{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/82 <br>KARAR NO: 2024/228<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19.10.2020<br>NUMARASI: 2015/1235 E. - 2020/485 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirket ile 01.08.2007 tarihinde Avusturalya, Tayland, Yeni Zelanda pazarlarında davalı şirketin mallarının tanıtım ve pazarlanması konusunda acentelik anlaşması imzaladığını, davalı tarafından yıllardır devam eden Acentelik Anlaşmasının yine davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak hiçbir kanuni usule riayet etmeksizin süresinden önce feshedildiğini, usulsüz feshinden sonra da müvekkili şirkete siparişlerin gelmeye devam ettiğini, Acentelik Anlaşmasının kendiliğinden her 2 yılda bir yenilenerek bu güne geldiğini, son 2 yıllık sürenin ise 31 Aralık 2015 tarihinde bitecek iken Acentelik Anlaşmasının davalı şirketin genel müdür yardımcısı  tarafından davalı şirkete gönderilen bir e- posta ile posta içeriğinde \"davacının Sıfırdan bir Pazar yarattığını da belirtilerek\" davacıya teşekkür edilerek, devamında artık davacıyla devam etmek istemediklerini beyanla\"  hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden 30 Nisan 2015 tarihinden geçerli olmak üzere 13.Nisan. 2015 tarihinde fesih edildiği bildirildiğini, yine 17 Nisan 2015 tarihinde davalı vekili İngilizce lisanında yazdığı yeni bir e posta ile \"davalı şirketin bahse konu pazarda uluslararası tüm satış ve pazarlama faaliyetlerini kendi bünyesinde yer alan pazarlama ekibi kanalıyla yürütme karan aldığı, bunun sonucu olarak yurt dışında bulunan tüm 3. kişi ve acentelerle iş ilişkilerini sona erdirme kararı verdiğini\" beyanla fesih iradesinin bir kez daha tekrarlandığını, davalı şirketin sürenin dolmasını beklemeden, hiçbir hukuki veya haklı sebebi olmaksızın ve TTK md 18/3 fıkrası hükmüne aykırı olarak fesih ettiği halde davacı acentenin pazarlarında ve müvekkili tarafından bulunmuş müşterilerle iş yapmaya devam ettiğini, ayrıca acentelik anlaşması fesih edilmeden önce, davalı şirketin pazar müşterilerine dair tüm detay ve iletişim bilgilerini talep ettiğini, daha sonra müvekkili şirketin müşterileri olan ve davalı Şirketin mallarını ilk kez müvekkili vasıtasıyla tanıyan ... gibi firmalara giderek acente yerine kendileri ile doğrudan ticaret yaparlarsa kendilerine extradan % 15 iskonto yapılacağına ilişkin beyanlarda bulunulduğuna dair duyumlar alındığını, bu sebeplerle davalı şirketin müvekkilinin uğradığı zarar ziyanı tazmin etmesi, geçersiz fesih sebebiyle özellikle anlaşmaya göre anlaşmanın sona ereceği 2015 sonuna kadar muhtemel komisyon gelirleri ile haksız ve usulsüz fesih sebebiyle her halükarda TTK md 122/1 a,b,c fıkralarında belirtilen, literatürde portföy hakkı olarak anılan muhik bir tazminat ödemesi gerektiğini ifade ederek, davanın kabulü ile anlaşma sonuna kadar ki komisyon bedellerine ilişkin uğranılan zararın tespitini, anlaşmanın haksız sona ermesi sebebiyle TTK md. 122 ve ilgili maddeleri uyanca muhik denkleştirme tazminatının tespitine, tespitin işin niteliği ve işte kullanılan para birimi, tarafların milliyetleri, iş ve anlaşmanın ifa yeri bakımından tespit edilecek tazminatın yabancı para cinsi Amerikan Doları olarak hesaplanmasını, tespit ve hesap edilecek tazminatlar toplamından, tahkikat sonucunda müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalarak şimdilik asgari 50.000 ABD Doları tazminatın  dava tarihinden fiili ödeme gününe kadar geçecek süre için yabancı para cinsinden ABD Dolarına devlet banklarının uyguladığı 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; davada taleplerini HMK 107.nci maddesi çerçevesinde arttırmak için gerekli şartların oluştuğunu, bilirkişi raporuyla alacaklarının belirlenebilir hale geldiğini, bu nedenle, davadaki taleplerini 40.708,00 Amerikan Doları denkleştirme tazminatı ve 29.585,00 Amerikan Doları komisyon bedeline ilişkin  olmak üzere toplam 70.293,00 Amerikan Doları daha arttırmak suretiyle 120.293,00 Amerikan Dolarına yükselttiklerini, harç yönünden de ek miktar üzerinden harcı yatırdıklarını, artırım taleplerinin kabulü ile toplam 120.293,00 Amerikan Dolarının, dava tarihinden fiili ödeme gününe kadar geçecek süre için yabancı para cinsinden Amerikan Dolarına devlet bankalarının uyguladığı 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili savunmasında özetle;  vekil edenin ... adlı gerçek kişi olduğunu, ancak huzurdaki davada ...'ın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı delilleri incelendiğinde ...’