{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2482 <br>KARAR NO: 2024/223<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05.12.2023<br>NUMARASI: 2022/829 E. - 2023/1006 K.<br>DAVANIN KONUSU: Yönetim Kurulu Kararının İptali<br>Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının butlanı veya iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili talep dilekçesinde özetle;  davalı şirketin 16/09/2022 tarihli yönetim kurulu toplantısında müvekkili ortak hakkında  taahhüt edilen sermaye pay bedellerinin kalan kısmının ödenmesi için karar alındığını, ödenmemesi halinde ihtara gerek olmaksızın faizi ile ödemekle yükümlüdür\" \" şeklinde karar alındığını, kararın aynı gün İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirildiğini, 11 Ekim 2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10679 sayılı 161 no.lu sayfasında yönetim kurulu kararında olmamasına rağmen \"ıskat işlemine ilişkin ihtar\" şeklinde bir ilan daha yayımlandığını, 16/09/2022 tarihli karar ve bu kararda olmamasına rağmen ıskat işlemine ilişkin ihtar yapılmasının şirketin malvarlığının korunması ve sermayenin korunması hakkındaki emredici hükümlere aykırı olduğunu, anonim ortaklığının temel yapısını dikkate almayan bir yönetim kurulu kararı olduğunu, kararın ve bu karara dayanan gazete ilanlarının batıl olduğunu 16/09/2022 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan kararın ve bu karara dayanılarak yapılan ticaret sicil gazetesi ilanlarının butlan olduğunun tespiti veya iptaline karar verilmesini  hak kaybı yaşanmaması için yönetim kurulu kararının yürürlüğü hakkında tedbir kararı verilerek İstanbul Ticaret Odası tarafından yapılacak tescil ve ilan işlemlerinin tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 16.09.2022 tarihli ve 2022/6 sayılı yönetim kurulu kararının; Türk Ticaret Kanunun, yönetim kuruluna yüklediği sorumluluk gereği yönetim kurulu tarafından kanunen alınması gereken bir karar olduğunu, esas  sözleşmede başka bir yöntem belirlenmediğinden yönetim kurulu tarafından ilan yoluyla ödeme çağrı yapılmasına karar verildiğini 21.08.2020 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına karar verildiğini, davacı tarafından sermaye artırım kararı alındığını, artırılan sermayenin ¼’ünün peşin geri kalanının  24 ay içinde ödeneceğinin pay sahipleri tarafından taahhüt edildiğini, genel kurul kararının 27.08.2020 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, takip eden 24 sonunda pay sahiplerinin 27.08.2022 tarihinde sermaye koyma borçlarını ödemeleri gerektiğini, davacı sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen tek pay sahibi olduğu için yönetim kurulunun 16.09.2022 tarihli 2022/6 no.lu kararı gereği karar alındığını savunarak, davanın ve  tedbir talebinin, davalının kanuni yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 15.10.2023  tarihli kararıyla; \"...Bu açıklamalardan sonra somut davaya geldiğimizde, davacının işbu davadaki talebi  davalı şirketin yönetim kurulunun Dava, 16/09/2022 tarihli sayılı kararının, 11 Ekim 2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10679 sayılı 161 no.lu sayfasında yönetim kurulu kararında olmamasına rağmen  'ıskat işlemine ilişkin ihtar' şeklindeki ilanın TTK'nın 408. maddesi  uyarınca batıl yönetim kurulu kararı niteliğinde olduğunun tespitine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, talep ve ara karar tarihindeki mevcut delil durumu itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilinde bulunmadığı...\" gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin ara kararı ile tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin 16.09.2022 tarihli yönetim kurulu toplantısında müvekkili ortak hakkında taahhüt edilen sermaye pay bedellerinin kalan kısmının ödenmesi için karar alındığını, ödenmemesi halinde ihtira gerek kalmaksızın faiziyle ödemekle yükümlüdür şeklinde karar alındığını, yönetim kurulun kararını aynı gün bildirildiğini ve Türkiye Sicil Gazetesinin 21.09.2022 tarihli sayısında yayınlandığını, daha sonra gazetede iskat ile herhangi bir yönetim kurulu kararı olmamasına rağmen iskat işlemine ilişkin ihtar şeklinde bir ilan daha yayınlandığını, ortada yönetim kurulu kararı olmamasına rağmen yayınlanan gazete ilamlarının TTK ile SPK'nın ilgili maddeleri gereğince batıl olduğunu, bu nedenle yönetim kurulu kararı ve bu karara dayanılarak yayınlanan Ticaret Sicil Gazetesi ilamlarının butlanının tespiti ve iptalini talep ettiklerini, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğunu, tarafların hukuki nitelendirmenin doğru yapma zorunluluğunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda gazete