{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/33 <br>KARAR NO: 2024/273<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 22.11.2023<br>NUMARASI: 2023/789 Esas <br>DAVA: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında  ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin otomotiv sektörüne ilişkin lojistik bir dış ticaret işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu ve şirket yetkilisinin Polonya vatandaşı olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de bir şirket kurarak faaliyette bulunmak istediğini ve bu süreçte tanışmış olduğu davalı ... ile  müvekkilinin Türkçe bilmemesi ve ülkemizdeki sisteme yeterince hakim olmaması sebebi ile ülkemizdeki iş ve işlemlerinde müvekkiline yardımcı olarak yol göstermeyi teklif ettiğini ve  müvekkili şirketin kuruluşu, banka hesabı açması ve benzeri konularda yardımcı olduğunu, davalı ... bu yardımları sebebi ile müvekkilinin güvenini kazandığını ve davalı ...'a Beyoğlu ... Noterliği'nin 14/07/2023 tarih ve ... Yevmiye sayılı vekaletnamesinin verildiğini, müvekkili tarafından düzenlenen banka transfer formu ve benzeri evraklar ile bankada işlem yapılması gerektiğinde kimi zaman davalıdan bu konuda da yardım alındığını, 05/09/2023 günü müvekkilinin ... Bankası Pendik Şubesi hesabında bulunduğu ve müvekkilinin rızası hatta bilgisi dahi olmadan 412.500,00EURO  tutarında bir  para transferinin yapıldığını, bunun üzerinde müvekkilinin derhal Türkiye'ye gelerek banka ile iletişime geçtiğini ve para transferinin davalı ... tarafından davalı şirket hesabına yapıldığı bilgisinin verildiğini, davalı ...'u vekillikten azledildiği ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin tek ortak ve yetkilisinin de davalı ... olduğunu, para transferine ilişkin formda transferin fatura ödemesi olarak düzenlendiğini ve davalı şirket tarafından müvekkili adına 412.500,00EURO bedelli e-arşiv faturası düzenlendiğini,  ancak taraflar arasında hiçbir zaman ticari ve hukuki bir ilişki olmadığını ve faturanın gerçeği yansıtmadığını, ayrıca müvekkiline yapılmış herhangi bir mal tedariği ya da hizmet ifasının da bulunmadığını, düzenlenen fatura sonrasında   davalı ...'un müvekkilinin düzenlenen faturadan haberdar olmaması için  müvekkilinin muhasebecisini değiştirdiğini ve bu durumun ilgili yerlerden sorulması gerektiğini, davalı ...'un müvekkilinin Türkçe bilmemesinden faydalanarak  müvekkilinin banka nezdinde kayıtlı cep telefonunu kendisine ait bir telefon numarası vererek bu numara üzerinden ilgili işlemlere teyit verebildiğini, ... Bankası'nın dosyada sunduğu yazı cevabında , davalı ...'un müvekkili banka hesabında yapılan işleme ilişkin olarak ... numaralı cep telefonundan teyit alındığını belirttiğini ve savcılık makamınca yapılan sorgulamada BTK tarafından verilen cevaba göre numaranın davalı ...'a ait olduğunun tespit edildiğini,  müvekkilinin davalı şirket tarafından düzenlenen faturayı öğrenir öğrenmez ihtarname düzenleyerek faturaya itiraz etmiş ve aynen iade ettiğini,  davalının haksız ve hukuka aykırı davranarak sebepsiz zenginleştiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ya da hukuki bir işlem  olmaksızın yapılan bu para transferine ilişkin 412.500,00EURO tutarındaki bedelin davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen müvekkiline verilmesi gerektiğini, davalı ...'un kendisine verilen vekaleti kötüye kullandığını, davalı şahsın kendi şirketine haksız sebeple para transferi yaptığını, davalıya gönderilen para üzerinde Savcılık Makamı tarafından bloke uygulandığını,  kabul anlamına gelmemekle birlikte,  transferin  taraflar arasında satım ilişkisine istinaden yapıldığı düşünülse dahi,  davalıya gönderilen paranın davalı tarafça satış ilişkisine konu edimini yerine getirmediğini ifadelerinde ikrar ettiği için paranın müvekkiline iadesi gerekmekte olduğunu, bu nedenlerle,  öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne,  davalının cevap verme süresi beklenilmeden ve müvekkilinin  parasını kaybetmesi, zarara uğrayacak olması, ticari faaliyetine devam etmekte zorlanması vs. sebeplerle teminat yatırabilecek durumunun mümkün olmadığını beyanla, kesin delil teşkil eden davalının ikrarı göz önünde