{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1099 <br>KARAR NO\t\t: 2024/440<br>KARAR TARİHİ\t: 22/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/325 Esas 2020/99 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ibraz edilen 26.01.2015 tarih ve 11321 sıra no.lu fatura ile 40.000,00 Euro  (KDV Hariç) bedel karşılığında “PMS 1006- Paralel Beslemeli Yatay Paketleme Makinesi” adlı ürünü ... A.Ş.’ ye satmış olduğunu ve söz konusu ürünün davalıya teslim edilmiş olup halen davalı tarafından kullanılmakta olduğunu bir kısım ödemeler davalı şirket tarafından süreç içerisinde yapılmışsa da geriye 5.000,00 Euro tutarında bakiye kalmış olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine e-posta yoluyla 14.09.2017 tarihinde borç tutarının ödenmesinin davalı şirkete ihtar edilmiş olduğunu ihtara cevap alınamaması nedeniyle 05.02.2018 tarihinde İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/1409 sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılmış olduğunu ancak davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle  davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına  mahkum edilmesine,  yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Firmanın 26.01.2015 tarih ve 11321 no.lu faturaya istinaden 40.000,00 Euro bedel karşılığında 1 adet PMS-1003 Krom Altı Servolu Motion Kontrollü Paralel Beslemeli Paketleme Makinası satın almış olduğunu, ancak satışa konu paketleme makinasının ayıplı olması nedeniyle makinanın firma tarafından beklenen kalite ve performansta olmadığının ortaya çıktığını, bu nedenle  taraflar arasında gerçekleştirilen toplantılarda ayıplı makine üzerinde revizyonlar gerçekleştirilmesine (makinanın giriş bant kısmına 3. Acil stop düğmesi, makine kapaklarına emniyet açısından switchlerin takılması, bant rulo dönüş dairesel delikli bölgelere koruma sacı v.b.) ve ... tarafından 5.000,00 Euro iade faturası kesilmesine karar verildiğini, müvekkili  ve Davacı Firma arasında sağlanan mutabakat neticesi ise yazılı olarak davacı firma tarafından e-mail suretiyle müvekkil firma yetkilisine  bildirilmiş olduğu ve e-mailde davacı firma tarafından Müvekkil ...dan 5.000,00 Euro bedelli iade faturası düzenlenmesinin istendiğini, taraflar arasında sağlanan mutabakat neticesinde satışa konu ayıplı paketleme makinasına ilişkin taraflar arasında belirlenen revizyon işlemleri yapılmaya başlandığını, ancak revizyonlar yapılırken makinada başka sorunlar çıktığını, ve  taraflar arasında ilave görüşmeler yapıldığını, satışa  konu paketleme makinasında sayısız onarım-tamirat işlemi ve bu nedenle pek çok masraf yapıldığını, davacı tarafın  haksız hukuki mesnetten yoksun kötü niyetli ve müvekkili şirketin itibarını zedeleyici nitelikteki davasının reddine karar verilerek izah edilen nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine  davacının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"... Davacı üretici tarafından paketleme makinesi imali ve montajı işine ilişkin bakiye eser bedelinin tahsili için yapılan icra takibinin vaki itirazın iptali davasıdır.<br>Dava, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sabun paketleme makinesi imali ve montajının yapılmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup davanın çözümlenmesinde uygulanması gereken hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddeleridir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı BK'nın  474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/I. maddesine göre iş   sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır.Bu hakkın kullanılması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu husus def'i olarak ileri sürülebilir. Diğer taraftan ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. İş sahibi daha sonra ortaya çıkan gizli ayıplar nedeniyle talepte bulunmuş ise, iş sahibi teslimden sonra ortaya çıkan bu gizli ayıpların giderilme bedelini ayıbın ortaya çıktığı tarihteki rayiç fiyatlarla isteyebilir.<br>Ayıp giderim bedeline ilişkin davalarda eksik iş, açık ayıp, ve gizli ayıp kavramlarına uygun ayrım yapılmak suretiyle inceleme yapılması gerekir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nın 474-478 maddesindeki hükümler uygulanmaz. Bir başka deyişle, eksik işlerde ihbara gerek olmaksızın zamanaşımı süresi içerisinde eksik işler bedeli her zaman talep edilebilir. