{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2533 <br>KARAR NO: 2024/217<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17.11.2023 Tarihli ara karar<br>NUMARASI: 2023/691Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava ve talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kapsamında faturalara konu mal satışı yapıldığını, malların davalı şirkete teslim edildiğini, e-arşiv faturaları düzenlendiğini, faturalardan kaynaklanan borcun ödenmesi yönündeki taleplerine rağmen borcun ödenmesinden imtina edildiğini, ihtarname keşide edildiğini, alacakların ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, gönderilen faturalara süresinde ve usulüne uygun bir itirazın olmadığını iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine ve  dava süresince müvekkilinin alacak hakkının temini bakımından  İİK'nın 257. maddesi gereğince, alacağı karşılamaya yeter miktardaki borçluya ait haczi kabil malların ihtiyaten haczine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.  Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında ihracat paketleme işi için anlaşma yapıldığını, davacı tarafın fiyat teklifinin müvekkili tarafından kabul edildiğini, bu anlaşma ile hem sandıklama hem de konteyner sabitleme işlerini yüklendiğini, davacı ile müvekkili arasındaki anlaşmanın müvekkili tarafından yüklenilen ödemenin çek ile ödenilmesi konusunda anlaşıldığını, davacının ihtarname sonrasında çek ile ödeme teklifinin olmayıp anlaşmanın dışında müvekkilinin ödemeyi çek ile yapmayı vaat ettiğini, müvekkilinin anlaşma uyarınca üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, sipariş formunda düzenlenen bedel kadar çek düzenleyerek davacıya ilettiğini, müvekkilinin kendi üzerine düşen ifa yükümlülüğünü davacıya önerdiğini, çekin davacı tarafça kabul edilmediğini, ödemeyi kabul etmediği gibi müvekkilinin uyuşmazlık öncesi ödeme yapma talebini ise borç ikrarı olarak niteleyerek haksız taleplerini haklı olduğu yönünde algı yaratmaya çalışmanın yanı sıra talep edilen miktar kadar bedelli olduğu beyan edilen ödeme çekini kabul etmeyip takibe girişmekle kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davacının ödemeyi kabul etmemesinin alacaklının temerrütünü teşkil etmediğini, yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının karşı ifa talebinde bulunamayacağını, hukuka uygun olmayan delilerle iddiasını ispata çalıştığını savunarak, davanın reddi ile %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 17.11.2023  tarihli ara kararında; \" ... öncelikle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilebilmesi için talep edenin haklılığını yaklaşık ispat ölçüsü ile ispatlaması gerekmektedir. Her ne kadar davalı tarafından takibe dayanak faturalar BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilmiş ise de davalı vekili tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile bir kısım ürünlerin müvekkiline hiç teslim edilmediği; teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu; verilen hizmetin ayıplı olduğu iddia edilmiş olup talep edilen alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti yargılamayı gerektirdiğinden ve yaklaşık ispat ölçütü yerine getirilmediğinden davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilerek ... \" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine,  karar vermiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme ara kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati hacizde yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, alacak miktarının faturalar, imzalı sevk irsaliyesi, sipariş formu, cari hesap ekstresi, ticari defterler, yazışmalar, BA formları ve diğer yasal delillerle sabit olduğundan ihtarnameyi tebliğ alan davalı tarafından müvekkili şirket çalışanı whatsap üzerinden çek görüntüsü atarak ödemenin çek ile yapılacağının belirtildiğini, mesaj içeriği incelendiğinde çekte yazan rakamın takip başlatılan miktar olduğunu, bu hususun borcun ikrarı mahiyetinde olduğunu, sevk irsaliyesinde davalı çalışanın imzasının bulunduğunu, ihtiyati haczin yasal unsurlarının oluştuğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın  iptali davası içinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararının İİK'nın 258/3.maddesi uyarınca istinafına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, somut davada ihtiyati haciz talebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ile mahkeme ara kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirkete 16.03.2023 tarihli sipariş teklif formunun düzenlendiği, teklif formunda toplam miktarın KDV dahil 113.049,90 TL olarak gösterildiği, fiyat ve sipariş onayı kısmının davalı şirket kaşesi ile kaşelendiği ve imzanın mevcut olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 21.03.2023 tarihli 15.782,50 TL bedelli, aynı tarihli 97.267,40 TL bedelli, e-arşiv faturalarının düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesine delil olarak e-arşiv fatura örneklerini, cari hesap ekstresini, sipariş formunu, davalıya gönderilen ihtarname örneğini ve davalı tarafından gönderilen whatsap yazışma örneklerini ibraz etmiştir. Davacı, 11.05.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlu şirket icra takibine karşı 17.05.2023 tarihinde itiraz etmiştir. İtirazında borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini ifade etmiştir. Davacı, itiraz üzerine iş bu davayı 19.07.2023 tarihinde açmıştır. Davalı yetkilisi tarafından gönderildiği kabul edilen whatsap yazışmalarına konu elektronik yazışmalarında gösterilen çekin, davalı şirketin takip konusu alacak miktarı kadar davacı adına keşide etmiş olduğu ve  keşide tarihinin 20.05.2023  olduğu, söz konusu tarihin ise takibe itiraz tarihinden sonraki tarih olduğu anlaşılmaktadır. Taraflarca çekin alacaklıya fiilen teslim edildiğine dair bir iddia ve savunmada bulunulmamıştır. Whatsap üzerinden çek fotoğrafının gönderilmiş olmasının borcun ödeme yöntemi olarak kabulü yönünde davalı savunması yerinde görülmemiştir.  İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Somut olayda, davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu delillerin İİK'nın 258. maddesi gereğince kanaat getirecek deliller olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davalı tarafça icra takibine itiraz aşamasından sonra whatsap yazışmaları ile ödeme aracı olan çekin görüntüsü davacı alacaklı tarafından iletilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere çekin ibraz edildiğine dair bir delil bulunmadığından mahkemece davacının alacak  miktarı üzerinden   teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin, ihtiyati haciz talebinin reddine dair 17.11.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile davalının 113.923,10 TL alacağı karşılamaya yeterli miktardaki haczi kabil menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının  ihtiyaten haczine,  2-İİK'nın 259. maddesi uyarınca takdiren %15 oranında belirlenen 17.088,46 TL nakdî teminat ilk derece mahkemesi veznesine yatırıldığında ya da aynı tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, kararın infazı için bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından, ihtiyati haciz talep eden  vekiline verilmesine, 3-Kararın Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden infazına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  istinaf peşin karar harcının ise  talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine, 7-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c46cb6c95cad5b7b","SID":"369228e8ed2c6e30"}}