{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/198 <br>KARAR NO: 2024/246<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2020/390 E. - 2020/641 K.<br>DAVANIN KONUSU: Şirket genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti.<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının butlanı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, 30.11.2018 tarihine kadar şirketin üç ortağı bulunduğunu, bu tarihte ortaklardan ... şirketteki tüm paylarını pay devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, devir ile müvekkilinin 330.000 TL paya, diğer ortak ... ise 167.000 paya sahip olduğunu, müvekkilinin devir sonra bir çok kez bildirmesine karşın pay devrinin diğer ortak ... tarafından kabul edilerek tescil ve ilan edilmediğini,  bu amaçla genel kurulun toplantıya da çağrılmadığını, şirketin diğer ortakları ... ile ... bir araya gelerek müdürler kurulu kararı alarak, müvekkilinin müdürlük sıfatının düşürülmesi ve pay devrinin onaylanmaması amacıyla 22/07/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararları alındığını, bu kararların iptali için İstanbul Anadolu 6. ATMnin 2020/302 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ... arasında pay devri devri  yapıldığı, anılan ortağın 30.11.2018 tarihli Üsküdar ... Noterliğinin pay devir sözlemesi ile pallarını müvekkiline devir edilmesi nedeniyle, şirket ortağı ... yapılan devrin geçersiz olduğunu, 14.09.2020 tarihinde şirketin genel kurulunun toplandığını, bu toplantıdan müvekkilinin 12.09.2020 tarihinde haberdar olduğunu, TTK'nın 414. maddesi gereği genel kurula çağrının en az 15 gün önce ilanın çıktığı gazetenin bir örneği  ve iadeli taahhütlü posta ile müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, ancak müvekkiline bu şekilde bildirim yapılmadığını, bu nedenle 14.09.2020 tarihli genel kurulda alınan kararların butlanla malul olduğunu, davalı şirkete ait önemli nitelikte taşınmazların elden çıkarıldığını ve müvekkiline bilgi verilmediğini, TTK 438. maddesi uyarınca özel denetçi atanması talep edilmesine rağmen genel kurulca bu konuda karar alınmadığını, diğer iki ortak arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu, genel kurulun diğer ortaklarca vekalet verilen ve aralarında husumet bulunan avukatın ofisinde yapılmasının objiktif karar alınmasını engellediğini, çağrının usulsüz olması nedeniyle alınan kararların batıl oludğunu, ileri sürerek, 14.09.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespitine, kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, şirket hesaplarının denetlenmesi amacıyla özel denetçi ve yönetime kayyım atanmasına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; genel kurul çağrı ilanının usulüne uygun şekilde yapıldığını, davacının toplantı ve gündemden usulüne şekilde bilgilendirildiğini, genel kurulun toplantıya yetkili müdürler kurulunca çağrıldığını, toplantı tarihi ile gündeminin usulüne uygun olarak davacıya bildirildiğini, davacının buna rağmen dava konusu toplantıya katılmamasının kararların alınmasında etkili olmadığını, toplantıda alınan kararların sermayenin %55,4'üne denk gelen pay sahiplerinin oy birliğiyle alındığını, dava konusu genel kurulda alınan tek kararın 22/07/2020 tarihli genel kurulda onaylanan hisse devri olduğunu,  dava konusu genel kurulun yasa gereği şirket merkezinin bulunduğu mülki idare birimi sınırları içinde yapıldığını, davacı hakkında .. uzaklaştırma kararı bulunduğunu, bu yüzden şirket merkezinde toplantı yapılmadığını, davacının taleplerine dayanak yaptığı hisse devrinin usulüne uygun olarak reddedildiğini, genel kurul ve genel kurulda alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, dava ve tedbir talebinin reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava konusu edilen 14/09/2020 tarihli genel kurul toplantısı hazerun cetvelinden davacının toplantıya katılmadığı, diğer 2 ortağın toplantıda hazır bulunduğu, bu toplantının ... Mah. ... Hastanesi Sk. ... Apt. N:... Merkez/Şişli adresinde yapıldığı, toplantıya davetin sicil gazetesinin 25/08/2020 tarih 10145 sayılı nüshasında ilan edildiği ve ortaklara PTT.den 20/08/2020 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapıldığının yazılı olduğu, asgari toplantı nisabı(277.000 pay)nın mevcut olduğu anlaşılmakla gündemin görüşülmesine geçildiği ve  2 no.lu gündem maddesi ile 22/07/2020 tarihli toplantının 2 no.lu gündem maddesi olan ve ortaklarca onaylanan ...  