{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1220 <br>KARAR NO: 2024/151 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1289 (E) - 2021/245 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı dava dışı sürücü ...'nin ... plakalı araçla seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada araç içinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanarak yaşam boyu beden gücü kaybına uğradığını, müvekkilinin tedavi süresince %100 iş göremezlik durumu nedeniyle davalı ... tarafından bakıcı giderlerinin tedavi teminatı kapsamında karşılanması gerektiğini, davalı şirkete dava öncesinde yapılan başvuruya karşı davalı şirket tarafından cevap verilmediğinden kaza/olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte (olay tarihindeki limiti aşmamak üzere) tazminata hükmedilmesi gerektiğini talep etmiş; 23/02/2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talep ettiği tutarı 311.615,16 TL'ye yükselterek, olay tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren, mahkeme aksi kanaatte ise sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın arttırılan ve ıslah edilen haliyle kabulüne, 10.194,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 301.420,98 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 311.615,16 TL'nin 15/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın iş kazası olduğu, geçici iş göremezlik tazminatının trafik sigortası teminatı dışında olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ZMMS Genel Şartları kapsamında geçici iş göremezlik ödeneğinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, maluliyetin tespitine yönelik yönetmeliğin hatalı olduğu, eda davasında davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı söz konusu olduğundan alınan bilirkişi hesap raporuna göre dosyaya ikinci kez ıslah dilekçesi sunulamayacağını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. HMK'nin davanın ihbarı ve şartlarının düzenlendiği 61/1. fıkrasında, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye ve üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye karşı ihbar edebileceği, 62. maddede, ihbarın nasıl yapılması gerektiği, 63. maddede, dava kendisine ihbar edilen kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı olan tarafın yanında davaya katılabileceği, 64. maddede ihbarın etkisi, hukuki dinlenilme hakkı başlıklı HMK'nin 27. maddesinde ise davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile ilgili olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içereceği düzenlenmiştir. HMK'nin 62/1. maddesinde ihbarın yazılı olarak yapılması gerektiği, ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı tarafından cevap dilekçesinde davanın ihbarına yönelik dilekçe sunulacağı beyan edilmiş olsa da; sonraki aşamalarda davalı vekilince HMK'nin 62/1. kapsamında yazılı ihbar dilekçesi sunulmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. SGK Başkanlığının 26/11/2018 tarihli yazısında, davacının trafik kazası ile ilgili maluliyet başvurusu olmadığında dolayı rücuya tabi ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Ancak hükme esas alınan 22/02/2021 tarihli tazminat hesabına yönelik bilirkişi raporunda rücuya tabi miktarın tenzili ile sonuç tazminatın hesaplandığı anlaşılmakla davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih ve 2022/312 (E) - 2022/3685 (K) sayılı  kararında, sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu, KTK’nin 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı SGK'ya geçtiğini belirlemiş ancak geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. ve  2021/10351  K.,  2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları). İlk derece mahkemesince karara dayanak yapılan Dicle Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurulu tarafından düzenlenen 16/12/2020 tarihli 2020/949 sayılı raporunda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %19 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. TBK'nin 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Eldeki davada olduğu gibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. KTK'nin 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddedeki, maddi tazminatın genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin ibareler, Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi,  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü  ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) \"Dayanak\" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; \"Kapsam\" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, \"5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına,\" ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin \"Dayanak\" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları,  iş kolları ve kişilerin  yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma  gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup  tazminat hesabında  asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli  parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır. Yukarıdaki  açıklamalara göre, davacının 02/07/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı maluliyetini 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen 16/12/2020 tarihli ATK raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde; davanın açıldığı  tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nin 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebilir. Somut olayda, dava, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ye göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı vekili, 18/06/2020 tarihinde vermiş oldukları dilekçe ile alacağını 135.603,10 TL artırmıştır. Daha sonra mahkemece ek rapor alınarak alacağın 311.615,16 TL olarak belirlenmesi üzerine davacı 23/02/2021 tarihinde ıslah ederek alacağını geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 311.615,16 TL'ye çıkarmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nin 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Dolayısıyla davacı tarafın bedel arttırım ve ıslah talepleri doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 21.286,43 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 5.325 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 15.961,43‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ...'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36e2a1dfeac31660","SID":"9c945aff9b2f716a"}}