{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/498 <br>KARAR NO: 2024/377<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/09/2020<br>NUMARASI: 2014/1220 E. -  2020/419 K. \t  <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren ve beş farklı tüzel kişiliğin oluşturduğu grup şirketlerinden biri olduğunu, yerli ve yabancı birçok şirket ve şahısla ticari faaliyeti bulunduğunu, müvekkili davacının davalının da gizli ortak olduğu ... Ltd. Şti.ve yetkilisi ... ile su ürünleri ticareti gerçekleştirdiğini, kendi  edimlerini yerine getirdiğini, dava dışı ... şirketi ile  ... bu ticari ilişkiye istinaden, ... Kavacık Çarşı Şubesine ait 20.000 TL bedelli, 17.04.2012 tarihli çeki keşide ettiklerini, fakat çekin karşılıksız çıktığını, ilgili çekte  keşidecinin dava dışı ... şirketi,  dava dışı ...  ise çeke aval veren olduğunu, çekin karşılıksız çıkması üzerine, ... şirketi ve ... aleyhine Beykoz İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile takibini başlatıldığını, borçluların takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davacının dava dışı şirket ve...'dan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davacının gerek hukuki gerekse ticari itibar temelli tüm uğraşlarına rağmen alacağını tahsil edemediğini, davalı ile  dava dışı  ... şirketi ve yetkilisi ... arasında gizli ortaklık ilişkisi bulunduğunu,  davalının ilgili kişilerle gizli ortaklık yapısı içerisinde olduğu, gerek kendisinin gerekse üçüncü kişilerin savcılık ve mahkeme huzurunda vermiş oldukları ifadelerde açık olarak yer aldığını, gizli ortaklığın, bir şahsın (gizli ortak) aralarındaki sözleşmeye dayanarak bir başka şahsın (aktif odak) yürüttüğü işletme faaliyetine, kara ve zarara katılmak suretiyle iştirak ettiği, gizli ortağın (iştirak eden şahsın) katılma payının aktif ortağın (işlemlerde bulunan şahsın) malvarlığına geçtiği ve gizli ortağın iç ilişkide belli ölçüde yönetime katılma ve denetleme haklarına sahip olduğu bir adi ortaklık olarak tanımlandığını, Türk hukukunda gizli ortaklık için ayrı bir yasal düzenleme getirilmediğini, adi ortaklık kapsamında değerlendirildiğini, bu nedenle, söz konusu ilişkiden kaynaklanan ihtilaflarda TBK'nın  620 ve devamında düzenlenen hükümlerin uygulandığını, gizli ortaklık ilişkisinin kurulması için şekil şartı aranmadığını, müvekkilinin ... şirketinden ve ... kesinleşmiş alacağı bulunduğunu, davalı ile dava dışı ... şirketi ve ... arasında gizli ortaklık ilişkisi kapsamında adi ortaklık bulunduğunu, davalının bu ortaklık nedeniyle Beykoz İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasına konu kesin alacaktan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 19.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/122 Esas sayılı davasının TCK'nın 241/1 (tefecilik) maddesi gereğince açılmış ve halen derdest durumda olan bir dava olduğunu, davada davacının sanık sıfatı ile yargılandığını, dosyada müdahil sıfatını haiz olan ... davacı tarafça bu davaya mesned kılınan savunmalarını kabul etmediğini, davalının dava dışı ... ile aralarındaki ilişkinin adi ortaklık hükümlerini karşılamadığını, adi ortaklık ilişkisinde belirli ve/veya belirsiz süreli akit kurulması gerektiğini, halbuki müvekkili ve dava dışı ... arasındaki ilişki, o anda görüşülen projeye dayalı bir işlem olduğunu,  görüşülen iş/proje ile sınırlı olarak kâr karşılığı para verdiğini,  projelerin dava dışı ...'nın yurtdışından belli adet ve markalarda saat getirmesi işi ile sınırlı olduğunu, projenin yapılmaması halinde ödediği bedelin iadesi hususunda ...'dan ve protokolde kefil olarak görülen şirketlerden imza aldığını, çünkü, dava dışı ...  