ile  ... arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin onaylanmasına, ... mevcut 167.000 TL.kıymetindeki sermayesinden 117.000 TL.lık hak ve hissesinin tüm aktif ve pasifiyle ... devretmesi neticesinde ortaklık yapısının; 227.000 TL. ..., 223.000 TL. ..., 50.000 TL.  ... şeklinde olmasına toplantıya katılanların 277.000 TL.lık oyuyla oy birliği ile karar verildiği görülmüştür. Davacı bu genel kurulda alınan kararların butlanla malul olduğu iddiasını öncelikle çağrının usulsüzlüğüne dayandırmaktadır. Davacı genel kurul çağrı ilanının 12/09/2020 tarihinde e-mail ile bildirildiğini, toplantıdan 12/09/2020 tarihinde haberdar olduğunu, TTK 414 m.ne aykırı davranıldığını ileri sürmektedir. Davalı yan ise genel kurulun yetkili müdürler tarafından toplantıya çağrıldığını, toplantı gündemi ve tarihinin davacıya usulüne uygun bildirildiğini, davacının çağrıda usulsüzlük iddiasının genel kurul kararı alınmasında etkili olmadığını savunmuştur. TTK 617/1 maddesi uyarınca genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Davalı şirketin davacı dışında kalan 2 ortağı münferit imza ile yetkili müdür olup 17/08/2020 tarihli müdürler kurulu kararı ile gündemi belirlemek suretiyle 14/09/2020 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması yönünde karar almışlar ve bu karar Ticaret Sicil gazetesinde gündem maddeleriyle birlikte 25/08/2020 tarihinde yayınlanmıştır. İlan tarihi ile toplantı tarihi arasında TTK 414/1 maddesinde öngörülen en az 2 hafta önce ilan edilme koşulunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Yine Ticaret Sicil Müdürlüğünden dava konusu genel kurula ilişkin olarak gönderilen belgeler arasında çağrı ilanının davacıya iadeli taahhütlü mektupla gönderildiği, tebligat adresi olarak davacının dava dilekçesinde de yazılı olan adresinin yazıldığı, söz konusu tebligatın iade olduğu görülmüştür. Bu durumda davacının çağrının usulsüz yapıldığı yönündeki iddiaları mahkememizce yerinde görülmemiştir. Çağrıdaki usulsüzlük alınan kararların salt bu nedenle iptal yahut yokluğu sonucunu doğurmayacaktır. Davacının alınan kararların yasa, ana sözleşme veya iyi niyet kurallarına aykırılık iddialarından birine yahut hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi gerekir. Öte yandan genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde toplantı ve karar nisabı etkileniyorsa bu durum kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açmak için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi süreye de tabi değildir. Somut olayda davacının dava konusu genel kurul yönünden çağrının usulsüz yapıldığı iddiası gerçeği yansıtmamakta olup genel kurul için usulüne uygun çağrı yapılmıştır. Bir an için aksi kabul edildiğinde dahi toplantıya katılanların oyu 277.000 paya, davacının payı ise 223.000 paya tekabül etmekte olup genel kurulda pay devrinin onaylanması kararı verilmiştir. Bu karar TTK 621 maddesinde sayılan önemli kararlardan olmayıp karar alınması için toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu yetkilidir. Kararlar oy birliği ile alınmış olup davacının toplantıya katılmaması sonuca etkili olmayacağından davacının ileri sürdüğü iddialar yerinde görülmemiştir. Davacının bir diğer iddiası ise toplantının şirket merkezi dışında bir yerde yapıldığı, bu yüzden objektif karar alınan mekanizmasının etkilendiği yönündedir. TTK 409/3 maddesinde ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı taktirde genel kurulun şirket merkezinde yapılacağı düzenlenmiştir. Yargıtay 11 HD:nin 2016/4457 E. 2017/3287 K.sayılı kararına esas ilk derece mahkemesi kararında TTK 409 maddesinin emredici nitelikte bir düzenleme olmadığı, genel kurulun şirket merkezi dışında bir yerde de yapılabileceği kabul edilmiş olup bu karara karşı ilgili dosya davacısı tarafından temyiz yoluna başvurulduğu Yargıtay Dairesinin bu hususu bozma nedeni olarak kabul etmediği, mahkemenin kararını doğru bulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının toplantının şirket merkezi dışında bir yerde yapılmış olmasını da butlan sebebi olarak ileri süremeyeceği...