{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1992 <br>KARAR NO\t: 2024/285<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/22 E.  -  2021/369 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Coğrafi İşaret İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/11/2021 tarih ve 2021/22 E. - 2021/369 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... İlçesi Belediye Başkanı olduğunu, ... ilçesinde fırıncılık faaliyetlerinin ... ile başladığını, İlçe’nin 1879-1880 yılından bu yana yöreye ait ürün, malzeme ve ustalık kullanılmak suretiyle, yerleşik geleneklere uygun olarak üretilen “... ...” isimli ekmekleriyle ünlü olduğunu, sundukları dokümanlarda 1825 yılından fırınların anlatıldığını ve bu ilçede üretilen ekmeklere ilişkin bilgiler verildiğini, ... Belediye Başkanlığı tarafından C2017/213 nolu dosya üzerinden “... ...” nin coğrafi işaret olarak tescil edildiğini, davalının da yine mahreç işareti olarak “... ...” için C2018/102 no ile başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya itiraz ettiğini ancak itirazın reddine karar verildiğini, davalının ... İlçesiyle özdeşleşip 1880’li yıllarda bu yana “... ...” ismi altında üretilip yenilen ekmeğin tüm özelliklerini birebir aynen taşıyan ve tartışmasız kopyası olan “... ...”nin hangi fiziki, kimyasal ve bölgesel nedenlerle “... ...”nden farklılaştığının tespit edilmediğini, ...’daki fırınlarda 2450 gramın üzerindeki ekmeklerin de üretilmesine rağmen yapılan başvuruda üretilen ekmeğin en büyüğünün 2450 gr olarak belirtilerek miktarların düşük gösterilmeye çalışıldığını, böylelikle çap, yükseklik oranlarında farklılık oluşturma içine gayreti içine girişildiğini, oysa ...’da ekmek üretimi yapılan fırınlarda, tıpkı ... gibi 3 kilogramlık ekmeklerin de üretilip satışa sunulduğunu, ... ...’nin kesinlikle başvuru dilekçesi ve ekinde yer alan belgelerde yazılı değerlere uyarlı olarak üretilmediğini, ... ...’nin bir taklidi olduğunu ve salt coğrafi işaret olarak tescilinin sağlanması için başvuru ve eki belgelere farklı değerler yazıldığını, ... ... ile ...’da eylemli olarak üretilip satılan ekmeğin, ... ... ismi altında bir özdeşleşmelerinin kesinlikle söz konusu olmadığını, nitekim “... ...” coğrafi işaret sahibi ... Belediyesi adına Belediye Başkanı ...’in ...’daki bir fırında 3 Kg’lık ekmek ile çektirip basına verdiği fotoğraftan bu hususun açıkça anlaşıldığını, her iki ekmeğin fotoğraflar çıplak gözle karşılaştırıldığında birebir aynı olduğunun görüleceğini, her iki ekmek türünün en büyük özelliğinin ekşi maya ile yapılması ve bayatlamadan 10 gün civarında yenilebilmesi olduğunu, YİDK kararındaki coğrafi işaretin ürünleri korumaz şeklindeki görüşe iştirak etmenin mümkün olmadığını, SMK 33 ve 34. madde gereği coğrafi işaretin ürünü değil yöreyi korur şeklindeki düşünce ve gerekçenin doğru olmadığını, dosya kapsamında “... ...” ile ... Beldesi’nin özdeşleştiğini gösteren tek bir bilgi, belge, doküman veya evrak bulunmadığını ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-9527 sayılı kararının iptaline, C2018/102 başvuru nolu coğrafi işaretin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>Davalı ... vekili, her iki coğrafi işaretin tescilinin farklı adlarda olduğunu, başvuru tarihinin önceliğinin öneminin bulunmadığını, tescile konu ürünlerin ekmek ürünü olduğunu, her coğrafi işaret başvurusunun tescilli işaretle karşılaştırılmasının yapılması veya farklılığının belirtilmesinin 6769 sayılı SMK gereğince gerekmediğini, davacı tarafından ileri sürülen ve coğrafi işaret başvuru kılavuzunda yer alan ifadelerin bağlayıcı olmadığını, başvuruda  kolaylık sağlamak üzeri hazırlandığını, kılavuzda koyu yazıların devamında beşeri faktörlerin ürünün yöre ile bağının tanımlanmasında olanak olduğunun belirtildiğini, beşeri faktörler arasında ürünün pazarlanması sonucu ün kazanmasının verilebileceğini, yani bağın ün ile kurulmasının mümkün olduğunu, davacının ... ...’nin de tüm ekmek başvuruları ve tescillerinden farkının izah edilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde belirtildiği fiziksel ve kimyasal özelliklerinin hiçbirinin tescil metninde yer almadığını, aynı özelliklere sahip olduğu iddiasının