{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/800 <br>KARAR NO\t: 2024/371<br>KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...      (...)<br>ÜYE\t\t: ...      (...)<br>ÜYE\t\t: ...      (...)<br>KATİP\t\t: ...      (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/644 Esas 2023/1167 Karar<br><br>DAVACI\t: MERTUR OTOMOTİV VE TAŞIMACILIK ANONİM ŞİRKETİ ÇAYIROVA ŞUBESİ 2 - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - ...<br>\t  Av. ... - ...<br>\t  Av. ... - ...<br>\t  Av. ... - ...<br>DAVALI\t: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>İLİŞKİLİ KİŞİ\t: REYSAŞ GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tapu İptali ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br><br>Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih, 2023/644 Esas 2023/1167 sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği  düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketler ile davalı Ziraat Bankası A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu bazı bankalar arasında çeşitli kredi sözleşmeleri, finansal kredi sözleşmeleri, taahhütler vs, borç ilişkileri kurulduğunu bu borç ilişkisi sözleşmelerine dayalı olarak ipotek, rehin ve sair teminatlar düzenlendiğini, davacı şirketler ile davalı bankanın da aralarında bulunduğu bankalara olan borçları hakkında teminatlandırma ve yeniden yapılandırılması amacıyla, 7186 sayılı Kanun 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra ipotekli bir taşınmaza ilişkin vefa hakkı tanınması, ipotekli bir taşınmazın ise takasa konu yapılmasını içerecek şekilde, 11.11.2019 ve 30.12.2019 tarihli yazılar ile davalı Ziraat Bankası A.Ş.’ne yapılandırma başvurusunda bulunduğunu, alacaklı kuruluşlar sıfatıyla T.C. Ziraat Bankası A.Ş., Ziraat Katılım Bankası A.Ş., Türkiye Halkbankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., QNB Finansbank A.Ş. ile borçlular sıfatıyla Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş. ve Mertrans Gayrimenkul Yatırımları Turizm ve Akaryakıt Tic. A.Ş. arasında, ... ile İstiridye Petrol Petrol Ürünleri Satış Pazarlama ve Lojistik Hiz. Tic. A.Ş.’nin kefil olarak kişisel güvence verdiğini, 28.01.2020 tarihinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi akdedildiğini, böylece Kredi borçluları olan Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş. ile Mertrans Gayrimenkul Yatırımları Turizm ve Akaryakıt Tic. A.Ş.’nin, Türkiye İş Bankası A.Ş. ve QNB Finansbank A.Ş. nezdindeki borçlarına ilişkin alacak haklarını, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ile Ziraat Katılım Bankası A.Ş. tarafından devralındığını ve borçlar ile borçlara ilişkin güvencelerin yapılandırıldığını, böylece Kredi borçluları olan Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş. ile Mertrans Gayrimenkul Yatırımları Turizm ve Akaryakıt Tic. A.Ş.’nin, Türkiye İş Bankası A.Ş. ve QNB Finansbank A.Ş. nezdindeki borçlarına ilişkin alacak haklarının, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ile Ziraat Katılım Bankası A.Ş. tarafından devralındığını ve borçlar ile borçlara ilişkin güvencelerin yapılandırıldığını, aynı sözlemede Merttrans Gayrımenkul Tur. ve Tic. AŞ’nin Ziraat Katılım Bankası A.Ş. nezdindeki borçlarının Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş.'ne aktarıldığını, bu yapılandırma bağlamında, Merttrans Gayrımenkul Tur. Ve Tic. AŞ’ne ait, Kocaeli ili, Çayırova ilçesinde yer alan, tapuda ... ilçesi, ...Sok, No: ...’de yer alan, tapuda ..., ... Ada, ... parselde, Cilt ..., Sayfa ...’da kayıtlı, niteliği arsa ve betonarme atölye idari bina ve müştemilatı olarak belirtilen taşınmazın mülkiyetinin, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. tarafından 40.900.000 TL’ye devralındığını, bu bedelin bir kısmının QNB Finansbank A.Ş.’nin kredi risklerine ödendiğini, diğer kısmının T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’nin kredi anapara, faiz, ve tüm fer’ilerine mahsup edildiğini ve 5 yıl süreyle vefa bedeli olarak 40.900.000 TL’ye %8 faiz oranı uygulanmak suretiyle, Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş.’ye vefa hakkı tanıdığını, Mertur Otomotiv ve Taşımacılık A.Ş. ekonomik durumunu düzeltince, vefa hakkının tanınmasının amacına uygun olarak, 09.03.2023 tarihli yazı ile davalı Ziraat Bankası A.