{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2021/1216 Esas 2024/172  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1216 <br>KARAR NO\t: 2024/172<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA  8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/432 Esas 2021/216 Karar<br>DAVACI\t\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Yönetim Kurulu Kararının Batıl Olduğunun Tespiti<br>DAVA TARİHİ\t: 01/10/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t  : 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t  : 01/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki asıl ve birleşen davada yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurulduğu tarihten bu yana %25 ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin %64 hissesinin yönetim kurulu başkanı ...'ye, %10 hissesinin ise yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'ye ait olduğunu, davalı şirketin 3 kişilik bir yönetim kurulunun bulunduğunu, yönetim kurulu başkanı ... ile başkan yardımcısı ...'ye ait, dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'nin işlerinin kötü gitmesi üzerine müvekkilinin de ortağı olduğu şirketten çeşitli zamanlarda dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'ne toplam 26.347.352,48 TL borç verildiğini, borcun kısa sürede ödeneceğinin vaadedildiğini, ancak anılan şirketin 2018 yılında konkordato talep ettiğini ve böylece müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin borcunu tahsil etmesinin konkordato şartlarına bağlandığını, konkordato alacaklılar toplantısına esas olarak ve ortaklarının lehine olacak şekilde yardımcı olmak için müvekkilinin yönetim kurulu üyesi sıfatı ile alacakların konkordato projesindeki gibi ödenmesi konusunda 24/12/2019 tarihinde karar alarak olumlu oy kullandığını, davalı şirketin 10/02/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında ise firmaları adına ... İnş. Paz. A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan bonoların şirket ortaklarının ... ve ...'a alacakları karşılığı cirolanarak bilançoda ortaklara borçlar kaleminin tasfiye edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ... İnş. Paz. A.Ş.'nin konkordato projesinin konkordato tasdikinden itibaren ilk 2 ay içerisinde alacaklılara 5.000,00 TL ödenmesinden sonra varsa asıl alacakların takip eden 48 ayda eşit taksitler halinde ödenmesine şeklinde 07/02/2020 tarihinde tasdik edildiğini, şirketin diğer iki yönetim kurulu üyesi tarafından müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında bir takım kararlar alınarak tüm ortakların onayı ile alınmış olan yönetim kurulu kararlarının ilga edildiğini, ortaklığın sermayesinin yok edildiğini, yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısının birlikte şirket kaşesi üzerine imzaları ile konkordato mahkemesinin karar tarihinden önce mahkemeye 27/12/2019 tarihinde davalı şirketin alacaklarının konkordatonun tasdikine uygun şekilde ödenecek tüm borçların ödenmesinden sonra talep edeceklerini taahhüt ettiğini, 03/02/2020 tarihli yazı ile de ... ve ... imzalı yazıyla davalı şirketin konkordato talep eden şirketten alacak tutarı olan 26.347.352,48  TL'nin konkordatonun tasdik edilmesi halinde 48 aydan sonraki 5 yıl içerisinde faizsiz, 1 bir yıl ödemesiz, takip eden 4 yılda aylık eşit taksitler halinde ödenmesine muvafakat edildiğine ilişkin mahkemeye yazı gönderildiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine ihtarname keşide edilerek bu konuda dahil olmak üzere bir takım konuları görüşmek üzere yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasının talep edildiğini, 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında ise konu borcun tahsili ile ilgili erteleme kararlarının şirketi zarara uğrattığını ve şirketin bankalara ve piyasaya davalı olduğu borçlarını ödemesi için dava dışı ... A.Ş.'nin borçlarını konkordato mahkemesi kararı çerçevesinde ödenmesi gerektiğini talep ettiklerini, ancak diğer iki yönetim kurulu üyesinin olumsuz oyu, müvekkilinin karşı oyuyla oy çokluğu ile reddedildiğini, anılan yönetim kurulu kararının şirketin menfaat sahipleri ve yetkili kurullarınca değerlendirilmediğini, yazıda belirtildiği şekilde feragat, vazgeçme, faizsiz erteleme kararı alınmadığını, konkordato talep eden şirketin 2 ortağı olan ... ve ... tarafından kararın imzalandığını, kar elde etmek amacıyla kurulmuş bir ticari şirketin bu kadar uzun dönemli ve faizsiz bir borç vermesinin TTK ve muhasabe ilkelerine aykırı olduğunu, bu karar ile ... ve ...'nün şirketin mal varlığını kendilerine ait başka bir şirkete örtülü olarak aktarılmasını sağladıklarını, müvekkilinin kar payı ve gelir alacaklarını yok ettiklerini, böylece borç alan şirketin borçlarının, borcu ödeyecek şirketin ortaklarının tek başına, eski yönetim kurulu kararının aksine aldıkları kararla vadesinden 9 yıl sonraya borcu faizsiz olarak ertelediklerini, davalı şirket ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek davalı şirketin 03/02/2020, 27/12/2019 tarihli yönetim kurulu kararları ile 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararının 1. maddesinin batıl olduğunun tespitine, mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada ileri sürelen iddiaları tekrar ederek, yönetim kurulu başkanı ... ve başkan yardımcısı ...'ye ait olan dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'ni işlerinde ve yatırımlarında kullanmak üzere değişik zamanlarda ve farklı kurlardan borç verildiğini, çeşitli zamanlarda toplam 26.347,352,48 TL borç verildiğini, borcunda kısa sürede ödeneceğinin vaadedildiğini, anılan şirketin 2018 yılında konkordato talep ettiğini, davalı şirketin borcu tahsil etmesinin konkordato şartlarına bağlandığını, şirketin sermayesinin azalmaya başladığını, kar dağıtımının engellenme çabalarının başlatıldığını, şirket kasasındaki nakit paranın yönetim kurulu başkanı ... ve başkan yardımcısı ... tarafından kendilerinin hakim ortakları oldukları başka şirketlere aktarıldığını öğrenen davacı tarafından yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasını talep edildiğini, 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında davacının bütün taleplerinin kardeş olan diğer iki yönetim kurulu üyesinin olumsuz oyları ve davacının karşı oyları ile oy çokluğu ile reddedildiğini, davalı şirketin iki kardeş yönetim kurulu üyesinin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında sözlü olarak bonoların vadelerini ötelediği gibi gelen tüm bonolarında kendi hakimiyetleri altındaki bir başka şirkete aktarılmasını sağladıklarını ifade ettiklerini, aktarma sebebi şartları ve miktarı gibi önemli bilgilerin davacıya verilmediğini, dava dışı ... İnş.Paz.A.