farazi olduğunu, ... ...’nin gramajlarına ilişkin verilerin ekmek tebliğine uygun olduğunu, ekmek yapımında kullanılan hammaddenin veya üretim alanının zaten benzer olduğunu, davacı tarafından sunulan bu benzerliğin ... ...’nin hükümsüzlüğünü gerektirmediğini, ayrıca ülke çapında çoğu ekmeğin yuvarlak şeklinde olduğunu, ekşi maya ve yuvarlak şeklin benzer olmasının coğrafi işaret başvurularının reddi gerekçesi yer olmadığını, bir işaretin ün bağı ile coğrafi sınırla bağının olmasının yeterli olduğunu, ürünün özelliklerinin farklılık taşıması ve benzersiz olması gerekmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, ... ... ile ... ... fiziksel ve kimyasal özelliklerinin aynı olmadığını, başvuruda tüm özelliklerin yayınlandığını, ... ...’nin ise tescilinde hiçbir fiziksel ve kimyasal özelliklerine ilişkin verilere açıkça yer verilmediğini, tescildeki ve bültendeki verilerin bağlayıcı olduğunu, ... ... başvurusuna ilişkin fiziksel ve kimyasal özelliklerine ilişkin ayırt edici verilere yer verilmediğini, dolayısıyla dava dilekçesindeki kıyaslamanın gerçek dışı olduğunu, ekmeğin tescilde ve bültende belirtildiği boyut ve gramajlarda üretildiğini, daha büyük ebatlarda ekmeğin üretilemeyeceği anlamına da gelmeyeceğini, SMK 44. madde gereği ... ... fiziksel ve kimyasal özellikleri yönünden tescilden doğan bir hakkı da bulunmadığını, coğrafi işaretin tescili ile koruma altına alınan hususun ürünün değil ürünün özdeşleştiği yörenin adı olduğunu, SMK gereği sırf ünü bakımından da özdeşleşme halinde coğrafi işaret tescili yapılabileceğini, kanun metninde korumanın kapsamı belirlenirken ürünleri tanımlayan adlar ifadesiyle, korunan şeyin ürünün kendisinin değil, ürünleri tanımlayan adlar olduğunun açıkça ifade edildiğini, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adının tescilinin tek bir üreticinin haklarını değil, tescil belgelerindeki şartlara uygun üretim ve pazarlama yapanlarının tümünün haklarını koruduğunu, sağladığı hakların belirli bir kişiye bağlanamayacağını, AB komisyonuna göre de coğrafi işaretin prensip olarak ismi koruyup, tescile konu ürünün fiziksel veya karakteristik diğer özelliklerini korumaz değerlendirmesinde bulunduğunu, ... ...’nin belirgin bir niteliği ve ünü nedeniyle ... Beldesi ile özdeşleştiği gibi, ekmeğin üretimi, işlenmesi ve pişirilmesi işlemleri de ... Beldesi sınırları içerisinde gerçekleştiğini, ...’nın vakfettiği mallar arasında ... kazasında ekmekçi fırınlarının da vakfedildiğini, bu kayıtların da birden fazla ekmek fırınını faaliyette bulunduğunu gösterdiğini, ... ... ile ilgili ulusal ve yerel gazetelerde sayısız haber yapıldığını, bültende ve tescilde ekmeğin tanımı ve ayırt ediciliğinin açıkça belirtildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahreç işaretinde ilgili aşamalardan en az birinin bu coğrafi bölgede gerçekleşmesinin yeterli bulunduğu, bu kapsamda, karşılaştırmaya konu coğrafi işaretli ürünlerin, ekşi hamur ekmekleri olduğu, tescil belgelerindeki şartnameler, her iki ekmeğin de hammaddesinin un, su, tuz ve ekşi maya/hamur olduğu, bununla birlikte tescil belgelerinden, ekşi hamurun meydana getirilmesinde kullanılan ekşi hamur oranlarında farklılık bulunduğu, nihai ürün aromasına etki eden tuz oranında da kısmen farklılık olduğu, üretim aşamalarında da kullanılan ekşi hamur miktarlarından kaynaklı dinlenme sürelerinde bazı farklılıklar bulunduğu, üretimde kullanılan su açısından farklılıklar olduğu, ekmekler arasındaki önemli farkın, ekmeğe koyulan ekşi mayanın miktarında bulunduğu, iki ekmeğin de ekşi hamur ekmekleri olduğu, aynı coğrafyalarda yakın yerleşim yerleri olduğu, benzer coğrafyada bulunan ... İlçesi ve ... Beldesi'nin ekşi hamur ... olan ... ... ve ... ... geçmişten gelen bir bilinirliği/ünü olduğu, Coğrafi işarette ünün derecesi ile ilgili bir kıstas da olmadığı, her iki işaretin de belli bir üne sahip olduğunun yayımlanmış eserler üzerinden izlenebildiği, aynı ürün grubunun yöreye özgü nitelikleri ile farklı şekilde üretilmelerinin mümkün olduğu, somut olayda dava konusu ... ...’nin sayılan özellikleri ile, SMK 34. madde kapsamında  coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanma, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşme, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılma şartlarının sağlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporundaki bilirkişilerin coğrafi işaret konusunda bilgili ve deneyimli olmadığını, davalı ... Belediyesi’ne ait ... ... coğrafi işaretine konu ekmeğin coğrafi işaret olarak tescilli ... ... özellikleri ile tamamen aynı olduğu iddialarının kanıtlandığını, bu yöndeki itirazların giderilmeksizin eksik incelemeyle kendi içinde çelişkili bir hüküm tesis edildiğini, sübjektif ifadelere dayanılarak hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda bu şekilde kanaat oluşturulmasının hukuka ve mevcut maddi gerçekliğe uygun olmadığını, raporda somut bir değerlendirme de bulunmadığını, hükme esas alınan raporun denetime elverişsiz olduğunu,  dava konusu ... ... coğrafi işaret başvurusunun, özellikle son yıllarda Karadeniz sahil yolunun da yapılması ile birlikte artan yurtiçi/dışı turist akışı dolayısıyla aralarında 15-20 km’lik bir mesafe bulunan dünya çapında tanınmışlığı herkesçe bilinen ... ...’nin ününden haksız fayda sağlamak amacıyla yapıldığını, ... ... coğrafi işaretinin belirtilen özelliklerinin ispatlanamadığını, ... ...’nin de tüketici nezdinde belirli bir üne kavuştuğu yönündeki hukuki, maddi ve somut gerçeklikten uzak değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, coğrafi işaret ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, coğrafi işaret korunmasının ana nedeninin, menşe adları ve mahreç işaretlerine konu ürünlerin karakteristik ve doğal özelliklerini yitirmeden devamını sağlamak ve bu ürünleri tüketenlerin önceden edinmiş oldukları alışkanlıkları ve tatları aldanmadan kullanmalarına olanak vermek olduğu, SMK'nın 33. maddesine göre, doğal ve beşerî unsurların bir araya gelmesi sonucu gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinden bu Kitapta yer alan şartlara uygun olanlar, tescil edilmesi şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, SMK'nın 34. maddesine göre de, coğrafi işaretin; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret olduğu, coğrafi işaretlerin, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edileceği, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adların menşe adı, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğu, bu kapsamda bir ürünün mahreç işareti alabilmesi için coğrafi sınırları belirlenmiş bir bölgeden kaynaklanan ürün olması, belirgin bir niteliği sayesinde bulunduğu bölge ile özdeşleşmiş olması, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerden en az birinin belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılan bir ürün olması şartlarının yerine getirilmesinin gerektiği, menşe adlardaki ürün ile köken ilişkisinin mahreç işaretlere göre çok daha katı olduğu, bu durumun mahreç işaretlerin coğrafi alanının daha geniş olduğunu gösterdiği, somut olayda karşılaştırmaya konu coğrafi işaretli ürünlerin mahreç adı olarak tescil edildikleri,  dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere, her iki coğrafi işarete konu ekmeğin hammaddesinin un, su, tuz ve ekşi maya/hamur olduğu, bununla birlikte tescil belgelerinden, ekşi hamurun meydana getirilmesinde kullanılan ekşi hamur oranlarında farklılık bulunduğu, nihai ürün aromasına etki eden tuz oranında da kısmen farklılık olduğu, üretim aşamalarında da kullanılan ekşi hamur miktarlarından kaynaklı dinlenme sürelerinde ve üretimde kullanılan su açısından farklılıklar bulunduğu, ayrıca ekmekler arasındaki diğer önemli farkın, ekmeğe koyulan ekşi mayanın miktarında olduğu, diğer yandan yine bilirkişi raporunda benzer coğrafyada bulunan ... İlçesi ve ... Beldesinin ekşi hamur ... olan ... ... ve ... ... geçmişten gelen bir bilinirliği/ünü olduğunun belirlendiği, dava konusu ... ...’nin SMK'nın 34. maddesi kapsamında, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanma, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşme, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılma şartlarını sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br> <br><br> <br><br>  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c61ea817d8107e9","SID":"285c276237d8f6f1"}}