Ş.’ne bakiye borcun tek seferde ödeneceği belirtilerek, kredi borçlarının kapatılarak vefa hakkının kullanılmak istendiğinin iletildiğini ve vefa hakkıyla satılan taşınmazın devri istendiğini, ancak davalı Bankanın vefa (geri alım) hakkının kullanılmasıyla borcun kapatılması ve tapunun devredilmesini sağlaması gerekirken vefa hakkının kullanılmasına aykırı davranarak temerrüde düştüğünü, üstelik dava konusu taşınmazı paraya çevirmek amacıyla satışa çıkardığının öğrenildiğini, bilindiği üzere Vefa (geri alım) hakkının kullanılması ile birlikte taraflar arasında bir satış ilişkisi doğduğunu Vefa hakkını kullanan tarafın, satış ilişkisinin alıcı tarafını oluşturduğunu, gelinen bu aşamada vefa (geri alım) hakkının geçerli olarak doğmasına, geri alım hakkının süresi içinde geçerli bir şekilde kullanılmasına, hakkın kullanılmasıyla artık taraflar arasında satış sözleşmesi ilişkisinin kurulmasına, vefa hakkı sahibinin satış bedelini-geri alım bedelini ödeme borcu altına girmesine, davalı Bankanın taşınmazın mülkiyetini devretme borcu altına girmesine rağmen, davalı bankanın borcunu yerine getirmemesi nedeniyle TMK.m.716’ya dayalı tescile zorlama davası açılarak dava konusu taşınmazın davacı adına hükmen tescilini talep etme zarureti hasıl olduğunu beyanla öncelikle dava konusu ... ili, ... ilçesinde yer alan, tapuda ... ilçesi, ... Sok, No:...’de yer alan, tapuda ..., ... Ada, ... parselde, Cilt ..., Sayfa ...’da kayıtlı, niteliği arsa ve betonarme atölye idari bina ve müştemilatı olarak belirtilen taşınmazın mülkiyetinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için karar kesinleşinceye kadar; TMK, 1010 uyarınca “davalıdır şerhi” verilmesine, taşınmaz üzerinde her türlü tasarrufta bulunulmasının engelenmesine, HMK, md.389 vd. uyarınca taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, ... ili, ... ilçesinde yer alan, tapuda ... ilçesi, ... Sok, No:...’de yer alan, tapuda ..., ... Ada, ... parselde, Cilt ..., Sayfa ...’da kayıtlı, niteliği arsa ve betonarme atölye idari bina ve müştemilatı olarak belirtilen taşınmazın mülkiyetinin vefa hakkına dayalı olarak davacı adına hükmen tescil edilmesine, davanın davacı lehine sonuçlanmasına istinaden İİK m 28 uyarınca işlem tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap ve 2. cevap dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığını, kaldı ki yerel mahkeme tarafından tedbirin kaldırıldığını, davacının tekraren tedbir talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup bu talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafından tedbir talebine ve davaya ilişkin harçların eksik yatırıldığını, harçlar tamamlatılmadan davaya devam olunmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece harcın re'sen gözetilmesi ve tamamlattırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde, davacı tarafından tedbir talebi ile yatırılan %15 oranında teminat yetersiz olduğunu, 6100 sayılı hmk 389 vd. maddeleri kapsamında ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını, ayrıca bu hususta tekrar yerel mahkemeden yeniden talepte bulunulması da hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde davacı tarafından iddia edilen şekilde davacının vefa (geri alım) hakkı bulunmadığını, davacının seçimlik hakkını borç varlık takası yönünde kullanması nedeniyle  dava konusu taşınmaz FYY sözleşmesi kapsamında borç varlık takası ile müvekkil tarafından devralındığını, müvekkil bankanın FYY sözleşmesi kapsamında devraldığı taşınmazın bedelini tam ve eksiksiz olarak ödediğini, davacının seçimlik hakkını borç varlık takası yönünde kullanması nedeniyle vefa hakkından feragat ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davacının vefa hakkını kullanmak istediğine dair beyanları huzurdaki dava bakımından önem taşımadığını, geri alım sözleşmeleri resmi şekle tabi olup aksi halde geçerli olmadığını, şekil şartına uyulmayan hallerde benimsenen yaptırım, kesin hükümsüzlük olduğunu, taşınmazın güncel değeri dava dilekçesinde belirtilenden çok daha fazla olup, mesnetsiz vefa hakkı iddialarına dayanarak cüzi bir tutar üzerinden taşınmazın tapu iptal ve tescilinin istenmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, vefa hakkı tesis edildiği durumda çoğunlukla bedelsiz/cüzi bir bedelle taşınmazın kullanımı vefa hakkı sahibine bırakılmakta iken somut durumda rayiç bedel üzerinden kira sözleşmeleri yapılması dahi davacının vefa iradesi olmadığını ortaya koyduğunu, bugüne kadar gelinen süreçte davacı geri alım hakkı olduğu hususunda herhangi bir iddia ve talepte bulunmadığını, ancak  taşınmazın müvekkilce 3. kişiye ihalesi ve satışının ardından kötüniyetli olarak geri alım talebi ile dava açıldığını, davacının vefa hakkı olduğu iddiası ile ikame ettiği huzurdaki dava müvekkil bankanın mülkiyet hakkına saldırı niteliğinde olduğunu, davacı beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak davranmakta ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını, taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi işleminin vefa hakkının olduğuna dair bir karine olmadığını, davacı tarafından FYY sözleşmesi ile lex commisoria yasağına aykırı davranıldığına dair beyanlarının yersiz olduğunu belirterek,  öncelikle davacı tarafından tekrarlanan ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine, dava konusu taşınmazın güncel değeri üzerinden harcın ikame edilmesine, her türlü yargılama gideri ile vekâlet ücretinin taşınmazın güncel değeri üzerinden nispi olarak hesaplanarak davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davanın TMK'dan kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin kişisel hak doğuran davalardan olduğu, mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu anlaşılmakla; Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine...