{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1063 <br>KARAR NO\t\t: 2024/600<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t: 2020/710 Esas-2022/36 Karar<br>DAVA TARİHİ\t\t: 02/12/2020   <br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2022<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 08/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/03/2024<br><br>İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/710 Esas 2022/36 Karar sayılı dosyasından verilen 18/01/2022 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalıdan olan alacağını tahsil amacıyla İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2019/7755 Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından yapılan itiraz ile takibin durduğunu, taraflar arasında imzalanan 31/08/2018 tarihli sözleşmede İzmir mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, sözleşmede yetki belirlenmemiş olsaydı bile TBK madde 73 uyarınca para borçlarından kaynaklı takiplerde alacaklının ikametgahı yetkili olduğunu, müvekkili şirketin merkezi İzmir'de olup borcun kaynağı olan hizmetin İzmir'de müvekkilin adresindeki görüntüleme merkezinde verildiğini, davalı şirketin itirazında açıkça borca itirazı ve kabulü olmadığını, dilekçesinde bahsettiği İİK 89/1 ihbarnamesi uyarınca haciz uygulanan icra müdürlüklerinden hacizlerin kaldırıldığına dair davalı şirkete tebligatlar yapılmış olmasına rağmen borcun yine de ödenmediğini, dava açmadan önce dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa başvurulduğunu ancak bu süreçte de anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketin borcunu ödemekten kaçındığını, davalı şirketin asıl amacı sürekli olarak müvekkilinin alacağını ötelemek ve çeşitli bahanelerle ödemeyi geciktirmek olduğunu ileri sürerek davalının İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2019/7755 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamına, %20 inkar tazminatınına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili icra dairesinde yapılmış icra takibinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, davanın yasal sürede açılmadığını, yasal faiz istenebileceğini, yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını, dava dilekçesinin HMK 119 mdsine uygun düzenlenmediğini, esas yönünden davacının müvekkilinde olduğu belirtilen alacağı için haciz ihbarnameleri geldiğini, bu sebeple ödenemeyeceğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, takibin kötü niyetli yapıldığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:<br>Mahkemece, tarafların ticari defterleri incelenerek alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacının 54.065,56-TL alacaklı olduğu, takip ve davada 51.213,41-TL' nin tahsilinin talep edildiği, HMK' nin 26. Maddesine göre talepte bağlı kalınarak 51.213,41-TL' nin davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2019/7755 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak 51.213,41-TL üzerinden taktir olunan % 20 (10.243,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>-hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile yapıldığını, itirazlarının raporda gözetilmediğini, raporun hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, sadece ticari defter kayıtlarının incelendiğini,<br>-davacının borçlusu olduğu İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10197 Esas sayılı dosyası ve yine İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11489 Esas sayılı dosyalarından müvekkiline birinci haciz ihbarnameleri gönderildiğini, işbu ihbarname örnekleri dosyaya sunulmasına rağmen hüküm kurulurken bu hususun değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından işbu birinci haciz ihbarnamelerine müvekkili tarafından herhangi bir beyanda bulunulup bulunulmadığı ve ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun incelenmediğini,<br>-kararın somut hiçbir gerekçe içermediğini, açıkça Hukuk Muhakemeleri Kanuna aykırı olan bu kararın sırf bu sebeple dahi kaldırılması gerektiğini, gerekçeli kararın hakimin aydınlatma yükümlülüğüne aykırı olduğunu,<br>-davanın dayanağı olan takibin cari hesap alacağına dayandığını, cari hesap sözleşmesinden bahsedilebilmesi içinse TTK hükümleri gereğince ortada bir cari hesap sözleşmesi bulunması gerektiğini, işbu davadaki taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, kanun maddeleri gereğince cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağından, olmayan bir ilişkiye dayanarak talepte bulunulamayacağını, ikame edilen dava ve icra takibi birbirine sıkı sıkıya bağlı davalar olduğundan, cari hesap yönünden bir inceleme yapılmadan verilen bu hüküm esasa, hukuka ve hakkaniyete son derece aykırı olduğunu, yargılamanın da takip sebebine göre yapılması zorunlu olduğunu, takibe konu edilen alacak ve alacak kaynağı dışına çıkılarak takip dışı ilişkiler davaya ve yargılamaya konu edilemeyeceğini,<br> burada \"takibe sıkı sıkıya bağlı olma kuralı\" ile \"genel ispat kuralları\"nın ve \"ispat yöntemlerinin\" birbiriyle karıştırılmaması gerektiğini, burada takip dayanağının/kaynağının sehven başka bir belgeye dayandırılması, gösterilmesi durumunda da dahi itirazın iptali davasının icra takibinin devamı mahiyetinde ve ona sıkı sıkıya bağlı bir dava olmasından dolayı maddi hata olarak da değerlendirilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: <br> Dava, tacirler arasındaki hizmet bedelinin tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Mahkemece davacı ve davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılında başladığı ve 2019 yılı boyunca da sürdüğü, davacının incelenen kanuni defterlerinde davalının 2019 yılı sonu itibariyle borcunun 54.065,56 TL olduğu, davalının defterlerinde de borcunun 54.065,56 TL göründüğü belirtilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına ve özellikle tarafların ticari defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda her iki taraf ticari defterlerinde de davalı şirketin davacı şirkete 2019 yılı sonu itibariyle 54.065,56 TL borcu olduğunun kayıtlı olmasına, davalı şirketin haciz ihbarnameleri gereğince ödeme yaptığını gösterir belgeleri ibraz edememesine, kararda kamu düzenine aykırı bir yönün de bulunmamasına göre kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/710 Esas 2022/36 Karar sayılı dosyasında verilen 18/01/2022 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 3.498,38 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından yatırılan 874,60 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 2.623,78 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br> İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"094abdc5968b3373","SID":"5a617b9b01228293"}}