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 14.09.2020 tarihinde toplanan genel kurul çağrı ilanının müvekkiline tebliğ edilmediğinden bu genel kurulda alınan kararların batıl olduğunu, şirket ortaklarından ... ve ... arasında yapılan 01.07.2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin görüşüleceğinin bildirildiği olağanüstü genel kurul çağrı ilanının 12.09.2020 tarihinde müvekkiline e-mail ile bildirildiğini, TTK'nın 414/1.maddesinde çağrının ne şekilde yapılacağının gösterildiğini, yasanın emredici hükmünde iadeli taahhütlü mektupla bildirimin belirtildiğini, gerekçeli kararda müvekkilinin mernis adresine toplantı günü ile gündem ve ilanın gönderildiğinin belirtilmiş ise de gönderinin tebliğ edilmeden iade edildiğini, Tebligat Kanun'una göre bu durumda anılan adres mernis adresi olduğundan yeterli araştırma yapılmadan, postanın varlığından müvekkilinin haberdar edilmemesi nedeniyle müvekkilinin toplantıdan haberdar olmadığını, çağrının usulsüz olduğunun açık olmasına rağmen mahkemece, müvekkilinin katılmamasının sonuca etkili olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin 22.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yöneticilikten azledildiğini ve ortaklarından ... 30.11.2018 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile 110.000 TL değerindeki paylarını müvekkile devretmesine rağmen, haksız ve mesnetsiz bir şekilde bu paylarının müvekkile devrinin tescili talebinin reddedildiğini, bu genel kurulun iptali için İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve davanın reddine ilişkin istinaf edildiğini, delil listesinde bu davaya dayanılmasına rağmen mahkemece dosyanın bekletici mesele yapmadan karar verildiğini, bu dosyada 22.07.2020 tarihli genel kurul kararının iptali halinde müvekkili lehine yapılan hisse devrinin tescili gerekeceğinden payının 333.000 TL'ye yükseleceğini ve bu durumda müvekkilinin çoğunluk pay sahibi olacağını, genel kurulun farklı bir yerde toplanmasının hatalı olduğunu, mahkemece tarafların bir birleri ile olan ilişkileri irdelenmeden soyut olarak karar verildiğini, İstanbul Anadolu 3.Aile Mahkemesinin 2020/418D.İş kararı ile 04.08.2020 tarihinde müvekkilinin ...'ın bulunduğu konuta, okula ve herhangi bir yere 100 metreye kadar yaklaşmamalarına karar verildiğini, bu nedenle müvekkilinin ancak şirket merkezindeki toplantıya katılabileceğini, aksi halde müvekkilinin cezai müeiyedeye uğrama ihtimali bulunduğunu, bu durumun bilinerek genel kurulun farklı yerde yapılmasına karar verildiğini ve müvekkilinin azınlık haklarının zedelendiğini, müvekkiline yapılan pay devrinin şirkete bir çok kez bildirilmesine rağmen uygulanmadığını, payın önceden müvekkiline devir edilmesi nedeniyle diğer iki ortak arasındaki pay devrinin geçersiz olduğunu, yok hükmünde olan genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 447.maddesi uyarınca, davalı şirketin 14.09.2020 tarihli genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ve diğer iki ortağın 21.10.2013 tarihli sicil gazetesinde tescil edilen 08.10.2013 tarihli genel kurul kararı ile 50 yıllığına müdür olarak seçildikleri anlaşılmıştır. Davalı şirketin 22.07.2020 tarihli genel kurulu ile davacının müdürlük görevinden alınmasına karar verilmiştir. Bu durumda, şirketin iki yöneticisinin aldığı karar ile genel kurul toplantısına çağrıldığı anlaşılmıştır.  TTK'nın genel kurul toplantılarına çağrının şekline ilişkin 414. maddesi uyarınca; genel kurul toplantıya esas sözleşmede gösterilen şekilde şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Pay defterinde yazılı pay sahiplerine toplantı günü ve gündem ile ilanın çıktığı yahut çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. TTK'nın 446/1-b bendi uyarınca; toplantıya katılsın yahut katılmasın, olumsuz oy kullanmış olsun yahut olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini ileri süren her pay sahibi genel kurul kararının iptalini dava edebilir. Çağrının usulsüzlüğü tek başına iptal sebebi değilse de; dava hakkının kazanılması için yeterlidir. Somut olayda mahkeme gerekçesinde, çağrının usulüne uygun yapıldığı belirtilmiştir. Dava konusu 14.09.2020 tarihli toplantıya ilişkin paydaşlara gönderilen iadeli tahhütlü posta gönderilerinin ve PTT tarafından yapılan işlemler denetlenmiştir. Dosyadaki sicil kaydına göre davalı