\" dair karar verilmiştir.<br>İnceleme konusu karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihi itibariyle, taraflar yönünden istinaf başvurularının süresinde olduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sakarya BAM 4. HD'nin kararının taraflara tebliğe çıkarılmadığını ve kararın tebliğine bağlanan hakların kullanılmasına engel olunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin görevsizlik kararının, verildiği anda kesin olduğunu, dosyanın HMK 20. maddesi kapsamında talepte bulunulması şartıyla ayrıca esasa alınmaksızın kaydının kapatılarak görevli Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere gerekli işlemlerin tamamlanması gerekirken, görevsizlik kararının yeniden istinaf edilmesine imkan sağlayacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin duruşma istemli olarak kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davaya bakma görevinin Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunun tespitine, dosyanın görevli Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere gerekli işlemlerin tamamlanması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin sadece görevsizlik kararı vererek dosyanın Gebze Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmettiğini,  ihtiyati tedbire ilişkin açık bir hükmün bulunmadığını, ancak, Mahkemece işbu 19.12.2023 tarihli görevsizlik kararı verilirken daha önce yine (görevsiz) Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının da ortadan  kalkıp kalkmadığına ilişkin açık bir hükme yer verilmesinin gerektiğini, bu sebeple yerel mahkemeden kararın tavzihi ve hükmün tamamlanması talep etmişler ise de, bu güne kadar bu hususta herhangi bir karar verilmediğini, yerel mahkemenin görev konusunda verdiği kararın yanında mutlaka tedbir bakımından da bir karar vermesi gerekirken, tedbir konusuna hükümde yer verilmeyerek usule ve yasaya aykırı karar verdiğini, görevsiz olduğu hükme bağlanmış mahkeme tarafından kaldırılmayan tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, huzurdaki davanın ticari dava olduğunun izahtan vareste olduğunu, davanın ticari işten kaynaklı olup her iki tarafın tacir olduğu ve tarafların ticari işletmelerini ilgilendirmesi sebebiyle ticari dava olarak sayılan davalardan olduğundan TTK açık hükümleri gereğince görevsizlik kararının kaldırılmasını ve yargılamaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam edilmesi yönünde karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, tedbir kararının Yerel mahkemece karara bağlanmaması ve bu hususta tavzih taleplerinin kabul edilmemesi sebebiyle bu hususun öncelikli olarak ele alınmasına ve 18.08.2023 tarihinde dava konusu taşınmaza konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesine, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı kararının kaldırılmasına ve görevli mahkemenin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanarak davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesine özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin görevsizlik kararının kesin olduğunu, davalı Bankanın “Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.12.2023 tarih ve 2023/644 E., 2023/1167 K. Sayılı usul ve esas yönünden hukuka aykırı kararının kaldırılması ve görevli mahkemenin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabulü” yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin tedbir kararı değil, ayrıca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kesin olarak verilen tedbirin devamı kararı bulunmakta olup, yeni bir karar verilmesine ve/veya hükmün tamamlanmasına ve/veya hükmün tavzihine hiçbir şekilde gerek bulunmadığını belirterek, davalı Ziraat Bankası A.