{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/86 <br>KARAR NO: 2024/226<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12.10.2020<br>NUMARASI: 2019/886 E. - 2020/555 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan ve belgelendirilmeyen icra takibinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibinin başlatıldığı tarihte müvekkili şirketin davalı tarafa muaccel herhangi bir borcunun bulunmadığını,müvekkili şirketin başlatılan Büyükçekmece .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden  icra takibine itiraz edilerek takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın kabulünü, Büyükçekmece ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibin iptalini, Büyükçekmece .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde müvekkilinin davalı şirkete bir borcunun bulunmadığının tespitini, icra takiben konu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; taraflarınca Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden 30.000,00 TL bedelle \"ARAÇ ALIMINDAN KALAN BAKİYE\" iddiasıyla ilamsız icra takibinin başlatıldığını,  söz konusu icra takibine konu alacağın hukuki dayanağının borçlu şirketin imzalamış olduğu ve araç alımından kaynaklanan bonolar ve bu hususta taraflar arasında imzalanan rehin sözleşmeleri olduğunu, buna istinaden davacı şirket yetkilisi tarafından 20 adet 5.200.00.-'şer TL'lik bono imzalandığını, taraflar arasında imzalanan ve maddeleri gayet açık olan bu sözleşmeleri davacı şirket yetkilisi bilerek okuyup, imzaladığını, davalı tarafın kötü niyetli ve sürekli olarak alacaklı müvekkilini oyaladığını ve senetlerini ödemediğini veya başka hesaplarla mahsup etmeye çalıştığını, henüz kesinleşmemiş bir icra takibinden dolayı mağduriyet gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın aleyhine ikame olunan icra takibine kötü niyetle ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla dava açtığını, muaccel hale gelen bonoların ödenmemesi sebebiyle davacı şirket aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün  ... E, sayılı icra dosyası ile icra takibini başlattıklarını, açıklanan nedenlerle, davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle icra takibine konu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Bono suretleri incelendiğinde, her birinin 5.200,00 TL meblağlı olduğu görülen bonoların ilkinin 21/04/2019 tarihinden başlamak üzere her ay düzenli olarak vade tarihlerinin belirlendiği, dava konusu icra takibinin 20/08/2019 olduğu (yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan icra takip tarihi olup sonradan yetkili icra müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmıştır), icra takip tarihi itibariyle 21/04/2019, 21/05/2019, 21/06/2019 ve 21/07/2019 vade tarihli ilk 4 bononun muaccel olduğu, diğer bonoların ise takip tarihinde henüz vadelerinin dolmadığı, dolayısıyla davalı alacaklının takip tarihinde bu ilk 4 bono meblağı toplamı olarak 20.800,00 TL alacağını ilamsız icra takibine koymasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak icra takibinde 30.000 TL talep etmiş olması dikkate alındığında henüz muaccel olmayan bonolar nedeniyle 9.200,00 TL yönünden takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olmaması nedeni ile davacının takip tarihi itibariyle davalıya  bu meblağda borçlu bulunmadığı (takip tarihi itibariyle bu miktardaki alacağın henüz talep edilemeyeceği) kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. İcra takibinin davalının itirazı neticesinde halihazırda durmuş bulunması ve davalı tarafça itirazın iptali davasının açılmamış bulunması nedeni ile davalının reddedilen kısım yönünden icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş; yine İcra takibinin davalının itirazı neticesinde halihazırda durmuş bulunması ve davalı tarafça itirazın iptali davasının açılmamış bulunması nedeni ile ayrıca davalının kötüniyeti sübut bulmadığından davacının icra kötüniyet tazminatı talebinin de şartları oluşmaması...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalıya Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takip tarihi olan 20/08/2019 tarihi itibari ile 19.200 TL lik kısmın muaccel olmaması nedeni ile bu meblağda borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, tarafların tazminat taleplerinin şartlar oluşmaması nedeni ile reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine aynı hukuki sebebe dayanarak hem ilamsız icra takibi, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, kambiyo senedi alacaklısının elinde geçerli bir kambiyo senedi varken alacağının kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla talep etmesi gerekirken genel haciz yoluyla icra takibi başlatmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, buna rağmen mahkemece, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibi ile alacağın talep etmesi gerekirken aynı borca dair araç satımından kalan bakiye şeklindeki bir hukuki temeli adlandırarak müvekkilinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yoluna başvurarak haksız şekilde fazlaca ve mükerrer tahsilat yapmaya  çalıştığını bu sebeple ilamsız icra takibine dair  menfi tespit davası açıldığını, davalı ile müvekkili ile arasındaki bonoların varlığı sebebiyle icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar muaccel hale gelmiş 4 bononun bedelinin araç satımından kalan bakiye şeklindeki temele dayanan genel haciz yoluyla talep edilmesinde hukuki menfaat bulunduğuna karar verildiğini, davalının aynı hukuki ilişkiye dayalı aynı zamanda mükerrer tahsil kabiliyetine sabit iki ayrı icra takibi başlattığını, bunlar birini tahsil etmiş olurken diğer takibin yapılmasının mahkeme tarafından hukuken aykırı bulunmadığını, taraflar arasında bir araç satımı sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğunu, alacaklının sözleşme bedeline karşılık müvekkilinden 24 sıralı senet aldığını, borçlunun