{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/281 Esas 2024/283  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/281<br>KARAR NO\t\t: 2024/283<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 14/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/360 Esas 2021/644 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 21/06/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı şirketin kurulduğu tarihten bu yana %25 ortağı olduğunu, şirketin %64 hissesinin aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olan ...’ye, %10 hissesinin aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan kardeşi ...’ye, %1 hissesinin ise Yönetim Kurulu Başkanı ...'nün eşine ait bulunduğunu, davalı şirketin 20.03.2014 tarihli Genel Kurul toplantısında, sermayenin 100.000,00 TL'den 2.500.000,00 TL'ye arttırılmasına karar verildiğini, ancak gerek TTK'ya gerekse de alınan Genel Kurul kararına aykırı şekilde; 508.573,72 TL tutarındaki 1/4 peşin ödeme tutarının ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarından ödendiğini, bu durumun davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı tarafından müvekkil aleyhine açılmış olan Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/623 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, emredici bir düzenleme olan TTK'NUN 481. maddesinde, payların bedellerinin pay sahiplerinden ilan yoluyla isteneceğinin düzenlendiğini, sermaye koyma borcunun şirket tarafından karşılanmasının  mümkün olmadığını, oysa bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği üzere sermaye arttırımı gereği ortaklar tarafından ödenmesi gereken 508.573,72 TL blokenin ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarından yatırıldığının sabit olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında devam eden bir çok davada, hakim ortak olan Yönetim Kurulu Başkanının, kendi hakimiyetindeki başka şirketlere para aktardığının, kanuna ve yasaya aykırı Yönetim Kurulu Kararları aldığının, şirket mali defterlerine eksik ve hatalı kayıtlar yapıldığının, şirket mali defter ve kayıtlarının Genel Kurullarda gizlendiğinın, geriye dönük muhasebe işlemleri ile müvekkil aleyhine kar payının azaltıldığının ve müvekkilin şirketten alacaklarını azalttığının da tespit edildiğini belirterek davalı şirketin, sermayesinin 100.000,00 TL'den 2.500.000,00 TL'ye arttırılmasına dair sermaye arttırımı işleminin batıl olduğunun tespitini, bunun mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,  davanın açılabilmesi için öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu sermaye arttırımının 10/04/2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, işbu davanın açılması için gereken sürenin 10/7/2014 tarihi itibariyle dolduğunu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu 10/04/2014 tarihli sermaye arttırma kararına, davacı ...'ın da ortak sıfatıyla olumlu oy verdiğini ve kararı imzaladığını, kararın, Ticaret Sicil Gazetesi'nde davacının da imzasıyla ilan edildiğini,  davacının talebinde hukuki yarar bulunmadığı gibi TTK uyarınca işbu davayı açmasının yasaklandığını, Genel Kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek kişilerin TTK'nun 446.maddesi hükmünde açıkça ve emredici şekilde düzenlendiğini,  hükme göre, toplantıya katılıp da olumlu yönde oy kullanan ortağın iptal davası için dava ehliyeti bulunmadığını, iş bu sebeple davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, iddia edildiğinin aksine sermaye arttırımı sebebiyle doğan sermaye borcunun diğer ortakların nam ve hesabına, ortak ve yönetim kurulu başkanı ... tarafından ödendiğini, davacı ... ise işbu 381,410,54 TL'lik borcu ...'ye halen ödemediği için hakkında Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5941 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davacının borca itiraz etmesi üzerine taraflarınca Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/623 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, iş bu davada, önce borcun sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olduğuna ve bu sebeple borcun zaman aşımına uğradığına dair ilk itirazda bulunduğunu, ancak mahkemenin haklı olarak bu itirazı kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; Genel Kurul Kararlarının iptali TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde, butlanı 447. maddede düzenlenmiş olup, davacı pay sahibi sermaye arttırımı kararının alındığı genel kurul toplantısına katılıp, olumlu oy kullandığı gibi genel kurul tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde dava açmadığından kararın iptalini dava edemeyeceği, yine alınan sermaye artırım kararının, davacı pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırmadığı veya ortadan kaldırmadığı, bilgi alma, inceleme ve denetleme kararını sınırlandırmadığı, şirketin temel yapısını bozmadığı veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olmadığı anlaşıldığından butlan ile batıl olduğunun kabul edilemeyeceği, ayrıca arttırılan sermayeden dolayı bloke edilen bedelin ortaklar yerine şirketin banka hesaplarından ödenmesi halinde dahi bu hususun sermaye artırım kararının iptalini gerektirmeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tMüvekkili ...'