ın davalı ile ilişkisini gösterir herhangi bir belgenin de sunulmadığının görüldüğünü, acentelik sözleşmesinden doğan ihtilaflarda dava açma yetkisinin sözleşmeyi imzalayana değil, tüzel kişi acenteye ait olduğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davacı tarafa gönderilen 13 Nisan 2015 tarihli e-posta ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi halinde müvekkilinin pazardaki itibarının zedeleneceği, son dönemde taraflar arasında profesyonel bir yaklaşımla ilişki kurulamadığı ve acentenin müşteri ve çalışanlara yönelik olumsuz ifadeler içeren e-postalarından ve whatsapp mesajlarından haberdar olduğu, bu durumun sözleşmeyi ihlal ettiğinden, 30.04.2015 tarihi itibariyle davacı tarafından alınan siparişlere ilişkin vadesi gelmiş tüm komisyon ödemelerinin yapılacağı belirtilerek sözleşmenin feshedildiğini, davacının müvekkili satış ekibinin çalışanlarına karşı olumsuz tavırlar sergileyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, ...  adlı gerçek kişinin müvekkili satış personeline hakaretlerde bulunmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkiyi zedeleyici boyutlara getirdiğini, davacı tarafın sözleşmenin 13. maddesi ile müvekkilinin müşterilerin fınansal durumu hakkında bilgilendirmek ve müşterilerin durumunda güvenirliklerini olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir değişiklik oluştuğunda müvekkiline haber verme yükümlülüğünde olduğu halde, müvekkili ile satış sözleşmesine aracılık ettiği ... Ltd. adlı şirketin fınansal durumunu zamanında bildirmediğini, bu müşteri ile yapılan satış sözleşmesi sonrası iflas ederek müvekkiline borcunu ödemediği gibi müvekkilinin bu şirketten 52.509,57 USD alacağının kaldığını ifade ederek, davacı ... International şirketi tarafından açılan davanın, vekil adına usulüne uygun düzenlenmiş ve onaylanmış vekâletname aslı veya örneği sunulmadığından ve bu konuda süre istenmediğinden HMK m.77 uyarınca açılmamış sayılmasına, davacı olarak gösterilen ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Portföy tazminatı bakımından kök raporda yapılan son 5 yılın ortalamasının tavan alınması ile 90.708,00 USD yıllık komisyon tutarının hesap edildiği, davacı tarafın noter tasdikli apostillerinin dosyaya sunması ile son 5 yıl yapılan giderin 10.859 USD 'nin tenzili ile 90.708,00-10.859,00 = 79.849,00 USD portföy tazminatı, Komisyon bedeli olarak 29.585,00 ABD doları talep edebileceği, davanın bu alacaklarına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği ABD Dolarına devlet bankalarının uyguladığı 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği tespit edilmiş olup, açıklanan nedenlerle, Davanın kısmen kabulü ile 79.849,00 USD portföy tazminatı, 29.585,00 USD komisyon bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının uyguladığı bir yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 79.849,00 USD portföy tazminatı, 29.585,00 USD komisyon bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının uyguladığı bir yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 01.08.2007 tarihli acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiası ile yoksun kalınan komisyon bedelleri ve denkleştirme tazminatının tahsilinin talep edildiğini, yapılan sözleşme ile davacı şirketin Avusturalya,Tayland ve Yeni Zellanda ülke pazarlarında müvekkili şirket ürünlerinin tanıtımını yapmak, müvekkilinin ürünlerinin imajını ve müşteri portföyü geliştirmek amacıyla sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 23. maddesinde herhangi bir ihlal olmadığı durumlarda sözleşmenin 2 yılda bir yenilerek uzayacağının kararlaştırıldığını, ancak davacının talep edilen yıllık bütçe raporlarını ve ziyaret raporlarını müvekkili ile paylaşmaması Avusturalya'daki en büyük potansiyel müşterilerden bazılarıyla iletişim dahi kurmaması, mevcut müşterileri azarlamak da dahil olmak üzere müşterilere ve müvekkilinin satış ekibine pek çok olumsuz davranış sergilediğini, pek çok sayıda şikayet gelmesine sebep olması üzerine sözleşmenin 13.04.2015 tarihli e-posta ile haklı nedenle feshedildiğini, 17.04.2015 tarihli ihtarname ile fesih iradesinin tekrar edildiğini, 15.05.2015 tarihli cevabı ihtarnamede karşı tarafın tazminat taleplerinin hiçbir surette kabul edilmeyeceğinin belirtildiğini, mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne 79.849,00 USD  denkleştirme tazminatı, 29.585,00 USD yoksun kalınan komisyon bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verildiğini, mahkemece haklı fesih sebeplerinin ve delillerinin tamamının gerektiği gibi incelenmediğini, e-posta ve ihtarnamelerde belirtilen haklı nedenlerin yer almasına rağmen ihlal sebebinin gösterilmediği gibi hatalı bir sonuca varıldığını, denkleştirme tazminatı hesabında tavan tazminattan indirilmesi gereken kalemlerin indirilmediğini, değerlendirme yapılmaksızın kopyalanan bilirkişi raporlarının olduğu gibi gerekçeli kararda