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade eder. Yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıplarını ihbar etmesi gerekir (TBK.md.474). Aksi halde yüklenici ihtirâzi kayıtsız eseri kabul etmiş sayılacağından ayıba bağlı hakları yitirir (TBK.md.477/2). Sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerekir. Aksi halde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve ayıba bağlı hakları düşer (TBK.md.477/3). Sözleşmede garanti (teminat) süresi kararlaştırılmışsa ayıp ihbarı bu süre içinde de yapılabilir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalâtın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalâtın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Şayet sözleşmede özel düzenlemeler varsa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. <br>Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı üreticinin, davalı iş sahibine karşı \"sabun paketleme imali ve montajı\" işini üstlendiği, eser bedelinin eksik ödendiği iddiasıyla bakiye eser bedelinin tahsili için davalı iş sahibine karşı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine mahkememize açılan itirazın iptali davasında davalı iş sahibinin eserin ayıplı imal edildiği savunmasını defi olarak ileri sürdüğü, eser bedelinin KDV dahil 47.200,00 Euro olduğu, davalı iş sahibi tarafından paketleme makinesi bedelinin 5000 Euroluk kısmı dışındaki bölümünün davacıya ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın makinenin ayıplı olup olmadığı, ayıba ilişkin 22.12.2015 tarihli teslim, onay ve revizyonlar sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, bu sözleşme uyarınca ayıp nedeniyle eser bedelinde indirime gidilerek 5000 euroluk bedel indirimi için iade faturası düzenlenip düzenlenemeyeceği noktasında toplandığı, dava ve takip konusu paketleme makinesine ait faturanın 26/11/2015 tarihli olduğu, davalı tanığı ...'in yeminli beyanına göre paketleme makinesinin kurulum ve montajının 02/12/2015 tarihinde yapıldığı, makinenin çalıştırıldığında makineden çıkan sabunların plastik ambalajının kulakçılarının kapanmadığının ve sözleşmede kararlaştırılan sürede üretmesi gereken sayıya ulaşamadığının tespit edildiği, kurulumu gerçekleştiren davacı şirketin imalat ve satın alma müdürü olan ...'in davacı şirketin e-mail hesabından gönderdiği 08/12/2015-22/12/2015 tarih aralığındaki e-maillerin, davalı tanığı ...'in yeminli ifadesi ile uyumlu ve aynı doğrultuda olduğu, ...'in davacının SGK'lı çalışanı olduğunun belirlendiği, satın alma ve imalat müdürü olarak paketleme makinesinin üretiminden, teslim ve montajına kadar her aşamada yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla davacı üretici firmanın kendi mail hesabından ... tarafından  gönderilen e-postalar ile paketleme makinesinin ayıplı olduğunu ve 22.12.2015 tarihli teslim, onay ve revizyonlar sözleşmesi ile makinedeki ayıpları gidermeyi, 5000 euro bedel indirimi yapmayı kabul ettiği, mahkememizce yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu ile paketleme makinesinin 200-250 paket/dakika ambalajlama kapasitesini yerine getirmediği, makinenin ancak ortalama 100 paket/dakika hızlarda çalışabildiği, ambalajlama makinesini destekleyen damga makinesinin de herhangi bir arıza veya hammadde bitmesi gibi nedenlerden duruşa geçtiği esnada senkronize şekilde durması gerekirken ambalajlama makinesinin çalışmaya ve boş ambalaj kağıdı çıkarmaya devam ettiği, izah edilen bu ayıpların ancak makine çalıştırıldıktan sonra görülebilecek gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, davacı şirketin paketleme makinesindeki ayıpları gidermediği, ayıpsız, fen ve tekniğe uygun olarak ürünü teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden usulüne uygun bir teslimden söz edilemeyeceği, davacının ayıplardan makinenin kurulumunu takiben çalıştırılması ile test aşamasında haberdar olduğunun e-posta yazışmaları ile sabit olduğu, bu nedenle ayıp ihbarının hak düşürücü sürede yapılmadığı iddiasına itibar edilemeyeceği, 22.12.2015 tarihli teslim, onay ve revizyonlar sözleşmesi uyarınca paketleme makinesindeki ayıplar nedeniyle yapılması kararlaştırılan 5000 Euro'luk bedel indiriminin teknik bilirkişi tarafından da tespit edilen değer eksikliğine uygun olduğunun belirlendiği, dolayısıyla davacının revizyon sözleşmesi uyarınca bakiye 5000 Euro'luk eser bedelini talep edemeyeceği, yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilen ayıp ve ayıbın yarattığı değer eksikliği dikkate alındığında bakiye eser bedelini talep hakkının da bulunmadığı, davalının bedel indirimine ilişkin iade faturasını geç düzenlemesinin sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla davacının itirazın iptali davasının reddine, yasal koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,\" gerekçesi ile,     davacının, itirazın iptali davasının reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından reddine,\" şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, tanıklarının beyanını dikkate almadığını, hatalarla dolu bir bilirkişi raporu ve doğruluğu taraflarınca kabul edilmemiş e-posta yazışma çıktılarını