{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1768 Esas <br>KARAR NO: 2024/227 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/442 Esas - 2021/363 Karar<br>TARİHİ: 12/04/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 19/03/2018 tarihinde taksitli ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/04/2021 tarih ve 2019/442 Esas - 2021/363 Karar sayılı kararında; \"Dava; İİK' nun 67/1 maddesine dayalı, itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasında 19/03/2018 tarihli ticari kredi sözleşmesi mevcut olup davalı sözleşmede borçlu sıfatı ile imzalamış olup, kullandırılacak kredilerden kaynaklı olarak 36 ay vadeli süre ile kredi sözleşmesi hükümleri çerçevesinde sorumlu olacağını davalının taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosya içindeki mevcut İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası, bankacı bilirkişiden alınan   kredi sözleşmesi ve tüm maddeleri değerlendirilmek suretiyle alınan 14/07/2020 tarihli kök ve 23/02/2021 tarihli ek rapor rapor denetime elverişli bulunmuş olup hükme esas alınmıştır.Taraflar arasında 19/03/2018 tarihli ticari kredi sözleşmesinin imzalandığı davalı ...'ın  imzalanan ticari kredi sözleşmesinde toplam 76.471,26 TL borcunun olduğu, buna mukabil 24/05/2019 tarihli hesap kat ihtarının davalıya 27/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği,  bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacı bankanın hesap kat tarihini 26/06/2019 tarihi olarak hesapladığı anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak kat tarihinden takip tarihine kadar faiz talep edebilecek olup dolayısıyla asıl alacak miktarına hesabın kat edildiği 26/06/2019 tarihinden takip tarihi olan 03/07/2019 tarihine kadar temerrüt faiz oranı üzerinden faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.  Bilirkişi raporunda asıl alacak miktarı olarak 76.471,26 TL hesaplanmış, takip tarihi itibariyle asıl borcun (76.471,26TL) takip öncesi işlemiş faizin  446,08 TL, % 5 BSMV  22,30 TL olmak üzere toplamda  76.939,64 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilerek davanın kısmen kabulü ile öte yandan alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 76.471,26 TL'nin %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 9,90 TL masrafın icra müdürlüğünde nazara alınmasına dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, Yerel Mahkeme dosyası incelendiğinde dosya kapsamında karar veren mahkemenin üzerine düşen araştırma ve inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hukuka aykırı bir karara imza attığının görüleceğini, yapılan yargılamada davaya cevap alınmamış olup müvekkilinin anayasal haklarının ihlal edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılamaya müvekkili ...'ın haklı sebeplerle katılamadığını, müvekkilinin yokluğunda hükmün açıklanarak Anayasa ve ilgili kanunlarla korunan haklarının ihlal edildiğini, Anayasanın \"Hak Arama Hürriyeti\" başlıklı 36. maddesinin; \"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" hükmünü içerdiğini; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin \"Adil Yargılanma Hakkı\" kenar başlıklı 6.maddesi 1 numaralı fıkrasının; \"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.\"  hükmünü içerdiğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin, 3 numaralı fıkrası b bendi gereği \"savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının\" vatandaşlara sağlanan haklardan olup Yerel mahkemece gerçekleştirilen yargılama neticesinde müvekkilinin bahsi geçen haklarının ihlal edildiğini; Kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması nedeniyle de kararın hukuka aykırı olduğunu, yapılan yargılamada görüldüğü üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmekle, davalı müvekkilinin icra itirazda haklı olduğu görülmekle, buna rağmen davalı müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması yönüyle de karar hukuka aykırı olup kaldırılmasının elzem bir durum olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taksitli ticari kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan taksitli ticari kredi sözleşmesi uyarınca davalıya ticari kredi kullandırıldığını, davalının kredi taksitlerini ödememesi nedeniyle hakkında takip başlatıldığını ve takibin yapılan haksız itiraz ile durduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı, davalının savunma hakkının kısıtlandığı, yokluğunda karar verildiği ve takibe yapılan itiraz haklı bulunmasına rağmen hatalı şekilde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiğine ilişkindir. Dosya kapsamından; davanın değeri itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu, dava dilekçesinin Mahkemece karar verilen esasa kaydından sonra 21.10.2019 tarihli tensip tutanağının hazırlandığı, dava dilekçesi, tensip tutanağı ve duruşma gününü bildirir tebligatın davalıya 09.11.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, yapılan tebligatta \"HMK'nın 127. maddesi uyarınca dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde davaya cevap verilebileceği, aksi halde davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların inkar edilmiş sayılacağı\"na dair ihtarın yer aldığı, davalı tarafından süresi içerisinde davaya cevap verilmediği, davalının 19.12.2019 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı, Mahkemece ön inceleme duruşma zaptının davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, duruşma zaptında ön inceleme aşamasının tamamlandığı ve HMK'nın 147. maddesi uyarınca tahkikata geçildiğinin karar altına alındığı, davalının bildirilen 12.03.2020 tarihli tahkikat duruşmasına da mazeretsiz olarak katılmadığı, aşamalarda  Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve tebligatların üzerinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca rapora karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde itiraz edilebileceğine ilişkin ihtarın yer aldığı, davalıya bilirkişi ek raporu ile birlikte 12.04.2021 tarihli duruşma gün ve saatinin de usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının mazeretsiz olarak bu duruşmaya da katılmadığı, Mahkemece anılan duruşmada tahkikatın tamamlandığı ve hükmün tefhim edildiği, basit yargılama usulünün HMK'nın 316 ila 322. maddeleri arasında düzenlendiği, 320. maddesi uyarınca Mahkemece, taraflar duruşmaya davet edilmeksizin dosya üzerinden de karar verilebileceği, 321. maddesi uyarınca tahkikatın tamamlanması ile Mahkemece taraflara esasa ilişkin ayrıca beyanda bulunmak üzere süre verilmeksizin karar verileceği, yapılan bu açıklama ve tespitlere göre İlk Derece Mahkemesi tarafından yargılama sürecince yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu, herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı, davalının kendisine tanınan savunma hakkını kullanmadığı, davalı tarafından davaya cevap verilmediği ve herhangi bir delil bildirilmediğinden Mahkemece yalnızca davacı tarafın delillerinin toplandığı ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, eksik inceleme ve araştırmanın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Dava İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası olup anılan yasa maddesinde; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, talep edilen alacak her iki taraf için de belirlenebilir olduğundan, Mahkemece davalının itirazının haksız olduğu meblağ, yani davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun tümden haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemece yapılan yargılamada usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 5.260,42 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.313,93‬ TL (59,30 TL+ 1.254,63 TL) harcın mahsubu ile bakiye 3.946,49‬‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. \t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"912878d2c23b5860","SID":"d86c5493f3b9cd9f"}}