muaccel borcunu ödememesi halinde takip edilmesi gereken yolun kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip olduğunun tartışmasız iken alacaklının haksız şekilde araç satımından bakiye bedel açıklamasıyla genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, ilamsız takip tarihinden muaccel borcun 4 senet olmayıp 1 senet olduğunu, müvekkilinin davalıdan 2 adet araç satın aldığını, borcuna karşılık 24 adet sıralı ve aylık vadeli senet düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, iddia edildiği şekilde 30.000,00 TL bakiye borcun mevcut olmadığını, takip tarihinde ilk üç senede ilişkin ödemelerin yapılmış olmasına ve takip tarihi itibariyle yalnızca 21.07.2019 tarihli senede dayalı alacağın muaccel olduğundan mahkeme tarafından muaccel hesabın yanlış değerlendirilerek hüküm kurulduğunu, icra inkar tazminat şartlarının oluştuğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını aynı hukuki ilişkiden  dolayı iki ayrı icra takibi başlatılmasında hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle, takibin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine veya davalı tarafından başlatılan icra takip tarihinde yalnızca bir adet senet muaccel olduğundan haksız talep edilen 24.800,00 TL kısmın iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçenin ekine dekont örneklerini ibraz etmiştir. Dekont tarihlerinin 2019  yılına ait olduğu, karar tarihindeki önceki tarihli olduğu, dekontlarda gönderenin davacı olduğu, açıklamalarda ... ve ... taksit ödemesine yer verildiği, dekont bedellerinin 5.160,00 TL olduğu, aynı bedelden üç adet dekontun mevcut olduğu görülmüştür. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, araç satışı ile ilgili ticari ilişkinin varlığı davalı alacaklı tarafından davacı hakkında birden fazla icra takibi başlatılmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, senetlerin mevcudiyetine rağmen ilamsız icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, mükerrer tahsilat ve takip olup olmadığı ile tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 20.03.2019 tarihi oto ön satış sözleşmesi adı altında adi yazılı sözleşme düzenlendiği, ayrıca Büyükçekmece ... Noterliğinde 20.03.2019 tarihinde ... Plakalı otomobilin 71.000,00 TL bedelle satışı ve ... plakalı otomobilin satışının 45.500,00 TL bedelle gerçekleştirilmesi amacıyla araç satış sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede satıcının davalı şirket (davalının eski unvanı ... Ltd Şirketi ile), alıcının davacı şirket olarak yer aldığı, yine aynı noterlikte aynı tarihli rehin sözleşmesinin gerçekleştirildiği, rehin alacaklısının davalı şirket, rehin verenin davacı şirket olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına her biri 5.200,00 TL tutarında nakden ibareli senetler düzenlendiği, senetlerin 20 adet olduğu,  bono şeklinde düzenlenmiş olduğu, davalı şirket tarafından davacı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün 20.08.2019 tarihli dosyasında 30.000,00 TL tutarındaki alacak için araç alımından kalan bakiye alacak adı altında icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün dava konusu olan ... Esas sayılı dosyasında 01.10.2019 tarihinde yine aynı bedel üzerinden 30.000,00 TL tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı,  takipteki tutarın araç alımından kalan bakiye tutar olarak gösterilmiş olduğu, davacının iş bu davayı davalı tarafın muaccel herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları alındıktan ve dosyaya icra dosya örnekleri ibraz edildikten sonra, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 12.11.2020 tarihli tashih şerhi ile davanın 9.200,00 TL kısmı yönünden alacağın muaccel olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine şeklinde hüküm değiştirilmiştir. Mahkemece,  ticari defter ve kayıtlar üzerinde veya başka bir şekilde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmamıştır. Ticari ilişki kapsamında düzenlenen bonoların vadeleri mahkemece resen değerlendirilerek borç ve alacak miktarları tespit edilmiştir.  Yargılama aşamasında davalı tarafça davacı hakkında 10.01.2020 tarihinde 10.400,00 TL iki adet senet alacağı nedeniyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra  takibi başlatmıştır. Davacının iddiası davalı tarafça mükerrer tahsilatlar yapıldığı, davalı alacaklının elindeki kambiyo senetlerine rağmen ilamsız icra takibi başlattığı, söz konusu takiplerde hukuki yararın olmadığına ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde ve  delilleri arasında ticari defter ve kayıtlara, ayrıca bilirkişi incelemesi ve diğer delillere dayanmıştır. Taraflar tacir olduğuna ve ticari defterlere de delil olarak dayandığına göre (kaldı ki mahkeme ticari davalarda defterlerin incelenmesine resen de karar verebilir (TTK m.83 f.1) uyuşmazlığın çözümünde ticari defterlerin incelenmesi gerekmektedir. Çünkü taraflar arasındaki araç alım satımına ilişkin sözleşme düzenlendiği ve bu kapsamda senetler düzenlendiği iddiası mevcuttur.  Davacı tarafça düzenlenen her bir senet bedeli 5.200,00 TL dir.  Davalı alacaklı tarafından  ayrı ayrı 30.000,00 TL olarak iki ayrı genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Takip sebebi olarak her ikisinde de aynı beyana yer verilmiştir. Alacak sebebi olarak araç alımından kalan bakiye şeklinde açıklamaya  yer verilmiştir.  Davalı tarafın  hangi senet alacağına ait takip yaptığı  anlaşılamadığı gibi yapılan tahsilatlar nedeniyle mükerrer tahsilat olup olmadığı da denetlenememektedir. Bu sebeple, mahkemece, taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacı iddiaları ve davalı savunmaları üzerinde durularak ticari ilişki kapsamında takip tarihi itibarı ile davacının davalı şirkete borçlu olup olmadığı konusunda denetime açık, dosya kapsamına uygun ve gerekçeli rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"359c03d81eaf0d28","SID":"985959d1b60b71c9"}}