bulundurularak öncelikle teminatsız, aksi halde uygun görülecek teminat karşılığında dava sonuna kadar olmak üzere; müvekkilinin ... Bankası Pendik Şubesi'nde bulunduğu iddia edilen  banka hesabından, davalı şirketin ... Bankası Pendik Şubesi'nde bulunan ... IBAN numaralı banka hesabına 05.09.2023 tarihinde gönderildiği iddia edilen 412.500,00 € tutarındaki para üzerinde ve şayet bu para başka kişilere transfer edilmişse transfer edilen hesaplardaki para üzerinde dava sonuna kadar tasarrufta bulunulamamasına bloke konulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bunun uygun görülmemesi halinde davalının mal kaçırma ihtimali olduğundan, açıklanan nedenlerle müvekkilinin teminatı yatırabilecek durumunun olmadığı da göz önüne alınarak öncelikle teminatsız, mahkememiz aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 01.11.2023 tarihli ara kararla;  \"...Mahkememizin 01/11/2023 tarihli ara kararı ile; Davacı  ... tarafından davalı ...Sanayi Ve Ticaret A.Ş.Limited Şirketi'nin ... Bankası A.Ş.'nin ... IBAN numaralı hesabına 05/09/2023 tarihinde 412.500,00 EURO tutarında havale işlemine konu paraya tedbiren, teminatla bloke konulmak suretiyle davalılar tarafından üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulmasının dava sonuna kadar önlenmesine...\" karar  verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle;  davacı tarafın iddialarının kötü niyetli olduğunu ve ihtiyati tedbirin hiçbir hukuki mahiyeti bulunmadığını, müvekkilinin davacı ile olduğu iddia edilen ticarete binaen 412.500,00EURO bedelli ve 21/08/2023 tarihli faturayı karşı tarafa tebliğ ettiğini, hatta faturayı  aynı tarihte davacı şirket yetkilisine '' Whatsapp '' yolu ile de gönderdiğini, davacı şirket yetkilisinin faturadan haberdar olduğunu ve faturayı kabul ettiğini, davacı şirket yetkilisine faturanında tebliğ edildiğini ve süresinde faturaya itiraz etmemesi sebebi ile yapılan para transferinin hukuka uygun olduğunu, davacı şirket yetkilisinin yapılan para transferinde banka memuruna onay verdiğini ve bununla beraber davacının haksız ve hukuksuz yere  suç duyurusunda bulunması sebebi ile  müvekkili hesaplarına bloke koyulmasına sebep olduğunu,  müvekkilinin hesaplarının blokeli olması sebebi ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararının hukuki etki ve mahiyette olmayacağını, para transferinin gerçekleştirildiği banka çalışanının soruşturma dosyasındaki ifadelerinde,  transferin davacı şirket yetkilisinin teyidi ile yapıldığını ayrıca  davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki olduğunu beyan  ettiğini,  bu nedenlerle yargılama yapılması gerektiğini ve davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 22.11.2023 tarihli ara kararla; \"...Dava; davacının banka hesabından,  davalı ... tarafından davacı şirketin banka hesabında yapılan ve  hukuka aykırı olduğu iddia edilen  işlem ile  davalı ...'un tek ortağı ve yetkilisi olduğu davalı şirketin banka hesabına 05.09.2023 tarihinde gönderilen ve haksız fiil sebebiyle sebepsiz zenginleşmeye neden olduğu iddia edilen 412.500,00 € tutarındaki paranın, paranın gönderildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte her iki davalıdan  müştereken ve müteselsilen tahsiline; aksi halde  taraflar arasında bir satım ilişkisinin var olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde dahi davalı şirketin iddia edilen satım ilişkisinden kaynaklı edimini yerine getirmediği ve temerrüde düştüğü iddiasıyla  davalı şirket hesabına 05/09/2023 tarihinde gönderilen 412.500,00 € tutarındaki paranın  davalı şirketten faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir. HMK'nun 389.maddesinde ihtiyati tedbirin şartları ve kapsamı düzenlenmiş olup, buna göre ileride bir hakkında elde edilmesini önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelebileceği durumlarda  mahkemenin teminatlı yada teminatsız olarak tedbir kararı verebileceği düzenlenmiş olup, dosyaya sunulan belgeler, dekontlar, davalının CBS'daki ifadesi ve diğer kayıtlar incelendiğinde, mahkememizce  teminat karşılığı konulan tedbire karşı davalının itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varıldığından talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbire itiraz dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrarla;  somut olayda müvekkilinin, davacı yandan alacağı mevcut olup müvekkilinin hala iş bu alacağa kavuşamadığını, davacı şirket yetkilisinin düzenlediği ve transfer esnasında onay vererek gerçekleştirdiği transferin akabinde kötü niyetli olarak şikayette bulunup müvekkilinin hesabına bloke koydurması sonucu müvekkilinin hala alacağına kavuşamadığını, müvekkilinin hala davacı yandan alacağını alamamasına rağmen müvekkili aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde olmadığını,  cevap dilekçesi ve beyan dilekçeleri ile ekleri de göz önünde tutulduğunda somut olayın yargılamaya muhtaç hukuki ihtilaftan öte gitmediği ve verilen ihtiyati tedbir kararının ölçülü olmadığı görüleceğini, sayılan sebepler ve yapılan açıklamalara binaen taraflar arasında gerçekleştirilen ticari satıma binaen yapılmış para transferine ilişkin yapılan yargılama sırasında verilmiş ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire itirazın kabulüne  karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, dava içinde verilen ihitiyati tedbir kararına yöneltilen itirazın reddi ara karının istinafına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbire itirazın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, eldeki davada davalı gerçek kişinin kendisine verilen vekaletin kolaylıklarından da yararlanarak ve davacının türkçe bilmemesinden faydalanarak, davacı hesabından kendisinin yetkilisi olduğu diğer davalı şirket hesabına davalı gerçek kişi tarafından doldurula, davacının bilgi ve rızası olmayan sahte banka transfer formu ile işlem yaparak dolandırıcılık suretiyle sebepsiz zenginleştiğini, taraflar arasında davalı hesabına para gönderilmesini gerektirir bir ticari ilişki de bulunmadığını, kaldı ki davalının ticari ilişki savunması kapsamında ürün teslim edilmediğini de savcılık ta beyan ettiğini, buna göre davalının sahtecilik ve dolandırıcılık suretiyle  Davacı hesabından davalı şirket hesabına gönderilen 412.500,00 EURO yönünden sebepsiz zenginleşme de yarattığı gözetilerek, bu tutarın her iki davalıdan tahsili talep edilmiştir. Dava konusu  paranın gönderildiği davalı hesabına dava konusu tutarın bloke edilmesi yönünde talep edilen ihtiyati tedbirin mahkemece teminat karşılığı kabul edildiği anlaşılmıştır. Davalının tedbire itirazının ise murafaalı yapılan inceleme sonucu reddedildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir. Davacının  iddia ve delilleri ile davalı savunmaları kapsamında, dosyaya sunulu dekontlar, davalının savcılık beyanları, taraflar arasındaki vekalet ilişkisi ve diğer deliler kapsamında dava konusu olan 412.500,00 Euro nun gönderildiği anlaşılan davalı hesabına havale işlemine konu bu tutar yönünden talimat ile bloke konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. İhtiyati tedbire itirazın karara   karara bağlandığı tarih itibariyle, savcılık soruşturmasının devam ettiği ve paranın gönderilmesine konu belgedeki imza yönünden inceleme aşamasının devam edip, imzanın sıhhati bakımından henüz raporun gelmediği anlışılmaktadır. Yasal düzenleme kapsamında dava konusu uyuşmazlık nedeniyle tedbir talep eden davacı tarafça HMK'nın 390/3 fıkrası gereğince kendisinin haklılığını yaklaşık ispat etmiş olduğunun kabulü  mümkün olup, tedbire itirazın reddinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Tedbir kararının teminat karşılığı verildiği, yalnızca  dava konusu tutar yönünden  davalı hesabına bloke konulması yönünde tedbir kararı verildiği, dava konusu işleme dair belgedeki imza yönünden henüz savcılık soruşturmasında neticelenen rapor alınmamış olduğu da dikkate alındığında ve ayrıca yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması halinde her zaman yeniden değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu da nazara alındığında, ilk derece mahkemesi takdirine göre  tedbire  itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3  maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar  vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 22.02.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcebf318b7f45bcc","SID":"cd3c7b8dcada18ce"}}