tekrar edildiğini, yoksun kalınan komisyon bedelininde  hatalı hesaplandığını, davacı tarafça kök bilirkişi raporunun dosyaya sunulması sonrasında 25.09.2018 tarihli dilekçeyle HMK 107/2 uyarınca dava değerini 120.293,00 ABD Dolarına yükselttiğini belirterek belirsiz alacak davası olduğunu beyan ettiğini, denkleştirme tazminatı ve komisyon alacağını davacı tarafından tam ve kesin olarak hesaplanabileceğinden belirsiz alacak türünde kabul edilemeyeceğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca bilirkişi incelemesine gidilmesinin belirsiz alacak davası açılabilmesi için yeterli olmadığını, bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacının dava açarken alacak miktarının belirleyebiliyorsa belirsiz alacak davasını açamayacağını, TTK 122 madde kapsamında talep edilen denkleştirme tazminatının  doktrinden ve kanundan ne şekilde hesaplanacağının ve son 5 yıllık faaliyet sonucu aldığı komisyon bedellerinin bu tazminat hesabında esas alınacağının açıkça düzenlendiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olmadığını, buna dair emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, ayrıca emsal kararlara göre davacının kısmi dava açmakta da hukuki yararının bulunmadığını, TTK 122 madde gereğince tazminat talebinin 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan ıslah talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ıslah talebinin hak düşürücü süre doğduktan sonra ileri sürüldüğünü, davacı olarak gösterilen gerçek kişinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, sözleşmenin acente adına kim tarafından imzalanmış olduğu anlaşılmamakla birlikte davacının imzaladığı varsayılsa dahi aktif husumet ehliyetinden söz edilemeyeceğini, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yasaya aykırı olduğunu, hangi hususların inceleneceğine dair bir belirleme yapılmadığını, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, TTK'nın 102 ve 107 maddelerinde düzenlenen müvekkil adına aracılık etmek ve/veya sözleşme akdetmenin acentenin kanundan kaynaklanan borçlarından olduğunu, tanık ifadelerinde savunmalarının doğrulandığını, davacının müvekkili tarafından talep edilmesine rağmen müşteri ziyaret formlarını ısrarla paylaşmadığını, müvekkili satış ekibi çalışanlarına karşı olumsuz tavırlar sergileyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının müşterilerin finansal durumu hakkında müvekkilini bilgilendirmediğini, müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, sözleşmenin usulüne uygun şekilde feshedildiğini, davacının tazminat taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, denkleştirme tazminatına ilişkin kanunda aranan şartların oluşmadığını, sözleşmenin bizzat davacının sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemleri nedeniyle feshedildiğini, 2015 sonuna kadar doğması muhtemel komisyon gelirinin ödenmesine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, denkleştirme tazminatı için yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, davacı tarafça tazminat hesaplarına dayanak teşkil etmek üzere sunulan belgelerin bir kısmının yabancı dilde sunulduğunu, denkleştirme tazminatının üst sınırından indirilecek giderlerden yalnızca seyahat, eğlence ve iş gücü giderlerinin  rapora yansıtıldığını, bunun dışındaki giderlerin göz ardı edildiğini, bu hesaba göre davacının yaklaşık olarak yüzde bin kar marjı ile çalıştığını, komisyon bedeline ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, altı ay üzerinden belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu, davacının makul bir sürede aynı nitelikte iş bulup bulunmayacağı hususunun ise bilirkişilerin mesleki tecrübelerinin dışında olduğunu, inceleme dışında bırakıldığını iddia ederek kararın kabul edilen kısmının kaldırılmasını,  tazminat taleplerinin reddedilmesini, aksi halde komisyon ödemesinin dikkate alınmamasının tazminat üst sınırından indirilecek kalemlerin tespiti ile indirilmesini, hesaplanan tazminatın üst sınırından faiz indirimininde yapılmasını, davacının makul bir sürede aynı nitelikte bir iş bulup bulamayacağı, bulabilecekse ne kadar sürede bulabileceğinin tespit edilerek yeniden hesaplanmasını ve sonucuna göre karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan ve uğranılan zarar karşılığı tazminat ile TTK'nın 122. maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, acentelik anlaşmasının varlığı, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, feshin haklı olup olmadığı, davanın belirsiz alacak davası  şeklinde açılıp açılamayacağı, davacının dava değerini arttırdığı talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, mahkeme kararının gerekçesinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, denkleştirme