{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/360 Esas 2024/350  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/360 <br>KARAR NO\t: 2024/350<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/76 Esas 2021/836 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t: <br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/02/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/03/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki ticari şirketin genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dolayı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %24 oranında hisse sahibi olduğunu, diğer şirket ortaklarından %12 paya sahip ve müvekkilin babası olan ...'nun 23/09/2014 tarihinde, müvekkilinin ağabeyi yönetim kurulu üyesi ve %24 paya sahip olan ...'nun ise 29/10/2015 tarihinde vefat ettiğini, vefatları üzerine sahip oldukları şirketteki hisselerinin terekeye dahil olduğunu, aynı zamanda ortak olan tüm mirasçıların hep birlikte külli halefiyet esasları uyarınca tereke üzerinde hak sahibi olduklarını, terekeye dahil toplamda %36 oranında şirket hisselerinin mirasçılar arasında henüz paylaşılmadığından terekede el birliği halinde mülkiyetin devam ettiğini, ne var ki aynı zamanda mirasçı olan diğer ortaklar Ortaklar Pay Defterine müvekkilinin katılımı, rızası ve onayı olmaksızın sanki tereke aralarında paylaşılmış gibi hisseleri işlediklerini, Ortaklık Pay Defterindeki hisse dağılımının gerçeği yansıtmadığını, şirketin 18/07/2014 tarihli genel kurulunda 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine ... ile ...'in seçildiğini, 29/05/2015 tarihinde ...'nun ölümü ile iki kişilik yönetim kurulunda kalan üyenin boşalan üyeliğe atama yapması için gerekli toplantı ve karar nisabını sağlayamamasından dolayı şirketin organsız kaldığını, ...'in organsız kalan şirketi 2015 yılından itibaren usul ve yasaya aykırı bir şekilde yönetmeye çalışmakta ve şirketi zarara uğratmakta olduğunu, anonim şirket hisselerinin hissedarın ölümü ile doğrudan mirasçılara paylı bir şekilde intikal etmeyip, mirasçıların şirket hisselerine elbirliği ile sahip olduğu gözetilerek yasaya açıkça aykırılık teşkil eden olağan genel kurulun başta şirketin henüz elbirliği halindeki %36 payına ilişkin elbirliği mülkiyeti kurallarına uyulmaması ardından da şirketin son beş yıldır yasanın emredici hüküm ve esaslarına aykırı bir şekilde yönetilmeye çalışılması nedeniyle 23/11/2019 tarihli olağan genel kurulun hükümsüzlüğünün tespitinin ve iptalinin gerektiğini, 03/05/2016 tarihinde yönetim kurulu tarafından şirket paylarının veraset belgesine uygun olarak pay defterine yazılmasına karar verildiğini, 06/05/2016 tarihinde miras payları üzerindeki elbirliği mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrildiğine ilişkin şirket tarafından müvekkiline ihtar çekildiğini, 01/11/2016 tarihinde ... tarafından şirketteki terekeye dahil hisselerin elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi talepli dava açıldığını, 2016/03-B sayılı yönetim kurulu kararında miras kalan payların mirasçılık belgesi uyarınca deftere işleneceği kararlaştırılmasına rağmen, Ortaklar Pay Defterine paylaştırılarak işlem yapılmış olduğunu, pay defterinin gerçeği yansıtmadığını ve son 5 yıldır terekeye dahil olan %36 hissenin genel kurulda temsil edilemediğini, şirketin organsız olmasından dolayı 23/11/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısı dahil olmak üzere ...'nun ölümünden bu güne kadar yapılan tüm yönetim kurulu kararları ve bağlantılı olarak genel kurulların yok hükmünde olduğunu zira genel kurul toplantılarına çağrının yetkisiz bir organ tarafından yapılmış olduğunu iddia ederek 23/11/2019 tarihli 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların hükümsüz olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin yalnız aile üyelerinin pay sahibi olduğu, kapalı tipte bir aile şirketi olduğunu, davacının baba ... ve kardeş ...'nun vefatından önceki dönemde şirketin murahhas üyesi ve %24 pay sahibi olduğunu, vefat eden aile bireylerinden her ikisinin de mirasçılarının diğer şirket ortakları olduğunu, veraset ilamı doğrultusunda yapılan pay tanzimine göre ... %32,50, ... %33,75 ve davacı ...'nun %33,75 oranına ulaştıklarını, daha sonra ...'nun şirket hisselerini ...'e intikal ettirdiğini, 