{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/232 <br>KARAR NO: 2024/242<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/09/2020<br>NUMARASI: 2019/392  E. -2020/371 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uzun yıllara dayalı ticari ilişkide müvekkilinin sattığı kimyasal maddeler nedeniyle 35.341,97 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalının satım bedelini ödememesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, davacının borcuna mahsuben 31.03.2019 tarihli 20.000,00 TL tutarında çek verdiğini, ancak çekin karşılıksız çıktığını, daha sonra 31.01.2020 vadeli 30.000,00 TL tutarında bir çek daha verildiğini, ancak bu çekin de karşılıksız çıkma ihtimali bulunduğunu, ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince fatura borcunun ödendiğini ve müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, aksine davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin, taraflar arasındaki güven ilişkisi nedeniyle davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına bir kısım ödemeler yapmasına rağmen davacının, bu ödemeleri cari hesabına yansıtmadığını, verilen çekin daha vadesi gelmeden, muaccel olmayan bir borcun talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Tarafların ticari defterlerinin örtüştüğü, her iki tarafın ticari defterinde de davacı yanın davalı yandan 10.349,04 TL alacaklı olduğu, fakat davacı yanın ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla davalı yandan 30.349,04 TL alacaklı olduğunun gözüktüğü (davalı yan tarafından 20.000,00 TL'lik karşılıksız çekin iade alındığı ve takip sonrası davacı yana nakit ödendiği), takip sonrası davalı yan tarafından yapılan 20.000,00 TL tutarında ödeme ile davacı yanın alacak bakiyesinin 10.349,04 TL olduğu, davalı yanın takipten sonra arabuluculuk süreci ve  davadan önce (15.05.2019 tarihli) yapmış olduğu 20.000,00 TL tutarında ödeme dekontunun  bilirkişi incelemesi sırasında ibraz edildiği, bu noktada takip sonrası ancak dava açılışından önce yapılan ödeme için, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı....\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 10.349,06 TL üzerinden takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.349,06 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının tahsiline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasında uzun yıllara dayanan bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin de buna güvenerek bir kısım ödemeleri şirket yetkilisi ... şahsi hesabına yaptığını, ancak bu ödemelerin şirketin cari hesabına yansıtılmadığını, ödemeye rağmen takip başlatılmasının kötü niyetli olduğunu, dosyaya sunulan dekontlardan bu hususun anlaşılacağını, henüz muaccel olmayan bir borç için takip başlatılmasının hatalı olduğunu, verilen çekin karşılıksız çıkması üzerine davalı şirketçe bu kez 31.01.2020 vadeli 30.000 TL bedelli çek verildiğini, bu çekin cari hesap kayıtlarında 10.349,05 olarak görüldüğünü, ancak çekin karşılıksız çıkması ihtimaline binaen takip yapıldığını, bu beyanla henüz muaccel olmayan bir borç için takip yapıldığının ikrar edildiğini, şirket yetkilisinin şahsi hesabına yapılan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, havalede açıklama olmaması halinde ödemenin borç için yapıldığının kabulü gerektiğini, bilirkişi raporundaki eksikliklere yönelik itirazların dikkate alınmadığını, tarafların defterlerinin yanı sıra şirket yetkilisinin ticari defterlerinin de incelenmesi gerektiğini, raporda bu ödemelerin delil olarak sunulması gerektiği belirtildiğini, oysa bu belgelerin çoktan dosyaya sunulduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davacının satım konusu emtiayı davalıya satarak teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık, satım alacağının muaccel olup olmadığı ve davalı tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında bakiye bir alacak kalıp kalmadığına ilişkindir.Davacı vekili, 03.05.2019 tarihinde borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 30.877,09 TL asıl alacak ve 4.464.88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.341,97 TL alacağın tahsili için takip başlatmıştır. Takip talebi bir kısım faturalara ilişkin olup, dört adet faturanın bilgisi takip talebine yazılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Öncelikle TBK'nın 207.maddesi uyarınca aksine bir anlaşma bulunmadıkça satım sözleşmesindeki taraf edimlerinin birlikte ifa edilmesi esastır. Taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Satım sözleşmesinde, satıcının davalı alıcıya satım bedelini ödemek için vade tanındığı ispat edilmemiştir. Çek bir ödeme aracı olup, muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Satım sözleşmesi için ileri tarihli çek verilmesi, çek bedelinin tahsil edilmemesi halinde ödeme yapıldığını kanıtlamaz. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, her iki tarafın ticari defterlerinin borç ve alacak konusunda mutabık olduğu ve  davalının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıya borçludur. Davacının alacağı davalı şirketin ticari defterleri ile kanıtlanmıştır. Davalının emtiayı teslim alması nedeniyle satım bedelini ödediğini kanıtlaması gerekir. TTK'nın 124. maddesine göre sermaye şirketi olan limited şirketin, ortak ve yöneticilerinden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaktadır. Şirketler, ortak ve yöneticilerinden bağımsız olarak hak ve borçlara sahip olabilirler. Bu itibarla ticari ilişkilerinde yapılan ödemelerin gerçek muhataplarına yapılması veya başka bir kişiye yapılacak ödemelerin de hangi amaçla yapıldığının usulüne ilişkin delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı şirket kendi defterine göre davalı şirkete 10.349,06 TL borçludur. Bu hususta tarafların ticari defterleri bir birleriyle mutabıktır. Bilirkişi tespitine göre bu miktarın belirlenmesinde 20.000 TL bedelli çek de dikkate alınmıştır. Bu çekin karşılıksız çıktığı ve takip sonrası çekin iade alınarak bedelenin ödenmesi ile alacak miktarının her iki taraf defterine göre 10.349,06 TL olduğu belirlenmiştir. Davalı vekili, davacı şirket ortağına bir kısım ödemeler yapıldığını belirtmektedir. Ancak bu ödemelerin yapıldığı, öncelikle davalı defteri ile kanıtlanmamıştır. Alacaklı dışındaki bir kişiye yapılan ödemeler, havaleya ilişkin genel kurallar gereği ancak bu kişinin borcuna mahsuben yapılmış sayılmalıdır. Bu durumda davalının, satım konusu bedelin 10.349,06 TL'sini ödemediği davalı defteri ile kanıtlandığından ilk derece mahkemesince bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi ve satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olarak kabul edilerek icra inkar tazminatına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 529,94  TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d66ff71a86d7029","SID":"f47152b4fbd6f72d"}}