birçok şirketin ortağı ve yetkilisi olup, hakkında başlatılmış olan icra takipleri nedeniyle hisse devri gerçekleştirmek sureti ile hukuken sorumluluktan kurtulma çabaları gösterdiğini,   fiilen kambiyo taahhüdünde bulunmaya devam ettiği şirketi de  olduğunu, dava dışı ...'nın müvekkili ile olan anlaşmasına aykırılık göstermesi nedeni ile taraflar arası hukuki ve cezai ihtilâf doğduğunu,  müvekkilinin ... verdiği paranın  müşterisi hazır ve talebi olan, markası belli, sınırlı sayıda (5-10 adet gibi), tanesi 20.000 € - 100.000 € bedelli saatlerin finanse edilmesi hususunda olduğunu, yani parsiyel iş üzerinden para verildiğini,  dava konusu çekin  keşidecisinin dava dışı ...  şirketi olduğu, dava dışı ... ise aval veren olduğunu,  davacının zorlama  ile davacı ile dava dışı kişileri hukuken irtibatlandırmaya çalışarak, müvekkilini sorumluluk altına sokmaya çalıştığını, davacı tarafin dilekçesinde alıntı yaptığı savcılık ve  ceza dosyası beyanlarında bahis konusunun hep ...  olduğunu, ... şirketi olmadığını,  davalı müvekkilinin  sözde ortaklığa ait bütün kazançlardan pay almasının mevzu bahis olmadığı gibi, müvekkilinin zarara katılımının söz konusu dahi olmadığını, projenin herhangi bir sebeple yapılmaması halinde verdiği parayı iade almak için hem ..., hem de kefil sıfatı ile ... ortağı bulunduğu şirketlerden birinden imza aldığını, dava dışı ... farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirketin ortağı veya yetkilisi olduğunu, müvekkilinin dava dışı  ... ile arasındaki ilişkinin TBK kapsamında adi ortaklık hükümlerini karşılamadığını, gizli ortaklığın sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''...  Dava; davacı tarafın dava dışı ... Gıda Ltd. Şti. ve ...'ya karşı Beykoz İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yapmış oldukları kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapmış oldukları icra takiplerinin sonuçsuz kaldığı,  takip borçlularından ... ile davalı ... arasında gizli ortaklık bulunduğu gerekçesiyle takibe konu borçtan gizli ortak ...'nın sorumlu olduğu gerekçesine dayalı olarak açılmış olan alacak davasıdır. Adi ortaklık Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenmemiş, Türk Borçlar Kanunu m. 620 vd. maddelerinde düzenlenmiş bir ortaklık türüdür. Türk Borçlar Kanunu m. 620/1 e göre adi ortaklık; ‘‘…iki ya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.’’ Türk Borçlar Kanunu m. 621/1-2 fıkrası uyarınca ‘‘Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmalıdır.’’ Adli yargıda açılan bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olduğuna ilişkin düzenleme HMK’nın 190. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; ‘‘İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.’’Somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ...tarafından Beykoz İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası kapsamında 30.11.2012 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti ve ...  aleyhine 19.000 TL çek, 1.900 TL karşılıksız çek tazminatı, 120,12 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.020,12 TL üzerinden takibe girişilmiş ancak 17.11.2012 tanzim tarihli ... seri no.lu çekin karşılıksız çıkmasına ilişkin bankanın sorumluluğunu oluşturan miktarın ödenmesi üzerine kalan 20.000 TL lik alacak bakiye gösterilmiştir. Davacı ...dava dışı ...Tic. Ltd. Şti ile aralarında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde ... Tic. Ltd Şti’nin 20.000 bedelli, 17.04.2012 tarihli çek keşide ettiğini ve davalı şirket ...’nın düzenlenen çeke aval verdiğini, Davalı ... ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti ve  ... arasında gizli ortaklığın bulunduğu, gizli ortaklığa ilişkin hususların 3. Kişilerin savcılık ve mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerle sabit olduğu , bu kapsamda gizli ortaklığa ilişkin Adi ortaklık hükümleri kapsamında kesinleşen 20.000 TL alacak için davalının sorumluğunun bulunduğunu iddia etmiştir.Dava dosyası içerisinde yer alan 21. