{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1885 <br>KARAR NO: 2024/217<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/05/2023<br>NUMARASI: 2020/406 Esas, 2023/396 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ: 05/03/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı müvekkili şirket ile davalı arasında \"... Evi - ...  İşleri\" projesi için sözleşme imzalandığını,  projenin konusunu teşkil eden evin, davalı şirket yetkilisi ve mimarı olan ...'in evinin olduğunu, davacının proje boyunca  .... ile iletişim halinde çalıştığını, mailleştiğini ve ...'in talimatı ile hareket ettiğini, davacının sözleşme gereği taahhüt ettiği edimleri ve mimarın talimatlarını eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin sözleşme konusu iş ve hizmetlerin yerine getirilmediğinden bahisle davacı şirket tarafından kesin faturalara itiraz ettiğini, söz konusu proje nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğunu, iki adet fatura düzenlendiğini, bu faturaların önemli bir kısmının davalı tarafından ödenmediğini,  fatura bedelleri toplamının 55.477,70 TL olduğunu, davalı tarafın 34.242,00 TL'lik kısmını ödediğini, müvekkili tarafından davalı ve ... hakkında ödenmeyen fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .. Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında bir sözleşme akdedilmediğini, davalı şirketin, davacı tarafından varlığı iddia edilen sözleşmenin tarafı olmadığını, husumete ilişkin itirazlarına halel getirmemek kaydı ile, davalı şirketin dava konusu ilişkinin tarafı olduğunun var sayılması halinde dahi tüketici sıfatı ile hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davacının icra takibine konu ettiği sözde alacağının hiçbir haklı ve hukuki temele dayanmadığını, davacı yan ve söz konusu proje kapsamında proje mimarı ...in talimatlarına eksiksiz uyduğunu ve üstlendiği tüm edimleri yerine getirdiğini iddia ettiğini, davacının sözde alacağını ve edimini eksiksiz yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğunu, davacının bir kısım ürünleri teslim etmediği gibi teslim ettiği ürünlerin ise bir çoğunun ayıplı, projede kararlaştırılan kaliteden ve modelden farklı olduğunu, icra inkar tazminatının hukuki koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 22/02/2021 ve 07/09/2021 tarihli raporlar ve tanık beyanları kapsamında işin yapılıp teslim edildiği, davalı yanın işin ayıplı olduğu yönündeki iddialarının ispata muhtaç olduğu, dosya içerisindeki 2 adet faturanın karşılıklı anlaşıldığı yapılan işler için toplam bedelinin 55.477,70 TL olduğu, dava tarihinden önce yapılan mobilyaların maliyetinden 34.242,00 TL'lik kısmının ödendiği, kalan toplamın 21.235,70 TL olduğu ve alacağın tespitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip talebindeki miktar ve şartlarla devamına, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.   Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı asile yapılan tebligatın usulsüz olup mahkemece taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam edilmesinin usule aykırı olduğunu, taraflar arasında \"...- ... İşleri\" projesi için herhangi bir sözleşme yapılmadığını, davacı tarafından da takibe konu alacağın dayanağını oluşturan bu sözleşmenin varlığının ispatlanamadığını, müvekkili şirketin davada ne aktif ne de pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin söz konusu ilişkinin bir tarafı olduğu varsayımında Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, söz konusu dava yönünden görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, mahkeme tarafından yapılan keşifte dosyada bulunan fatura ve sözleşmeye konu mobilyaların keşfi yapılan adreste bulunmadığının görüldüğünü, kaldı ki; davacının alacağına dayanak gösterdiği ... numaralı, 02/09/2019 tarihli, 53.235,70 TL bedelli fatura ile ... numaralı, 15/06/2019 tarihli, 2.242,00 TL bedelli faturalara karşı İstanbul ....Noterliği'nin 24/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, 08/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda, 15/06/2019  tarih ve ... numaralı 2.242,00 TL tutarlı fatura yönünden bir anlaşmazlık bulunmadığını ve bedelin ödendiğini, 02/09/2019 tarihli ... numaralı 53.235,00 TL tutarlı fatura için ise müvekkilce 32.000 TL'lik kısmın avans olarak ödendiğini, bakiye tutar olan 