tazminatı ve yoksun kalınan kar zararının şartlarının oluşup oluşmadığı, delilerin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği, bilirkişi raporunun dosyaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 01.08.2007 tarihinde acentelik anlaşmasının imzalandığı, davacı şirketin acente olarak sözleşmede yer aldığı, sözleşmenin başında davalı şirketin  kot kumaşı, kot giyim-spor giyim kumaşları üreticisi olduğu, üretiminin bir miktarını Avusturulya, Tayland, Yeni Zelanda seçgin müşterilere ihraç ettiği, diğer yandan acentenin Avusturalya, Tayland, Yeni Zelanda pazarlarında kot, kot giyim, spor giyim pazarlanması ve pazarlanma işinde yoğunlaşmış istikrarlı bir firma olduğunun belirtildiği, kapsam başlığı altında 1.maddede, davalı şirketin  anlaşma ile mallarının acente tarafından münhasıran Avusturalya, Tayland, Yeni Zelanda pazarlarında bulunan müşterilere tanıtım ve satışının yapılması hususunda mutabık olunduğuna yer verildiği, tarafların yükümlülüklerinin 2.bölümde düzenlendiği, acentenin ana görevinin davalı ürünlerinin tanıtımını yapmak ve satış anlaşmalarının sonuçlanmasını sağlamaya çalışmak olarak 1.maddede ifade edildiği, 2.maddede, tanıtım ve geliştirme görevi esnasında acentenin ...'nun genel talimatlarına uyacağı, fiyat aralıklarını, ödeme koşullarını, satış ve teslimat koşullarına gözeteceği,  6.maddede müşterilerle her bir toplantı üzerine acentenin bir müşteri ziyaret raporunu hazırlamak ve davalıya göndermek zorunda olduğu, bu raporun müşterilerle yapılan görüşmeleri özetlemesi ve davalı tarafından hangi eylemin hangi tarihte gerçekleştirilmesinin beklendiğini açıkça ifade etmesi gerektiği, acentenin bahse konu kararlarla ilgili tüm ilgili bilgi ve veriyi şahsi tavsiyesini davalı şirkete vermeyi taahhüt ettiği, 4.maddede, süre ve sona erme başlığı altında 22.madde olarak bu anlaşmanın 31.12.2009 tarihine kadar geçerli olduğu, 4 aylık bir deneme süresi olacağı, 23.maddede, bir diğer tarafın anlaşmanın herhangi bir hükmünü ihlal ettiğini düşündüğü takdirde diğer tarafa yazılı bir ihbarname göndererek ihlalin ne olduğunu ve buna ne şekilde son verileceğinin belirteceği, ihlalin ihbarname tarihinden itibaren 2 ay içinde düzeltilmemesi halinde anlaşmanın ihbarname tarihinden itibaren 90 gün sonra sona ermiş olacağı, sözleşme ihlali ve ihbarname yoksa anlaşmanın otomatik olarak 2 yıl daha uzayacağı, 24 maddede ise anlaşmanın feshi halinde feshin yürürlüğe girmesinden önce davalı şirketin teyit ettiği ya da talep ettiği tüm sevkiyatlara ilişkin komisyonların ödeneceği, 25.maddede, bu anlaşmanın acente ve davalı arasındaki tek anlaşma olduğu, anlaşmada değişiklik yapılmasının tarafların yetkili personeli tarafından imzalanması halinde geçerli olduğunun belirtildiği ve anlaşmanın 27. madde ibaret olduğuna yer verildiği, 20.03.2015 tarihinde gönderilen mailde en sevilen acente olduğu, gerçekten en iyisin, bazen çileden çıkartıcı olmanıza rağmen sizi seviyoruz ifadelerinin kullanıldığı, 13.04.2015 tarihli mailde, 2007 yılından beri çalışıldığı, iş birliğinin sonuna gelindiği, bundan üzüntü duyulduğu, bu kararın gündemde olduğu, fazla ısrar etmeleri durumunda davalı şirketin pazardaki şöhretini tehlikeye sokmuş olacaklarını, yavaş yavaş başladıklarını ve halen geliştirilebilecek bir pazar yarattıklarını, Avusturulyalı müşteri tabanına ... ekibi olarak hizmet etmeye karar verdiklerini, davacı ile son iletişimin profesyonel yaklaşımana uygun olarak cereyan etmediği, e-maillerin ve watsap mesajlarının öğrenildiği, bu durumun sağlıksız ve anlaşmanın ihlali niteliğinde olduğunu düşündüklerini, davacı şirkete çabaları nedeniyle teşekkür ettikleri, birbirlerini iyi anlayan iyi arkadaş kalmayı umduklarını belirterek anlaşmanın feshetme kararlarının hemen yürürlüğe gireceği fakat 30.04.2015 tarihi itibariyle tüm siparişlere ilişkin ödenebilir tüm komisyon ödemelerinin yapılabileceği, verimli bir çalışma yapıldığı, şimdi değişiklik zamanı olduğu, bu değişimi yürürlüğe koymak zorunda hissettiklerini, iş birliği ve anlayış için teşekkür ettikleri ifadelerine yer verdikleri , davacı şirket tarafından acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiası ile 25.12.2015 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere zararın tam ve kesin olarak mümkün olduğu anda artırılmak üzere belirsiz alacak davasının açıldığı, 17.04.2015 tarihli davalı tarafça davacı adına gönderilen ihtarnamede 01.08.2007 tarihinde acentelik anlaşması imzalandığı, hizmet sebebiyle tüm mali yükümlülüklerin yerine getirildiği, şirketin  satış ve pazarlama stratejisini değiştirme kararı aldığı, bu çerçevede 01.04.2015 tarihi itibariyle yurt dışında bulunan tüm 3.