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/122 E. sayılı dosyasında 26.09.2013 tarihli duruşma tutanağında ...’nın sahibi olduğu ... isimli firmanın muhasebecisi tanık ... : ‘‘….Kendisine çek kırdırıyorduk. Biz çekleri kendisine veriyorduk. Kendisi çekin karşılığında bize para veriyordu. Çek tutarının bir kısmını kendisine alıyordu. Bunun karşılığında çekleri kırıyordu. Ben kendisini 4 yıldır tanıyorum. 4 yıldır bu şekilde hareket etik…’’ beyanında bulunmuştur. 21. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/122 E. sayılı dosyasında 26.09.2013 tarihli duruşma tutanağında ...’nın sahibi olduğu ... şirketinde çalışan tanık Metin Uçar : ‘‘…müşteki Hayim’in sanıktan para aldığı, vadeli çekleri nakite çevirdiği, yine müştekinin sanıktan borç para aldığını, karşılığında da teminat olarak saatleri verdiğini, ayrıca Antalya’da bir arsa verdiğini biliyorum…’’ beyanında bulunmuştur. 21. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/122 E. sayılı dosyasında 26.06.2013 tarihli duruşma tutanağında tanık  ... ‘‘Ancak çevremde  ... olarak bilinir. Kendisi bana Hayim ile ortak iş yaptıklarını söylemişti. Tefeci olmadığını iddia etmiştir. Ancak ben çevreden kendisinin tefeci olduğunu biliyordum…’’ beyanında bulunmuştur. Davalı ... Sıva İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/242 E.2018/23 K. no lu kesinleşen ilamının gerekçeli kararı; \"Katılan ...  sanık ... dan yaklaşık 1 milyon dolar borç aldığı, bunun karşılığında katılanın sanık ...'a teminat olarak senetler verdiği, ayrıca katılanın sanık ...'a 199 adet değerli saati de kendisine yöneltilen tehditler sonucu teminat olarak verdiği, sanık tarafından borç karşılığında verilen çeklerin tahsil edilmesine ve ayrıca kendisine yine borcu karşılayacak kadar nakit para verilmesine rağmen katılandan yine de para istediği ayrıca yine kendisine yöneltilen tehditler sonucunda Antalya daki değerli gayrimenkulünün tapuda 25.000 TL göstermek suretiyle katılanın sanık ...'a devrettiği,  bu şekilde sanığın katılandan vermiş olduğu paranın çok üstünde para tahsil ettiği; Sanık ...'nın tefecilik yapma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından sanık ...'nın tefecilik yapmak suçundan eylemine uyan TCK  241/1, 62, 53 Maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın sabıkasının olmaması, kişilik özellikleri ile dosyaya yansıyan ve eylemden sonraki tutum ve davranışları dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılmış olması nedeniyle CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yönünde görüşe varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindedir. Sonuç olarak sanık tefecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası almış ve bu sonuç ceza şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasın geri bırakılması kararına çevrilmiştir.Y. 11. HD. 27/02/2015 T. 2015/1053 E. 2015/2687 K. Sayılı ilamı; \"Dava, davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı olduklarının tespiti istemine ilişkindir. Mevzuatımızda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. Şirket işlemleri ve bu arada VUK ve 6183 sayılı yasalar çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Somut dava bakımından, davalı gerçek kişilerin davacı şirketin ortağı olmadıkları açıktır.