{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/69 Esas<br>KARAR NO: 2024/341<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/10/2023<br>NUMARASI: 2022/136 E, 2023/758K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 95.000,00-TL üzerinden icra takibi başlattığını, takibe dayanak olarak 16.01.2014 tanzim tarihli 1.000.000,00-TL bedelli bonoyu işleme koyduklarını, müvekkilleri 20.12.2013 tarihinde ... Oto. Tar. Tur. İnş. Ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'ni devir aldığını, davalı bankanın devirden sonra, şirketlerine gelerek, kendilerine 1.000.000,00-TL tutarında kredi açtıklarını, bunu şirkete kullandırabileceklerini beyan ettiklerini akabinde de  müvekkillerinin, bankanın hazırlamış olduğu kredi sözleşmesi ve evrakları imzaladıklarını, ancak tanınan kredi limitini hiç kullanmadıklarını, davalı yanın kötü niyetli olarak müvekkillerinin, 20.12.2013 tarihinde devir aldıkları firma olan .. ticaret sicil numaralı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kendilerinin devir almadan önce şirketin kullanmış olduğu 95.000-TL bedelli krediden müvekkillerini sorumlu tutmak adınai huzurdaki davaya konu 1.000.000,00-TL bedelli kredi sözleşmesi sonucu imza edilen bonoyu ihtiyati haciz ile işleme koyarak müvekkillerini mağdur ettiklerini, müvekkilleri adına kayıtlı araçlara haciz uygulandıklarını, banka hesaplarına da haciz yazıları yazılarak, müvekkillerinin şahsi mal varlıklarına haciz işlemi uyguladıklarını, zararlarının karşılanması amacıyla davalı tarafından İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/245 D.İş sayılı kararı gereğince yatırılmış olan 14.250,00-TL teminat bedeline tedbir konulmasını, şirketin müvekkillerince devir alınmasından önce şirketin eski ortaklarının sadece şirket adına kullanmış oldukları 95.000,00-TL bedelli kredi borcundan şahıs olarak sorumlu olmadıkları halde, davalı  bankanın bonoyu işleme koyarak şirketin eski borcunu müvekkillerinden tahsil etmek amacıyla yeni kredi limiti için verilen davaya konu 1.000.000,00-TL bedelli kredi evrakları arasında imzalanan bonoyu devir işleminden önce şirketçe kullanılan 95.000,00-TL olarak işleme konulması zaten gerçekleri ortaya koyduğunu, açıklanan nedenlerle; davaların kabulünü, müvekkillerinin bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, dava konusu 1.000.000,00-TL bedelli bononun iptal edilmesine, dava konusu senedin tahsili halinde ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zarar oluşacağından ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tarafından, İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/245 D.İş sayılı dosyasına   yatırılmış olan 14.250,00-TL teminat bedeline tedbir konulmasını, dosya borcunun tamamının teminat olarak istenilmesi taraflarınca mahkeme kasasına depo edildikten sonra,  müvekkillerinin taşınır ve taşınmaz malları üzerindeki hacizlerin fekkine karar verilmesini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hukuktan yoksun iddialarının kabulü mümkün olmadığını, kambiyo senetlerinde mücerretlik, soyutluk ilkesi cari olduğunu, bu ilke gereğince kambiyo senetlerinden doğan hak asıl borç ilişkisinden bağımsız olduğunu, kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, asıl borç ilişkisinin sona ermediği, fakat yeni bir borç ilişkisinin daha ortaya çıktığını, alacaklının hem asıl borç ilişkisinden doğan hakkı hem de kambiyo senedinden doğan hakkı aynı anda yürürlüğünü koruduğunu, kambiyo senetlerine ilişkin genel prensiplerin belirlendiğini, Cenevre Yeknesak Kurallarında uluslar arası hukuk açısından kabul edilen bu durumun, ulusal hukukumuzda da TBK'nun 133. Maddesinde yer aldığını, davacı davasında kredi sözleşmesi düzenlendiğini, kredinin hazır olması amacıyla bankanın sunduğu kredi sözleşmesini ve ekinde sunduğu evrakları sırasıyla imzaladıklarını ancak kredi çekmediklerini ifade ederek bonoyu kabul etmemeleri hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı vekilinin beyanlarının hukuki anlamda değeri olmadığını, zira ortada bir senet var olduğunu, davacı senet metnindekinin aksini yine senet veya yazılı delile ispatlaması gerektiğini, ancak bunu yapmadığını, tanık ticari defterler kıstasına iş bu davada dayanılmasının hukuken mümkün olmadığından davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: \"...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. dosyası, davaya konu senet, dayanılan diğer deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların   İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. dosyası sayılı dosyasına konu senetten kaynaklanan alacağın 95.000-TL.’na havi kısmından sorumlu olmadıklarının tespitine ilişkin açılan  davanın  reddine...\"   karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin  16/02/2022 tarih, 2019/1861 Esas, 2022/219 karar sayılı ilamıyla; \"...Dava İİK'nın 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Davalı taraf davacı aleyhine 1.000.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak 96.110,72-TL nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatmış, davacı taraf ise davalıya borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir. Davalı taraf başlangıçta kambiyo senedinin asıl borç ilişkisinden bağımsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, daha sonra davalı vekili, bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor sonrası dava konusu bononun dava dışı  ...LTD. ŞTİ'nin mevcut kredi borcunun ödenmesi amacıyla alındığını, hesabın kat edildiğini, davacıların da bu şirketin kefili olduğunu, müvekkilinin vade tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktar kadar takip başlattığını savunmuştur. Buna göre dava konusu bononun 1.000.000-TL bedelli de olduğu gözetildiğinde davalı banka ile dava dışı ... LTD. ŞTİ. arasındaki kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığının kabulü gerekir. Dolayısıyla davalı bankanın takip konusu miktar kadar alacaklı olduğunu ispatlaması gerekir. Ancak mahkemenin yanılgılı değerledirme yaparak ispat külfetine davacıya yüklediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece somut olayda ispat külfetinin davalıda olduğu gözetilerek davalıya alacaklı olduğunu ispat hususunda imkan tanınarak sunacağı deliller doğrultusunda gerektiğinde banka kayıtları üzerinde bankacı bir bilirkişiye de inceleme yaptırılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerledirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...\" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...1-Davacı ... ’nın davasının  konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı ... , ... ve ...’in, davasının 14.950-TL. kısmı yönünden konusuz kalması nedeniyle bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı ...  Mirasçıları ...,..., ... ve ...’in, davasının 80.100-TL. kısmı yönünden kabulü ile 30/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan istirdatı ile iş bu davacılara verilmesine, ....\" karar verilmiştir. Mahkemenin 06.12.2023 tarihli ek kararında; davacıların tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar (... mirasçıları) vekili istinaf isteminde; mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin gerekçeli kararda atlandığını, taraflarınca  06.12.2023 tarihli tavzih dilekçesi ile yerel mahkemeden dava dilekçelerindeki talepleri gibi kötü niyet tazminatına  hükmedilmesinin talebi ile hükmün tamamlanmasının talep edildiğini, mahkemece taleplerinin kısmen kabul edilerek hükmün tamamlanmasına kötü niyet tazminatınında şartları oluşmadığı gerekçesi ile reddine ilişkin ek karar verdiğini, ek kararının kaldırlarak mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafında özetle; Müvekkili şirketin defter ve bilgisayar kayıtları ile dosyaya sunulan sözleşme ve diğer bilgi ve belgeler incelenerek tanzim edilen 29.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda Müvekkil Şirketin davacılardan takip tarihi itibari ile 91.794,77-TL; dava tarihi itibariyle 94.522,57TL alacağının olduğu tespit edildiğini, İstinaf mahkemesinin kararı kaldırma gerekçesinin \"Davalı bankanın takip konusu miktar kadar alacaklı olduğunu ispatlaması gerekir.\" yönünde olduğunu, 29.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile Müvekkil Şirketin takip konusu miktar kadar alacaklı olduğu ispat edildiğini, Davacıların takibe konu bono nedeniyle de borçtan asıl borçlu olarak sorumlu olduklarını, davacılar tarafından dava konusu borcun haricen tahsil olarak ödendiğini, bunun da borcun mevcudiyetinin kabulü anlamında olduğu gibi müvekkilinin takip ve dava tarihi itibari ile davacılardan alacaklı olduğunu, Müvekkili şirket ile Davacılar ve ...  Oto. Tar. Tur. İnş. Ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Arasında Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, kredinin kullandırıldığı, taksitli ticari kredi ve ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı, 16.06.2014 takip tarihi itibari ile 91.794,77-TL, 12.09.2014 dava tarihi itibari ile ise 94.522,57-TL Müvekkil Şirket'in Davacılardan alacaklı olduğu tüm deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacıların borçtan gerek kefaleten gerekse asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduklarını, Asıl borçlu olarak sorumluluklarını ortadan kaldıracak hiçbir itiraz ve delil bulunmadığını, bir an için kefalet ilişkisi olarak değerlendirilecek olsa dahi Davacıların müteselsil kefil olup Devir Sözleşmesinde tüm aktif ve pasifleriyle hukuki ve mali yükümlülükleri ile şirket hisselerini devraldıklarını,  Dosyada eksik inceleme yapıldığını, davacıların iddiasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davası olup yargılama sırasında istirdada dönüşmüştür. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı ..mirasçısı olan davacılar  ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; takibe konu alacağın dava dışı asıl borçlu  ..Şti'nin 15.04.2013 Tarihli 1.000.000TL bedelli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, asıl borçluya 22.10.2013'te kredi kullandırıldığı, ilgili sözleşmede davacıların borçlu/kefil olarak yer almadıkları, şirket hissedarlarının hisse devrinden sonra dava dışı şirketin asıl borçlu, davacıların müteselsil kefil oldukları 16.01.2014 Tarihli yeni bir sözleşme imzalandığı, takibe konu senedin de 16.01.2014 Tarihli ve 1.000.000TL bedelli olup 16.01.2014 Tarihli sözleşmeye dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda bilirkişi raporunda da ilgili bankanın alacağının 15.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı tespit edilmiş olmakla mahkemece istirdat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davacı vekilinin istinaf istemine gelince; takibin imzası inkar edilmeyen kambiyo senedine dayalı  olarak başlatıldığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği, davalının takipte kötüniyeti sabit olmadığından tazminat isteminin reddinin yerinde olduğu dikkate alınarak davacılar vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin ve davacı ... mirasçıları vekilinin isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı ... mirasçıları olan ... , ..., ..., ...' in ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>A-İstinaf talebi reddedildiğinden davacılar ... , ..., ..., ...'ten alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin yatırılan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>B-İstinaf talebi reddedildiğinden davalıdan alınması gereken alınması gereken 5.471,63-TL harçtan peşin alınan 598,06 TL ve 769,85TL harcın mahsubu ile 4.103,72TL harcın  davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>C- Taraflarca yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına<br>D-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 4-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 22/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa67ccaf5b743a72","SID":"0007f96d3a8ef6d5"}}