{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1569 <br>KARAR NO: 2024/112<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2023<br>NUMARASI: 2021/270 Esas -  2023/536 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki yurtdışı taşıma işinden kaynaklı malların sorunsuz bir şekilde taşındığını ve yurtdışındaki alıcıya teslim edildiğini, davalıya teminat için verilen depozito almak için kendisine ulaşmaya çalıştığında ise davalıya ulaşılamadığını belirterek, alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı davaya karşı cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dosya içerisinde bulunan 21/08/2021 tarihli tahsilat makbuzu incelendiğinde; ödeyenin ... olduğu, tahsil edenin ... olduğu, miktarın 15.000 USD olduğu, makbuzda ödemenin nakit olduğunun belirtildiği, not kısmında alınan paranın teslim edilen 10 koli 2000 adet gömlek için alınan depozito olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yine aynı tarihli davalının imzasının bulunduğu belgeye göre 15.000 USD'nin depozito olarak alındığı belirtilmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/1014 esas, 2020/4488 karar sayılı ilamının \"HMK'nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.\" şeklindeki gerekçesinden yola çıkılarak dosyada mevcut whatsaap yazışmaları hükme esas alınmıştır. Dosyada mevcut whatsaap yazışmalarına göre taraflar arasında taşıma işine yönelik anlaşma yapıldığı, davalının davacının ödediği 15.000 USD'yi iade edeceğini belirttiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre davacı tarafından davalıya ödenen  15.000 USD depozito bedelinin davalı tarafından davacıya iade edilmediği anlaşıldığından davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya içeriğine göre davacı tarafından davacıya ihtarname çekilmediği dolayısıyla davalının temerrüde düşmediği anlaşıldığından davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacağın belirlenebilir ve likit olması sebebiyle 98.053,50TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın eksik ve hatalı fiili ödeme günündeki kur üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalıya karşı icra takibi başlatılırken, yasal zorunluluk gereği döviz cinsinden olan alacağın o günkü kur üzerinden TL'ye çevrilerek başlatıldığını, ancak takip talebi ve ödeme emrinde fiili ödeme günündeki kur üzerinden takip başlatıldığını, fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme emri gönderildiğinde buna uygun şekilde karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde davacının davalıdan 15.000,00 USD alacaklı olduğunu \"Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre davacı tarafından davalıya ödenen  15.000 USD depozito bedelinin davalı tarafından davacıya iade edilmediği anlaşıldığından davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.\" şeklinde kabul etmekte olduğunu, bu kapsamda davacının davalından 15.000,00 USD alacaklı olduğu açık olduğuna ve takip talebinde ve ödeme emrinde fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsilat talep edildiğine göre, Mahkemece fiili ödeme günündeki kur üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, davalı hakkında 07.12.2020 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/33750 Sor. No dosyasından şikayetçi olunmuş olup iş bu suç duyurusunun davalıya ulaştığı tarih itibariyle davalı temerrüde düşmüş, iş bu sebeplerle Mahkemece takip öncesi faiz yönünden verilen red kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu kararın bu yönden de kaldırılması ve davanın istinaf sebepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında ödenen depozitonun iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibin yabancı para cinsinden başlatılıp başlatılmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"depozito iadesi\" sebebine dayalı olarak 15.000,00 USD asıl alacağın tahsili istemiyle 31/01/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, borca ve yetkiye itiraz üzerine takip durmuştur. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine takip Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında devam etmiştir. Bu dosyada İcra Müdürlüğü 20/03/2020 tarihli kararı ile, takibin Türk Parasına göre düzenlenmediği döviz olarak düzenlendiği dikkate alınarak yasaya aykırı takip talebinin reddine, Türk Parasına göre ek takip talebi sunulması halinde borçluya Türk Parası üzerinden ödeme emri gönderilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine 20/03/2020 tarihinde sunulan takip talebi ile, \"depozito iadesi\" sebebine dayalı olarak 98.053,50 TL(15.000,00 USD) asıl alacağın 1.184,70 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından sunulan ikinci takip talebi ile alacak Türk Lirası üzerinden talep edilmiş olup, bu takip talebinde her ne kadar ayrıca fiili ödeme günüdeki efektif satış kuru üzerinden tahsil talep edilmiş ise de, gerek alacağın Türk Lirası olarak talep edilmiş olması gerekse de icra müdürlüğünün  20/03/2020 tarihli alacağın Türk Parasına göre tahsili için ek takip talebi sunulması şeklindeki kararı karşısında bu durumun takibi yabancı para takibi haline getirmesi mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince Türk Lirası üzerinden karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmediği gibi icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Davacı, davalı hakkında 07.12.2020 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/33750 Sor. No dosyasından şikayetçi olunmuş olup bu suç duyurusunun davalıya ulaştığı tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğünü ileri sürmüş ise de, suç duyurusunun davalıya ulaşması Kanunun aradığı anlamda bir temerrüt ihtarı niteliğinde bulunmadığından bu suç duyurusu davalıyı temerrüde düşürmeye yeterli değildir. Bu nedenle, davacının işlemiş temerrüt faizine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09b29da79130b671","SID":"03a782cf3693f914"}}