Ş.'dan bono ile tahsil edilmesinden sonra bonoların cirolanarak ortaklara borçlar kaleminin tasfiyesi için kullanılması gerekmekte iken bu  bonoların şirkete hiç alınmadığını, alınmamasına rağmen düzmece ve gerçek dışı muhasebe kaydı yapılarak kendisine teslim edilmiş gibi gösterildiğinin anlaşıldığını, şirketin bazı önemli kaynaklarının açıklanmayan bir şekilde ortadan kaybolduğunu, yönetim kurulu başkanının kendisine ve ailesine ait şirketler ile yapılan işlemlerde ortaklar arası eşit işlem ilkesine aykırı menfaatler elde edildiğini belirterek davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararının 2,3,4,5,7,9 numaralı maddelerinin batıl olduğunun tespitine, mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ortaklarının hali hazırda ..., ..., ... ve davacı olduğunu, davacının 15/06/2011 ile 13/09/2019 tarihleri arasında şirketin yöneticiliğini, 2012 yılından sonra 13/09/2019 tarihleri arasında genel müdürlüğü görevini yürüttüğünü, dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'ye borç verme işleminin bizzat davacının genel müdürlüğü döneminde bilgisi, onayı ve imzası ile gerçekleştiğini, dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'nin mevcut borçlarını ödeyerek faaliyetine devam edebilmek için 2018 yılında konkordato talep etmek zorunda kaldığını ve konkordato projesinin onaylandığını, halen ve  üstelik turizm sektöründe yaşanan tüm olumsuzlukların üstüne tüm dünyada yaşanan pandemi nedeniyle turizm tamamen durmuş olmasına rağmen dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş. ortakları ve tüm aile bireyleri tarafından büyük özverilerle mahkemece onaylanan konkordato projesine uygun olarak ödemelerini yapmaya devam ettiğini, projenin tüm borçların \"konkordato tasdikinden itibaren ilk 2 ay içerisinde, alacaklılara 5.000,00 TL ödenmesinden sonra varsa asıl alacakların takip eden 48 ayda eşit taksitler halinde ödenmesine\" şeklinde 07/02/2020 tarihinde tasdik edildiğini, konkordato mühlet sürecinde dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'nin elde edeceği gelirle projesinde belirtilen şekilde ve sürede tüm borçlarını ödeyebilme ihtimalinin olamayacağı, bu durumda projenin tasdikinin imkansız hale gelebileceği ve şirketin iflasına hükmedilebileceği anlaşıldığından şirketin ayakta tutulması ve tüm alacaklıların alacaklarına kavuşabilmesi amacıyla stratejik bir karar verilmesi gerektiğini ve müvekkili şirketin, ... Tur. Tic. A.Ş., ... San. A.Ş. ve ... şahsi alacaklılarının diğer alacaklılardan sonra almaya beyan/taahhüt ettiklerini, konkordato projesinin onaylanmamasının ... İnş. Paz. A.Ş.'nin iflası ile sonuçlanacağının açık olduğunu, bu hususun konkordato nihai raporunda da açık olarak belirtildiğini, borçların ödenebilmesinin tek yolunun otelin çalışıp gelir elde edebilmesi olduğunu, iflas halinde borçlarını, dolayısıyla müvekkili şirkete olan borçlarını ödemesinin de mümkün olamayacağını, şirket temsilcileri ... ve ... tarafından 13/09/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile verilen yetki ve bu yetkiye dayalı 22/09/2017 imza sirküleri kullanılarak çift imza ile şirket adına Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2018/378 esas sayılı dosyasına önce 27/12/2019 tarihli beyan, bunun tasdik için yeterli olmaması nedeni ile 03/02/2020 tarihli beyan/taahhütte bulunulduğunu, bu beyan/taahhütün konkordato komiserleri tarafından düzenlenen nihai rapora olumlu olarak yansıtıldığını mahkemece bu hususun olumlu şekilde dikkate alınarak projenin tasdik edildiğini, iddia edildiği gibi yönetim kurulu kararı olmadığını, şirketi temsilen ve temsil yetkisi kullanılarak mahkemeye verilen bir beyan/taahhüt olduğunu, konkordato tasdik kararının istinaf incelemesinden geçtiğini, davacının davalı şirkete herhangi bir borç vermediğini, müvekkili şirket hesaplarını hiç bir zaman davacı tarafından nakit girişi yapılmadığını, ödenmemiş sermaye borcunu dahi ödemediğini, ortaklardan ... hesaplarından yapıldığını, davalı şirket hesaplarında mevcut nakit girişlerinin büyük kısmının ... İnş. A.Ş. tarafından yapıldığını, davalı şirketin kredi ödemelerinde yaşadığı sorunlar sonucunda hesaplarında bloke olması nedeniyle ... İnş. A.Ş. hesaplarından nakit çekilerek davalı şirket hesaplarına nakit olarak girişinin sağlandığını, ...'nün kendi alacak hesabının, davacının iddia ettiği kişisel kayıtlarının kat ve kat üzerinde olduğunu, esasen kimse için bir kayıp söz konusu olmadığını, sehven yanlış yapılan muhasebe kaydının gerçekte yapılan işleminin tam olarak yansıtacak şekilde düzeltilmesinden ibaret olduğunu, davacının muvafakata ilişkin şirket yazısının batıl olduğuna dair yönetim kurulu kararı alınması ve ilgili mahkemeye bildirilmesi talepli yönetim kurulunun toplantıya çağrılması talebinde bulunulduğunu, 02/09/2020 tarihinde toplantının yapıldığını, toplantıda davacı tarafından 03/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğu ve bu durumun Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2018/378 sayılı dosyasına bildirilmesi isteminde bulunulduğunu, istemin ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla reddedildiğini, söz konusu kararın ... ve ...'nün kişisel menfaatiyle alakalı olmadığını, 2 ayrı tüzel kişi tacir şirketi ilgilendiren bir karar olduğunu, ... ve ...'nün müzakereye katılmayı engeller bir durumun söz konusu olmadığını, davacının genel müdürlüğünün devamı sırasında verilen borçların tahsil imkanı hiç yokken bu beyanın verilmesi ile tahsil imkanın sağlandığını, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tBirleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 02/09/2020 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yaparak şirket yönetimi hakkında 10 maddeden oluşan çeşitli kararlar alındığını, 05/10/2020 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kuruluna ..., ...'nün seçildiğini, şirketin 2011 yılından 2019 yılı sonuna kadar davacı tarafından yönetildiğini, davacının yönetimi süresince hiçbir zaman kar elde edemediğini, zarar ettiğini, dava dışı ... İnş. Paz. A.