18/07/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında davacının murahhas üyelik görevinden alınmasına karar verildiğini, yönetim kurulu başkanı olarak şirket ortaklarından . ..., başkan yardımcısı olarak da ...'in seçildiğini, 29/10/2014 tarihinde şirketin yönetim kurulu başkanı ...'nun vefatı üzerine boşalan yönetim kurulu üyeliğine ... tarafından TTK 363 madde hükmü doğrultusunda geçici olarak annesi ...'nu atadığını, geçici atama işleminin de 02/12/2017 tarihli olağan genel kurulunda onandığını, ölen şirket ortaklarının hisselerinin veraset ilamına göre usulünce mirasçılar arasında paylaştırıldığını, davacıya da miras kalan hissesinin tam olarak intikal ettirildiğini, davacının hiçbir hak kaybının söz konusu olmadığını, diğer taraftan müteveffanın menkul ve gayrimenkullerinin mirasçıları olan tüm şirket ortakları arasında imzalanan miras taksim sözleşmesi ile paylaşarak intikallerinin sağlandığını, davacının terekenin bütünüyle tasfiyesi ve paylaşılması konusunda iradesini ortaya koyduğunu, davacının miras hisselerinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu iddiası bir an için kabul edilse bile aidiyeti tartışmasız olan paylarla karar çoğunluğu sağlandığından bu iddianın genel kurulda alınan kararlar üzerinde hiçbir etkisinin bulunmadığını, payların tamamının dava konusu genel kurulda temsil edildiğini, davacının şirkette organ yokluğu iddiasının da asılsız olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğunu ve genel kurul çağrısının yok hükmünde olduğu iddiasının da dayanaksız olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; şirket ortaklarından %12 paya sahip ...'nun 23/09/2014 tarihinde, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı %24 paya sahip  ...'nun 29/10/2015 tarihinde vefat ettiği,  mirasın  külli halefiyet ilkesine göre mirasçılara bir bütün halinde toplam %36 payın intikal ettiği, mirasçıların birden fazla olması nedeniyle terekenin paylaşılmasına kadar mirasçılar arasında zorunlu miras ortaklığı meydana geldiği, tereke üzerinde iştirak halinde hak sahipliği gereği mirasçıların terekede yer alan değerler üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmak veya terekeyi yönetimlerinde hep birlikte hareket etmeleri gerektiği, diğer bir anlatımla mirasçıların terekeye dahil anonim şirket payları üzerinde iştirak halinde mülkiyet esaslarına göre tasarruf etmelerinin gerekeceği, vefatlar sonrası %36 şirket hissesiyle ilgili terekeye temsilci tayin edilmediği, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'nun 29/10/2015 tarihinde vefat etmesinden sonra  ...'in tek yönetim kurulu üyesi olarak kaldığı, boşalan yönetim kurulu üyeliğine şirket pay sahiplerinden annesi ...'nu yönetim kurulu üyeliğine atamış ise de TTK'nın geçici üye atanmasına ilişkin 363. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, TTK 363/1 maddesinin uygulanabilmesi için üyelikteki boşalmaya rağmen geriye kalan üyelerin TTK 390/1 maddede yer alan veya esas sözleşmeyle ağırlaştırılan toplantı nisabını sağlayabilecek sayıda olmasının  arandığı, ayrıca bu nisabın hesabında (boşalan üyeliğin veya üyeliklerin de dahil edildiği) üye tam sayısı esas alınacağı (Kırca-Şehirali Çelik- Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku, cilt 1 shf 421),  yönetim kurulu üyesi/başkanı ... tarafından mirasçılık belgesindeki pay oranlarına göre paylaştırma yapılarak pay defterine işlenmiş ise de sadece miras ortaklığını deftere kaydedebileceğinden dava konusu genel kurulda bütün payların temsil edilmiş olduğu yönündeki bilirkişi görüşüne bu yönüyle iştirak edilmediği, açıklanan nedenlerle muristen intikal eden paylar iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olup TTK 477/1 maddesi uyarınca mirasçılar paya bağlı haklarını şirkete karşı atanan iradi temsilci ile kullanabileceklerinden ve böyle bir temsilci de  bulunmadığından dava konusu genel kurulu  çağrısız bir genel kurul olarakta kabul edilemeyeceği ve  23/11/2019 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran kişilerin çağrı yetkisi bulunmadığı, çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların (nitekim terekeye dahil payların hazirun cetvelinde de gösterilmediği de değerlendirildiğinde) yoklukla malul olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, yönetim kurulu üyesinin yaptığı her toplantı çağrısına eksiksiz olarak