine, yukarıda açıklanan diğer muvazalı işlem tarafı ... AŞ'nin yetkilisi diğer davalı ...'e devredilmiş olduğunu, İzmir-Gaziemir'deki taşınmazların devir işleminin tarafının ... AŞ, Konak-Alsancak'taki taşınmazların devir işleminin tarafının ...  olmasından da anlaşılacağı üzere; ... Ltd. Şti. yetkilileri olarak görünen ...., ... ile ... AŞ ve yetkilisi diğer davalı ... arasında muvazaalı ve mal kaçırıcı işlemler yapmak konusunda bir irade uyuşması, işbirliği ve organik bağ olduğunun belirgin biçimde ortaya çıkmış olduğunu, taşınmazların tapuda gösterilen devir bedellerinin, taşınmazların gerçek değerinin katlarca altında olduğunu, Konak-Alsancak'taki taşınmazlardan, ... Mh., ... ada, ... parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümün devir işleminde ... A.Ş yetkilisi ... adına ... yeğeni ...’nun vekaleten işlem yapması ve ...'in ... Ltd.Şti.'ndeki %25 hissesinini ...'ya devrettiğini, İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/134 E. sayılı dosyasında polis memurları tarafından düzenlenmiş tutanağa göre; davalı ...'in tapu kaydına sahip olduğu Konak-Alsancak'taki taşınmazları herhangi bir gelir elde etmeden kendisine devri yapan ... Ltd.Şti. ile özdeş ... ailesi bireylerine bedelsiz biçimde kullandırdığını, bu devir işlemleri ile ilgili; diğer şirket ortağı ...'in de, aynı biçimde muvazaa nedeniyle İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/155 E.sayılı dosyada tapu iptali-tescil davası açmış olduğu olguları net biçimde olduğunu ve böylece Konak-Alsancak'taki taşınmazların tapuda satış işlemi gösterilmesine karşın gerçekte ... Ltd.Şti. ortaklarına zarar verme ve ortaklardan mal kaçırma amacıyla muvaazalı biçimde yolsuz olarak ... AŞ yetkilisi diğer davalı ... adına kaydedildiğinin net biçimde ortaya çıkmış durumda olduğunu, davalı ... Ltd.Şti.'nce, diğer davalı ... Ltd.Şti.'ne devri yapılan taşınmazlar bakımından; davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı...'nun yukarıda açıklanan muvazaalı işlemler konusunda tam bir işbirliği içinde olan ... ile diğer davalı ... arasındaki para transferinde ... Ltd.Şti. genel kurulunda yediemin olarak seçilen kişi olduğunu, ...'nun, yukarıda Konak-Alsancak'taki taşınmazların ikisinde de muvazaalı biçimde ...'e devri işleminde/işlemlerinde ... adına vekaleten işlem yapan kişi olduğunu, taşınmazların tapuda gösterilen devir bedellerinin, taşınmazların gerçek değerinin katlarca altında olduğunu, bu taşınmazların tapuda satış işlemi gösterilmesine karşın gerçekte ... Ltd.Şti. ortaklarına zarar verme ve ortaklardan mal kaçırma amacıyla muvaazalı biçimde yolsuz olarak ... Ltd.Şti. adına kaydedildiğinin net biçimde ortaya çıkmış durumda olduğunu, ihtiyati tedbire ilişkin olarak tüm bu açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesinin \"dosyada yeni bir gelişme yok ve toplanan delil ve belge örnekleri içinde ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirecek nitelikte nitelikte bir belge bulunmadığı\" gerekçesine dayanan \" \"ihtiyati tedbir istemi konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına\" kararı tamamen hatalı, hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazlar ile ilgili davacıya zarar vermeye yönelik ve davacıdan mal kaçırmak amacıyla birçok muvazaalı ve kötü niyetli işlem yapıldığını, bu nitelikteki muvazaalı ve kötü niyetli işlemlerin önlenmesi ve davacının bu dava ile elde etmeye çalıştığı haklarına kavuşabilmesini, mahkemece verilecek kararının infazının sağlanabilmesi bakımından, dava konusu tüm taşınmazların tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve ortaklığın giderilmesi suretiyle ve icra daireleri aracılığıyla yapılacak satışlar da dahil olmak üzere tüm devir ve tasarruf işlemlerinin kısıtlanması konusunda HMK md. 389 gereğince –teminatsız olarak- ihtiyati tedbir konulması, ayrıca; davalı ... Ltd.