\" şeklindedir. Dosya kapsamında alınan ticaret sicil kaydına göre dava dışı ... Ltd. Şti.'nin yetkilisinin ... olduğu görülmiştür.Davacı taraf, davalı ile dava dışı ... ve ... Şirketi arasında gizli ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bunun adi ortaklık niteliğini taşıdığınu iddia etmiştir. Ancak, iddia konusu adi ortaklık bakımından davacı taraf iç ilişkideki “belli ölçüde yönetime katılma ve denetleme” olgusunun bulunduğunu ispat edememiştir. Davalının ilgili Başsavcılıktaki ifadesinde ve İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında dava dışı ... ile ortaklık ilişkisi içinde oldukları anlamını taşıyan beyanları yer alıyorsa da sadece saat işi için başta 700.000 TL verdiği ve daha sonrasında kendisinin kar payı olarak bono ve çekleri aldığı,  dava dışı Hayim ise şikayet beyanında ... ile ortaklığının söz konusu olmadığını beyan ettiği, ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarında da katılanın çeklerini rızasıyla Avam'a kırdırarak ticari ilişki içerisinde olduğu beyan edilmekle sürekli bir ortaklık ilişkisi dosya kapsamında ispat edilememiştir. Yine davaya konu çekin keşidesi ve dava dışı Hayim tarafından aval niteliğinde güvence verilmesi çek keşidesi ve aval işlemi gizli ortaklık ilişkisi kabul edilse dahi çekin ortaklık adına verildiği hususu da ispatlanamamıştır. İki gerçek veya tüzel kişi arasında gizli ortaklığın yapıldığı bu kapsamda adi ortaklığa ilişkin sorumluluğun mevcut olabilmesi için adi ortaklığı gösterir kesin bir iç ilişkin varlığı gerekir. Davalının 21. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sürecinde ortak iş yaptıklarına ilişkin beyanları mevcut olsa da davacının ceza yargılamasındaki bu beyanları dayanak göstererek gizli ortak olduklarını ifade etmesi adi ortaklık ilişkisinin mevcudiyeti için yeterli değildir. Ceza davası kapsamında dinlenilen tanık ifadeleri incelendiğinde davalı ile aval veren Haim arasında çek ilişkisi kapsamında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve akabinde yine ticari ilişki kapsamında dava dışı Haim in borç para karşılığı arsasını teminat gösterdiği şeklinde bir ticari ilişki mevcuttur. Davalı ve dava dışı şirket ve gerçek kişi arasında gizli ortaklık olduğuna ilişkin iddia borca karşılık 20.000 TL olarak verilen çekin keşide ve aval işleminin ortaklık adına yapıldığını gösterir bir husus  tespit edilememiştir. Bu kapsamda davacı ...davasında davalı ile dava dışı şirket ve gerçek kişi arasında gizli bir ortaklığın bulunduğunu HMK 190 kendi lehine hak çıkaran taraf olması hasebiyle ispat yükü altında olduğundan ve bu ispat yükünü somut bir delil çerçevesinde ispatlayamadığı  ... \"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ile ... şirketi ve yetkilisi ... arasında  gizli ortaklık ilişkisi bulunduğunun davalının da kabulünde olduğunu, davalının gizli ortaklık yapısı içerisinde olduğunun, gerek kendisinin gerekse üçüncü kişilerin savcılık ve ceza mahkemesindeki beyanlarında yer aldığını, davalı ve dava dışı ...  birbirlerini 10 yıldan fazladır tanıdıklarının verdikleri ifadelerle sabit olduğunu, davalının ifadelerine göre, bahsettiği gizli ortaklık yapısının bir protokole bağlı olduğunu, ilk 3 yıl boyunca kendisine hiç kar payı verilmediğini, bu payın şirkete  sermaye olarak bırakıldığının anlaşıldığını, bu ifadenin  bilirkişi raporunda yer alan \"ilişkinin kısa ve tekrar etmeyen, belirli bir konu ile sınırlı olduğu\" şeklindeki tespitin aksini ortaya koyduğunu, davalı ve dava dışı ...  