Ş.’nin hukuka aykırı istinaf başvurusu ve içeriğindeki tüm taleplerinin usul ve esastan reddine, dosya içeriği 23.12.2023 tarihli İstinaf taleplerinin duruşma istemli olarak kabulüne, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.12.2023 tarih ve 2023/644 E., 2023/1167 K. Sayılı usul ve esas yönünden hukuka aykırı kararının kaldırılmasına (iptaline), davaya bakma görevinin Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait olduğunun tespitine, dosyanın HMK. 20. maddesi kapsamında talepte bulunulması şartıyla görevsizlik kararı doğrudan Sayın Mahkemece verilmiş olmakla ayrıca esasa alınmaksızın kaydının kapatılarak görevli Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmek üzere gerekli işlemlerin tamamlanması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE<br>Dava, vefa (geri alım) hakkına dayalı tapu iptal ve tescile ilişkindir. <br>6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.<br>Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.<br>Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.<br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).<br>Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. <br>6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olup, TTK'nun 5/1 maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Ticaret Mahkemesi'ne aittir.<br>Bu açıklamalara göre; davacı ile davalı banka ve bir kısım bankalar arasında daha önce kullandırılan ticari krediler sonucu davacı tarafından ödenmesi gereken borçların yapılandırılması amacıyla imzalanan 28/01/2020 tarihli sözleşmeye istinaden vefa hakkına dayalı tapu iptal ve tescil isteminden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Vefa (geri alım) hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davası B.K'nun 237 ve TMK'nın 716 maddesine dayanmakta olup bu hak ayrıntısıyla borçlar kanununda düzenlenmemiştir. Ancak, tıpkı ön alım ve alım davaları gibi taşınmazın aynına ilişkin olup şahsi hakka dayalı bir davadır.<br>Yukarıdaki paragraflarda yapılan açıklamalar ışığında, TTK'nun 4. ve 5.maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, ancak, taraflar arasında imzalanan 28/01/2020 tarihli sözleşmeye göre açılan vefa hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasının ise TMK 'dan kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin kişisel hak doğuran davalardan olduğu, mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı aşikardır.<br>Yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere; ticari dava niteliğinde olmayan uyuşmazlığın çözümünde HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesince HMK 114/1-c ve HMK 115/2 maddeleri gereği mahkemenin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğu sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi doğrudur.(Yargıtay 14 Hukuk Dairesinin 2014/16065 E-2016/3031 K sayılı ilamı)<br>He ne kadar davacı vekili Dairemizin 2023/3580 Esas sayılı dosyasında göreve ilişkin kesin nitelikte karar verildiğinden bahisle dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar tescili talebinde bulunmuş ise de, Dairemizce bahsi geçen esas sayılı dosyada yapılan inceleme İDM'nin ihtiyati tedbire itiraza ilişkin verilen kararın HMK 394/5, HMK 353/1-a-3 ve HMK 362/1-f maddelerine istinaden tesis edilen tedbire yönelik istinaf incelemesi olduğu, görev yönünden herhangi bir değerlendirmenin derdest olan bir davada yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, Dairemizin de görevli mahkemeye gönderme yönünden bir karar tesis etmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından, istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>  Davalı vekilinin davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu yönündeki istinaf başvurusu yukarıda açıklandığı üzere yerinde olmadığı gibi, ihtiyati tedbir kararının görevli olmayan İDM tarafından verildiği, göreve yönelik verilen kararla birlikte görevsiz mahkeme tarafından konulan tedbirin de kaldırılması gerektiği, ancak İDM tarafından taraflarınca talep edilmiş olmasına rağmen, tedbirin kaldırılmadığı, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiği hususundaki istinaf talebi de, bu hususun görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, Dairemizin ayrıca bu hususta karar vermesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.<br>Bu itibarla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükme yönelik yapılan istinaf başvurularının HMK 353-1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacıdan alınması gerekli 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85-TL'nin düşümü ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalıdan alınması gerekli harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>7-Harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>8-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan  kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince  karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,<br> Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 362-1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/02/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7803d8bf6e2a0036","SID":"0b46b0afee652a75"}}