Ş.'ne borç verme işleminin davacının genel müdürlüğü döneminde bilgisi, onayı ve imzası ile gerçekleştiğini, davacının rekabet yasağını da ihlal ederek müvekkili şirketin faaliyetleri ile faaliyet alanı bire bir örtüşen bir başka şirkette üst düzey bir görevde işe başladığı ve bu durumu şirketten gizlediğinin 2020 yılı Temmuz ayında öğrenildiğini, müvekkili şirket tarafından davacının imzası olmayan hiçbir para transferinin yapılmadığını, dava dilekçesinde \"bazı şirketlerin işlemleri ile şirketin sermayesinin 10 milyonlarca TL kaybı ve şirketin 10 milyonlarca zararı anlamına gelen konular\" başlığı altında 7, 8, 9 ve 10. maddeler olarak numaralandırma yapılarak anlamsız kendi içinde çelişkili, gerçeğe aykırı ve kötü niyetli beyanlarda bulunulduğunu, alınan kararların yerinde olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, anonim şirketin en önemli amacının kar elde edip karı ortaklar arasında paylaştırmak olduğu, kar payı alma hakkının ortakların mali haklarından en önemlisi olduğu, işbu davada şirketteki alacağın bütün alacakların ödenmesinden sonraki 5 yılda ve de 1 yıl ödemesiz olarak kalan 4 yılda eşit taksitlerle ödenmesinin kabul edilmesinin davalı şirket açısından büyük miktarda faiz kaybı olduğu, mevcut ve ileride ödenecek borçları açısından faiz yükü ile karşı karşıya geleceği, bu tasarrufun şirketin asıl amacı ile bağdaşmadığı ve şirket pay sahiplerini olumsuz etkileyeceği, 03/02/2020 tarihli taahhüt kapsamında bu işlemle bağlantılı 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 1 nolu kararın batıl nitelikte olduğu kanaatine varılmakla bu karara ilişkin dava kısmının kabulüne ve bu kararın yoklukla batıl olduğunun tespitine, 03/02/2020 tarih ve 27/12/2019 tarihli işlemlerin şirket yetkilisi tarafından verilen taahhüt niteliğinde olduğu, karar niteliğinde olmadığı, mahkemece yasa çerçevesinde yönetim kurulu kararı veya genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti veya iptaline karar verilebileceği, taahhütname niteliğinde olmakla bu iki taahhütnameye yönelik batıl olduğunun tespitine ilişkin mahkememizden istenilen talebin reddine karar vermek gerektiği, birleşen davada davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2,3,4,5,7 ve 9 nolu kararların batıl olduğunun tespiti talebinde bulunulmuş olup, bu kararların müzakereye katılma yasağına girmemesi, ayrıca karar nisabı ve içerik olarak batıl bir yönünün olmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 1 numaralı kararına yönelik davanın kabulü ile bu kararın yoklukla batıl olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada davanın kısmen kabulü kararının eksik olduğunu, asıl davada batıl olduğunun tespitini iptalini talep edilen her iki yönetim kurulu kararının da birbirini teyit eden, şirket yönetimi tarafından aynı içerik ve aynı sebeple alınmış esasen mükerrer kararlar olduğunu, bu sebeple dava dilekçesinde detaylıca açıklandı üzere bu kararlar birbiri ile bağlantılı ve ancak aynı içerikte kararlar olduğunu, mahkemece diğer kararların yalnızca şirket tarafından verilen bir taahhüt olduğunu, bir yönetim kurulu kararı olmadığı yönündeki görüşe iştirak etmenin mümkün olmadığını, zira asıl davada reddedilen kısımda bahsedilen yazılar, şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalandığını, üçüncü kişi ve kurumlar nezdinde infaz edilebileceğini, şirketin bağlayıcı hale getirildiği kararlar olduğunu, bu sebeple bu kararlarının yönetim kurulu kararı niteliğinde değerlendirilmemesi hatalı bir değerlendirme olduğunu, birleşen dava yönünden ise  mahkemece yalnızca bilirkişi raporundaki görünen muhasebe kayıtlarının esas alındığını, oysa dava dilekçelerinde ve beyanlarında ısrarla davalı şirkette mevcut yönetim kurulunun talimatıyla gerçek dışı muhasebe kayıtları yapıldığını, geriye dönük kayıt değiştirildiğini, batıl olduğuna karar verilen YK kararı olmasaydı şirketin kar dağıtabileceğini, şirketin zarar etmesinin ve bu sebeple kar dağıtamama sebebinin zaten bu durum olduğunu, yönetim kurulu başkanı ...'nün başkaca şirketlerin davalı şirketten alacaklarını sanki kendi alacağı gibi göstererek ortaklara borç cari hesabına işlediği iddia edildiğini, dosyadaki bilirkişi raporu tespitleri ile bu iddialarının sabit olduğunu, beyanlarındaki iddialarının tam da bu gerekçelere dayalı olmasına ve bilirkişi raporunda da bu tespitler yapılmış olmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporunun yalnızca sonuç kısmı esas alındığını, bilirkişi heyetince rapor içeriğinde yapılan ve iddialarını doğrulayan tespitlerin incelenmediğini, mahkeme kararın aleyhlerine olan kısımların kaldırılması gerektiğini, şirket kurulduğundan beri hiç kar dağıtmadığını, ilk yıllarda kar dağıtılmayarak yatırımlar yapıldığını, bu yatırımlardan daha çok para kazandığını, ancak kasadaki paranın kar olarak dağıtılacak zamanı geldiğinde ise bu paralar yönetim kurulu başkanı olan ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olan kardeşi ...’ye ait bir başka şirkete aktarıldığını, müvekkilinin birçok iş ve işleminde şirketin sermayesinin azaltılmaya başlandığını, şirketin banka borçlarını ödeyemez durumuna düştüğünü, bir çok zaman çok yüksek temerrüt faizleri ile kaşı karşıya kalındığını, piyasa borçları ödenemediği için piyasada itibar kayıp ettiğini ve yeni işler geliştirilemediğini, personel maaşlarının aylar mertebesinde geciktiğini görünce durumdan rahatsızlığını yönetim kurulu başkanı ...’ye aktardığını, şirketin gidişatının ve sermayesinin değer kaybının daha kötüye gitmesini engellemek için, verilen borcun ...’nün şahsının ve/veya ailesinin diğer imkanlarıyla geri getirilmesini talep ettiğini, şirket ... A.Ş.’ye verilen 26 Milyon TL'nin üzerindeki borç sebebiyle kar dağıtamadığını, müvekkilinin sermayesinin korunması gerekliliği sebebiyle bildirdiği haklı talepleri karşısında ise müvekkilinin, davalı şirketten uzaklaştırılmaya başlandığını, müvekkili ...'ın, yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirketten fiilen uzaklaştırıldığını, sonuç olarak şirketin iş ve işlemlerinin de müvekkilinden gizlenerek 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin yapılan birçok mali iş ve işlemlerde onayının da alınmadığı, müvekkilinin çağrısı üzerine toplanan 02.09.2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında ise müvekkilinin bütün talepleri, kardeş olan diğer iki yönetim kurulu üyesi kendi şahsi ve şirket dışı menfaatlerine aykırı olduğu için, olumsuz oyları ve müvekkilinin karşı oyları ile oy çokluğuyla reddedildiğini, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin diğer iki yönetim kurulu üyesi tarafından müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında birtakım önemli kararlar alındığını, müvekkilinin itirazlarını bildirdiğini, ancak hakim iki kardeş ortak tarafından alınan kararlarla ortaklığın sermayesi yok edildiğini, alınan kararlar ile şirketle işlem yapma yasağı ihlal edildiğini, hissedarlar arası eşit işlem ilkesine açıkça aykırı davranıldığını, anonim şirketin temel yapısı olan sermayenin korunması ilkesine açıkça aykırı davranıldığını, ... İnşaat Paz. A.Ş. Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 E. sayılı dosyası üzerinden konkordato ilan ettiğini, bu konkordato sürecinden önce davalı şirketten toplam 26.347.352,48 TL borç aldığını, konkordato projesine ve davalı şirketin eski tarihli tüm ortakların ittifakla aldıkları 10/02/2020 yönetim kurulu kararına göre ise borç bonolar ile ödeneceğini, bu bonolar da öncelikle davalı şirketin ortaklara yani ... ve ... borçlarının ödenmesi için kullanılacağını, , kalan bonoların ise davalı şirketin başkaca piyasa borçlarının ödenmesi için veya işlerin teminatı için kullanılacağını, bu durumda 26.347.352,48 TL tutarında bono şubat 2020 tarihinde ... AŞ.’den alınacağını, buna karşın 2019 Kurumsal Vergi Beyannamesine esas olan mizan ve diğer mali raporlarda yer aldığı şekilde şirketin iki kardeş yönetim kurulu üyesi; bu bonoların vadeleri ötelediği gibi gelen tüm bonoların da kendi hakimiyetleri altındaki bir başka şirkete aktarılmasının sağlandığını, müvekkili ve yönetim kurulu Başkanı ...’nün alacaklarının belirlendiğini, böylece tek başlarına yapılan işlemler ile yönetim kurulu başkanınca alınacak bono miktarı da afaki olarak 3 Milyon TL civarında yükseltildiğini, şirket kasasında kalması gereken bono rakamının ise düşürüldüğünü, böylece ...’a 2.586.583 TL bono tahakkuk edileceğini, ...’ye verilecek olan bono bedelinin ise 18.929.106,77 TL’ye yükseltildiğini, şirket kasasında kalması gereken bono tutarının ise 4.831.662,71 TL’ye düşürüldüğünü, ancak şirketin iki kardeş yönetim kurulu üyesi yapılan 02.09.2020 yönetim kurulu toplantısında sözlü olarak bu bonoların vadeleri ötelediği gibi gelen tüm bonoların da kendi hakimiyetleri altındaki bir başka şirkete aktarılmasını sağladıklarını ifade ettiğini, ancak aktarma sebebi, aktarma şartları, aktarılan miktar gibi önemli bilgilerin müvekkiline verilmediğini, müvekkili tarafından şubat 2020 sonrası defalarca kendi alacağı ve şirket kasasına kalacak bonoların akıbeti sorulduğunda kendisine bonolarla ile ilgili bilgi verilmediği gibi bonoların alınmadığı şeklinde çelişkili bilgilerin verildiğini, müvekkili alacağının kaydi olarak azaltılarak gerçeğe aykırı muhasebe kaydı oluşturulduğunu anladığını, bu işlemin gerçek duruma göre düzeltilmesi Ankara 30. Noterliğinin 29.07.2020 tarihli ve 08005 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile istendiğini, bu sayılan kayıtlar ise mahkemece inceletilmediğini, bilirkişilerin görünen kayıtlar üzerinde yaptıkları tespitler ile yetinildiğini, oysa tekraren belirtmek gerekir ki iddialarının kaynağı mali raporlara aykırı işlem yapıldığından çok mali raporların kasten gerçek dışı düzenlenmesi olduğunu, kaldı ki bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde detaylıca belirttikleri üzere bu şişirme kayıtların varlığının açıkça tespit edildiğini, dava konusu yönetim kurulu toplantısında alınan kararların ortaklıkla işlem yapma yasağına ve ortaklar arasındaki eşit işlem ilkesine açıkça aykırı, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, TTK'nun 202. maddesi uyarınca hakim şirket ile ilişkisi olduğundan şirket genel kurulunda görüşülmesi gerekirken yönetim kurulunda görüşülerek karara bağlanmış olması sebepleri ile TTK'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunu, ancak davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı kardeşi ... kendilerince aldıkları kararlar ile anonim ortaklığı kendi ortaklıkları haline dönüştürdüklerini, müvekkilinin muhalefetine rağmen alınan kararlar ile yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ... şirketin mal varlığını kendilerine ait başka bir şirkete, örtülü olarak aktarılmasını sağladığını, müvekkilin kar payı ve gelir alacaklarını yok ettiklerini, dava konusu yönetim kurulu kararı ortaklıkla işlem yapma yasağına ve ortaklar arasındaki eşit işlem ilkesine açıkça aykırı, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahibi müvekkilin oylamaya katılma ve itiraz haklarını kullanamadığını, TTK'nun 202. maddesi uyarınca hakim şirket ile ilişkisi olduğundan şirket genel kurulunda görüşülmesi gerekirken yönetim kurulunda görüşülerek karara bağlanmış olması sebepleri ile TTK'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunu, anılan kararların müzakerelerine ise TTK'nun 393. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’nün katılmaması gerektiğini, müvekkilce müzakereler sırasında bu durum belirtildiğini, ancak bu iki yönetim kurulu üyesinin müzakerelere katılmadığını, davalı şirketin 02.09.2020 günlü yönetim kurulu kararlarının tamamı batıl bulunduğunu, davalı şirketin 02.09.2020 günlü ve 2 ve 3 numaralı yönetim kurulu kararı ile şirket kasasında bulunması gereken bonoları kendilerinin hakimiyetindeki ... A.Ş.’ne cirolayarak verme kararı aldığını, böylece şirket kasasında bulunması gereken bonoları müvekkilin alacaklarına karşılık almasının önüne geçtiğini, bu alacakları kendi hakimiyetlerindeki bir başka şirkete aktardıklarını, müvekkiline bu bedelin ne amaçla kullanıldığına dair hiçbir bilgi verilmediğini, sadece borç alınmıştır ifadesi kullanıldığını, böylece ortaklar arası eşit işlem ilkesine aykırı şekilde yönetim kurulu başkanınca kendi hakimiyetlerindeki bir başka şirkete kazanç aktarımı yapıldığını, her iki kararla ortakların daha önce ittifakla aldığı kararlar yönetim kurulu başkanı ve kardeşi olan yardımcısının hakimiyetindeki bir başka şirket lehine değiştirildiğini, davalı şirketin 02.09.2020 günlü 4 numaralı yönetim kurulu kararı ile bonoların müvekkilince teslim alınmamış olmasına rağmen, muhasebe kayıtlarında almış gibi gösterildiğine dair kayıtların varlığının da bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, muhasebedeki ortaklara borçlar kaleminin yönetim kurulu başkanı ... lehine çoğaltılıp, müvekkil ... aleyhine azaltıldığına dair kayıt oluşturulduğunun sabit olduğunu, bu hususun araştırılmasına ve düzeltilmesine dair yönetim kurul kararı hakkında da batıl olduğunun tespitine/iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin 02.09.2020 günlü 5 numaralı yönetim kurulu kararı ile şirketin ... bankasında bulunan hesabının incelenmesine ilişkin talebi de iki kardeş tarafından müvekkilin şirketin eski genel müdürü olduğu ve bu bilgilerin kendisinde bulunduğu gerekçesi ile reddedildiğini, müvekkili şirkette hiçbir zaman tek başına imza yetkilisi olmadığından banka hesaplarına erişim ve işlem yapma yetkisi de bulunmadığını, yönetim kurulu başkanı ... ve yardımcısı kardeşi ... iki imza ile şirketin gerek yurtiçinde gerekse de yurtdışında tüm hesaplarına ulaşma ve parasal işlem yapmaya ve sözleşmeler imzalama hakkına sahip olduğunu, öte yandan şirketin ana sözleşmesi gereği yönetim kurulu başkanı ... tek başına da benzer dokümanların imzalamasına yetkili bulunduğunu, mahkemece bu hususun araştırılmasının reddine dair yönetim kurulu kararı hakkında