şahıslar ve acentelerle iş ilişkilerini sonlandırdığı, bu tarihten itibaren şirketin uluslararası mahiyette tüm satış ve pazarlama faaliyetlerini kendi bünyesinde yer alan pazarlama ekibi tarafından yürütebileceği, dolayısıyla şirketin hizmet etmekte olan 3.şahıslar ve acentelik kurumları ile olan anlaşmalarını feshetmesi kapsamında imzalanan anlaşmanında ihtarnamenin ulaşması ile feshedileceği, bu tarihten itibaren şirketin bahsedilen anlaşma ile tüm iş ilişkileriyle ilgisi kalmadığının ihtaren bildirildiğinin belirtildiği, devamında ise öte yandan şirketin pazarlama müdürleri ve çalışanlarına saldırgan e-mailler gönderildiğinin anlaşıldığı, şirketin çalışanları tarafından rahatsız edildiği, ayrıca bu saldırgan rahatsız edici konuşma ve beyanlara derhal son verilmesinin ihtar edildiği, aksi takdirde hukuki müracaatları yapacaklarının belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 06.05.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, gönderilen ihtarnamede ,sözleşmenin ihbarname ile 17.04.2015 tarihinde feshedildiği, anlaşmanın ne şekilde sona erdirileceğinin 22 vd maddelerinde gösterildiği, sürenin 31.12.2015 günü dolacağı, sürenin dolması beklenmeden ve hiçbir hukuki veya haklı sebep olmaksızın acentelik sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği belirtilerek 250.000,00 USD anlaşmanın ihlali nedeniyle maddi ve manevi zararların, 42.000,00 USD ve 68.000,00 EURO'nun kazanılması muhtemel komisyon gelir karşılığı 40.000,00 USD ve 65.000,00 EURO portföy tazminatı olmak üzere toplam fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 332.000,00 USD ve ilaveten 133.000,00 EURO'nun ödenmesinin talep edildiği,  davalı şirket tarafından davacı şirkete Beyoğlu .... Noterliğinde düzenlenen 15.05.2015 tarihli ihtarname ile cevap verdiği ve cevabında, müvekkilinin sözleşmenin haklı nedenle feshinden kaynaklanan hakları saklı kalmak üzere ihtarname ileri sürülen iddiaların ve tazminat taleplerinin şirket tarafından kabul edilmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delilerini dosyaya ibraz etmesi ile birlikte taraf tanıkları dinlendikten sonra bilirkişi raporu ve ek raporları alınmıştır. 30.03.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında 01.08.2007 tarihinde imzalanan “Acentelik Anlaşmasının” 31.12.2009 tarihine kadar geçerli olduğu, (m.22), taraflardan bir diğer tarafın anlaşmanın herhangi bir hükmünü ihlal ettiğini düşünüyorsa diğer tarafa yazılı bir ihbarname göndererek ihlalin ne olduğunu ve buna  ne şekilde son verileceğini belirteceği, ihlalin ihbarname tarihinden itibaren 2 ay içinde düzeltilmemesi halinde bu anlaşma ihbar tarihinden itibaren 90 gün sonra sona  ermiş olacağı, şayet sözleşme ihlali ve ihbarname yoksa anlaşmanın otomatik olarak 2 yıl daha uzayacağı, (m.23). anlaşmanın kapsamı davacının mallarının münhasıran acente tarafından Avustralya, Tayland, Yeni Zelanda pazarlarında bulunan müşterilere tanıtım ve satışının yapılması olduğu, (m.22). davalı 13.04.2015 tarihli e-mail ile davacıya aralarındaki son iletişimin profesyonel yaklaşıma uygun olarak cereyan etmediğini, e-mail ve whatsapp mesajlarının detaylarını öğrendiğini bu durumun anlaşmayı ihlal niteliğinde olduğunu düşündüğünü, anlaşmayı fesih kararının hemen yürürlüğe gireceğini fakat 30.04.2015 tarihi itibarıyla tüm siparişlere ilişkin ödenebilir tüm komisyon ödemelerinin yapılacağını bildirdiği, davalı ... AŞ, 17.04.2015 tarihli “ihtarnamesi” ile davacıya 01.08.2007 tarihinde imzalanan anlaşmayı feshettiklerini, şirket satış ve pazarlama stratejisini değiştirme kararı aldıklarını, 01.04.2015 tarihi itibarıyla, yurt dışında bulunan tüm 3. sahışlar ve acentelerle iş ilişkilerini sonlandırdıklarını, davalının uluslararası maliyette tüm satış ve pazarlama faaliyetlerini kendi bünyesinde yer alan pazarlama ekibi tarafından yürütüleceğini, 01.08.2007 tarihli anlaşmanın da bu ihtarnamenin ulaşması ile feshedildiğini, şirketin pazarlama müdürü ve çalışanlarına saldırgan e-mailler gönderildiğini ve davacının çalışanları tarafından rahatsız edildiklerini ve bu konuşma ve beyanlara son verilmesini bildirdiği, dosyada davacının 07.01.2015 tarihli, müşterilere ait tüm özel detayları talep etmelerinin kendilerini endişelendirdiği, davalının 07.01.2015 tarihli e-mail ile davacıya endişe duymak, özel bilgiler, senin müşterilerin sözlerinin garip geldiğini; davacı 13.04.2015 tarihli e-mail ile ... müşterilerinin kendileri tarafından davalıya kazandırılan müşteriler olduğunu, bu markaların davalı (...) ile doğrudan çalışmak istemelerinin sebebinin %15 düşük fiyat teklifi olduğunu, tedarik müdürünün her bir markanın tasarımcısını dolaşıp WTA kanalı ile değil doğrudan ... ile çalışırsa m2 %15 daha ucuz fiyat uygulanacaktır dediğini