{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 01/12/2023<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 19/02/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalı şirketin 2021 yılından itibaren mermercilik faaliyeti yürüttüğünü, şirketin son iki faaliyet yılı içinde ciddi anlamda zarara uğradığını, davalı şirketin uzun zamandır kar payı dağıtamadığını, şirketin çalışan sayısının düştüğünü, şirketin herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, .... Belediyesi ve .... Belediyelerinden şirkete birçok ceza kesildiğini, şirketin şikayet konusu  gürültüyü önlemek amacıyla yapmak istediği yüksek maliyeti olan duvarın da şikayetleri önleyemediğini, duvarın yapıldığı  parselin yarısından fazlasının bu nedenle uzun senelerdir kullanılamamakta olup atıl vaziyette olduğunu, şirkete ait fabrikanın bulunduğu bölgede imar çalışmalarının tamamlandığını, fabrikanın mermer/çamur atıklarının rüzgar ve yağış nedeniyle yakındaki zararlara zarar verdiğini, imar planına göre altyapı kodlarının değiştiğini, şirkete ait fabrikanın olduğu ve çok alçakta kalan kotun yükseltilmesi gerektiğini, Şirketin faaliyetlerini sürdürülebilmesi için sanayi imarına sahip bölgelerde faaliyet göstermesi gerektiğini, fabrikanın kalifiye işçi ihtiyacının bulunduğunu, şirket makinelerinin teknolojisinin eski olduğunu, şirketin sürdürülebilir üretim yapabilecek hale getirilmesi gerektiğini, şirketin işçi maaşlarını zamanında ödeyemediğini, bu nedenle şirketin resmi  kurumlara karşı oluşan borçlarının şirket makinelerinin satışı ile ödendiğini, şirketin borca batık olup, faaliyetlerini yürütemeyeceğinin şirket ortaklarınca da kabul edildiğini, şirketin yaptığı hemen hemen tüm işlerin müvekkil davacı ... ın bağlantıları ile elde ettiğini, tüm gelişmeler sonucunda ortakların şirketin tasfiyesine karar verdiklerini, tüm aile bireyleri ve ortakların bundan haberinin ve onayının olmasına rağmen kardeş olan ortakların anlaşmayı bozduklarını, Müvekkili ... ın tasfiyeden kaynaklanan payını pazarlık konusu etmek ve kendisine az bir miktar verip şirketten ayrılmasını sağlamak istediklerini, müvekkilinin haberi dahi olmadan genel kurul çağrısı yapıldığını, fabrikanın faaliyet gösterdiği arsanın bir dönümünün değerinin yaklaşık 25.000.000 TL seviyelerinde olduğunu, diğer ortakların sermaye artırımı yoluyla ..... ’ın şirketteki payının azaltılması ve bu yolla arazi üzerinden alacağı tasfiye payının azaltılmasının amaçlandığını, şirketin devamında ekonomik yarar bulunmadığını, müvekkiline elektronik ortamda hakaretlerde bulunulduğunu, şirkete ait ticari defterlerin çalındığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, yönetim kurulu üyesi müvekkilin diğer yönetim kurulu üyesi .... ve ....a defter ve belgelerini şirket merkezine bırakması için ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnameye herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, defterlerin çalınmasından dolayı Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde .... Esas numarası ile \"Zayi Belgesi Verilmesi\" talepli açılan davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin .... tarafından ısrarlı bir şekilde taciz boyutuna varan eylemleri nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, suç duyurularına rağmen düzenli olarak taciz edilen müvekkilinin Antalya 1. Aile Mahkemesi'den .... D. İş sayılı dosya ile koruma tedbiri talebinde bulunduğunu, şirketin 22/09/2023 tarihli yapılan son genel kurul toplantısında şirkete ait pay defteri, yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tabloların gösterilmeyip kendisinden gizlendiğini, .... dışındaki diğer iki yönetim kurulu üyesinin tabloları görmeden genel kurul çağrısı yapmayacaklarına ilişkin tavırları üzerine şirketin diğer üç hissedarının, pay sahiplerinin genel kurula çağrılması için Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde .... esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, somut uyuşmazlıkta