{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2244 Esas<br>KARAR NO: 2024/281<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2019<br>NUMARASI: 2018/188 Esas, 2019/965 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin dizi ve film sektöründe set hizmeti vermekte ve set ekipmanları kiralamakta olduğunu, davalının çeşitli zamanlarda ekipmanlar kiraladığını, kiralanan ekipmanlar için kesilen son 12 faturanın davalı tarafından ödenmediğini, davalının 28.04.2017 tarihi itibariyle müvekkiline 189.716,00-TL ana para borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın set ekipmanlarının kira bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının alacağını ispatlar nitelikte herhangi bir senet ibraz etmediğini, davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle huzurdaki davanın kabulünün mümkün olmadığını beyanla neticeten davanın görevsizlik ve/veya usule uygun bir icra takibi yapılmadığından usulden reddine, aksi şekilde kanaat getirilmesi durumunda esastan reddine, alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; davacının kendi defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 189.716,00-TL alacaklı durumda olduğu, huzurdaki davaya da bu tutarı konu ettiği, davalının ise kendi defterlerinde takip tarihi itibariyle, davacıya 188.466,92-TL borçlu durumda olduğu, davacının takibe ve davaya konu etmiş olduğu faturaların tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının sunmuş olduğu faturaların irsaliyeli fatura olduğu, dava konusu faturaların kiralanan ekipman ve set hizmetlerinin karşılığı olduğu, taraf defterleri ve hesap ekstrelerine bakıldığında da tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacıya çeşitli aralıklarla kısmı ödemeler yapılmış olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 188.466,92-TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara yasal faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, alacağın % 20'si tutarında icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın set ekipmanlarının kira bedelinin tahsiline ilişkin olduğu ve Sulh Hukuk Mahkemesinin münhasıran görevli olduğunu, davacının başlatmış olduğu icra takibinin, icra dairesinin banka hesap bilgilerini ihtiva etmemesi nedeniyle İİK 60.maddesindeki şartlara aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkilinin borca batık olması nedeniyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 E. sayılı dosyası nezdinde yapılan iflas başvurusunun bekletici mesele yapılması gerekirken taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının 198.557,98-TL alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine takibe itirazın iptali ve takibin devamı için İİK 67.madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı icra takibini 198.557,98-TL üzerinden başlatmış ise de huzurdaki davada 189.716.00-TL bakiyeyi konu etmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile 188.466,92-TL alacak yönünden takibe itirazın iptaline, alacağın % 20'si tutarında icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmetten kaynaklı fatura alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafın iddiasına göre dava konusunun set ekipmanlarının kiralanması, set kurulumu ve sette verilen hizmetlere ilişkin olduğunun belirtildiği, davalının bu beyana açıkça bir itirazının bulunmadığı, bu hali ile davanın tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir. Her iki tarafın da tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu, dolayısıyla nispi ticari dava olan somut davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamış, davalı vekilinin göreve ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 30.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin tetkikinde, davalı ile olan ticari münasebetini 120.01.053 nolu hesap kodu altında takip etmekle olduğu, davalıya düzenlemiş olduğu faturaları bu hesabın borcuna, davalı tarafından yapılan ödemeleri ise bu hesabın alacağına kaydetmiş olduğu, bu hesabın takip tarihi itibariyle 189.716,00.-TL borç bakiyesi vermiş olduğu tespit edilmiştir. Buna göre davacı takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 189.716,00-TL alacaklı durumda olduğu, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin tetkikinde; davacı ile olan ticari münasebetini 320.01.M.221 nolu hesap kodu altında takip etmekle olduğu, davacının düzenlemiş olduğu faturaları bu hesabın alacağına, davacıya yapmış olduğu ödemeleri ise bu hesabın borcuna kaydetmiş olduğu, bu hesabın takip tarihi itibariyle 188.466,92.-TL alacak bakiyesi vermiş olduğu, buna göre davalının takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davacıya 188.466,92-TL borçlu durumda olduğu tespit edilmiştir. Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan, HMK'nın 222/3. maddesinde, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanun'un 222/2. maddesi uyarınca da ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Somut davada, davalının takip tarihi itibarıyla davacıya 188.466,92-TL borcu olduğu konusunda her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu ve bu miktar faturanın davalı defterlerine işlendiği dikkate alındığında, davacının bu miktar alacak yönünden alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle sözkonusu miktar yönünden davalının takibe itirazının iptaline karar verilmesi yerindedir.Diğer taraftan, borçlu tarafından ödeme emrinde eksikliği ileri sürülen icra müdürlüğüne ait banka hesap numarası bilgisinin ikmali her zaman mümkün olup, anılan eksiklik ödeme emrinin iptalini gerektirmez. (Yargıtay 12.HD 2021/12287 E 2022/4209 K sayılı 30.03.2022 tarihli ilamı) Bu nedenle davalı vekilinin ödeme emrinin kanunun öngördüğü unsurları barındırmadığından ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Yine, davalı hakkında yargılama aşamasında verilmiş bir iflas kararı bulunmadığından, davalı vekilinin İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/615 E. Sayılı dosyası nezdinde yapılan iflas başvurusunun bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/188 Esas, 2019/965 Karar sayılı ve 08/10/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.219,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.791,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ec607c77b206aff","SID":"9faa5889329d671a"}}