21.235,70 TL'lik alacağın davacı tarafından ispata muhtaç olduğunun ve iade edilen fatura dışında delil ikame edilemediğinin açıklandığını, davacının müvekkili şirketten alacağı olduğu iddia ettiği alacak bakımından iade edilen fatura dışında bir delil sunamadığını, mahkemenin yalnızca davacı tanığını esas alarak davacının iddiasını ispatladığına kanaat getirmesi ve ayıba ilişkin tanık ifadelerini ise dikkate almaksızın hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi hakkında fatura alacağına istinaden  07/11/2019 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasından 21.235,70 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.Davalı yanca mahkeme kararına karşı hem usulü yönden hem de esasa ilişkin olarak itirazda bulunulduğundan öncelikle usulü itirazların incelenmesi gerekmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 03/06/2022 tarih, 2021/1 Esas ve 2022/3 karar sayılı içtihadı birleştirme kararında; borçlunun alacaklı tarafından başlatılmış olan icra takibine itirazı üzerine açılacak itirazın iptali davasının icra takibinin devamı olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmış, aleyhine icra takibi başlatılan başlatılan borçlunun, vekili marifetiyle icra takibine itiraz etmesi halinde dahi, alacaklının itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine karar verildiğinden, mahkemece davalı vekilinin eldeki davada dava dilekçesi tebligatının davacı asile yapılmasının usulsüz olduğu yönündeki itirazına itibar edilmemesi anılan içtihadı birleştirme kararına uygun olmuştur. Her ne kadar davalı vekilince husumet itirazında bulunulmuş ise de; davalı vekilince ibraz edilen 24/01/2021 tarihli beyan dilekçesinde davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin kabul edildiği ancak işin eksik ve ayıplı yapıldığı yönünden savunmada bulunulduğundan ve 22/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda   her iki tarafın da diğer firma için cari hesap tuttuğu, ödemeler yapıldığı, fatura düzenlendiği belirlendiğinden mahkemece bu gerekçeyle davalı vekilinin bu itirazının reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davalı vekilinin mahkemenin eldeki davaya bakmaya görevli olmadığı, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu yönündeki itirazı yönünden yapılan incelemede; davacının tacir olup, defteri kebir tuttuğu, davalının da ticari şirket olduğu gözetildiğinde her iki tarafın tacir olduğu eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince yürütülmesi usule uygun bulunmuştur. Davalı vekilinin usule ilişkin itirazları incelendiğinden esasa yönelik itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.   Davalı yanca cevap dilekçesinin süresinde verilmediği, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde işin eksik ya da ayıplı yapıldığına yönelik bir iddiada bulunulmadığı gözetildiğinde mahkemece bu yönde bir inceleme yaptırılmaması usul ve yasaya uygun olmuştur. Dosyada bulunan 22/02/2021 ve 07/09/2021 tarihli bilirkişi raporlarında; malların teslim alınması sırasında herhangi bir hasar olduğunun görülmediği, keşif mahallindeki adreste inceleme sonucunda davaya konu mobilyalara rastlanmadığı ve adreste başka bir kiracı olduğu, dosya içerisindeki 2 adet   faturadan yapılan işler  toplam bedelinin 55.477,70 TL olduğunun anlaşıldığı, dava tarihinden önce iş bedelinin 34.242,00 TL'lik kısmının ödendiği, bakiye iş bedelinin 21.235,70 TL olduğunun hesaplandığı belirtilmiştir.  Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olayda; mahkemece davalı asile dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı vekilince icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde de işin eksik ya da ayıplı yapıldığına yönelik bir iddiada bulunulmadığı gözetilerek, denetime elverişli bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden bakiye 21.235,70 TL iş bedeli alacağının bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde itirazın bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih ve 2020/406 Esas, 2023/396 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.450,60 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 362,85‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.087,75‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94da58661ed43818","SID":"b2b3b94e3bff2c8f"}}