davacı müvekkil %40 oranında pay sahibi olduğundan ve şirketin feshi için yukarıda anlatılan haklı sebeplerin varlığından dolayı şirketin feshedilmesi gerektiğini, şirketin münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ... nın , şirkette hissedar olan diğer kardeşleri aracılığıyla şirkete zarar verebilecek faaliyetlerde bulunduğunu, şirket defterlerini ve muhasebe kayıtlarını şirketin merkezinden çaldığını,  bu kayıtları müvekkil ... tan sır gibi sakladığını ve şirkete zarar verme ihtimali yüksek olan eylemler yapma ihtimalinin bulunduğunu,  .... şirkete ait olan yüksek bedelli araziyi herhangi bir genel kurul kararı olmadan \".... \" isimli internet sitesinde satışa çıkardığını, şirketin tüm banka hesaplarının mobil aktivasyonu kendi telefonuna entegre olan ... nın şirket hesabından karşılığında fatura kesilip kesilmediğini, hizmet alınıp alınmadığını bilmedikleri işlemlerle abisi ....a , aile dostu ... ye ve eşine son zamanlarda para transferleri yaparak banka hesabını boşalttığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, HMK m. 389 uyarınca davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin reddi halinde davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, davalı şirketin feshine, şirketin feshi talebi kabul görmezse davacı müvekkile paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin tespit edilip bu bedelin davacı pay sahibine ödenerek müvekkilin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece 07/11/2023 tarihli tensibinin verilen ara kararı ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABUL - KISMEN REDDİNE,<br>a) Davacı vekilinin yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin;  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 389 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, davanın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği, davaya konu şirketin organsız kalmadığı gibi esasen böyle bir iddianın da bulunmaması gözetilerek davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, <br>Tensip zaptının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolunun açık olduğu hususunun davacı vekiline ihtarına, <br>b) Davacı vekilinin denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi yerinde görüldüğünden tedbir talebinin KABULÜNE, <br>Davalı şirketin borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımı ... in onayına tabi tutulmasına, karardan birer örneğin .... ve şirkete gönderilmesine, <br>Denetim kayyımına aylık 5.000,00.-TL ücret takdirine, kayyum ücreti yatırıldığında göreve başlatılmasına,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Davalı vekili 09/11/2023 tarihli itiraz dilekçesinde özetle;  davacının, davalı şirketin ilk kurulduğu 1987 yılından itibaren şirketin ortağı ve Yönetim kurulu üyesi , 25 yıldır  ve halen de  şirketin  Yönetim Kurulu Başkanı olarak ,  şirketi temsil ve ilzama tek başına yetkili olduğunu mahkemeden gizleyerek, bir çok kez kasten gerçek dışı iddialar ileri sürüp, maddi gerçekleri gizleme yolunu seçerek  dürüst davranma kuralına açıkça aykırı davrandığını, davacı tarafın davayı kazanmak için HMK 29.maddesine aykırı bu tutumlarının sadece bu dava ile sınırlı olmayıp , Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayısında kayıtlı   şirketin  \"Ticari defterlerin zayi\" davasının dava dilekçesinde görüleceği üzere, şirkete ait ticari defter ve belgelerin Yön. Kr. Bşk. Yrd. .... ' da olduğunu dava tarihinden evvel bildikleri sabit iken, kendi lehine bu dava için delil oluşturmak amacıyla  sanki defterler çalınmış gibi bu durumu gizleyerek zayii belgesi almaya çalıştıklarını, hatta karakola gidip şikayetçi olduğunu, şirketin %58'ine sahip diğer şirket ortakları hakkındaki \"Hırsızlık, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma\" suçundan şikayeti hakkında, Antalya C.Başsavcılığının 25/10/2023 tarihli ve .... Soruşturma .... Karar  sayılı \"Kovusturmaya Yer Olmadıgına\" dair karar verildiğini, davacı  ... ın , davalı .... A.