aynı cemaate dahil olduklarını,  davalının tefecilik suçu dışında ayrıca \"kara para aklama\" suçundan ceza aldığını, her iki tarafın içtimai durumları ve gerekse davalının  işlediği suçların niteliğinin aradaki ilişkinin ve davalının yalnızca saat satışı ile ilgilendiği savının aksine bir karine oluşturduğunu, atipik ortaklık sözleşmelerinde öğretideki yaygın görüşün  hakimin hukuk yaratması teorisinin geçerli olması gerektiği yönünde olduğunu, buna göre yedek hukuk kuralları atipik ortaklık sözleşmelerine doğrudan doğruya değil, hakimin hukuk yaratma yetkisi çerçevesinde, ilişkinin niteliğine göre tatbik edileceğini, kanunun benzer durum için getirdiği çözüme bakılması,  çözüm tarafların menfaatlerine  uygun ise kıyas yolu ile benimsenmesi gerektiğini,  davalının diğer şirket ve şahıs ile birlikte piyasadaki ticari itibarlarını yükseltmek adına gizli ortaklığı dışarıya karşı bildirdiğini, müvekkil şirket üzerinde gizli ortağın sınırsız sorumlu olduğu imajı yarattıklarını, gizli ortaklık ilişkisinin dışarıya karşı bildirilmesi onun bu niteliğine halel getirmeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  davacının dava dışı şirket ve yetkilisinden olan çek alacağından, davalının   dava dışı şirket ve yetkilisinin gizli ortağı olması sebebiyle sorumlu olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkili davacının dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ve yetkilisi ...  ile su ürünleri ticareti yaptığını, karşılığında bu şirketin davacıya çek  verdiğini, çekte dava dışı yetkilinin de aval veren konumunda olduğunu, çekin karşılıksız çıktığını, dava dışı şirket ve yetkilisi aval veren aleyhine başlatılan takibin itirazsız kesinleştiğini, ancak alacağın tahsil edilemediğini, davalının dava dışı şirket ve yetkilisi aval veren ile gizli ortak olduğunu, ceza dosyası ve savılık dosyasında bu yönde ifadelerin bulunduğunu, bu sebeple tahsil edilemeyen çek alacağından davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki alacak  davasını açmıştır. Davalı taraf ise; dava dışı ... ile ilişkisinin o anda görüşülen projeye dayalı bir işlem olduğunu,  görüşülen iş ve proje ile sınırlı olarak kâr karşılığı para verdiğini,  projelerin dava dışı ... yurtdışından belli adet ve markalarda saat getirmesi işi ile sınırlı olduğunu, adi ortaklık veya gizli ortaklık bulunmadığını savunmuştur. Davacı tarafın dayandığı çekin, ... Kavacık Çarşı Şubesine ait 20.000 TL bedelli, 17.04.2012 tarihli çek olduğu, keşidecisinin   dava dışı ...Tic. Ltd. Şti., çeke aval verenin de dava dışı şirket yetkili ... olduğu,  dava dışı şirket ve yetkilisi aval veren hakkında  davacı tarafça Beykoz İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının iddia ettiği adi ortaklığın iç ilişkideki belli ölçüde yönetime katılma ve denetleme olduğuna dair bir delilin bulunmadığı,  davalının dava dışı ...  ile ortaklık ilişkisi içinde olduğu anlamına gelen beyanları bulunsa da  dosyada gizli de olsa adi ortaklık bulunduğu yönünde delilin bulunmadığı,  davalıyı şikayet eden dava dışı ...  şikayet beyanında davacı ile  ortaklığının olmadığını belirttiği, çek keşidesinin ve avalin adi ortaklık adına yapıldığına dair bir delilin de bulunmadığı, ceza dava dosyasında davalının ve dava dışı ...'nın tefecilik suçundan dolayı cezalandırılmalarına karar verildiği, aralarında ödünç ve çek kırdırma gibi ilişkilerin bulunduğu  nazara alındığında, davalının dava dışı şirket ve yetkilisi ile gizli ortaklık veya adi ortaklık ilişkisi bulunduğu iddialarının ispatlanamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Davacı vekilince tüzel kişilik perdesinin aralanması konusuna atıf yapılarak emsal Yargıtay kararı sunulmuş ve bu hükümlerin nazara alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2020 tarih ve 2019/11-808 Esas, 2020/504 Karar sayılı kararı ile 06.09.2020 tarih ve 2020/19-94 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli)  olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak somut olayda sayılan unsurların da bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir  kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d56b6b52ab6f1ea","SID":"ba16fdd8b3b3f58c"}}