{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2021/524 Esas 2024/199  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/524 <br>KARAR NO\t: 2024/199<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 11/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/430 Esas  2020/634 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR \t: <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/07/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirket yararına gecici mühlet kararı verildiğini, konkordato mühletinin verildiği tarihte asıl borçlu şirketin davacı bankaya muaccel bir borcu bulunmadığını, asıl borçlu için muaccel olmayan borcun müvekkilleri kefiller için de muaccel olmayacağını, müvekkilleri aleyhine takip başlatılamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı banka tarafından dava dışı ... .. Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle banka tarafından yapılan hesabın kat edilme işleminin kanun ve sözleşmeye uygun olduğu, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu nakit ve gayri nakit alacak miktarının bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 582.294,56 TL asıl alacak, 33.304,67 TL işlemiş faiz, 72.217,17 TL asıl alacak, 2.912,64 TL işlemiş faiz, 1.810,81 TL BSMV, 2.926,57 TL ihtar masrafı, 369,90 TL masraf olmak üzere toplam 695.836,32 TL nakdi alacak ve 21.780,00 TL gayri nakdi alacağa yönelik itirazlarının iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, 582.294,56 TL asıl alacağı takip tarihinden itibaren %46,80 oranında temerrüt faiz ve %5 gider vergisi, 72.217,17 TL'lik asıl alacağı, takip tarihinden itibaren %33 oranında temerrüt faizi ve %5 i oranında gider vergisi işletilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen nakdi alacağın %20'si olan 139.167,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı borçlular ve dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirkete kredi ve ürünlerinin kullandırıldığını, sözleşme kapsamında şirkete çek karneleri verildiğini, dava dışı şirketin borçlarını vadesinde ödemediği gerekçesiyle davacının kredi hesabını kat ettiğini, müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, yapılan takibin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğunu, talep yerinde görülerek mahkemece şirket yararına 28/12/2018 tarihinden itibaren başlamak üzere üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, anılan şirketin konkordato mühletinin verildiği tarih itibariyle alacaklı bankaya karşı muaccel bir borcu bulunmadığını, icra takibinde borcun sebebi olarak gösterilen ve şirketin borcunun kat edildiğini içeren ihtarnamenin konkordato mühlet ve tedbir kararından sonraki bir tarihte gönderildiğini, sadece 290 7V024064 sayılı taksitli ticari kredinin (ki bilirkişi raporunda iş bu kredi alacağı kat tarihi itibariyle 30.703,76-TL olarak gösterilmiştir) kat tarihi itibariyle 26/12/2018 tarihli taksitinin vadesinde ödenmediğini, takibe konu diğer tüm kredilerin muacceliyet tarihlerinin dava dışı şirkete konkordato mühletinin verildiği tarihten sonra olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin iddialarını doğruladığını, takibe konu diğer kredilere konkordato mühletinin verilme tarihinden sonra muacceliyet verildiğini, kredi sözleşmelerinde olsa dahi konkordato talebinde bulunulması ve konkordato mühleti verilmesinin kanunen kredi borcunun kat edilmesi ve krediye muacceliyet verilmesi sebebi yapılamayacağını, İİK’nun 296. maddesinin emredici mahiyette olduğunu, kredi sözleşmesi hükümlerinde olsa dahi, sadece bir kredinin taksitinin gecikmesini gerekçe yaparak tüm kredilere muacceliyet verilemeyeceğini, asıl borçlu için muaccel olmayan borcun kefiller için de muaccel olamayacağını, şirketin kefilleri olan müvekkilleri hakkında da takip başlatılamayacağını, kefaletin asıl borca bağlı fer'i nitelikte olduğunu, ödeme emrinde 12 adet çek için banka sorumluluk bedelinin blokesi talep edildiğini, konkordato ilan etmiş olan bir kişiye karşı daha önceden düzenlediği çeklerin, üzerinde yazılı düzenleme tarihinde karşılıksız kalması halinde, tedbir kararı olduğundan çeke karşılıksız işlemi yapılamayacağını, dolayısıyla  bankanın sorumluluk bedelini ödemeyeceğini, kambiyo senedinden doğan bir takip yapılamayacağını, başlamış bir takip varsa duracağını, borçlunun vadesi henüz gelmemiş bir çeki, ilgili tarihte ödeyemeyeceğini, ileri bir tarihte ödeyebileceğini önceden ilan etmekte ve kanun koyucu da  belirli koşullar altında bu beyanı hukuka uygun kabul ettiğini, borçlunun çeki karşılıksız bırakma filine hukuk izin verdiğinden, fiilin hukuka uygun sayılacağını, bu durumda çekin garanti tutarının blokesinin talebinin de yasal olmadığını, ödeme yapılacak olan alacaklılar arasında davacı bankanın da mevcut olduğunu, bu bankaya ödenecek toplam konkordato