{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/729 <br>KARAR NO: 2024/198 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/10/2020<br>NUMARASI: 2018/58 (E) - 2020/630 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkillerinin murisi ...'e çarpması sonucu ...'in vefat ettiğini, kazanın oluşumuna davalı ...'ün sebep olduğunu, her bir davacı için ayrı ayrı 1.000 TL olmak üzere toplam 3.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, her bir davacı için ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere toplam 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline, davalı ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile yapılacak sorgulama sonucunda tespit edilecek diğer motorlu araçları ve gayrimenkulleri üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiş; 02/01/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle davacı ... için talep ettiği 1.000 TL maddi tazminat tutarını 33.585,15 TL daha artırarak 34.445,26 TL'ye, davacı ... için talep ettiği 1.000 TL maddi tazminat tutarını 1.860,11 TL'ye, her bir davacı için ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere toplam 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat açısından 34.585,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının (Davalı ... açısından 21/02/2018 tarihinden; davalı ... Sigorta AŞ yönünden 27/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine; 1,860,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının (Davalı ... açısından 21/02/2018 tarihinden; davalı ... Sigorta AŞ yönünden 27/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine; davacı ... açısından maddi tazminat talebinin reddine; manevi tazminat açısından; 2.500 TL manevi tazminatın 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine; 2.500 TL manevi tazminatın 21/02/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine; 2.500 TL manevi tazminatın 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza neticesinde müvekkilleri ... ve ...'in babalarını, davacı ...'in ise oğlunu kaybettiğini, mahkemece takdir edilen 2.500 TL manevi tazminatın günümüz koşullarında çok düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesinin 2. fıkrasına göre hâkim, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görenin veya ölenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/06/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; olayın meydana geliş biçimine, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, hükme esas alınan kusur raporundan anlaşılan kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 373,2‬0 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0426c5ee8318db91","SID":"ef9b247e81d1c85e"}}