şirket üç ortaklı olup, davacı dışındaki diğer iki ortak şirketin müdürüdür. Şirketin dava konusu genel kurul toplantısı için çağrı her iki yönetici tarafından yapılmıştır. Toplantıya ilişkin belgeler davacının, dava dilekçesinde belirtilen adresine gönderilmiş olup dosyadaki PTT kayıtlarına göre 20.08.2020 tarihinde belgelerin postaya verildiği ve tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. Çağrının usulüne uygun şekilde yapılmasına rağmen PTT tarafından davacının şirkete bildirdiği ve dava dilekçesinde gösterdiği adrese PTT idaresince tebligat yapılamamış olması çağrı usulsüzlüğü olarak değerlendirilemez. Davacının kabulünde olan adresine gündemin tebliğ edilmesi nedeniyle ayrıca bir adresinin var olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Dava dışı ortak  ... şirkette bulunan 110.000 TL payını 30.11.2018 tarihli Üsküdar .... Noterliğinin pay devir sözleşmesi ile davacıya devir etmiştir. Davacı tarafından şirkete bildirilen pay devri şirketçe kabul edilmemiştir. TTK'nın 595. maddesindeki düzenlemeye göre şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. Davacı tarafından alınan pay devrinin şirketçe onaylanmaması nedeniyle, pay devrinin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği ve şirketteki ortaklık payı ile buna bağlı genel kurul toplantı nisabında bu devrin dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır. Dava dışı ortak ...  şirketteki payını daha sonra 01.07.2020 tarihli Üsküdar ... Noterliğinin pay devir sözleşmesi  dava dışı ortak ...'a devredilmiştir. Bu devirlerin görüşülmesi için 22.07.2020 tarihinde şirketin genel kurul toplantısı yapılmış ve bu toplantıda, davacıya yapılan pay devir,  irade sakatlığı ve pay devir ücretinin ödenmediği gerekçesiyle  kabul edilmemiştir. Dava dışı ortak ...'a yapılan devir ise şirket genel kurulunca kabul edilmiştir. Genel kurulda alınan genel kurulun iptali için İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2020/302 Esas sayılı dosyasında dava açılmış olup, ilk derece mahkemesince  genel kurul kararının iptali ve hisse devrinin tescili davasının reddine karar verilmiş ve davacının istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/43 Esasında kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Pay devrinin şirketçe kabul edilmemesi ve ortaklık yapısının devir olmaksızın belirlenmesi nedeniyle bu davanın bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı çağrı usulsüzlüğüne dayanmış olup, toplantı ve karar nisabı dikkate alındığında alınan kararın yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu da kanıtlanmamıştır.  Davaya konu genel kurulda ise 22.07.2020 tarihli genel kurulda onaylanan Üsküdar ... Noterliğinin 01.07.2020 tarihli ... ile  ... arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin onaylanmasına, böylece şirket ortaklarından ... şirkette bulunan 167.000 TL değerindeki sermayesinden 117.000 TL'lik kısmını yeniden ... devir ettiği, buna göre ortaklık yapısının ...  50.000 TL, ...'ın 223.000 TL ve  ... ise 227.000 TL paya sahip olduğu kabul edilmiştir. Kararın davacının katılımı olmaksızın oy birliği ile alındığı ve kararın nitelikli nisap gerektirmediği anlaşılmıştır. Şirketin genel kurulunun şirket merkezi dışında yapılmış olması, ilk derece mahkemesi kararında da değerlendirildiği üzere kararın iptali veya butlanı nedeni değildir. Davacı ile dava  dışı ortak arasındaki ilişkiler nedeniyle İstanbul 3.Aile Mahkemesinin 04.08.2020 tarih ve 2020/418-430 Diş sayılı dosyası ile davacının, dava dışı ortak  ...'ın bulunduğu yerelere yaklaşmama kararı gözden geçirilmiş ve kardeş olan tarafların bu ilişkileri dikkate alınarak, 4 ay süre ile ö... bulunduğu konuta, okula ve  ...'ın bulunduğu yere 100 metreden fazla yaklaşmamasına karar verilmiştir. Verilen kararın niteliğine göre genel kurul toplantısının yapıldığı yeri kapsamamaktadır. Davacı, usulüne uygun çağrısı yapılan genel kurula katılmak istediğini ve katılımının engellendiğini kanıtlamamıştır. Dairemizce yapılan değerlendirme ve ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesindeki değerlendirmeye göre, davanın reddi gerektiğinden tedbir talebinin reddi de yerinde olması nedeniyle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ba875fdff43d08b","SID":"22bc784178c3b9d5"}}