ilanlarının iptalininin dava konusunu oluşturmadığının ifade edildiğini, ancak dava dilekçesinde hem yönetim kurulu kararının hem de yönetim kurulu kararı uyarınca yayımlanan gazete ilanlarının iptalini talep ettiklerini, raporda 11.10.2022 tarihli ilanla ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını, oysa bu ilana dayanak bir yönetim kurulu kararının mevcut olmadığını, pay sahibine ödeme için verilmesi gereken sürenin en az bir ay olduğunu, ana sözleşme ile bu sürenin artırılabilmesinin mümkün olduğunu, ancak kısaltılmasının mümkün olmadığını, sürenin başlangıcının taahhütlü mektubun pay sahibine ulaştığı gün olduğunu, ikinci olarak bir aylık süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde pay sahibi hakkında iskat kararı alınacağı uyarısının ihtarda yer aldığını, dava konusu yönetim kurulu kararının şirket mal varlığının piyasa değerinin altında ortaklara ve üçüncü kişilere satıp devretmeyi amaçlayan  bir karar olup batıl olduğunu, müvekkilinin payının fiilen iskat edildiğini, müvekkilinin hak kaybı yaşamaması için yönetim kurulu kararının yürürlüğü hakkında tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, 05.10.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının ve bu karara dayanılarak yapılan ticaret sicil gazetesi ilanlarının batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde  iptali istemine ilişkindir. Dava içinde kararların yürürlüğünün durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep edilmiştir.İlk derece mahkemesince,  yürürlüğün durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının pay sahibi olduğu, davalı şirketin 16.09.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketin pay sahiplerinin nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25 tescilden önce gerisinin şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödenir hükmü çerçevesinde esas sözleşme ve kurucular beyanı ile ...'in ödemeyi taahhüt etmiş oldukları pay bedellerinin kalan kısmını teşkil eden (%28,5) oranındaki 285.000,00 TL tutarındaki sermaye borçlarını 05.10.2022  tarihi mesai bitimi olan saat 17:00 kadar hesaba ödemeleri, sermaye koyma borcunu süresi içerisinde yerine getirmeyen pay sahiplerinin ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür hükmü çerçevesinde işlem yapılacağının TTK 481 maddesi gereğince ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiği, 16.09.2020 tarihli yazı ile İstanbul Ticaret Müdürlüğüne şirket tarafından sermaye taahhüdünü ödemeye çağırır metninin sunulduğu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 21.09.2022 tarihli nüshasında yönetim kurulunun almış olduğu kararın ilan edildiği, 11.10.2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ise sermaye taahhütlerini yerine getirmeyen mütemerrit pay sahibi ...'in temerrüte konu olan tutardaki sermaye borçlarını bu ilanının yayınlanmasına müteakip bir ay içerisinde hesaba ödemesi aksi takdirde TTK'nın 482 maddesi çerçevesinde işlem yapılacağının ilan edildiği, davacı tarafça iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı, davalı şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitini veya iptali ile yürürlüğünün durdurulmasını, ayrıca karara dayanak Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarının batıl olduğunun tespiti veya iptali ile yürürlüğünün durdurulmasını talep etmiştir. TTK'nın 391. maddesi gereğince yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması etkisini gözetmeyen, pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanımlarını kısıtlayan yada güçleştiren diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararların batıl olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, davacı şirket ortağının davalı şirketin davaya konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine veya iptaline ilişkin iddiaları, mevcut dosya kapsamıyla yaklaşık olarak ispat edilmiş durumda değildir. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilanlar ile  dava  dilekçesine ekli bilgi ve belgeler, davacının davada haklılığını yaklaşık olarak ispata yeterli görülmemiş olup, ara karar tarihi itibariyle ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık görülmemiş, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353 1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davcı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3  maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;  bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 15.02.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f , 391/3  maddeleri uyarınca  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"671488adbeb91993","SID":"075d0abbc3366638"}}