{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1917 - 2024/306<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1917 <br>KARAR NO\t: 2024/306<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/842 Esas - 2022/431 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06/03/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 30.10.2019 tarihinde meydana gelen kazada kusurlu araç sürücüsü ... 14.05.2020 tarihinde vefat ettiğinden işbu davanın ...'ün gerçek kişi mirasçılarına ve kaza tarihinde ZMMS sigorta poliçe sahibi olan ... Sigorta A.Ş.'ye husumet yöneltilerek açıldığını, müvekkilinin zararının giderilmesi talebiyle poliçe sahibi davalı şirkete yazılı olarak başvurulmuş ise de davalı şirket tarafından maddi zararın karşılanmayacağının kendilerine bildirildiğini, 30.10.2019 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan... plakalı araçla Eskişehir ... kesişiminde bulunan yaya geçidinde, yaya olarak yolun karşısına geçmekte olan müvekkiline çarptığını, ...'ün sağ şeritte bulunan aracın yaya geçidinde durduğunu görmüş olmasına rağmen hızını azaltmadığını, yaya geçidinde durmadığını ve bu suretle yaya geçidinden geçmekte olan müvekkiline çarptığını, meydana gelen kazada ve müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararın doğumunda araç sürücüsü ...'ün tam olarak kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin sol kolunun kırıldığını ve burnundan yaralandığını, ağır psikolojik çöküntü yaşadığını belirterek, 1.316,00 TL tedavi giderinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, müvekkilinin kaza dolayısıyla uğramış olduğu geçici ve sürekli güç/efor kaybı-iş göremezlik tazminatının bilirkişi marifetiyle tespit edildiğinde bedel artırım dilekçesi ile artırılmak üzere şimdilik belirsiz 5.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi açısından şirketin sigorta poliçesindeki teminat sınırları içerisinde olmak üzere davalılardan müştereken tahsiline, fazlaya ilişkin efor kaybı/iş göremezlik tazminatı ve gelecekte yapılacak tedavi giderlerine ilişkin talep haklarının saklı tutulmasına, ...'ün mirasçısı olan davalı gerçek kişilerden 40.000,00TL manevi tazminatın 30.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep   etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'ün mirasçısı olması nedeniyle kendisine dava açıldığını, mirasçılar ... ve ...'in ...'ün mirasçıları olduğunu, ...'ün mirasçıları olmaları nedeniyle aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, davacının açmış olduğu manevi tazminat talebinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının yaya şeridi olmayan bir yerde araçların yoğun olduğu bir saatte karşıdan karşıya geçerken tamamen kendi kusuruyla kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu belirterek, manevi tazminat yönünden görevsizlik kararı verilerek davanın ayrılarak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, manevi tazminat talebi yönünden ayrılma kararı verilmezse zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle tüm mirasçılara dava açılmadığından davanın reddine karar verilmesini, manevi tazminat talebinin pasif husumet ehliyeti olmadığından dolayı reddine, maddi tazminat talebi yönünden müvekkiline açılan davanın zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle tüm mirasçılara karşı açılmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesini, sürücünün kusurlu olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davada yetkili mahkemenin müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri İstanbul olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMMS Genel Şartları A.5/C maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, somut olayda müvekkili şirketin sigortalısının kusuru bulunmadığını belirterek, öncelikle davanın yetki yönünden reddine, davaya cevap verilebilmesi için HMK 121 md. gereği delillerin kendilerine tebliğine, davacı tarafın talep sonucunu açıklamasına, her durumda maluliyetin tespitine yönelik raporun ZMSS Genel Şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasına, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri teminat dışı olduğundan işbu davanın reddine, her halde kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; ... isimli yayanın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68'nci maddesi ile Yönetmeliğin 138'nci maddesinde \"Yayaların Uyacakları Kurallar\" ile ilgili (b) bendinde; \"Karşıdan karşıya geçişler ile ilgili olarak, taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle (100 metreye kadar) kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek zorundadır.