katıldığını, ölen şirket ortaklarının mirastan doğan hisselerinin paylaştırılmasının da hukuka aykırı olduğu ve bu payların hazirun cetvelinde gösterilmediği gerekçeli kararda belirtilmiş  ise de bu durumun çağrı yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle toplantının yok hükmünde olduğunun tespitinde dikkate alınmasında olanak bulunmadığını, bu hususun çağrı işlemini nasıl sakatlayacağının anlaşılamadığını, toplantı çağrısına ilişkin işlemin yasaya uygun olduğunu, geçici yönetim kurulu atama işleminin geçerli olduğunu, dava konusu toplantıya ilişkin çağrının geçici yönetim kurulu üyesi atanması ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının ve tüm pay sahiplerinin katıldığı genel kurul toplantısının sırf çağrıda usulsüzlük sebebiyle yok hükmünde kabul edilmesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, hazirun cetveline ilişkin hususların toplantı çağrısı bakımından yetkisizliğe gerekçe oluşturamayacağını, hazirun cetveli hatalı olsa dahi bu hususun tek başına genel kurulu geçersiz kılmayacağını, toplantıya tüm şirket ortaklarının katıldığını ve her durumda toplantı ve karar yeter sayılarının sağlandığını, hazirun cetvelinin gerçek hak sahipliği durumunu gösterdiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı ... Şirketin  2018 yılına ilişkin 23/11/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüz olduğunun tespiti, hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı vekilleri istinaf incelemesi sırasında UYAP ortamından elektronik imzalı olarak gönderdiği 29/02/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, bildirmiştir.<br>\tDavalı vekili de 27/02/ 2024 tarihli dilekçesinde tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden avukatlık ücreti ve yargılama gideri talep etmediğini bildirmiştir.<br> Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.<br>Ayrıca 7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. Maddesiyle HMK'nın 307. Maddesine eklenen 2. Fıkrada \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.\" hükmüne yer verilmiştir. \t<br>\tDosyada mevcut Ankara 34. Noterliğince düzenlenmiş 19/12/2013 tarih 27880 yevmiye nolu vekaletnamede davacı vekilinin davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.  <br>\tSomut olayda, davacı vekili davadan feragat ettiklerini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur. Bu durumda davacı vekillerinin istinaf başvurusunun davacı tarafın davadan feragati nedeniyle kabulüne, davacı vekillerinin davaya ilişkin usul ve yasaya uygun feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesince davada verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin talebi bulunmadığından lehlerine istinaf yargılama giderine hükmedilmemesine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.   <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle<br>\tA)1-Davacı vekillerinin istinaf isteminin davacının davadan feragati nedeniyle KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  09/12/2021 tarih ve2020/76 Esas 2021/836 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, <br>\tB) 1-Davacı tarafından açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının 2/3'ü olan  285,06  TL'nin başlangıçta peşin alınan  54,40 TL nispi harcın mahsubu ile eksik alınan 373,2‬0 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan 54,40 -TL başvuru harcı, 7,80 TL vekalet harcı, 2.189,15 TL tebligat ve posta gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.251,35‬ TL  yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Davalı taraf talep etmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>\t6-HMK'nın 333. Maddesi gereği taraflarca yatırılan ve kullanılmayan varsa gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davacı taraftan alınan istinaf maktu karar harcı 80,70  TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde istinafa başvuran tarafa iadesine, <br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t4-İstinafa başvuran davacı tarafından varsa yatırılan ancak kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2024<br><br><br><br> Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                       Zabıt Katibi -...<br>  ...            ...          ... \t...<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0516ada56669e69e","SID":"4aa347aee89dd3b1"}}