{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t \t: 2020/835 <br>KARAR NO\t\t: 2024/434<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/293 Esas  2019/1255 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ\t: 22/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 22/02/2024<br><br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/293 Esas ve 2019/1255 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı banka vekili  dava dilekçesinde özetle ; Kredi borçlusu ... ve kredi kefilleri ... ile ...arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmesi için, Beyoğlu 48. Noterliği’nin 03.11.2017 tarih 112535 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı borçlulara sözleşmede bildirilen adreslere keşide olunduğu, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İzmir 28. İcra Müdürlüğü’nün 2018/310 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanmıştır. Davalı borçlular tarafından ise borca, faize, faizin gider vergisine ve masrafa itirazda bulunulduğu, asıl kredi borçlusu ... bakımından ise takibin kesinleşmiş olduğu, ayrıca davalı borçluların bu itirazlarının yerinde olmadığı, icra takibinin geciktirmeye yönelik olduğu, İzmir 28. İcra Müdürlüğü’nün 2018/310 E. sayılı İcra takibine konu alacak kalemlerinden, borçluların itirazının iptali ile takibin devamına, takibe haksız olarak itiraz eden borçlu davalıların % 20’den az olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına  talep etmiştir. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı alacaklı banka tarafından, davalılar hakkında dava dışı borçlu ...’e olan Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletten kaynaklanan borcun ödenmediği gerekçesiyle İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2018/310 E. sayılı dosyası ile İcra takibine başlandığı, itirazları üzerine icra takibinin durduğu, bunun üzerine itirazın iptali davası açıldığı, Davacı Banka ile 11.09.2012 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imza olunduğu, Sözleşmenin imza edildiği tarihte 6098 sayılı B.K. nun yürürlükte olduğu ve sözleşmenin bu kanuna uygun şekilde düzenlenmiş olması gerektiği, ancak taraflarca imzalanan sözleşmenin kefalete dair hükümleri B.K. nun 583. Maddesi gereğince geçersiz olduğu, Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçersiz olduğu, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmesinin şart olduğu, ayrıca yasanın 584. Maddesi gereği; eşlerden biri Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmesinin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu, yine aynı yasal düzenleme ile; Kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğunu, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde, kefalete dair hükümler, yasal unsurları taşımadığından ve eşlerin karşılıklı olarak yazılı rızaları alınmadığından geçersiz olduğu, bu sebeple icra takibinin talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca genel krediden kaynaklanan tüm borç 29.12.2016 tarihinde ödenmiş ve kredi borcunun kapatılmış olduğu, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ... arasında aynı tarihte 29.12.2016 yeni bir taksitli ticari kredi sözleşmesi imzalatıldığı, Kullandırılan 110.240.-TL ticari kredi için yeni bir ödeme planı oluşturulduğu, söz konusu kredi sözleşmesi açısından davalılar tarafından verilmiş bir kefaletin olmadığı, bu tarihli sözleşmenin de tarafı olmadıkları, bu sebeple anılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulabilmelerinin hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle haksız hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Ayrıca davayı ve borcu kabul anlamına gelmemek üzere, gerek takip tarihine kadar işlemiş faiz için gerekse de takip tarihinden sonra işletilecek faiz için B.K. 88. Ve 120. Maddelerindeki hükümlerinin gözetilmesi gerektiği, faiz ve işlemiş faiz miktarının da fahiş olduğu, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava; İİK 67/2 uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. <br>İzmir 28.  İcra Müdürlüğünün 2018/310  sayılı takip dosyası getirtilip incelenmiştir. <br>Taraflar arasındaki kredi sözleşmesi kefalete ilişkin sözleşme ve belgeler getirtilmiş banka bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yetkisi de verilen banka kayıtları, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi ve kredi sözleşmesindeki kefalet bölümleride irdelenerek kefalet sözleşmesi de mahkememizce irdelenmiş, ayrıca genel kredi sözleşmesinin 10.9. Maddesinde kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerinin sorumululuğu bölümünde banka tarafından, ayrıca müteselsil kefillerin imzasını almaya sorumluluğu bölümünde ayrıca müteselsil kefillerin rızasını almaya gerek olmaksızın ve kefalet limiti içerisende kalmak koşuluyla revolving (dönüşüm) kullanabileceği belirtilmekle alınan ek raporda dikkate alınarak usul ve yasaya uygun, mevzuata uygun rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair  hüküm  altına alınan alacak, banka alacağı olup, likit ve hesaplanabilir olduğundan, İİK 67/2 uyarınca %20 icra inkar tazminatı olan 22.780,62-TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi...'' gerekçesi ile Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalıların İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/310 Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın KISMEN İPTALİ ile, 108.102,70-TL asıl alacak, 530,42-TL faiz,  26,52-TL %5 faizin gider vergisi,  4.621,39-TL işlemiş faiz ve 231,07-TL faizin %5 Gider vergisi, 391,03-TL ihtar masrafı olmak üzere; TOPLAM 113.903,13-TL'lik itiraza yönelik davalıların itirazının İPTALİ ile takibin asıl alacak olan 108.102,70-TL ye, yıllık %27 oranında temerrüd faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, Hüküm altına alınan alacak, banka alacağı olup, likit ve hesaplanabilir olduğundan, İİK 67/2 uyarınca %20 icra inkar tazminatı olan 22.780,62-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,...\" karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak bilirkişi rapor ve ek raporunun hatalı olduğunu, eksik inceleme ile hatalı hüküm verildiğini, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ... arasında  29.12.2016  tarihinde yeni bir taksitli ticari kredi sözleşmesi imza edildiğini, kullandırılan 110.240,00.TL ticari kredi için yeni bir ödeme planı oluşturulduğunu ve gerek yeni kredi sözleşmesinde ve gerekse de ödeme planında müvekkillerinin imzalarının bulunmadığını, müvekkilleri tarafından imza edilmeyen, yapılanma kredisinden, müvekkillerinin kefil olarak sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 29.12.2016 tarihinde davacı banka tarafından, müvekkillerinin kefil olduğu kredinin kapatıldığını, yeni bir ticari kredi kullandırıldığının dosyaya sunulan banka dekontu ve detaylı ödeme planı ile sabit olduğunu, yeni kefalet sözleşmesi kurulmadığı sürece kefilin yeni borçtan sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, Beyoğlu 48. Noterliğinin 31.10.2017 tarih ve 112535 yev sy, borcun 1 gün içerisinde ödenmesi isteminin içerir ihtarnamesinin, dava dışı borçlu ...'e adresinde olmadığından bahisle tebliğ edilmediğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 586/1 maddesi uyarınca borçluya çekilen ihtarın tebliğ edilmeksizin iade edilmesinden dolayı kefil olan müvekkilleri hakkında girişilen icra takibinin yasaya açıkça aykırı olduğunu ayrıca borçluya çıkarılan tebligat tebliğ edilmediğinden dolayı müvekkilleri ile ilgili temerrüt ancak icra takibi ile oluşacağından işlemiş faizden müvekkillerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilleri ile ilgili eş rızasının yasal düzenlemeye uygun alınmadığını, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine kefillerin yaptığı vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı kefillerin, kefil olarak imzaladığı sözleşmeden dolayı doğmuş ve doğacak borçlardan dolayı kefalet limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olmasına, takipten önce dava dışı borçluya kat ihtarının tebliğ edilmesine, somut uyuşmazlıkta takip konusu alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih ve 2018/293 Esas  2019/1255 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 7.384,49.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.945,18.TL harcın mahsubu ile bakiye 5.439,31.TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff7afc83a0d007b1","SID":"6b302719e34809e2"}}