\" (b) bendi 3.fıkrasında; \"Taşıt yolunun karşı tarafında geçmek isteyen yayalar, ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek zorundadırlar. Yollarda güvenli geçiş, önce sola sonra sağa bakılarak sakınca yoksa taşıt yoluna girmek, geçiş sırasına sola ve sağa bakılarak yürüyüşe devam etmek, taşıt yoluna girmeden güvenle duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar varsa ilk geçiş hakkını onlara verip geçişlerini beklemek suretiyle yapılır.\" (d) bendinde; \"Yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları, dikkatsiz hareket etmeleri yasaktır.\" kurallarını ihlal ettiğinden meydana gelen yaralanmalı trafik kazasının oluşumunda asli derecede kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ün kaza anında Atatürk Bulvarı istikametinden Cumhuriyet Bulvarı istikametine seyri esnasında, yolun sağından karşıya geçmeye çalışan ... isimli yayanın dikkatsiz, tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde taşıt yoluna çıkması neticesinde meydana gelen kazada kazayı önlemek için etkin tedbir almasının mümkün olmadığının dosya içerisinde yapılan incelemeden de anlaşılmış olduğunu, meydana gelen kazanın oluşumunda kazaya etken kusur ihlali yapmadığının bildirildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 21/03/2022 tarihli raporunda; tutanağa göre kazanın olduğu mahalin, meskun mahal olduğu, üç şeritli, 9.0 m. genişlikte, asfalt kaplama, orta refüjle bölünmüş üç şeritli yol üzerinde “T” kavşak bulunduğu, kavşak giriş çıkışının olduğu yerde yaya geçidi olduğu, trafik kazası tespit tutanağında, kazanın yaya geçidinde olduğu belirtilmiş ise de yaya ve sürücü ifadelerinin farklı olduğundan bahisle kusur değerlendirmesi yapılmadığı, dosyada bulunan 30.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, olayın kazanın yaya geçidinde veya dışında olmasına göre alternatifli değerlendirme yapıldığı, ona göre kusurlandırma yapıldığı, dosya kapsamındaki ifadeler, TKTT, bilirkişi raporu ve diğer tüm veriler incelenip durum değerlendirmesi yapıldığında; mevcut verilerden yayanın karşıya geçtiği yerin yaya geçidi olup olmadığı konusunda tereddüte düşüldüğü, bilirkişi raporuna iştirak edildiği, çarpma noktasının yaya geçidinde veya dışında olması durumuna göre takdiri Mahkemeye bırakılmak üzere olay iki hale göre değerlendirilerek, rapor tanzim edildiği, mevcut verilere göre; yaya, yaya geçidinden karşıya geçerken olay meydana gelmiş ise; sürücü ... meskun mahalde sevk ve idaresindeki otomobil ile dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı seyri sırasında geldiği yol bölümündeki yaya geçidine yaklaşırken hız azaltmamış, karşıya geçmek için seyrine göre, sağındaki araç (kamyonet) önünden karşıya geçmek için yola giren yayaya geçiş hakkını bırakmayıp, yaya geçidinde çarpmasıyla meydana gelen olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, yaya ... meskun mahalde karşıya geçmek için, ilk geçiş hakkını haiz olduğu yaya geçidini kullanarak girmiş olduğu yolda, kurallara uygun şekilde karşıya geçmekte iken sadmeye maruz kaldığı olayda, hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından, kusursuz olduğu, yaya, yaya geçidi dışından karşıya geçerken olay meydana gelmiş ise; sürücü ... meskun mahalde sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında geldiği yol bölümünde, geçiş hakkını aracına bırakmamış, sağındaki araç (kamyonet) önünden kontrolsüzce karşıya geçmek üzere yola giren yayaya çarpması ile meydana gelen kazada, hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından, kusursuz olduğu, yaya ... karşıya geçmek için geçiş hakkını haiz olduğu yaya geçidini kullanmamış, yola girmeden önce, geçiş hakkını haiz yaklaşan aracın hız ve uzaklık durumunu dikkate alması ve geçişini kontrollü şekilde yapması gerekirken, bunlara riayet etmeyip, araç (kamyonet) önünden, yaklaşan geçiş hakkını haiz gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan kontrolsüzce karşıya geçişi sırasında sadmeye maruz kaldığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, olayda; ilk  halde sürücü ...’