bunu neden yaptıklarını, ... Grubun davacı ile yapmış olduğu işlemlerde 415 kar ettiğine inandığını bildirdiğine ilişkin e-maillerin mevcut olduğu, davalının Beyoğlu ... Noterinin 15.05.2015 tarih ... Y. No'lu ihtarnamesi ile davacıya   12.05.2015 tarihinde tebliğ alınan ihtarnamede taraflar arasındaki 01.08.2007 tarihli anlaşmanın  17.,04,2015 tarihli ihtarnamesi ile feshedilmesi sebebiyle davacının maddi manevi zarar, muhtemel komisyon geliri karşılığı ve portföy tazminatından oluşan toplam 332.000 USD ve 133.000 Euro tazminat talebini kabul etmediklerini, davalının Acentelik Sözleşmesini acentenin yükümlerine aykırı davranması sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, davalıya gönderilen ihtarnamede ileri sürülen iddiaları ve tazminat taleplerinin kabul edilmediğini bildirdiği, dosyada, davalıya gönderilen ... ofisinin olduğunu bildiği ancak kimin olduğu ve nerede çalıştığı hakkında bilgisi olmadığına dair ... (kot ürünleri sorumlusu) tarafından gönderilen 28.04.2014 tarihli yazı, ...'in “43 yıl önceki mütevazı başlığından sonra Avustralya ve Yeni Zelanda'nın moda markalarından biri olduğuna ilişkin yazı ...'da ...'in Avustralya'da ve Yeni Zelanda'da 215 mağazası bulunduğuna ilişkin 22.09.2015 tarihli yazı davalının davacıya müşterilerinin doğrudan kendileri ile çalışmak istememesine saygı göstermesine ilişkin 11.03.2015 tarihli, ...'un davalıya davacının hala kendisiyle neden doğrudan irtibata geçmediklerini öğrenmek için fabrikalarını zorladıklarına ilişkin 09.03.2015 tarihli, davalının davacıya müşterileri kendisiyle çalışmaya zorlayamayacaklarını anlamasına ilişkin 12.03.2015 tarihli; davacının, davalıya müşterilerinin bilgilerini talep etmesinin kaygılandırdığı, neden direk iletişim bilgilerini ve e-mail adreslerini öğrenmek istediklerine ilişkin 07.01.2015, davalının davacıya veri tabanlarının güncelleşmesi üzerinde çalıştıklarını belirttiği 05.01.2015 tarihli e-maillerin mevcut olduğu, davacı tarafın davalıdan portföy tazminatı talep ettiği, buna göre 6102 sayılı TTK' dan önce de bu davaların görüldüğü  ve tazminat hesapları yapıldığı, portföy tazminatı hesaplama yöntemi konusunda uygulamada benimsenen görüşün bayinin her beş yıllık faaliyeti sonucu elde edilen kazancın yıllık ortalaması tavan alınarak tespit edilmesi şeklinde olduğu, ( Bkz. Nilay Şenol, Bayilik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları, s:274 ) buna göre her 5 yıllık satış hasılatından, satış için yapılan giderlerin düşülmesi ile bulunan meblağın yıllık ortalaması müşteri/portföy tazminatını oluşturduğu, bu bağlamda mali bilirkişi olarak tarafların son beş yıllık ticari ilişkilerinin incelendiği ve raporda gösterildiği, tarafların 5 tam yıl içerisinde 154.333,00 USD ve 273.123,00 Euro fatura/komisyon ilişkisi içerisinde bulundukları, dava tarihi itibariyle Parite 1 USD - 1.0955 EURO, 273.123 EURO - 299.206,25 USD olduğundan davacı tarafın USD birimi talebine istinaden tüm işlemleri ( 5 yıl) USD Para cinsi olarak 299.206,25 * 154.333 -453.539,25 USD tuttuğu, 5 yılın ortalamasının tavan alınması ile 453.539,25/5 - 90.708,00 USD yıllık komisyon tutarı bulunduğu, 6102 sayılı yasada, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonunda aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz düzenlenmesi yapıldığı, 90.708,00 USD nin davacı tarafın talep edebileceği tavan portföy tazminatı olduğu, yukarıda portföy tazminatı hesaplamasının 5 yıllık satış hasılatından, satış için yapılan giderlerin düşülmesi ile bulunan meblağın yıllık ortalaması müşteri/portföy tazminatını oluşturduğu, davacının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olmadığı gözetildiğinde, onun Türk mevzuatına göre defter tutma yükümü de olmadığı, ancak, kendi iddiası yönünden, alacak ve kayıt durumunu, kendi kayıt durumuna göre, ülkesinde yetkili bir merciden  veya bağımsız bir denetim kuruluşundan alacağı, davalının (yukarıda da hülasa edilen) muhasebesel kayıtlarıyla ayrıntılı karşılaştırma yapmaya ve koşulları varsa davadaki savını teyide elverişli, tasdikli ve çevirisi apostilli bir belge ile  getirmesi durumunda, mali olarak portföy tazminatının hesaplanabilir olacağı, davacı tarafın sözleşmenin fesih edildiği tarihte 24.527,00 USD, 33.406,00 Euro komisyon satışı yaptığı,  tabloda davacının 5 yıllık ortalama komisyon kazancının 90.708,00 USD hesap edilmiş olduğundan, 33.406 Euro'nun, USD paritesi / 1.0955 - 36.596,27 USD yaptığı  ve 2015 yılında 61.123,27 USD satış yaptığı tespit edilmiş olduğundan, sözleşmenin bakiye kalan süresi boyunca 90.708,-61.123,00 - 29.585,00 USD olarak değerlendirildiği, taraflar arasındaki 01.08.2007 tarihli sözleşme 2 yıl süreli olup fesih ve ihbarname olmadığından otomatik