da batıl olduğunun tespitine/iptaline karar verilmesi gerektiğini, aksi halde o tarihte YK üyesi olan müvekkilin TTK.'dan doğan denetim hakkını kullanması söz konusu olamayacağını, davalı şirketin 02.09.2020 günlü 7 numaralı yönetim kurulu kararı ile şirketin gerçek dışı muhasebe kayıtlarının incelenmesi isteklerinin de reddedildiğini, oysa anonim şirket yönetim kurulunun şirketin tüm iş ve işlemlerinin detaylıca incelenmesi hakkı olduğu kadar görevi de bulunduğunu, muhasebe kayıtlarında kasten yapılmış gerçek dışı bir kayıt olmayan şirketlerin de bu durumdan kaygılanmaması gerektiğini, dosyadaki bilirkişi raporunun tespitler kısmında görüleceği üzere davalı şirketin çok sayıda gerçek dışı muhasebe kaydı yaptığını, bazı kayıtları genel kurul ya da dava tarihinden geriye dönük düzeltme kaydı ile düzelttiği sabit olduğunu, bu sebeplerle 7 numaralı yönetim kurulu kararı hakkında da batıl olduğunun tespitine/iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin 02.09.2020 günlü 9 numaralı yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanının eşine ait olan şirkete var olduğu söylenen borcun şirket kasasındaki bonolar ile ödenmesine karar verilmesi istendiğini, yönetim kurulu başkanı ... eşinin şirketine olan borcun ...’den alınan bonolarla ödenmesine karşı çıktığını, borcun nakit olarak ödenmesini istediğini, bu ikircikli tutum yönetim kurulu başkanının eşine ait şirket nakit aktarımı yapılacağını, ... A.Ş.’den alınacak olan senetlerin ise kağıt üzerinde bırakılacağına işaret olduğunu, şayet alınan bonolar kıymetli ise yönetim kurulu başkanının eşine ait olan ... AŞ’ye borçların ödenmesinde de kullanılabileceğini, bu durumun şirket menfaatlerine uygun ve doyurucu bir açıklaması müvekkile kesinlikle yapılamadığını, yönetim kurulu başkanının eşine ait şirket ile bu büyük miktardaki işlemlerinin incelenmesi taleplerinin reddi ise o tarihte yönetim kurulu üyesi olan müvekkilin TTK.'dan doğan denetim hakkını kullanamaması anlamına geldiğini, yönetim kurulu başkanının eşine ait olan ... İş Makinaları A.Ş.’den bir beton santrali alındığını, vergilendirme, gümrükleme ve nakliye işleri sonucunda toplam 211.000,00 Euro’ya mal edilerek Rusya Federasyonu ülkesine gönderilmiş oradayken de ihtiyaç üzerine tekrar ... İş Makinaları A.Ş.’ye tekrar satıldığını, bu alışverişle ilgili herhangi bir doküman düzenlenmediği gibi, alışverişten doğan 211,000,00 Euro bedelin şirkete ödenmediği veya ... AŞ’den alacaklarla mahsup edilmediğinin anlaşıldığını, yönetim kurulu başkanı ... eşine ait olan bu alışverişle ilgili şirkete herhangi bir evrak sunmadığını, para aktarımı veya mahsuplaşma olmadığını, böylece bu alım-satım ve nakliye işlemleri sebebiyle şirketin nakit paralarını, kendisine ait olmayan bir yatırıma bağladığını, yönetim kurulu başkanının eşine ait bir malın tüm vergilendirme, gümrükleme ve nakliye işlerini yaparak örtülü kazanç aktarımı gerçekleştirdiğini, bu görüşmeler sırasında müvekkilinin talebiyle yönetim kurulu toplantısına çağırılarak bilgi alınan şirket muhasebe görevlisi ise zaten senetlerin henüz teslim alınmadığını beyan ettiğini, müvekkilin 8-1, 8-2 ve 8-3 karşıoylarında da belirttiği üzere bu satış işleminin raporlanması ve maliyet hesabının detaylıca incelenebilmesi için bir denetim komitesi kurulması teklifi reddedildiğini, müvekkiline sadece 2 adet fatura sureti teslim edildiğini, bu sebeplerle 9 numaralı yönetim kurulu kararı hakkında da batıl olduğunun tespitine/iptaline karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yönetim kurulu kararları kanuna bu kadar açıkça aykırı durumdayken, şirketin malvarlığı azaltıldığını, şirketin malvarlığı yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısının hakimiyeti altındaki bir başka şirkete aktarılmış iken, TTK'nun 393. maddesinde yer alan müzakerelere katılma yasağı açıkça ihlal edilmiş iken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin şirketin sermayesinin geri dönülmez şekilde yok olmasına sebep olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>   \tDavalı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının da müşterek yetkili olduğu dönemler itibari ile dava dışı ... Paz. A.Ş.’ye verilen borçların büyük bir çoğunluğunun şirket ortağı ... tarafından finanse edildiğini, dava dışı ... Paz. A.Ş.’nin iflası veya konkordatonun onayı halinde davalının hukuki ve mali durumu konusu da dikkate alındığında alınan yönetim kurulu kararlarının iptalinin davacı yararına olmadığının tespit edildiğini, ... Tic. A.Ş'den olan alacağın kesinleşme tarihine kadar bu alacağa konu kur farkı, faiz ve adatlandırmalarla ilgili hesaplanan bedellerin alacağa ilave edildiğini, söz konusu alacak konusunda müvekkil firmanın herhangi bir kaybının söz konusu olmadığını, müvekkilinin 24.03.2020 tarihinde ... Paz. A.Ş.’nden 26.347.352,48 TL alacağına mukabil konkordato tasdikinden sonra  alınan senetlerin 21.818.055,37 TL’si ile  ... İnşaat A.Ş.’ne ve ortaklara olan borç ödendiğini, dolayısıyla alınan senetler uzun vadeli olmasına rağmen, şirketin borcu ödenmiş olduğundan müvekkilinin hiçbir zararının doğmadığı da gerekçede açıklanarak, alınan senetler nedeniyle herhangi bir zarar doğmadığı da zımmi olarak belirtildiğini, mahkeme kararıyla batıl olduğuna karar verilen 02.09.2020 tarihli yönetim kurulunun 1 no'lu kararının, anonim şirketin temel yapısına uygun olduğu, sermayeyi koruduğu, şirketin mali durumunu olumlu olarak etkilediğini, sermaye borcu bile diğer ortak ... tarafından ödenen davacı ...'ın da hiçbir zararı bulunmadığını, mahkemenin dikkate almadığı çok önemli bir husus da  konkordato projesi gereği dava dışı ... Paz. A.Ş'nin diğer alacaklılarının da alacaklarını faizsiz olarak almayı kabul ve taahhüt ettikleri olduğunu, konkordato projesi gereği tüm borç ödemeleri faizsiz olarak yapıldığını, dava konusu kararın, müvekkil şirketi, davacının da yetkili olduğu dönemde verilen borçların tahsilini sağlamak amacı ile verildiği ve şirketin lehine bir karar olduğu çok açık olduğunu, iptaline karar  verilen taahhüt ... Paz. A.Ş'nin iflasını engelleyerek, müvekkil şirketin alacaklarının tahsiline imkan sağlayarak hem davalı şirketin, hem davacının hem de ... Paz. A.Ş'nin diğer alacaklıların menfaatine olduğunu, tüm yapılan işlemlerin davacının da bilgisi dahilinde olduğunu, konkordato kararının kesinleşmiş olduğu ve ödemelerin devam ettiği, ötelenen borç için senet alındığı ve alınan senetlerle de borç ödendiği göz önünde bulundurularak batıl olduğuna  karar verilen 02.09.2020 tarihli ile dava dışı ... Paz. A.