Şti. tarafından davalı ... AŞ'ne devredilen taşınmazlar ile ilgili devam eden İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/28 Satış sayılı dosyasındaki satış işlemlerinin tedbiren durdurulması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir istemi konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>\tSomut olayda, davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde davacı tarafça aynı nedenlere dayalı olarak ihtiyati tedbir tedbir talebinde bulunulmasına binaen, Yerel Mahkemenin 03.03.2023 2023/150 Esas sayılı kararı ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, davacı tarafça kararın istinaf edilmesi nedeniyle dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, BAM 1. HD'nin 05.05.2023 tarihli kararı ile mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine dair karar verilmiş olduğu görülmüştür. <br>\t03/03/2023 tarihli karara dayanak gösterilen gerekçelerin, ikinci talep tarihinde de varlığını koruduğu, davanın açıldığı tarih ile ikinci kez ihtiyati tedbir talebinde bulunulan dilekçe arasında dava dosyasında reddedilen ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kabulünü sağlayacak hiçbir delil ve belge toplanmadığı gibi 31/10/2023 tarihli ikinci talep dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaların ve dayanılan belgelerin tekrarlandığı, dosyada toplanan delil ve belge örneklerinin dava tarihinde de varlıkları bilinen ve iki  dilekçe arasında içerikleri değişmeyen nitelikte belgeler oldukları, toplanan delil ve belge örnekleri içinde ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirecek nitelikte bir belge bulunmadığı gibi  durum ve koşullarda bir değişiklik olduğuna ilişkin hiçbir iddiada bulunulmaksızın ve bir değişiklik meydana gelmeksizin yeniden aynı gerekçelerle ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması gibi tahkikat aşamasına ilişkin hiçbir delilin henüz toplanmadığı, buna göre ilk ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin karardan sonra ikinci talebe kadar olan süre içinde değişen yeni durum ve koşullar bulunduğu iddiası olmaksızın dava dilekçesinde bildirilen belgelerin toplanmasına bağlı olarak ikinci kez tekrarlanan ihtiyati tedbir talebi hakkında yeniden talebin reddine karar verilmesinin bir anlamının bulunmadığı, aynı nitelikteki ihtiyati tedbir talebinin mahkemece daha önce değerlendirildiği, önceki kararda talebin reddine ilişkin gerekçelerin varlığını koruduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın durum ve koşullarda değişen yeni bir durum olmadığı halde 31/10/2023 tarihli dilekçesi ile tekrar ettiği ve dava dilekçesinde talep edilip değerlendirilen ihtiyati tedbir istemi konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, şirket ortağı ... tarafından muvazaa nedeniyle İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/681 E.sayılı dosyada tapu iptali-tescil davasının bulunduğunun bildirildiği, ancak tedbire ilişkin bildirimde bulunulmadığı, keza İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin satış dosyasında satış işlemlerinin ilgili mercii tarafından yürütüldüğü, mevcut davanın gelmiş olduğu aşama itibariyle henüz bilirkişi incelemesi yapılmadığı gözetildiğinde yaklaşık ispat koşulunun şimdilik bulunmadığı değerlendirilmekle, davacı vekilinin istinaf nedenleri isabetli bulunmamıştır.<br>\tBu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 704,50 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 434,65 TL harcın ihtiyati tedbir isteyen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile ihtiyati tedbir isteyen davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59bb53c842f23a1b","SID":"2e61c830cc6cd8f5"}}