Ş. nin müşteri portföyünü, öz kaynaklarını, kızları ve kendisinin kurduğu .... Ltd.Şti'ne aktararak .... Mermeri zarara uğrattığını ve kendisine ve kızlarına fayda sağladığını, yönetim kurulu başkanı olan davacı ... ın , Türkiye' de ve Yurt dışında açılan hiç bir ihaleye girmediğini, pazar araştırması yapmadığını, davalı şirket adına ABD ve başkaca yabancı ülkelere iş bağlamak amacıyla gidiyorum diyerek tüm uçak konaklama masraflarını davalı şirkete ödettirmesine karşılık davalı şirket adına hiçbir anlaşma yapmadığını , ancak bu gittiği ülkelerdeki müşterilerle mermer ihracatı konuda kendi kurduğu ....Mermer İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. üzerinden anlaşmalar yapıp mermer ihracatı yaparak davalı şirketin yeni pazarlara ulaşmasını engellediğini, davalı şirketin müşteri porföyünü de .... mermere aktararak davalı şirketin küçülmesine haliyle de zarar etmesine neden olduğunu, davacı ... ın , kendi yönetimindeki şirketin mali durumunun bozulduğunu bilmesine rağmen iyileştirici ve alternatif hiçbir çözüm önerisi sunmadığını, bu sorunların tartışılıp karara bağlanacağı genel kurulun yapılmasını ertelettirip sonrasında engellediğini, akabinde de kendi ağır kusuru olan bu kötü yönetimden kendisi sorumlu değilmişcesine kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını belirterek, kayyum atanmasına yönelik tedbir ara kararının itirazen kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece verilen 01/12/2023 tarihli ara kararında; \"Mahkememizce 07/11/2023 tarihli tensip 23 nolu ara kararı uyarınca; davacı vekilinin denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi yerinde görüldüğünden tedbir talebinin kabulüne, davalı şirketin borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımı ... in onayına tabi tutulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.  <br>Davalı tarafça itiraz olarak öne sürülen sebepler, ihtiyati tedbirin içeriği de düşürünelerek; tedbirin kaldırılmasına sebep olacak sebepler değildir. İhtiyati tedbirin geçici hukuki himaye niteliğinde olması nedeniyle, itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar ihtiyati tedbirin incelenmesi sınırının dışında olup esasa yöneliktir.Mahkememizce HMK 389.maddesi gereğince mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali yaklaşık olarak ispat edildiğinden itirazın reddine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; hem tedbirin kabulüne hem de tedbire itirazlarının reddi ile tedbirin devamına dair mahkeme kararlarının gerekçeden yoksun olduğunu, mahkemece, tedbiren denetim kayyımı atanmasını gerektiren herhangi bir somut gerekçe gösterilemediği gibi  davacının tutunduğu hangi somut delil ve hangi hukuki sebebi geçerli kabul ettiğinin ara karardan anlaşılamadığını, tedbiren denetim kayyumu atanmasını gerektirecek hiç bir somut delil olmadığını, davacının tümüyle soyut iddialara dayalı \"kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" kuralına (HMK 390/3) açıkça aykırı karar verildiğini, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığının ticaret sicilden gelen ve sunulan belgelerle sabit olduğunu, davacının dava tarihi itibariyle yönetim kurulu başkanı olduğunu ve yetkilerini kullandığını, tedbiren kayyım tayini talebinde hukuki yararın da bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararında \"Davalı şirketin borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımı ... in onayına tabi tutulmasına,\" denilmiş ise de  \"borçlandırıcı işlemlerin kapsamı ve miktarı\" net ve belirgin olmadığından, şirketin yetkili organlarının olduğu sabit iken şirket işleyişini ve yönetimi zora sokacak şekilde, uygulanmasının müphem ve muallak bir karar verilmesinin de doğru olmadığını, itirazlarında borçlandırıcı işlemlerin kapsamının ve sınırın Mahkemece açıklanması ve gerekçelendirilmesi talep edildiği halde muallak ifadelerle tedbir kararının devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, anonim