ın davalı şirketin kurulduğu tarihten bu yana %25 ortağı olduğunu, şirketin %64 hissesinin aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olan ...’ye, %10 hissesinin aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan kardeşi ...’ye, %1 hissesinin ise Yönetim Kurulu Başkanı ...'nün eşine ait bulunduğunu,<br>\tŞirketin kuruluşundan bu yana hakim ortak ve Yönetim Kurulu Başkanı olan ... ve diğer ortaklarca şirketin iş ve işlemlerin müvekkilinden gizlendiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında devam eden bir çok davada, hakim ortak olan Yönetim Kurulu Başkanının kendi hakimiyetindeki başka şirketlere para aktardığı, kanuna ve yasaya aykırı Yönetim Kurulu Kararları aldığı, şirket mali defterlerine eksik ve hatalı kayıtlar yapıldığı, şirket mali defter ve kayıtlarının Genel Kurullarda gizlendiği, geriye dönük muhasebe işlemleri ile Müvekkil aleyhine kar payının azaltıldığı ve müvekkilinin, şirketten alacaklarının azaltıldığının tespit edildiğini, görülmekte olan davalarda yapılan tespitler ile müvekkilinin, hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemlerden yeni haberdar olduğunu, <br>\tŞirketin 20.03.2014 tarihli Genel Kurul toplantısında sermayenin 100.000,00 TL'den 2.500.000,00 TL'ye arttırılmasına karar alındığını, ancak gerek TTK'na gerekse de alınan Genel Kurul kararına aykırı şekilde; 508.573,72 TL tutarındaki 1/4 peşin ödeme tutarın ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarından ödendiğini, bu durumun davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı tarafından müvekkili aleyhine açılmış olan Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/623 Esas Sayılı dosyasının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, <br>\tHer ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından arttırılan sermaye bedelinin ortaklar yerine şirketin banka hesaplarından ödenmesinin sermaye arttırım kararının iptalini gerektirmeyeceği değerlendirilmişse de; bilindiği gibi TTK'nun 481. maddesi emredici bir düzenleme olup, ilgili maddede de payların bedellerinin pay sahiplerinden ilan yoluyla isteneceğinin düzenlendiğini, dolayısıyla sermaye koyma borcunun şirket tarafından karşılanmasının mümkün bulunmadığını, bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği üzere sermaye arttırımı gereği ortaklar tarafından ödenmesi gereken 508.573,72 TL'nin bloke ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarından yatırıldığını, bu haliyle kanunun emredici düzenlemesine aykırı sermaye arttırım kararının batıl olduğunun tespiti gerektiğini, <br>\tSermaye arttırımı kararının 20.03.2014 tarihli Genel Kurulda alındığını, kararda 1/4'ünün peşin olarak, kalanının ise 24 ay içerisinde ödeneceği düzenlenmesine rağmen, batıl olan sermaye arttırımının dahi ancak 01.06.2018 yılında yapıldığını, bu durumun da yasal sürelere uyulmaması sebebiyle ayrıca ve açıkça kanuna ve Genel Kurul kararına aykırılık sebebiyle sermaye arttırımının batıl olduğunun tespitini gerektirdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tBilindiği ve TTK'nın 445.maddesi hükmünde belirtildiği üzere; kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olup genel kurul kararlarına karar tarihinden itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabilir. TTK'nın 446. maddesinin 1. Fıkrasının \"a\" bendinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibinin genel kurul kararının iptali istemiyle dava açabilecektir. Ayrıca TTK'nun \"Butlan\" başlıklı 447.maddesinde; genel kurulun özellikle pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayesini korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu düzenlenmiştir. <br>\tDüzenleme ile birlikte somut olaya gelince, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı yanın davalı şirketin ortağı olup, davaya konu sermaye arttırım kararının alındığı 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, sermaye artırımına yönelik gündem maddesine olumlu oy kullandığı, ayrıca 10/04/2014 tarihli genel kurula katılmış ve olumlu oy kullanmış olmasından ötürü söz konusu gündem maddesinin iptaline yönelik dava açamayacağı gibi alınan sermaye artırım kararının da davacı pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırmadığı veya ortadan kaldırmadığı, bilgi alma, inceleme ve denetleme kararını sınırlandırmadığı, şirketin temel yapısını bozmadığı veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olmadığı anlaşıldığından sermaye artırımına yönelik genel kurul kararının butlan ile batıl olduğunun kabul edilemeyeceği, ayrıca arttırılan sermayeden dolayı bloke edilen bedelin ortaklar yerine şirketin banka hesaplarından ödenmesi halinde dahi bu hususun sermaye artırım kararının iptalini gerektirmeyeceği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi .21/02/2024<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                   Üye - ...\t                     Zabıt Katibi -...<br>...              ...           ...   ...<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef9576ac8fa59f58","SID":"034276f4ce7546e6"}}