gerekçe göstermek suretiyle olayda bir ayıp ihbarının bulunduğunu varsayarak davalarını reddettiğini, bilirkişi raporuna dayanılan birçok belgenin delil hükmünün olmadığını,  davalı şirketin delil sunma süresi geçtikten sonra kendilerinin de muvafakatı olmadığı halde keşif sırasında dosyaya bazı yazılar koyduğunu,  \"Ayıp Nedeniyle İndirim Yapılmasına İlişkin Mutabakat\" başlıklı bir fotokopi çıktısı ile davalı şirketin 11.05.2018 tarihli cevap dilekçesi ekinde yer almayan ve sonrasında verilen delil sunma süresi içerisinde de ibraz edilmemiş birçok başka yazının dosyaya delil olarak sunulmasına ve  savunmanın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığı hususu, hem keşif sırasında taraflarınca zapta geçirtilmek hem de bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde yazılı olarak beyan edilmek suretiyle belirtildiğini, bilirkişinin raporunda yaptığı değerlendirmelerin neredeyse tamamının, delil süresi içerisinde sunulmayan bu yazılara dayandığını, malın tesliminden sonraki süreçte davalı şirketin her ne kadar sözde ayıplarla ilgili olarak bir \"Ayıp Nedeniyle İndirim Yapılmasına İlişkin Mutabakat\" yazısı ve \"Teslim Onay ve Revizyonlar\" başlıklı bir yazı düzenlendiğini iddia ediyor ise de bu belgelerde müvekkili şirketinin imzasının ve kaşesinin bulunmadığının davalının cevap dilekçesinin 2 no'lu ekine bakıldığında açıkça görüldüğünü, öte yandan sözde var olduğu iddia edilen \"Ayıp Nedeniyle İndirim Yapılmasına İlişkin Mutabakat\" yazısının da delil sunma süresinde ibraz edilmediğine göre bunun üzerinde değerlendirmelerde bulunmaya dahi gerek olmadığını, iddia edilen ayıbın - aradan geçen dört yıl dikkate alınarak - teslim tarihi itibariyle var olup olmadığı hususunun bugün itibariyle tespitinin mümkün olup olmadığı yönünde bir incelemenin raporda mevcut olmadığını, bilirkişinin gizli ayıp nitelendirmesinin davalının iddiaları ve tanık beyanlarıyla bağdaşmadığını, bilirkişinin raporda ayıp olarak değerlendiği hususların zaten davalı şirketin cevap dilekçesinde iddia ettiği hususlardan ibaret olduğunu, bahsedildiği gibi bir teslim ve revizyon belgesi düzenlenmediğini, ayıp ihbarının yapılmadığını, aksi düşünülse dahi bu ihbarın somut olayda sonuca etkili olacak bir durumunun olmadığını, davalı şirketin iade faturasının kendi ihtarından sonra olduğunu, var olduğu iddia edilen ayıp ihbarından iki yıl sonra iade faturasının düzenlendiğini belirterek ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkeme kararının HMK m. 353/b/2 uyarınca kaldırılarak düzeltilmesine, düzeltilmesi mümkün görülmeyecek ise HMK m. 353/a/6 uyarınca kararın kaldırılmasını ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, fatura bedelinin eksik ödenmesinden kaynaklı  cari hesaba dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf, 26.01.2015 tarihli fatura ile 40.000,00 Euro  (KDV Hariç) bedel karşılığında “ Paralel Beslemeli Yatay Paketleme Makinesi” adlı ürünü davalıya satmış olduğunu ve söz konusu ürünün davalıya teslim edilmiş olup halen davalı tarafından kullanılmakta olduğunu, bir kısım ödemeler süreç içerisinde yapılmışsa da geriye 5.000,00 Euro tutarında bakiye kalmış olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine e-posta yoluyla 14.09.2017 tarihinde borç tutarının ödenmesinin davalı şirkete ihtar edilmiş olduğunu ihtara cevap alınamaması nedeniyle 05.02.2018 tarihinde İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/1409 sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup,  davalı taraf satışa konu paketleme makinasının ayıplı olması nedeniyle makinanın firma tarafından beklenen kalite ve performansta olmadığının ortaya çıktığını, bu nedenle  taraflar arasında gerçekleştirilen toplantılarda ayıplı makine üzerinde revizyonlar gerçekleştirilmesine, 5.000,00 Euro iade faturası kesilmesine karar verildiğini,  davacı firma arasında sağlanan mutabakat neticesi ise yazılı olarak davacı firma tarafından e-mail suretiyle müvekkil firma yetkilisine  bildirilmiş olduğunu, taraflar arasında belirlenen revizyon işlemleri yapılmaya başlandığını, ancak revizyonlar yapılırken makinada başka sorunlar çıktığını ve taraflar arasında ilave görüşmeler yapıldığını, satışa  konu paketleme makinasında sayısız onarım-tamirat işlemi ve bu nedenle pek çok masraf yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı tarafından teslim edilen makinenin ayıplı olduğunun denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edilmesine, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının, bakiye eser bedelinin talep edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2020 tarih, 2018/325 Esas ve 2020/99 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7b2101d16a3babc","SID":"b6a81e52e55fa863"}}