olarak 2 yıl daha uzaması sonucu feshin gerçekleştiği 2015 yılında sözleşmenin süresi 31.12.2015 tarihinde tamamlandığı, sözleşme m.23 uyarınca, sözleşmenin sona erdirilmesi için taraflardan biri diğer tarafın anlaşmanın herhangi bir hükmünü ihlal ettiğini düşünüyorsa diğer tarafa yazılı bir ihbarname göndererek ihlalin ne olduğunu ve ne şekilde son verileceğini belirtir, ihbarname tarihinden itibaren 2 ay içinde ihlalin düzeltilmemesi halinde sözleşmenin ihbarname tarihinden itibaren 90 gün sonra sona ermiş olacağı, somut olayda, davalı ... AŞ'nin 17.04.2015 tarihli ihtarname ile davacıya “davalının satış ve pazarlama stratejisini değiştirme kararı aldığını” ihtarnamenin davacıya ulaşması ile 01.08.2007 tarihli anlaşmanın feshedildiğini bildirdiği, davalının Anlaşma m.23 gereği, davacının anlaşmanın hangi hükmünü ihlal ettiğini belirterek 2 ay içinde ihlal düzeltilmezse sözleşmenin ihbar tarihinden itibaren 90 gün sonra sona ereceği açık olup mezkür ihtarnamede sözleşmenin fesih nedeni olarak davanın sözleşme ihlali değil davalı şirketin satış ve pazarlama stratejisini değiştirme kararının mevcut olduğu, yine, davalı tarafça  ihlal sebebi gösterilmediğinden davacıya verilen 2 aylık ihlalin düzeltilmesi süresi ve 90 gün ihtarname tarihinden itibaren beklenmesi gereken  süreye  de uyulmadığı, dolayısıyla Acentelik Anlaşmasının davalı tarafça  haklı bir nedenle feshedildiğinden söz edilemediği, daha sonra, TIK m.122 uyarınca, hakkaniyete uygun düşüyorsa acentenin müvekkilden tazminat isteyebileceği, denkleştirme isteminde bulunabileceği, açıklanan bilgiler neticesinde, taraflar arasındaki 01.08.2007 tarihli anlaşmanın davalı ... Ticaret AŞ tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının tavan portföy tazminatı olarak 90.708 ABD doları komisyon bedeli olarak 29.585 ABD doları talep edebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafça 21.09.2018 tarihli  dilekçe ile; davada belirtmiş oldukları taleplerini HMK 107 maddesi gereğince artırmak için gerekli şartların oluştuğunu belirterek, taleplerinin 40.708,00 ABD Doları denkleştirme tazminatı ve 29.585,00 ABD Doları komisyon bedeline ilişkin olmak üzere toplam 70.293,00 ABD Doları daha artırmak suretiyle 120.293,00 ABD Dolarının dava  tarihinden fiili ödeme gününe kadar süre için yabancı para cinsinden devlet   bankalarının uyguladığı, 1 yıllık mevzuat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 01.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; mahkemenin 24.09.2018 tarihli ara kararı gereğince, davalı vekilinin bilirkişi raporuna beyan ve itirazları ile davacı vekilinin beyan dilekçesi göz önünde bulundurularak ek rapor alınmasına karar verildiği belirtilmek suretiyle ; davacı vekilinin 21.09.2018 tarihli dilekçesi ile davada belirttiği talebini 120.293 ABD dolarına artırdığı, davalı vekilinin ise 18.04.2018 ve 24.10.2018 tarihli dilekçesinde, işbu davaların konu denkleştirme tazminalı ve komisyon alacağının tam ve kesin olarak hesaplanabilir alacaklar olduğundan belirsiz alacaklar türünden kabul edilemeyeceğini bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini davaya konu alacak miktarlarının açıkça belli olduğundan HMK m.107'de belirtilen belirsiz alacak davası açına koşullarının oluşmadığını TTK m.122'ye dayanılarak açılan huzurdaki davanın sözleşmenin feshinden itibaren 1yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, 1 yıllık süre dolduktan sonra 21.08.2018 tarihinde ıslah talebinde bulunulduğundan davanın baştan beri kısmi dava olarak nitelendirilmesinde dahi ıslah talebi hak düşürücü süre dolduğundan ve  sonra ileri sürüldüğünden davanın reddini talep ettiği, kök raporda yer aldığı üzere davalı ...  AŞ, 17.04.2015 tarihli ihtamamesi ile davacıya 01.08.2007 tarihinde imzalanan anlaşmayı ihtarnamenin ulaşması ile feshettiklerini bildirdiği, taraflar arasındaki fatura/komisyon ilişkisinin $ yıl içerisinde 154.333 USD ve 273,123 Euro USD cinsinden 453.539,25 USD olduğu TK m.122 çerçevesinde yapılan hesaplamada davacının iddiasını teyide elverişli tasdikli belge sunması halinde mali olarak portföy tazminatının hesaplanabileceği, komisyon bedellerine ilişkin uğranılan zararın 29.585 USD olarak belirlencbileceğinin tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin davalı tarafça  feshinin 17.04.2015 tarihli ihtarname (ulaşlığı tarih) ile gerçekleşmiş olduğu, davanım açıldığı tarihin 25.12.2015 , 21,09,2018 tarihli dilekçesinde ise ıslah talebinde bulunduğu, süresinde açılan işbu davada (TK m.122/4). HMK m.177 uyarınca ıslah işleminin yapılabileceğinin kabulünün mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından ek rapora karşı beyan ve itirazda bulunulmuştur. 29.11.