{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1391 <br>KARAR NO: 2024/141 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/03/2022<br>NUMARASI: 2019/167 (E) - 2022/217 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 30/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı dava dışı ...'in yönetimindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada yapılan kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, dalak kaybı nedeniyle %10 engel oranı oluştuğunu, ZMMS kapsamında davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin zararının aktüer bilirkişi raporu ile hesaplanması gerektiğini belirterek, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın, olayın meydana geldiği 23/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 28/12/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği tazminat tutarını 149.000 TL'ye yükselterek toplam 150.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 150.000 TL'nin 25/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın 23/11/2009 tarihinde meydana geldiğini, davacının zamanaşımı süresi dolduktan sonra 15/01/2019 tarihinde müvekkil sigorta şirketine hasar başvurusunda bulunulduğunu, 08/03/2019 tarihinde arabuluculuğa başvuru yapıldıktan sonra davanın 25/03/2019 tarihinde ikame edilmiş olduğunu, dava konusu poliçesinin 18/02/2009 tarihinde tanzim edildiği ve kazanın 23/11/2009 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında bilirkişi raporundaki hatalı bakiye ömür hesaplamasının yanlış olduğunu, davacının bakiye yaşam ömrünün PMF-1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.  Dosya kapsamından, 23/11/2009 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olan ...plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.  Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren KTK'nin 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K.). Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. HMK'nin 319. maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nin 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmüş ise de davalıya dava dilekçesi 12/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği halde 2 haftalık cevap verme süresinden sonra 05/09/2019 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmakla davalının zamanaşımı istinafı yerinde değildir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K., Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu durumda somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmesinde isabetsizlik yoktur. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.246,5‬0 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 2.562 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 7.684,5‬0 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"872a1f14cdc50423","SID":"0d01b851dc9e06b2"}}