ödeme tutarının 565.322,88 TL, aylık ödenecek tutarın ise 11.777,56 TL olduğunu, dava dışı şirket tarafından taksit ödemelerinin düzenli olarak yapıldığını, kredi borcunu asıl borçlu mahkemenin tasdik kararına uygun olarak ödediğini, ödenmeyen bir kredi borcu bulunmadığını, kefiller hakkında takibe devam edilmesinin konkordatonun amacına ve somut durumda kefalet müessesine aykırı olduğunu, asıl borç kısmen sona erdiği takdirde, kefilin sorumluluktan kurtulmasının da kısmen gerçekleşeceğini, bir taraftan konkordato projesine uygun olarak şirket tarafından ödemeler yapılırken diğer taraftan tüm borç için kefiller hakkında takip yapılmasının hukuki olmadığını, kefalet sözleşmesinin fer’i özelliği sebebiyle kefaletin varlığı, devamı ve sona ermesinin de asıl borca bağlı bulunduğunu, alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan kefile karşı da muaccel olamayacağını, kefilin sorumluluğu kural olarak ikincil nitelikte olduğunu, asıl borcun muaccel olması ile birlikte borçlunun borcunu ifa etmemesinden sonra kefile başvurulabileceğini, kefile başvuru için gerekli yasal koşulların mevcut olmadığını, davacıya ödenecek toplam konkordato ödeme tutarının 565.322,88 TL iken ve bu meblağ taksitler halinde ödenmekteyken kefiiler hakkındaki icra takibine konu alacak meblağının bu tutarın üzerinde olmasının kefile asıl borçtan fazla bir sorumluluk yüklediğini, kararda faize de hükmedildiğini, konkordatoda kesin mühlet kararından itibaren asıl alacağa faiz işlemeyeceğini, bu açıdan da kefile asıl borçtan fazla sorumluluk yüklenemeyeceğini, her iki hal de kefalet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, İİK'nun 303. maddesinde, müşterek borçlunun, borçlunun kefilleri ve borcu tekeffül eden kavramları yerine borçtan birlikte sorumlu olanlar ifadesinin tercih edildiğini, İİK'nun 303. madde hükmünün konkordato mühleti dönemini değil, aksine konkordatonun tasdik edilmesinden sonraki döneme ait olan kefile karşı haklar ile ilgili sonuçlar ortaya koyduğunu, bu hüküm uyarınca alacaklının borçtan birlikte sorumlu olan kefile karşı bütün haklarını koruyup koruyamayacağı yönündeki hukuki sonuçların doğabilmesinin konkordatonun tasdikine bağlı olduğunu, konkordatonun tasdikinden sonra alacaklının asıl borçtan birlikte sorumlu olan kefile karşı başvuru hakkını kullanabilmesi için öncelikle İİK'nun 303. maddesinde öngörülen şartları yerine getirmesi gerektiğini, alacaklının kefile karşı haklarını koruyabilmesi için öncelikle alacağını kaydettirmesi ve aynı zamanda haklarının korunması için gerekli diğer işlemleri yapması gerektiğini, davacının belirtilen sair koşulları yerine getirmediğini, bu nedenle de kefillere başvuramayacağını, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yasal olmadığını, yargılamayı gerektirir hallerde inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/6437 sayılı icra takip dosyası, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 15/01/2020 tarihli kök, 26/06/2020 tarihli ek bilirkişi raporu, hesap kat ihtarnamesi, davalılar tarafından davacıya gönderilen ihtarname sureti, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tDava konusu Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/6437 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 695.859,73 TL nakit alacağın tahsili, 21.780,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu ...'e 18/05/2019, diğer davalı borçluya 15/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların 22/05/20196 tarihinde takibe konu borca itiraz ettikleri, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 26/07/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tYargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi kök raporunda, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan toplam 687.574,57 TL nakit, 20.180,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, asıl borçlunun 11/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankadan çek karnesi aldığı, genel kredi sözleşmesinde kefillerin çekten kaynaklanan gayri nakdi alacaktan sorumlu olduklarına ilişkin açık hüküm bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan ek raporda, 26/12/2018 tarihli kredi taksitinin vadesinde ödenmediği, dava dışı asıl borçlu hakkında geçici mühlet kararı verildiği tarih olan 28/12/2018 tarihinden önce borcun muaccel hale geldiği, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan toplam 694.741,33 TL nakit, 21.780,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, mahkemece davacı banka ekstrelerine yansımış olan dönem ve gecikme faizlerini de davacının asıl alacak tutarı içerisinde talep edebileceği kabul edilirse takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 695.836,32 TL nakit, 21.780,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavalıların dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu dosyada yer alan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşılmıştır. <br>\tDavacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 31/08/2012 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, 11/06/2018 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmelerde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalıların kefaletinin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.  <br>\tDavacı tarafından davalılar ve dava dışı asıl borçluya 27/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 653.035,76 TL nakit alacağın ödenmesi, çekten kaynaklanan 23.380,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilerek borçlulara 24 saat atıfet süresi tanınmıştır. Anılan hesap kat ihtarnamesi dava dışı asıl borçlu ve davalılara 04/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tDavalılar tarafından davacıya gönderilen 05/04/2019 tarihli cevabi ihtarnameyle ise, asıl borçlu hakkında 28/12/2018 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararı verildiği tarih ve sonrası itibarıyla bankaya muaccel bir borcun bulunmadığı bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi ek raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibinde borca itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, dava dışı asıl borçlu hakkında geçici mühlet karar tarihinden önce ödenmeyen kredi taksiti bulunup bulunmadığı, davacı tarafından hesabın kat edilmesi işleminin konkordato hükümlerine aykırı olup olmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalılar vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunması üzerine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/940 Esas sayılı dosyasında 28/12/2018 tarihli karar ile anılan tarihten başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiştir. Davacı tarafından dava dışı asıl borçlunun kredi hesabı ise 27/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile kat edilmiştir. <br>\tBurada öncelikle tartışılması gereken husus, dava dışı asıl borçlu hakkında kredi hesabı geçici mühlet karar süresi içerisinde kat edildiğinden geçici mühlet tarihinden önce hesabın kat edilme koşullarının oluşup oluşmadığıdır. Bunun tespiti için ise, geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun kredi ödemelerinde aksama bulunup bulunmadığı, ödenmeyen bir kredi taksiti olup olmadığının belirlenmesi gerekir.  <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi kök ve ek raporu ile dava dışı asıl borçlunun geçici mühlet karar tarihi olan 28/12/2018 tarihinden önce, 26/12/2018 tarihli kredi taksitini vadesinde ödemediği tespit edilmiştir. <br>\tBu durumda, mahkemece geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun vadesinde ödemediği kredi taksiti bulunduğu, geçici mühlet karar tarihinden önce davacının kredi hesabını kat etme koşullarının oluştuğu, geçici mühlet karar tarihinden önce vadesinde ödenmeyen kredi taksitiyle birlikte davacı banka alacağının muaccel hale geldiği, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, İİK'nun 303/1. maddesi \"Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder\" hükmünü içermektedir. Alacaklı olan davacı banka dava dışı asıl borçlunun konkordato davasında yapılan alacaklar toplantısında konkordatoya olumlu oy kullanmamıştır.<br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin 10.13 maddesinde de kefillerin çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu oldukları açıkça hükme bağlanmıştır. <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davacı bankanın İİK'nun 303/1. maddesi uyarınca davalı kefillere karşı başvuru hakkını kaybetmediği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile de davacının davalı kefillerden takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarının toplam 695.836,32 TL nakit, 21.780,00 TL gayri nakit olarak tespit edildiği, alınan ek raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, genel hükümler kapsamında tespit edilen alacak miktarından davalı kefillerin sorumlu bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir. <br>\tDavalılar vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan nakit alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Bu durumda mahkemece İİK'nun 67. maddesi uyarınca hüküm altına alınan nakit alacak miktarı üzerinden davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gereken 47.532,58 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 11.884,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 35.648,28 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,  <br>\t3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024<br><br>Başkan -               Üye -                      Üye -               Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23c1e5d7b6e4bb42","SID":"c56c7332fbf209a4"}}