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; tarafların ve özellikle davalı tarafın itirazları ayrı ayrı dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek tartışılması sonucunda; portföy tazminatı bakımından kök raporda yapmış oldukları son 5 yılın ortalamasının tavan alınması ile 90.708,00 USD yıllık komisyon tutarının hesap edildiği, davacı tarafın noter tasdikli apostitlerinin dosyaya sunması ile son 5 yıl yapılan giderin 10.859 USD nin tenzili ile 90.708,00 - 10.859,00 - 79.849,00 USD portföy tazminatı, komisyon bedeli olarak 29.585 ABD doları talep edebileceği, davanın bu alacaklarına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği ABD Dolarına devlet bankalarının uyguladığı 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi davalı şirket tarafından yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, sözleşmedeki belirlenen ilke ve kurallara uyulmaksızın fesih edilmiştir. 17.04.2015 tarihli ihtarnamede, davalı şirket tarafından, şirketin satış ve pazarlama stratejisini değiştirme kararı alındığı, bu sebeple yurt dışında bulunan tüm üçüncü şahıslar ve acentelerle iş ilişkilerinin sonlandırıldığı, uluslararası mahiyette tüm satış ve pazarlama faaliyetlerini kendi bünyesinde yer alan pazarlama ekibi tarafından yürütüleceği belirtilmiştir. Söz konusu açıklamalarda davacı acenteye yönelik herhangi bir önel veya acentenin yapmış olduğu davalı şirket tarafından ihtar edilen bir husus mevcut değildir. Bu durumda acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız fesih edilmiş olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar ihtarnamenin ikinci paragrafında, şirketin pazarlama müdürleri ve çalışanlarına saldırgan mailler gönderildiği, şirket çalışanları tarafından rahatsız edildiği ifadelerine yer verilmiş ise de iddiaları ispatlayıcı somut bir veri olmadığı gibi iddiaların düzeltilmesine yönelik sözleşmede belirtilen şekilde verilmiş herhangi bir önelde  mevcut değildir. Bu sebeple davalı tarafın buna ilişkin savunmalarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. TTK'nın \"Denkleştirme istemi\" başlıklı 122 nci maddesi, \"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.\" düzenlemesini içermekte olup anılan bu hükümde denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir. Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça \"denkleştirme istemi\" olarak tanımlanan, doktrinde de \"müşteri tazminatı\", \"portföy tazminatı\", \"portföy akçesi\" olarak da ifade edilen bu tür tazminattır. TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca  denkleştirme isteminin  sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır.Davacı vekili tarafından davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olduğu, dava dilekçesindeki kullanılan dil ve özellikle alacak miktarının artırılmasına dair 21.09.2018 tarihli dilekçede anlaşılmaktadır. Söz konusu dilekçede davacı vekili dilekçenin konu kısmında talebin HMK'nın 107/2 maddesi çerçevesinde artırılmasına ilişkin beyanların ihtiva ettiğini belirtmiştir.  Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesinde belirsiz alacak davası tanımlanmıştır. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Madde gerekçesinde de alacağın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için bazı kıstaslar  açıklanmıştır. Bu yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında, somut davada davacının alacak miktarını önceden bilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden, davanın  belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.  TTK'nın 122/4 maddede, denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceği denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, sözleşme davalı şirket tarafından gönderilen e-mailler ve 17.04.2015 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Feshin 30.04.2015 tarihinden itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. Dava  25.12.2015 yılında bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Dava değerinin artırıldığı tarih itibariyle hak düşürücü sürenin yeniden zamanaşımına benzer şekilde değerlendirilip tartışılması gerekmez. Çünkü davacı tarafça  yasanın belirlediği süre içerisinde istem mahkemeye dava açılarak kullanılmıştır. Bu sebeple, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporu dosya kapsamına uygun yeterli ve gerekçelidir. Bilirkişi raporu ve ek raporları, yasanın belirlediği şekilde ve taraf itiraz ve iddiaları değerlendirilerek düzenlenmiştir. Kaldı ki bilirkişi raporları takdiri delil olup mahkemece gerekçesi gösteriler verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 43.964,46 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42b80c5ab0aef422","SID":"5b90e2bb22ce1c32"}}