Ş'nin iflasına karar verilerek ve  alacağın iflas masasına kaydedilerek, yıllarca sürüncemede kalmasını engelleyerek, alacağın tahsili imkanını sağlayarak tam olarak sermayenin korunması ilkesine uygun davrandığını, mahkeme tarafından dava konusu karar tüm sonuçları ile değerlendirilmeden, TTK'nun 291. maddesi lafzi olarak dar yorumlanarak şekli bir kararla anonim şirketin temel yapısına uygun ve dolaylı olarak sermayenin korunması ilkesini gözettiğini, konusu açıklıkla değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl dava, davalı şirketin 03/02/2020, 27/12/2019 tarihli yönetim kurulu kararları ile 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 1. maddesi ile alınan kararın batıl olduğunun tespiti, aksi halde iptali, birleşen dava, davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 2, 3, 4, 5, 7 ve 9. maddeleri ile alınan kararın batıl olduğunun tespiti, aksi halde iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu yönetim kurulu kararları, davacı tarafından davalı şirket ve yönetim kurulu üyelerine gönderilen 29/07/2020 tarihli ihtarname, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas 2020/78 Karar sayılı karar sureti, anılan dosyada yer alan 24/12/2019 tarihli oy kullanma tutanağı, yargılama aşamasında hesap bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 10/02/2021 tarihli rapor, davalı şirket genel kurul ve yönetim kurulu kararları, şirket iç yönergesi dosya içerisinde yer almaktadır.  <br>\tYargılama aşamasında alınan ve davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi heyeti raporunda; dava dışı ... A.Ş.'ye davalı şirket tarafından borçların verildiği 2016-2019 dönemlerinde ..., ... ve davacıdan oluşan yönetim kurulunun davalı firmayı temsil ve ilzam ettiği, 26/10/2017 tarihinden 13/09/2020 tarihine kadar üyelerin diğer üyelerden herhangi biri ile müşterek imzasıyla temsile yetkili kılındığı, dava dışı ... A.Ş.'den davalının 2019 yılı sonu itibarıyla 26.184.727,82 TL alacaklı olduğu, davalının ... A.Ş.'den alacağı mukabile 24/03/2020 tarihinde dövizli alacaklarına ait 169.373,79 TL kur farkı tahakkuk ettirdiği, 6.749,13 TL'de cari hesaplarında geç ödeme faizi ve kart ödemesi adı altında mahsup yaptığı, 24/03/2020 tarihi itibarıyla alacağının 26.347.352,48 TL olarak kesinleştirildiği, alacağın kesinleşme tarihine kadar bu alacağa konu kur farkı, faiz ve adatlandırmalarla ilgili hesaplanan bedellerin alacağa ilave edilmiş olduğu, bu tarih itibarıyla söz konusu alacak konusunda davalının herhangi bir kaybının söz konusu olmadığı, davalı şirketin 24/03/2020 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'den alacağına mukabil alınan senetlerin 21.818.055,37 TL'sinin 10.604.755,35 TL'sinin ... İnşaat A.Ş.'ye olan borca mukabil, 11.213.300,02 TL'sinin ortak ...'ye olan borçlara mukabil verildiği, alınan senetlerin şirket borçlarına ödenen kısmından bakiye kalan senet tutarının 4.529.297,11 TL olduğu ve davalı şirket kayıtlarında mevcut bulunduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin 2020 yılı birinci ve ikinci dönem beyannamelerinde borcunun silinmediği, alacak mukabili senet alındığı, alınan senetlerin uzun vadeli olmasına rağmen bir kısmı ile şirket borçlarının ödenmiş olduğu, bir kısmının şirket uhtesinde tutulduğu, dava dışı firmadan olan alacağın uzun vadede de olsa tahsili imkanının elde edilmiş olmasının sağlanması nedeniyle mevcut haliyle davalı şirketin öz kaynaklarının korunduğu, davalının 2013 ve 2016 yılı dışında kar elde etmediği, zarar ettiği, dağıtılabilir karının bulunmadığı, davacının ortaklara borçlar hesabında 2019 yılı sonu itibarıyla 2.589.873,00 TL alacaklı olduğunun kayıtlı bulunduğu, bu alacağa ilişkin olarak davacının davalı defter kayıtlarında ortaklara borçlar hesabına 10/12/2019 tarihinde kayda alınan 2.586.873,00 TL'nin \"... bey'in %25'lik ödemesi\" açıklaması düşülerek alacak kaydı yapıldığı, bu hesaba karşılık davalı ortağı ...'nün ortaklara borçlar hesabına 2.586.873,00 TL \"... bey'in %25'lik ödemesi\" açıklaması düşülerek borç kaydı yapıldığı, davalı ortağı ...'ye olan borcun bu tutarda azaltıldığı, davacının bu tutarda alacaklandırıldığı, bu kayda dayanak belge bulunmadığı, bu işleme dair makbuz, karar, tutanak, sözleşmenin söz konusu olmadığı, davacının davalıya nakit sağlamadığı, yapılan işlemin  ... ortaklar hesabının davacı lehine azaltılmasına dair kaydi bir işlem olduğu, 2019 yılı sonu itibarıyla davalı şirket kayıtlarında davacının kaydi olarak 2.586.873,00 TL alacaklı görüldüğü, fakat davalı ortakları tarafından şirkete sağlanan nakdi kıymetlerin ... tarafından sağlandığı yönündeki 8.017.882,35 TL'nin ve davacı tarafından sağlandığı yönündeki 2.586.873,00 TL'nin esasında ... İnşaat A.Ş.'den temin edildiği gerekçesiyle ortaklara ait hesapların borçlandırılarak diğer borçlar hesabında ... İnşaat A.Ş.'ye 10.604.755,35 TL alacak kaydı yapılmak suretiyle 07/09/2020 tarihinde düzeltme kaydı yapıldığı, bu tarih itibarıyla davacıya ait ortaklara borç hesabının bakiyesinin düzeltildiği, davacıya borç olmaması nedeniyle de senetlerin davacıya verildiğine dair bir ödeme kaydının yapılmadığı, dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato projesinin onaylanmış olmasının konkordato projesine dair konkordato komiser heyetince verilen raporda, davalının eş değer firma olarak değerlendirilmek suretiyle alacaklılar listesinde oy hakkı bulunmasına rağmen projenin  değerlendirilmesinde alacaklarının tutarının dikkate alınmadığı, alacaklılar listesinde yer alan diğer firmaların borçlarının öncelikli ödenmesinin rapor edildiği, bu rapora istinaden projenin onaylandığı, bu kararda komiserler kurulunun raporuna göre şirketin iflas etmesi halinde davacının karşılaşacağı tedbir ve hacizler nedeniyle otel işletmeciliğinin işlemez hale gelerek iflas riski ile karşılaşacağı, bu durumda alacaklıların eline geçebilecek muhtemel meblağın hali hazır teklif edilen meblağdan daha az olacağı ve bu şekilde adi konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması şartının gerçekleştiğinin tespit edilmiş olduğu, yapılan kayda göre ... ortaklara borçlar hesabının borçlandırıldığı, sermaye taahhütlerine ait davacının ... tarafından ödenmiş olan sermayesine dair tutarın 600.000,00 TL olduğu, davalının en son yapılan 05/10/2020 tarihli genel kurulunda şirkete özel denetçi atanması için önerge verildiği, şirket ortaklarından ... ve davacının onay verdiği, oy çokluğuyla kabul edildiği, davacının da müşterek yetkili olduğu dönemler itibarıyla dava dışı ... A.