şirkete kötü yönetime bağlı fesih talebi ile açılan dava üzerine kayyum tayin edilebileceğine ilişkin hükmün  TTK da bulunmadığını, TTK na göre ancak organ boşluğu bulunması halinde kayyım tayininin mümkün olduğunu, ortakların kendi aralarındaki anlaşmazlıkların ...AŞ. Şirkete kayyım tayin edilmesinin gerekçesi olamayacağını, haklı sebeplerle fesih talebi üzerine anonim şirkete kayyum tayin edilmesine ilişkin bir düzenlemenin TTK da öngörülmediğini, 6102 Sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkin açılan davalarda  ortakların kendi aralarındaki anlaşmazlıkların davalı Şirkete kayyım tayin edilmesinin gerekçesi olamayacağı, haklı sebeplerle fesih talebi üzerine anonim şirkete kayyum tayin edilmesine ilişkin bir düzenlemenin TTK da öngörülmemesi,davalı tarafın davacının şirketteki payının kendisine ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasını da istemesi  karşısında, ancak, organ boşluğu bulunması halinde kayyım tayini mümkün iken, somut olayda da organ boşluğuna dayanılmadığı gibi yönetim kurulunun halen görevlerinin devam ettiği, davacının da dava tarihi itibariyle 25 yıldır yönetim kurulu başkanı olduğu sunulan ticaret sicil yetki belgesi ile sabit olduğunu dava şartları bulunmayan davada tedbir kararı da verilemeyeceğini, davacının aile bireyleri arasındaki manevi bağların koptuğuna dair gerekçesi de davalı anonim şirketin feshi için haklı neden olamayacağını, Anonim sirketin fesih ve tasfiyesi ancak '' haklı sebeplerin '' varlığı halinde talep edilebilmektedir. Yine, ortaklıktan çıkma talep edebilmek için de \"haklı sebeplerin varlığı ve ispat edilmiş olması\" yasada açıkça ön görülmüş olup, dava ön şartı niteliğinde olduğunu, anonim ortaklıklar bakımından “haklı sebep” olarak nitelendirilebilecek vakıaların, objektif olması ve pay sahibi kimliğinden bağımsız olması gerektiğini, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin \"diğer ortaklardan\" kaynaklandığının davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini,  hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesinin de bunu gerektirdiğini, somut uyuşmazlıkta, ticaret sicil kayıtlarından davacının şirketin kuruluşundan itibaren dava tarihine kadar  25 yıldır yönetim kurulu başkanlığı görevlerini yerine getirdiğinin sabit olduğunu, davacının şirketin faaliyette bulunmadığı, gelir elde edemediği, 2022 yılı genel kurul toplantısının ertelenmesine de kendisinin sebep olması nedeniyle  yapılamadığı gibi davalı anonim şirketin fesih ve tasfiyesi için ileri sürdüğü iddialar ve olaylar davacının şirket yönetim kurulu başkanı  olduğu döneme ait bulunduğunu, dolayısıyla, davalı anonim şirketin feshi için dava konusu iddiaların ileri sürülmesinin iyiniyet kurallarına ve çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu ve iddiaların ispatlanamadığı nazara alındığında ,şirketin fesih ve tasfiyesini gerektir bir durumun bulunmaması nedeniyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, ortaklıktan çıkma kararı verilebilmesi için de şirketin feshi şartlarının mevcut bulunması gerektiğini, beyan ederek Mahkemenin 07.11.2023 tarihli tensip ara kararının \"23.b) davacı vekilinin denetim  kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi yerinde görüldüğünden tedbir talebinin kabulüne\" dair tedbir ara kararı ile  İhtiyati tedbir ara kararına yönelik  yaptığımız   itirazımızın kabulü  yerine  aksi yöndeki 01/12/2023 tarihli ihtiyati tedbire itirazımızın reddi ile tedbirin devamına yönelik kararları , davanın niteliğine, usul ve yasaya aykırı olduğundan, tedbiren denetim kayyımı atanmasına dair ihtiyati tedbir kararlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, davalı şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Talep, mahkemece davalı şirkete tedbir ve onay kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 22/02/2024<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"834d130a39c6afc2","SID":"77fa48379c36920e"}}