ün %100 oranında kusurlu olduğu, yaya ...’ın kusursuz olduğu, ikinci halde sürücü ...'ün kusursuz olduğu, yaya ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacı, kazanın olduğu mahalli 112 ambulans çalışanlarının bildiğini iddia etmişse de keşif mahallinde, kaza sonrasında davacıya ilk müdahaleyi yapan ... ve ...’in dinlendiği, yaralıyı tam olarak nereden aldıkları sorulduğu, yaralıyı nereden aldıklarını hatırlamadıklarını söyledikleri, kazanın nerede ve nasıl olduğuna ilişkin tek tanığın dahili davalı ... olduğu, ...’in muris ... ile aynı yönde beyanda bulunduğu, davacının iddiasını kanıtlayacak dosyada başka delil de bulunduğu, davacı kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını ispatlayamadığından davacının tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezliğine ilişkin maddi tazminat taleplerinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezliğine ilişkin maddi tazminat taleplerinin ve davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; belirsiz alacak davasında kesinlik sınırının dava edilen miktara göre değil alacağın tamamına göre belirleneceği, mahkemece her ne kadar istinaf kanun yoluna kapalı bir karar verilmiş istinaf kanun yolunun açık olduğunu, keşfin, dava konusu olayın meydana geldiği yerde yapılmadığını, keşfin yapılacağı yerin, mahkemece, keşif gününde, öngörülemeyen şekilde değiştirildiğini, tanıklara gönderilen tebligat üzerinde açıkça; ''KEŞİF YERİ: ... kesişiminde bulunan yaya geçidinde hazır bulunmanız ihtar olunur.'' şerhi bulunduğunu, buna karşılık keşif günü mahkeme heyetinin ... kesişimine intikal ettiğini, dava konusu olayın ... kesişiminde değil, ... kesişiminde yapıldığını, olay mahallinden farklı konumda yapılan bu keşifte dinlenen tanıkların da bu sebeple kazanın yaya geçidi üzerinde yahut dışında olduğunu hatırlayamadıklarını, olay tarihinden yaklaşık 1 ay sonra -dosyada da dinlenen- tanık ... 25/11/2019 tarihinde Odunpazarı Polis Merkezinde vermiş olduğu ifadesinde; ''olay günü 112 ambulansta sürücü olarak görevli idim. ... isimli şahsa yaya geçidinde aracın çarpmış olduğu bilgisini öğrendik.'' şeklinde beyanda bulunduğunu,  görüldüğü üzere kazanın nerede meydana geldiğine ilişkin mahkemenin kabulünün aksine başka deliller de bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tYerel mahkeme kararında, maddi tazminata ilişkin olarak kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de, HMK'nın 341. maddesi miktar itibarı ile kesinlik sınırına yönelik düzenlemeler içermekte olup, buna göre 6100 sayılı HMK'nın 341/3. maddesinde, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 341/3. maddesindeki yasal düzenleme sebebiyle istinaf kanun yolu açık bir karar olup, yerel mahkemece verilen kararın miktar itibarı ile kesin olduğunun belirtilmesinin de bu anlamda sonucu bir etkisinin bulunmadığı görülmekle Dairemizce istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tKusura ilişkin olarak, taraflardan hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, tehlikeler eşit varsayıldığından zararın ilke olarak yarı yarıya paylaştırılmasına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11-104 Esas 2007/180 Karar sayılı kararında; “tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca; tehlikeler eşit varsayıldığından, zarar ilke olarak yarı yarı paylaştırılır.\" denilmiş olup, kazaya karışanlardan hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zararın ilke olarak yarı yarıya paylaştırılacağı ilkesi uyarınca tarafların eşit kusurlu olduğunun gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesi gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/05/2022 tarihli 2020/842 Esas - 2020/431 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9d5b7ef1776dfe18","SID":"ac6723e8e4771ecb"}}