Ş.'ye verilen borçların büyük bir çoğunluğunun şirket ortağı ... tarafından finanse edildiği, dava dışı şirketin iflası veya konkordatonun onayı halinde davalının hukuki ve mali durumu dikkate alındığında alınan yönetim kurulu kararlarının iptalinin davacı yararına olmadığı, davalının konkordato dosyasına verdiği 27/12/2019 tarihli taahhüdü ile 03/02/2020 tarihli muvafakatinin anonim şirketin temel yapısına uymaması, sermayenin korunması ilkesini gözetmemesi, şirketin mali durumunu fevkalade etkileyici nitelikte olması ve bunun yansıması olarak ortağın kar payı alma hakkını etkilemesi, giderek ihlal etmesi nedeniyle batıl nitelikte olduğu, bu işlemle bağlantılı 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 1 no'lu kararın da batıl nitelikte olduğu, birleşen davaya konu kararlarda ise olayın öznel koşullarına nazaran müzakereye katılma yasağına girmemesi nedeniyle karar nisabı gerekse de içerik olarak batıl bir yön tespit edilmediği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavalı şirketin 10/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla davacı ve ..., ...'nün imzaları yer almakta olup, anılan karar ile davalı şirket ortaklarının borçlarını tasfiye etmek üzere davalı adına ... A.Ş'nin düzenlediği bonoların şirket ortakları ... ve davacıya olan alacaklar karşılığı cirolanarak bilançoda bulunan ortaklara borç kaleminin tasfiye edilmesine karar verilmiştir. <br>\tDava dışı ... A.Ş.'nin Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas sayılı dosyasında görülen konkondato davasında davalı 24/12/2019 tarihli oy kullanma tutanağında projeye göre kaydı yapılan 26.347.352,48 TL alacağın 5.000,00 TL'nin asıl alacağa istinaden proje tasdikinden itibaren iki ay içinde ödendikten sonra varsa kalan asıl alacağın takip eden 48 ayda eşit taksitlerle ödenmesine muvafakat ettiğini bildirmiştir.<br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda 07/02/2020 tarih 2020/78 Karar sayılı karar ile dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. <br>\tDavalı şirketin 13/09/2017 tarihli genel kurul kararıyla ..., ... ve davacı 3 yıl süreyle davalı şirket yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş,13/09/2017 tarihli yönetim kurulu kararıyla da şirket yönetim kurulu üyelerinden ..., ... ve davacının herhangi ikisinin birlikte atacağı imzayla davalı şirketi 3 yıl süreyle temsile yetkili oldukları, yönetim kurulu başkanının ..., yönetim kurulu başkan yardımcısının ..., yönetim kurul üyesi ve genel müdürün davacı olmasına oy birliğiyle karar verildiği görülmüştür. <br>\tDavalı şirketin 1.000 pay tutarında 2.500.000,00 TL sermayesi olduğu, 640 payın ...'ye, 250 payın davacıya, 100 payın ...'ye, 10 payın ise ...'ye ait olduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalı şirket ve yönetim üyelerine gönderilen 29/07/2020 tarihli ihtarname ile 03/02/2020 tarihli şirket yazısının batıl olduğuna dair yönetim kurulu kararı alınarak Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına bildirilmesi, davalı şirketin alacağı için alınan bonoların davacıya teslim edildiğine dair şirket kaydının gerçeğe uygun olarak düzeltilmesi, gerçeğe aykırı olarak ...'nün şirketten alacaklarının çoğaltıldığı, davacı alacaklarının ise azaltıldığı, Kanada'daki şirket hesabından yapılan 3.555.282,06 Usd para aktarımının nereye yapıldığına dair belgelerin yönetim kurulunda hazır edilmesi, bağımsız denetim komitesi kurulması, mali müşavirin şirket kayıtlarının düzeltilmesi gerektiğini bildirdiği, bunun üzerine işten çıkarıldığı, göreve iade edilmesi gerektiği ihtaren bildirilmiştir. <br>\tAsıl davada dava konusu 03/02/2020 tarihli, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına hitaben hazırlanan davalı şirket kaşesi ve kaşe üzerinde çift imza bulunan muvafakatte \"Alacaklısı olduğum ... ... A.Ş. nezdindeki doğmuş tüm alacaklarımın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas sayılı dosyasında konkordato talebinin mahkemece tasdik edilmesi halinde proje kapsamına uygun şekilde tüm borçların 48 ay içerisinde ödenmesinden sonraki 5 yıl içerisinde toplam 26.347.352,48 TL alacağının 1 yıl ödemesiz ve takip eden 4 yılda aylık eşit taksitlerle ödenmesinin gayri kabili rücu muvafakat ederim.\" ibarelerinin yer aldığı görülmüştür.<br>\t27/12/2019 tarihli asıl dava konusu yazının ilgili makama hitaben hazırlandığı, davalı şirket kaşesi ve kaşe üzerinde çift imzanın yer aldığı yazıda \"Alacaklısı olduğum ... ... A.Ş. nezdindeki doğmuş tüm alacaklarımın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas sayılı dosyasında konkordato talebinin mahkemece tasdik edilmesi halinde alacaklılar toplantısındaki oy hakkımın baki kalması şartıyla, tasdike uygun şekilde ödenecek tüm borçların ödenmesinden sonra talep edeceğimi gayri kabili rücu kabul ve taahhüt ederim.\" ibarelerine yer verildiği anlaşılmıştır. <br>\tAsıl dava konusu davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararının 1. maddesiyle, 03/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğu ve bu durumun Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 Esas sayılı dosyasına bildirilmesine dair davacının isteminin görüşüldüğü, ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla talebin reddedildiği görülmüştür.<br>\tBirleşen dava konusu davalı şirketin 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararının \t- 2. maddesiyle, davalı şirketin ... A.Ş.'den aldığı borçlara istinaden 2019-2020 muhasebe kayıtlarının fiili duruma uygun olarak ortaklara borç kaleminden ... A.Ş.'ye aktarılarak düzeltilmesine dair ...'nün teklifi görüşülerek ... ve ...'nün olumlu oylarıyla kabul edildiği, <br>\t- 3. maddesiyle, ... A.Ş.'nin borcuna karşılık alınan senetlerin ... A.Ş.'ye tarafından davalı şirkete verilen borçlara karşılık ... A.Ş.'ye verilmesine dair ...'nün teklifi görüşülerek ... ve ...'nün olumlu oylarıyla kabul edildiği, <br>\t- 4. maddesiyle, şirket muhasebe kayıtlarının gerçeğe aykırı olduğu, ...'nün alacaklarının gerçeğe aykırı olarak artırıldığı, davacının alacaklarını gerçeğe aykırı olarak azaltıldığı, gerçek muhasebe kayıtlarının düzeltilerek şirket kasasında kalması gereken bonoların gerçek değeri üzerinden şirket kasasına eklenmesine ilişkin davacının suç isnatını içeren inceleme teklifi ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla reddedildiği, <br>\t- 5. maddesiyle, şirketin ... bankasında bulunan hesaplarının incelenmesine ilişkin davacının istemi, işlemler sırasında davacının ilgili dönemde şirket genel müdürü olduğu, her türlü bilgi-belgenin davacıda bulunduğu anlaşıldığından bu konunun tekrar araştırılmasına gerek görülmeyerek ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla reddedildiği, <br>\t- 7. maddesiyle, gerçek dışı muhasebe kaydı yapılmasını engellemeye çalıştığı için şirketle iş ilişkisi sonlandırıldığı iddia edilen YMM Serhat Yıldız'ın araştırılmasına, ve düzeltilmesini istediği mali kayıtların incelenmesi için bağımsız, uzman, tarafsız bir denetim komitesinin görevlendirilmesine ilişkin davacının suç isnadı içeren isteminin ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla reddedildiği, \t<br>\t- 9. maddesiyle, ... İş Makina A.Ş.'ye kalan şirket borcunun şirket kasasında olduğu iddia edilen ... A.Ş. Senetleriyle ödenmesine ilişkin davacı teklifi görüşülerek ... ve ...'nün olumsuz oylarıyla reddedildiği, davacının alınan tüm maddelere ilişkin olarak 17 adet karşı oy yazısının yönetim kurulu kararına eklendiği görülmüştür.<br>\tDavacı yan, asıl davada davalı şirketin 27/12/2019, 03/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 1. maddesiyle alınan kararın batıl olduğunu, birleşen davada ise 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 2,3,4,5,7 ve 9. maddeleriyle alınan kararın batıl olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl dava konusu  27/12/2019, 03/02/2020 tarihli kararların yönetim kurulu kararı niteliği bulunup bulunmadığı, yönetim kurulu kararı niteliğinde ise anılan kararlar ile 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 1. maddesiyle alınan kararın batıl olup olmadığı, birleşen dava konusu 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunun 2,3,4,5,7 ve 9. maddeleriyle alınan kararların batıl olup olmadığı, batıl değil ise iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan asıl davada 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunda birinci maddeyle alınan kararın batıl olduğunun tespiti talebinin yanında 27/12/2019 ve 03/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının da batıl olduğunun tespitini talep etmiştir. <br>\tTTK'nun 391. maddesi \"(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır.\" hükmünü içermektedir. <br>\tAnılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilecektir. <br>\tAsıl dava konusu 27/12/2019 tarihli olup, davacı yanca yönetim kurulu kararı olduğu ileri sürülerek batıl olduğunun tespiti talep edilen yazının yönetim kurulu kararı niteliğinde olmadığı, davalı şirket tarafından ilgili makama başlıklı olarak hazırlandığı, yazı içeriğinin davalı şirket tarafından dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato davasında konkordatonun tasdik edilmesi halinde alacaklılar toplantısındaki oy hakkı baki kalmak kaydıyla tasdike uygun şekilde ödenecek tüm borçların ödenmesinden sonra anılan şirketten alacağın talep edileceğinin taahhüdü niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. <br>\tBenzer şekilde 03/02/2020 tarihli olup, asıl davada davacı yanca yönetim kurulu kararı olduğu ileri sürülerek batıl olduğunun tespiti talep edilen yazının da yönetim kurulu kararı niteliğinde olmadığı, davalı şirket tarafından Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben hazırlandığı, yazı içeriğinin davalı şirket tarafından dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato davasında konkordatonun tasdik edilmesi halinde proje kapsamına uygun şekilde tüm borçların 48 ay içinde ödenmesinden sonraki 5 yıl içinde toplam 26.347.352,48 TL alacağın bir yıl ödemesiz ve takip eden 4 yılda aylık eşit taksitlerle ödenmesine muvafakate ilişkin olduğu görülmüştür. <br>\t03/02/2020 ve 27/12/2019 tarihli olup, davacı yanca yönetim kurulu kararı olduğu iddia edilen belgelerin yönetim kurulu kararı niteliğinde olmadığı, davalı şirket tarafından verilen taahhüt niteliğinde olduğu, anılan yazıların yönetim kurulu kararı niteliği bulunmadığından TTK'nun 391. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. <br>\tÖte yandan, birleşen dava konusu 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunda alınan 2,3,4,5,7 ve 9 no'lu kararların içeriği yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.<br>\tAnılan kararlar TTK'nun 391.maddesi kapsamında eşit işlem ilkesine  aykırı olmadığı gibi, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen karar niteliğinde olmadığı, pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren karar olmadıkları, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin karar olmadığı, anılan kararların müzakereye katılma yasağına girmemesi, karar nisabı ve içerik olarak batıl bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece asıl dava konusu 03/02/2020 ve 27/12/2019 tarihli yazıların yönetim kurulu kararı niteliğinde olmadığı, taahhüt niteliğinde bulunduğu, birleşen dava konusu 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunda alınan 2,3,4,5,7 ve 9 no'lu kararlara ilişkin TTK'nun 391. maddesindeki koşulların oluşmadığı, bu kararların müzakereye katılma yasağına girmemesi, karar nisabı ve içerik olarak batıl bir yönünün bulunmadığı gözetilerek asıl davada 03/02/2020 ve 27/12/2019 tarihli yazılar yönünden açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, asıl davada 02/09/2020 tarihli yönetim kurulunda alınan 1 no'lu karar ile 03/02/2020 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğu ve bu durumun Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 sayılı dosyasına bildirilmesi davacı tarafından istenilmiş, davacı istemi hakkında yapılan yönetim kurulu görüşmesi sonunda yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısının olumsuz oylarıyla davacının talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tDavalı şirketin dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato dosyası olan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/378 sayılı dosyasına verdiği 03/02/2020 tarihli muvafakat, anonim şirketin temel yapısına uymadığı gibi, sermayenin korunması ilkesini de gözetmemektedir. Anılan muvafakat ile dava dışı ... A.Ş.'den olan tüm alacağın konkordatonun tasdik edilmesi halinde proje kapsamına uygun şekilde tüm borçların 48 ay içinde ödenmesinden sonraki 5 yıl içinde, 1 yıl ödemesiz, takip eden 4 yılda aylık eşit taksitlerle ödenmesi kabul edilmiştir. Bu durum ise davalı şirket yönünden yüklü miktarda faiz kaybı oluşturacağı gibi, mevcut ve ileride ödenecek davalı şirket borçları yönünden şirketin faiz yüküyle karşı karşıya gelmesine neden olacaktır. Bunun yansıması olarak da anonim şirketin kar elde edip, karı ortaklar arasında paylaştırmasına ilişkin ortağın kar payı alma hakkını, ortakların en önemli mali hakkını etkileyecektir. <br>\tBu durumda mahkemece, davalı şirketin 03/02/2020 tarihli taahhüdü kapsamında bu işlemle bağlantılı 02/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 1 no'lu karar TTK'nun 391. maddesi kapsamında batıl olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alınan  59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alınan  59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bb6d5dfc7df0c84","SID":"f2e356cb1ca55553"}}